Karaman Aynı Gün İki Bakanı Ağırladı

Ahmet Tek
Ahmet Tek

İster tesadüf, ister tevafuk, isterse kader deyin, Karaman iki tarım bakanını aynı gün ağırladı. Cuma gününün bereketi olmalı. Elbette iki ayrı tarım bakanı yok. Ak Parti’nin ilk Tarım Bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü ve son Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli 8 Ekim'de Karaman’dalardı. Yolları kesişmedi, yani karşılaşmadılar. İkisinin de programı farklıydı.

Pakdemirli’nin etrafı korumalarla, siyasilerle, Karaman’ın yöneticileri ile çevrili iken Güçlü’nün yanında bilgi ve donanım peşindeki bir avuç genç ve onların hamisi üç güzel akademisyen, iki gayretli il müdürü vardı.

Bana, "Siz hangi bakanın yanında olmak isterdiniz?" diye sorsaydınız, Sami Güçlü’nün derdim. Bu nedenle önceliği Prof. Dr. Güçlü'nün programına veriyorum. Güçlü Hoca, uzun süredir "Anadolu Mektebi” projesini yürütüyor. Güçlü, proje kapsamında Karaman’a geldi. İlk olarak İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Burhan Yemiş, İl Millî Müdür Yardımcısı Abdurrahman Kurt ve projeden sorumlu idareci ve koordinatör öğretmenlerle buluştu. Kültür yoğunluklu bir görüşme gerçekleşti.

8 Ekim'de ise Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Uluslararası Yunus Emre ve Türkçe Bilgi Şöleni”ne ve Karaman Necip Fazıl Kısakürek Sosyal Bilimler Lisesinde, Anadolu Mektebi öğrencileri Yunus Emre Paneli'ne katıldı.

Konya Türk Telekom Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi Fatmanur Genç’in oturum başkanlığında düzenlenen panelde; Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi Aslıhan Balta “Sevgi Bağlamında Yunus Emre’de İnsan Telakkisi”, Ankara Türk Telekom Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi Kudret Sayan “Yunus Emre’ye Farklı Bakışlar”, Konya Türk Telekom Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi Kamile İrem Uyanık “Ölümlü Yunus’un Ölümsüzlüğü”, Karaman Necip Fazıl Kısakürek Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi Esra Yenievli ise “Türkçenin Başkentinden Hoşgörünün Ustasına” konusunda sunumlar gerçekleştirdiler.

Sunumlarının ardından Anadolu Mektebi Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sami Güçlü, KMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, KMÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. İdris Nebi Uysal ve KMÜ Edebiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Fatih Öztürk değerlendirmelerde bulundular. Yunus Emre sevgisi etrafında kümelenen gençler ve onlara ışık tutan, onların yanında olan KMÜ'nün üç güzel hocası, İl Milli Eğitim Müdürü... Prof. Dr. Sami Güçlü ne kadar bahtiyar olmuştur...

Güçlü'nün kısa konuşmasını "Edebiyat, düşünce, sanat, değerler, inanç konularında erkenden bilinç kazanmamız gerekiyor" cümlesiyle özetleyebilirim. İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan ise özetle “Anadolu coğrafyasında sınırı olmayan bir medeniyetin nesliyiz" dedi. Çalışkan sözlerini tamamlarken, şunları söyledi:

"Sami Güçlü Hocamızın öncülüğünde başlayan, günden güne daha çok gencimizin katılımıyla büyüyen ilim ve hikmet yolculuğu içerisinde bulunmaktan Karaman olarak büyük gurur duyuyoruz. Kitap ve okuma aşkıyla bezenmiş gençlerimize bu yolda daima destek vereceğiz.”

Karaman'da olsaydım bu toplantıyı kaçırmazdım. Hem hocalarımızla birlikte olmaktan hem gençlerin heyecanını görmekten daha değerli ne olabilir? Güçlü Hoca, kısa bir dönem bakanlık yaptı ama nezaketiyle bakanlıkta adından uzun süre söz ettirdi. Şimdi Anadolu Mektebi'nin gönüllü neferi... Geleceğin kültür iklimini oluşturmanın gayretinde.

BAKAN PAKDEMİRLİ İÇİN ASFALT DÖKÜLMÜŞ

Tarım Bakanı Pakdemirli Karaman’da rüzgâr gibi esti. Bir güne çok program sığdırdı. Sırasıyla, Karaman'da inekler için uygulanması planlanan "Elektronik Hayvan Takip Sistemi"nin tanıtımını yaptı. Ak Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Sektör temsilcileriyle buluştu. Elma bahçesi gezdi, elma topladı ve traktör kullandı. Karaman Belediyesi'ne ait Ongun Şirketi'nde inceleme yaptı. Daha sonra Üçharman köyünde bulunan obruğa inip Divle peynir tulumlarını gördü. Karaman uzun süredir bakan ağırlamamıştı. Bakan Pakdemirli, inşallah Karaman'dan keyifli ayrılmıştır.

"Tek Çarem Kaldı! Karaman'ı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Şikayet Etmek" başlıklı yazımda İsmail Hacı Tekkesi'nin 5 kilometrelik yolunun 2007 yılından bu yana asfatlanmadığından dert yanmıştım. Bu makalenin yayımlandığının ertesi günü Karaman'dan arandım. "İsmail Hacı Tekkesi beklesin. Asfalt ekipleri üç gündür yoğun şekilde çalışıyor. Yarın Tarım Bakanı gelecekmiş ve bir elma bahçesini gezecekmiş. Kılbasan yolundan soğuk hava deposunun bulunduğu mevkiye girip tekrar Kılbasan yoluna paralel devam eden tarlaların arasına asfalt dökülüyor. Tarım Bakanı Pakdemirli yarın burada bir elma bahçesini gezecekmiş" bilgisi verildi.

