Durmuş Gençer Kimdir?

26.01.1954 yılında Karaman'ın Bölükyazı köyünde kerpiç ile yapılan "toprak damlı" bir evde doğmuşum. Resmi yaşım bu olmasına rağmen gerçekte annemin deyimi ile 1953 yılında "Atların çayır yediği zaman"da (Haziran sonu Temmuz başı) doğmuşum.Babam Ömer GENÇER: Yollarbaşı köyünde doğmuş, ilkokul mezunu. Annem Aliye Gençer (Orduoğlu). Okuma yazmayı 1980’li yıllarda Halk Eğitim Müdürlüğünün açtığı okuma yazma kursunda öğrendi. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Işılay Saygın imzalı “Örnek Aile Beratı”sahipleri.

İlkokulu; gaz lambası ışığında, köye 1959 yılında devlet köylü iş birliği ile yapılan, tek derslikli, 5 sınıfın bir arada tek öğretmen ile eğitimin yapıldığı bir okulda bitirdim.

İlkokul öğretmenlerim sırası ile Mustafa Çüldür, Ali Akgül ve Bayram Koçak.

Orta okula kayıt zamanı geldiğinde babam beni ve o yıl ilkokulu bitiren bazı arkadaşlarımı ve amcamın oğlunu da alıp Karaman’a götürdü. Foto Arif’te resimlerimizi çektirip, aynı binada eğitim gören "Karaman Lisesi Ortaokulu’na kayıtlarımızı yaptırdı. İkinci yıl lise, istasyondaki yerine taşındığında okulumuzun adı Yunus Emre Ortaokulu oldu.

O yıl Karaman'da evimiz yoktu. Amcamın oğlu ile birlikte kalmak üzere İstasyon yolunda köylümüz ve akrabamız Hasan Basmacı"ya ait sadece bodrum katı bitmiş bir evin bir odası kiralandı. Çok az ışık alır, rutubetli ve soğuktu. Hiç sevmedim. O yıl hem annemi hem de köydeki toprak damlı evimizi çok özlüyordum. İkinci yıl Gazi İlkokulu’nun arkasında tek katlı, 4 odalı bir ev alındı. Dedem Mehmet ve babaannem Raziye Gençer (Büyükbasmacı) köyden bu eve taşındı. Liseyi bitirinceye kadar bu evde yaşadık. Aynı yıl anne tarafından dedem Osman Orduoğlu da Yollarbaşı köyünden, Karaman’da Fenari Mahallesi’nde iki katlı ahşap bir ev alıp taşındılar. Dayılarım Mustafa ve İsmet Orduoğlu'nun eğitimi için Karaman’a geldiler. Dayım İsmet Orduoğlu benden 3 ay küçüktü. O dokuz çocuklu ailenin en küçüğü, ben 9 çocuklu bir ailenin en büyüğüyüm. Ortaokul ikinci sınıftayken aynı sınıfta ve sırada oturduk. Ben ona dayı, o da bana yiğen ağa diye hitap ederdik. En yakın arkadaşımdı. Okulumuz bir ana bina ve çok sayıda barakalardan müteşekkildi. Sınıflar çok kalabalıktı. Toplu olarak Verem Savaş Dispanseri’ne götürülür, tarama yaptırılırdı. Yine bir gün okulun voleybol takımının cezaevindeki mahkumlarla maçı için bizi de seyirci olarak götürdüler. İlk defa cezaevi ve mahkum görmüştüm, çok heyecanlanıp çok etkilenmiştim. Yıllar sonra oranın tarihi bir kilise olduğunu görünce çok şaşırmıştım.

Yaz aylarında tatillerde köye gider çalışırdım. Babam çiftçi idi, tarım makineleri şimdiki kadar gelişmediğinden daha çok kol gücüyle yapılıyordu. Oynamaya, gezmeye, spor yapmaya, eğlenmeye hiç zamanım olmazdı. Okulların açılması, ağır işlerin son bulması demekti. Bu süreç üniversite bitinceye kadar hep devam etti. O zaman ortaokul bitirme sınavları vardı.

