Ali Şenol Çelebi Kimdir?

Rıfkı Bey arayıp “2. kitap için sıra sizin kuşağa geldi, yazı yazar mısın?” deyince “anah” dimişim. Biz ne ara bu yaşa gelmişiz?

İlk kitaptaki 50 kişiye bakınca, “Benim ne işim var bu kitapta?” diye düşünmedim değil. Hepsi birbirinden değerli büyüklerim. Sonra düşününce, bugünlere gelmemde her birinin büyük katkıları olduğuna inandığım ailem için yazmalıyım dedim. Hem de Karaman için yazmalıydım. Ben kentlerin tarihinin, coğrafyasının, Yunus Emre, Mevlânâ ve Karacaoğlan gibi kültürel değerlerinin insanların hamurunda, şekillenmesinde önemli bir yeri olduğuna inanırım. Kitabın, dünya ve Türkiye’de 2021 Yunus Emre ve Türkçe yılında yayımlanacak olması da çok hoş bir tesadüf oldu.

1959 yılı Kasım ayında Karaman’ın Mansurdede Mahallesi’nde doğmuşum. Babam Ekmekçi Sami, annem Meshepzade Hediye Çelebi. Ben bu ailenin 3 numarasıyım. İki abim var. Yaşamımın sadece ilk 11 yılı Karaman'da geçti. Okul öncesi dönemden hatırladıklarım son derece sınırlı. Mansurdede Mahallesi’ndeki 2 katlı evimizi hatırlıyorum, şu anda yol geçtiği için yerinde yeller esen. Karaman'da herkesin tanıdığı, aynı zamanda komşumuz olan İğneci Emin Amcayı hatırlıyorum. Onun metal enjektör kutusunu, kaynattığı cam enjektörünü. "Müsaitseniz yemekten sonra annemler gelecek"leri, o mahalledeki komşuluk ilişkilerini…

İlkokulu Gazi Mustafa Kemal İlkokulu’nda Dönüş Karagöz öğretmende okudum. İlkokula başlayışımı çok net hatırlıyorum. Okula başlama yaşım tutmuyordu, 6 yaşındaydım. Benden 10 yaş büyük olan

Mustafa abimin de öğretmeni olan Dönüş öğretmenin sınıfında olabilmek için erken başlamıştım. Hatta okul müdürü baştan kaydetmeyelim, gelsin bir süre yapabilecek mi görelim demişti de bir hafta sonra Dönüş öğretmen kaydedelim demişti. Dönüş öğretmen tatlı sert bir öğretmendi. 4. sınıftan sonra benim Konya Maarif Koleji sınavlarına girmem için teşvik ve yardım etmişti. Hakkını ödeyemem. Annemle gitmiştim Konya'ya sınava. O sene Fatma Kayhan öğretmenin yeğeni Ferhat ile ben, Konya Maarif Koleji’ne girdik. Bizim sınıftan Ülgen de Dame de Sion'u kazanmıştı.

Ekrem Ekinci abimin dediği gibi Dönüş öğretmen de Fatma öğretmen de Karaman’ın efsane öğretmenleriydi. İkisini de rahmetle anıyorum.

Annem ilkokuldan sonra okuyamadığı için bizlerin okumasını çok isterdi. Benden önce de abimleri Konya'ya, İstanbul'a çeşitli sınavlara taşımıştı. Mustafa abim Konya Maarif Koleji’nden, Orhan abim o yıllarda çok parlak olan Karaman Lisesi’nden mezun olmuşlardı. Babam da gurur duyardı için için, belli etmemeye çalışarak. Ailem 1950–1959 yılları arasında İstanbul'da yaşamış, ben doğmadan Karaman'a dönmüşler. İstanbul'dayken babam tramvayda vatmanlık, balonculuk yapmış. Karaman’a dönünce pideci fırını ile başlamış, Kale Mahallesi’nde el değmeden üretim yapan Karaman’ın ilk otomatik ekmek fabrikasını kurarak devam etmişti.