Bu asfalttan birilerinin dışında Karaman'da kimsenin haberi olmamış. Güvendiğim bir tanıdığımı arayıp, sordum. Doğruymuş. Daha önce, bahçe sahipleri kendi imkanlarıyla bu yola asfalt döktürmüşler. Tarla değilmiş ama bozuk bir yolmuş. Sonuç itibariyle Bakan Pakdemirli'nin geçeceği yol asfaltlanmış. İsmail Hacı Tekkesi'nin acelesi yok, biraz daha bekleyebilir. Tarım Bakanını tozlu yoldan götürmedik ya(!)

ESKİDEN SOLCULAR VARDI

Nobel ve Pulitzer ödüllü ABD'li yazar John Steinbeck, Türkiye'de daha çok "Fareler ve İnsanlar" romanı ile tanınmıştır. Bu eseri defalarca sinemaya aktarılmış, tiyatroda sahnelenmiştir. Steinbeck'in her eseri çarpıcıdır. Elma işçilerini anlattığı "Bitmeyen Kavga" adlı eseri de gerçekçi bir olaydan ve gözlemlerden örülü müthiş bir romandır. Romanda tarım işçilerinin ve elma hasadında çalışanların güç koşullardaki yaşam mücadelesi ve sendikalaşma çabaları anlatılır.

Türkiye’de eskiden sol vardı. Solumsular değil. Her biri farklı örgütlerin şemsiyesi altında, bir arayış içindelerdi. Emek, yokluk, yoksulluk kelimeleri dillerinden düşmezdi. 12 Eylül darbesi, bir büyük silindirdi. Ülkenin üzerinden eze eze geçti. Solcular da silindirin altında kaldılar.

Daha sonra başta emek olmak üzere bazı kelimeler kullanımdan düştü. Sendikalar bile emeğin derdine değil, işçi aidatlarının peşine düşer oldu. Tarım Bakanı Pakdemirli'nin Karaman ziyaretine ilişkin haberleri tararken, bunları düşündüm.

Bakan Pakdemirli, Türkiye'deki hayvancılık ve elmacılık verilerini paylaştı. Gurur duyulacak veriler. Yeterli mi? Üretim varsa, üretici var. Üreticilerin sorunlarını dinleyen var mı? Örneğin, birkaç gün önce pancar üreticilerinden bazıları "Canımızdan bezdik" diyerek, Ereğli Şeker Fabrikası Karaman Pancar Dairesi Şefliği önünde toplandı. Kota düşüklüğünden kantara giremediklerini ve ürünlerini teslim edemediklerini söyleyerek, tepki gösterdiler. Karapınar'ın günlük pancar kotası 4 bin 200 ton, Karaman'ın bin 600 tonmuş. Aradaki farka bakar mısınız? Beklerken oluşan fire kayıpları, çiftçinin cüzdanından para eksilmesi demektir.

Bakan Pakdemirli'nin ziyaretiyle Divle peyniri bir kez daha gündeme geldi. Marketlerdeki 50-60 liralık peynirin fiyatından yakınan dar gelirli bu peyniri nasıl alacak? Üretici için kazanç kapısı ama tüketicileri de unutmamak gerekir. Karaman'da Divle peyniri üzerine yapılmış bir anket çalışmasını incelemiştim. Divle peynirinin adını bile bilmeyen çok kişi var. Tadına bakanlar hatırladığım kadarıyla yüzde 10'dan daha düşüktü.

Bakanın ayağına toz kondurmadık, elma hasadını gösterdik ya, bu yeter mi diyeceğiz? Kuraklık, susuzluk ve kaçak kuyu sorunlarıyla, çölleşme riskiyle, obruk oluşumlarıyla baş başa kalan Karaman'da bu konular daha sık gündeme gelse... Tarım Bakanı Pakdemirli'ye bu sorunlardan da bahsedilip, olayın başka boyutu da anlatılsaydı, daha iyi olmaz mıydı? Ya maden ocağı ruhsatı verilen tarım arazileri? Ya biyokütle termik santralı? Girdi fiyatlarının yüksekliği? Birileri de bunlardan söz etseydi ya...

Karaman elma diyarı oldu, Karaman besicilikte çok öne geçti. Tarımsal ürünler sektöründeki firmalarımızla gurur duyuyoruz. Ama mevcut sorunlara göz kapamak hayırlı bir iş değildir. Bazılarının iddia ettiği gibi, ne hayvancılığımız öldü, ne çiftçimiz battı. Türkiye, tarımsal alanda dünyanın gıptayla baktığı bir ülke. Daha iyisini istemek, zor durumda olan üreticinin desteğe ihtiyacı olduğunu belirtmek, tarım işçilerinin ücretlerinin ve koşullarının düzeltilmesini dile getirmek analitik düşünen herkesin görevidir.

Eskinin solcuları kalmadı ama, Türkiye'nin 40-50 yıl öncesini özleyenlerin sayısı azımsanacak gibi değil. Düne özlem gerçekçi değildir. İster ulusal, ister uluslararası verilere bakılırsa, "Bugün dünden iyiyiz, yarın bugünden iyi olacağız."

- Karamandan.com, Ahmet Tek tarafından kaleme alındı
https://www.karamandan.com/makale/7965316/ahmet-tek/karaman-ayni-gun-iki-bakani-agirladi