Başarıyla bitirdim. Okul Müdürü Şekibe Hanım, Müdür Yardımcısı Durmuş Gökkuş. Öğretmenlerim; Abdurrahman Erdal, Ali Ünlüer, Mehmet Sakallı, Gülşen İçel, Yüksel Potur, Kadir Tartan, Süleyman Durmaz, tarih öğretmenimiz İhsan Bey (Herodot) hatırlayabildiklerim.

Aynı yıl babamla birlikte Karaman Lisesi’ne kayıt yaptırmaya gittiğimizde; Müdür Ahmet Bakırcı, benim yaşımın küçük olduğunu, bu nedenle kaydımı yapmayacağını söyledi. O yıl yeni açılan Endüstri Meslek Lisesi’ne yönlendirmeye çalıştı. Babam da beni ikna edemedi. Bir hafta sonra tekrar gittiğimizde kaydı yapacağını, ancak okulun bahçesine yaptıracağı küçük havuzun kumunu da babama yazacağını söyledi. Babam çok mutlu olmuştu, “Seve seve” dedi.

Lise yıllarımda yaşantımda önemli bir değişiklik olmadı. Birinci Dünya Savaşı gazisi dedem Osman Orduoğlu’nun savaş, Hindistan’daki esaret ve Kocatepe’de başlayıp 9 Eylül’de İzmir’de son bulan Kurtuluş Savaşı anılarını bolca dinlediğimiz günlerdi. Yaz aylarında köyde çalışır, okul döneminde ise yaşayamadığım çocukluğumu, gençliğimi, küçük yaramazlıklarımı derslerle birlikte okul döneminde yapmaya çalışırdım. Bu da benim vasat bir öğrenci olmamın sebebiydi. Öğretmen kadrosu yetersizdi. Çoğu, okuldan yeni mezun öğretmenlerdi. Bazı derslerimiz uzun süre boş geçerdi. Mesela lise son sınıfta kimya derslerine öğretmen olmayan pancar bölge şefi girerdi. Lise ikide Fransızca dersine önce ilçe kaymakamı girdi. Sınıf olarak, kaymakam olan öğretmeni boykot ettik. Okul müdürü çok kızdı, hepimizi okuldan uzaklaştıracağını, bizlere yer beğenmemizi söyledi. Kaymakamın dersi bırakacağını söylemesiyle okul müdürü de biz de rahatlamıştık. Yılın kalanında Fransızca öğretmenimiz bu kez serbest çalışan bir avukat idi.

Edebiyat dersinde Yusuf öğretmenim bana "Yunus Emre nerelidir, nerede yatmaktadır" konulu bir araştırma ödevi ve kaynakça verdi. Halk Kütüphanesi’ndeki tüm ilgili kaynakları inceledim ve sonuçta; Yunus Emre Karamanlıdır ve mezarı da Karaman’dadır sonuçlu bir ödev sundum. O günden bu yana bu tespitim, benim değişmez doğrum oldu.

Bahçe duvarında rahmetli Muammer Baran, bahçe kapısında "karlı buzlu" ve çemen ekmek satan seyyar tezgâh hep vardı.

Karaman Lisesi’nin Fen Bölümü’nden mezun oldum.

1971 yılında üniversiteye giriş sınavında aldığım puandan memnun değildim. Bir yıl Ankara’da üniversiteye hazırlık kursundan sonra istediğim başarıyı yakalamıştım. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden gecikmeli, ancak iyi derece ile mezun oldum. 1978 yılında Çalışma Bakanlığı İş Müfettişliği ve Kaymakamlık sınavlarına katıldım. İkisini de kazandım. Eşim o yıl üniversitede öğrenci olduğundan Çalışma Bakanlığı İş Müfettişliği görevine başladım. Üç yıl sonra tekrar kaymakamlık sınavını kazanarak Ankara Valiliği Maiyet Memurluğuna (kaymakam adayı) atandım. İl stajımı başarı ile bitirdikten sonra, Çankırı ili Çerkeş ilçesi Kaymakam Vekilliği ve Belediye Başkanlığı görevinde bulundum. Buradan 4 aylık kısa dönem askerlik görevimi ifa etmek üzere ayrıldım. Askerlik dönüşü Çorum’un Alaca ilçesi Kaymakam Vekilliğine atandım. Maiyet Memurluğunun gerektirdiği bütün aşamaları tamamladıktan sonra 68. Dönem Kaymakamlık Kursunu başarı ile bitirdim.