Okul yıllarında Karaman'da neleri hatırlıyorum derseniz; yürüyerek çarşıdan geçerek okula gidip gelişimizi hatırlıyorum mesela. O yıllarda okul servisleri yoktu. Çarşıda herkes kim kimin çocuğu bilirdi.

Tartanların kırtasiye dükkanını hatırlıyorum, çocuk kitapları aldığım. Orhan abimin okumaya özendirmek için aldığı ilk kitap olan Pal Sokağı Çocukları'nı. Rengarenk Muammer Baran'ı.

İlkokul 3. sınıfta okulun bitmesine bir hafta kala kızamık olup, son hafta ve karne gününde okula gidemeyişimi.

23 Nisan törenlerinde trampet çalmak için kendimi yırtışımı.

İlkokul 5. sınıfta Dönüş öğretmenin uyarmasıyla dörtgöz oluşumu.

İlkokul giriş kapısının altındaki merdivenlerde oynadığımız oyunları.

Kurban Bayramı’nda babamın bayram namazından kasap ile birlikte gelişini, kesimden hemen sonra babamla etlerin dağıtımını.

Babaannemin hayat denilen bahçeli eski evini. Bayramlarda kurulan derme çatma lunaparkı.

Bayramlarda Birtat Lokantası’ndan Kadir Kaymaz'ın yaptığı ekmek kadayıfının tadını.

Yazlık sinemada devramber çitleyerek film seyretmemizi. Mis gibi sıcak ekmek kokusunu. Babamın yaptığı callanın tadını.

Ramazan ayına özel tahınlı pideyi, sahurda annemin hazırladığı sıkmaları. Etli ekmeği, batırık günlerini, yılbaşı geceleri arabaşı çorbasını...

1970-1977 yılları arasında Konya Maarif Koleji’nde yatılı olarak okudum. Okula ilk gidişimde babam götürmüş, eşyalarımı okula yerleştirdikten sonra Alaattin Tepesinde oturmuştuk ayrılmadan. Öyle pek gelip gitmezdi okula. 11 yaşında evden ayrılıp yatılı olmak başlangıçta biraz zor gelmişti. Anonsçu Sami Amca, “ziyaretçin var, kapıya” anonsu yapacak mı diye beklerdik hafta sonları. An- nem gelirdi bazı hafta sonları, geldiğinde krom magnezit lojmanlarında oturan halamlarda kalırdık. Annem pazar günü Karaman’a geri dönerken önce otogardan onu otobüse bindirir, otobüs kalk- madan dolmuşa atlayıp Kapalı Çarşı’nın oraya gelirdik ki Karaman otobüsü oradan geçerken bir kez daha görelim, el sallayalım diye. Bazen Ferhat’la birlikte koştururduk. Birinci dönemden sonra alışmıştık yatılılığa.

Kolej hazırlık sınıfını geçtiğimiz yaz tatilinde, o tarihlerde Ankara’da yaşayan Mustafa abimle Arı Sineması’nda seyrettiğim ilk yabancı dilde filmi, Dustin Hoffman’ın Little Big Man’ini unutamam mesela.

Bayram tatillerinde Karaman’a geldiğimde Dönüş Öğretmeni ziyaret ederdik abimle. Bu ziyaretler, Dönüş Öğretmen Karaman'dan ayrılana kadar sürdü.

