Sezai Karakoç

Fatih Gilik
Fatih Gilik

Zamanın değiştiremediği, potasında eritemediği ve her daim özünü muhafaza ettiği insanlar, diğerleri nezdinde farklı ve ayrıcalıklıdırlar. Her çağda ve hatta her saniyede dahî “kendi” olma özelliğini muhafaza eden; yaşamını, savunduğu değerler üzerine inşa edip bu değerleri ne olursa olsun koruyan, savunan ve savunması uğruna her saldırıyı göze alıp her yaftalama karşısında yeni bir gayret ve cehdle mücadelesine devam eden, her yeni savaşa yeniden teçhizatlanıp giren ve bütün bunlarla birlikte mukaddesâtını asrın şartlarına göre ayarlamaktan da geri kalmayan kimselerdir bunlar. Çünkü onlar sürü olmaktan kendilerini kurtarmakla da kalmamış, ne sürüye çoban ne de sürünün köpeği olmuşlardır. Onlar bütün çıkarcı zihniyetlerin vaad ettiklerini ellerinin tersiyle itmekten çekinmeyen ruh savaşçıları, kendilerini bir neslin dirilişine adayan dava erleri, iman güneşiyle aydınlanmış ulemanın temelini atmış oldukları binanın estetik dokusunu tamamlayan din mimarlarıdır. Onlar insanın fikriyatına dokunan, insanın düşüncesini eylem planına aktaran aktörlerdir. Yine onlar söyledikleri ile eyledikleri bir olan mütefekkirlerdir. Evet, mütefekkirlerden pek çoğu söylev üzerine hayatlarını sürdürmüşler ve eylem planında eksik kalmışlarsa da bizim kastettiğimiz manada zamanın potasında erimemiş ve değişmemiş kimseler için daima eylem ve söylem arasında tam bir paralellik söz konusu olmuştur. Zaten böyle kimselerin azlığıdır onları değerli kılan. Belki ilmi birikimleri yeterli seviyede değildirler ancak ilim alanında bir müçtehidin yaptığından çok daha fazlasını aksiyon alanında yapabilmekte ve bir alimin etkilediği insan kütlesinden çok daha fazlasını etkileyerek nesillere nur kaynağı olabilmektedirler. Bu vasıfları haiz son dönem mütefekkirlerin başında şüphesiz ki doğunun yedinci oğlu Sezai Karakoç gelir.

1933 yılının Ocak ayında Diyarbakır Ergani’de gözlerini açan Sezai Karakoç, hayatının bütün yönleriyle incelenmesi gereken şair-mütefekkirlerin başında gelir. Nitekim Turan Karataş’ın “Doğunun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç” adlı doktora tezi, bu alanda önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Ancak Sezai Karakoç’un özellikle yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamaya yaklaştığımız şu günler karşısındaki konumu ve günümüzde ona karşı tavrın anlaşılması hususunda yeni eserlerin vücûda gelmesi, onun daha güzel ve net anlaşılması için gereklidir. Zira yaşlılıkla birlikte muvazene yeteneği (ister-istemez) gerileyen Sezai Karakoç’un bugün mütefekkirliği ve şairliği üzerine yapılan yorumlar yanlış olabilmektedir.

Sezai Karakoç, yaşlanması ve yaşa ermesiyle birlikte ister istemez bazı çevrelerin kendi çıkarlarına uygun olarak güç devşirdikleri dev bir şahsiyet olarak karşımızda durmaktadır. Onun gücünden ve etkisinden nemalanmak isteyenlerin, fahri olacak şeyler yaftası altında aslında üstadın en münbit dönemlerinde vermeyecekleri ünvanları, onun teyakkuzunun zayıfladığı dönemde vermeleri oldukça manidardır. Sezai Karakoç’un ümmetçi-muhafazakar bir çizgide en velûd dönemlerinde ortaya koyduklarının tamamıyla kendi gayretinin bir neticesi olduğu malumdur. Onun bu döneminde mücadelesi zor olmuştur. Lakin ünvan dağıtıcı tüccarların onun o dönemde yüzüne bakmadıkları ve hatta susturmak uğruna her çabayı gösterdikleri, gayretlerini görmezden geldikleri gün gibi aşikardır. Ama ne yazık ki bugün onu anlamayanlar ondan anlam çıkarma uğraşı içinde beyhude bir çabanın mümessili olmaktadırlar.

Sezai Karakoç, medyadan, nümayişten ve sahte yaşamların şatafatından uzak bir hayat sürmüş ve hala da sürmeye devam etmektedir. O, çizgisinden hiçbir zaman sapmamış, bazı sahte emeller uğruna davasını satmamış ve diriliş neslinin hayalini her daim yüreğinde taze tutmuş bir münevver, mütefekkir ve şairdir. Onun son zamanlarda başına gelenleri (ya da başına getirilenleri) Nuri Pakdil’in ahir ömründe başına gelenlerle mukayese etmek son derece yanlıştır. Zira Nuri Pakdil’in yaşam serüveni ve davası karşısındaki tutumu Sezai Karakoç’un tutumuna benzemez. Daha uzun bir yazının konusu olabilecek bu mukayesenin detaylarını bir kenara bırakarak diyebiliriz ki: Sezai Karakoç, üzerinden itibar devşirilebilecek ve karizmasından istifade edilebilecek biri değildir. O, anlaşılması, fikirlerinin yaşatılması ve yaktığı meşalenin söndürülmemesi gereken bir büyüğümüz ve şairimizdir. Allah üstadın ömrüne bereket versin.

Fatih Gilik

- Karamandan.com, Fatih Gilik tarafından kaleme alındı
https://www.karamandan.com/makale/7845889/fatih-gilik/sezai-karakoc