1983 yılında Sivas’ın Zara ilçesine Kaymakam olarak atandım. O dönemin gereği olarak belediye başkanlığı görevini de birlikte yürüttüm.

Zara ilçesi, 134 köy ve 213 mezra olmak üzere toplam 347 yerleşim birimine sahipti. O dönemde sadece 127 biriminde okul mevcuttu. 220 yerleşim yeri ise eğitimden yoksundu. Bu nedenle ilçenin en önemli sorununun okul yapımı olduğuna karar verdim. Devletin kısıtlı olan tahsisatını halkın gücü ile birleştirip “Kendi Okulunu Kendin Yap” kampanyasını başlattım. Mesai gözetmeksizin yaptığım bu çalışmalar sonunda 1984 yılında 12 derslik, 2 lojman, 1985 yılında 13 derslik, 3 lojman, 1986 yılında 8 derslik, 6 lojman, 1987 yılında da 8 derslik, 8 lojman olmak üzere toplam 40 derslik ve 20 lojman yaparak yöre çocuklarının hizmetine sundum. Ayrıca bu dönemde 7 köyümüzde yine devlet millet iş birliği ile Sivas tipi tabir ettiğimiz hurda tren vagonlarının şase demirleri ile köprü yaparak hizmete sundum. İlçede yaşayan gençlerin sorunlarıyla ilgilendim. Onları spora, birlik ve beraberliğe yönlendirdim. İlçe imkânlarını kullanarak ilk defa ilçeye öğretmenevi açılmasını sağladım. Fahri başkanı olduğum Türk Hava Kurumuna işlerlik getirdim.

1987 yılı sonunda Hakkari ilinin Beytüşşebap ve Ağrı ilinin Eleşkirt ilçelerinde mahrumiyet hizmetinde bulundum. Her iki görevim esnasında terörle mücadeleye öncelik verdim. Televizyon yayınlarından mahrum olan Beytüşşebap ilçesine 2 kanallı uydu sistemi ile televizyon yayın sisteminin kurulmasına vesile oldum. Yeni tesis edilen koruculuk sistemini yerleştirmek, yöre halkının terörle mücadelede devletin yanında yer almalarını sağlamak için büyük çabalar gösterdim. Ayrıca, Eleşkirt kaymakamlığım esnasında Ağrı Vali Yardımcılığı vekilliği görevini de bir müddet tek başıma yürüttüm.

1989 yılı sonunda Kahramanmaraş’ın Pazarcık Kaymakamlığına atandım. Mesaimin büyük çoğunluğunu terörle mücadeleye ayırdım.

1991 yılında 5 ay süreyle İçişleri Bakanlığımızın Hacettepe Üniversitesi ile birlikte Ankara’da açmış olduğu İngilizce dil kursundan başarı ile mezun oldum. Aynı yıl 1 yıl süreyle Amerika Birleşik Devletleri’ne; dil öğrenmek, bilgi ve görgü artırmak ve incelemelerde bulunmak üzere gönderildim.