1977 – 1984 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi’nde okudum. Fakültenin ilk 3 yılında benden bir sene önce kolejden mezun olan, Karamanlı Hasan Mavili’nin oğlu olan Rüstem ve iki Antalyalı arkadaşımla aynı evde kaldık. 1980 yılında Fındıkzade’den bir ev aldık, okulun son yıllarında annem daima yanımdaydı; babam da 1988 yılında vefat edene kadar Karaman ile İstanbul arasında mekik dokudu. Okul bittikten sonra Ankara’da mecburi hizmet kurasına katıldık. Kalabalık bir kuraydı. Torbadan Mardin ili Derik ilçesi Atlı köyü sağlık ocağı çıkmıştı. Salondan çıkınca herkes gibi büyük bir Türkiye haritasında yerimi aradım ama yoktu. Sadece Derik ilçesini bulabilmiştim. Atlı köyü, Kasrı Kanco denilen 100 küsur yıllık bir taş konak ve etrafında 40 haneden oluşan bir köydü. Büyük bir bahçe içerisinde 4 lojman ve sağlık ocağı vardı. Personelim tamdı, bir de sağlık ocağına ait Land Rover marka bir cip vardı. Sağlık ocağına bağlı 60 köy vardı. 1985 yılında Türkiye’de büyük bir aşı kampanyası yapıldı. Oradaydım. Her ay 60 köyü dolaşırdık. Bölgenin her yönden hareketli olduğu yıllardı. Sağlık ocağını bölgenin ileri gelenlerinin yardımlarıyla laboratuvar da dahil olmak üzere malzeme yönünden eksiksiz hale getirdik. İlçe ve il merkezindeki doktorlar, idareciler yapılanları gördükçe şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Bana yakın olan Derik, Kızıltepe ve Viranşehir gibi ilçelerden hasta gelmeye başlamıştı. Çok çalışıyor, çok yoruluyorduk ama bana çok zevk veren hekimlik yıllarıydı. 1988 yılında babamın vefatına kadar, arada askerlik görevimi de yapmak kaydıyla orada kaldım.

Kolej lise grubuyla her yıl bir gezi yaparız. 6 yıl önce Mardin önerisi gelince düzenleme görevi bana düştü. Ayrıldıktan 27 yıl sonra, o zamanki şoförüm Ramazan ile yeniden görüştük. Derik’te zeytinliğinde kahvaltı yaptıktan sonra görev yaptığım Kasrı Kanco’ya gittik. Eski dostlarla görüşmek güzeldi ancak tam donanımlı sağlık ocağımın çalışmadığını görmek, Derik ilçesini 27 yıl önce bıraktığım gibi bulmak ve Mardin ilinin yeni şehir bölgesindeki çirkin yapılaşma da bir o kadar üzücüydü.

5 Ocak 1990 tarihinde Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Radyoloji ihtisasına başladım. Uzman olduktan sonra 2012 Temmuz’unda emekli olana kadar aynı hastanede başasistan olarak çalıştım. 1995 yılında radyoloji kliniğimizde sistem bazında seksiyonlaşmaya geçtik, ben de meme radyolojisini seçtim. Sayısız asistan eğitimine katkıda bulundum. 1996 yılında Şişli’de özel bir görüntüleme merkezi kurduk. Merkezimizi de emekli olmadan 8 ay önce kapattık. Eşim Canan ile aynı hastanede ihtisas yaparken tanıştık ve 1991 yılında evlendik. 1993 yılında oğlum Mert, 1997 yılında kızım Mehveş doğdu. Oğlum 2012 yılından beri Amerika’da ve bilgisayar mühendisi; kızım ise bizim mesleğimizi seçti, 5. sınıf öğrencisi. Emekli olduktan sonra halen çalıştığım Acıbadem Hastanesi’ne başladım. 36 yıllık hekimim ve yaklaşık 25 yıldır meme radyolojisi üzerine çalışıyorum.

Bu içerik, Anı Bisküvi Kültür Yayınları tarafından Karaman 744. Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’nin 700. Ölüm Yıl Dönümü anısına basılan İbrahim Rıfkı Boynukalın imzalı “Toprak Damlı Evlerin Çocukları II” adlı eserden alınmıştır. İzinsiz kopyalanamaz. Yayın hakları kitap yazarının izni ile Karamandan.com'a aittir.

- Karamandan.com, Kim Kimdir bölümünde yayınlandı
https://www.karamandan.com/haber/7464865/ali-senol-celebi-kimdir