Yurtdışı dönüşü Kahramanmaraş Vali Yardımcılığı görevine atandım. Vali Yardımcılığının gerektirdiği görevleri büyük bir özveriyle yerine getirdim. Sütçü İmam Üniversitesi’nin kuruluş çalışmalarını ve arsa tahsisi işlemlerini Milli Eğitimden Sorumlu Vali Yardımcısı sıfatıyla yürüttüm. 1993 yılında Afyon ilinin Çay ilçesi Kaymakamlığı görevine atandım. Mülki İdare Amirleri Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne göre 5. Bölge tabir edilen Doğu ve Güneydoğu illerinde en fazla 5 yıl olan mecburi hizmet süremi 10 yıldan fazla yaparak meslektaşlarım arasında rekor kırdım. Çay ilçesinde Kocatepe Üniversitesi Rektörlüğü ile yapıcı bir diyalog içinde oldum. İlçede Yüksekokul Yaptırma ve Yaşatma Derneği kurdum. Bu dernek aracılığı ile halk katkısı sağladım. Okulun açılması için lâzım gelen (Atıl olarak bekleyen bir kooperatife ait) binanın, hiçbir ücret karşılığı olmaksızın üniversiteye tahsisini sağladım. Sonuçta, 1994 yılı sonunda ilçede 4 bölümlü bir yüksek okulun açılmasına vesile oldum. Yine kurduğum dernek aracılığı ile 35 öğrenci kapasiteli bir öğrenci yurdunu hizmete soktum.

1997 yılında İzmir Vali Yardımcılığına atandım. Aynı yıl İzmir Valiliğince Adnan Menderes Havalimanı Mülki İdare Amiri olarak görevlendirildim. Ayrıca Alsancak Deniz Limanı Mülki İdare Amirliğinin kurucu Mülki İdare Amiri oldum ve iki görevi bir süre birlikte yürüttüm. Devlet protokolü, Deniz Hukuku, Hudut ve Gümrük Mevzuatı ve Sivil Havacılık konularında tecrübe edindim. Yerli ve yabancı çok sayıda devlet adamı, politikacı, sanatçı ve iş adamlarıyla tanışma fırsatım oldu.

İsviçre’nin Zürih ve Hollanda’nın Şipol havalimanlarının işleyişi ve güvenlik sistemleri ile ilgili yerinde incelemelerde bulundum. İzmir Karamanlılar Derneği’nin kurulmasında Kemal Uysaler hocama manevi destekte bulundum.

Bir gün KKTC’ye gitmek üzere Adnan Menderes Havalimanı’na gelen Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş ve Ankara’ya gitmek üzere gelen zamanın Gençlik ve Spor Bakanı rahmetli Fikret Ünlü ile Şeref Salonu’nda bir araya geldik. Bir ara ben Sayın Denktaş’a “Efendim ben de Sayın Bakan da Karamanlıyız” dedim. Merhum Denktaş, “Evet, Osmanlı sağlamları Balkanlara ve Kıbrıs’a göndermiş, gurur duyarız” dedi. Üçümüz de Karamanlı olmaktan çok gururlanmıştık. Her ikisini de bu vesile ile rahmet ve saygıyla anıyorum.

İstanbul-Bayrampaşa Kaymakamı iken zamanın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in de olduğu bir heyet ile Saraybosna’da iken, diplomat olan eşini Ermeni terörüne şehit vermiş Saraybosna Büyükelçisi Hanımefendi Sayın Bakana refakat ediyordu. Yemekte benim Karamanlı olduğumu öğrenince Bakan’a dönüp; Osmanlı’nın, bu toprakları fethettiğinde Karaman’dan insanları buraya yerleştirdiğini, onların örnek kültür ve yaşam tarzlarını, Mevlevi felsefesini burada yaşattıklarını, bunlardan çok etkilenen Boşnak ve Arnavutların hiçbir baskı görmeksizin Müslüman olduklarını, burada Müslümanlık ile Türklüğün eşdeğer olduğunu söylediğini hatırlıyorum.

2002 yılında İstanbul Bayrampaşa Kaymakamlığına atandım. 5 yıllık görev süremde İstanbul Karamanlılar Vakfı’nın faaliyetleri ile ilgili tüm davetlerine icabet etmeye çalıştım.

2007 yılında Bursa-İnegöl Kaymakamlığı’na atandım. Bu görevim esnasında Türkiye'de ilk ve tek olan "İnegöl Ağaç İşleri ve Mobilya İhtisas Organize Sanayi Başkanlığı" görevini de birlikte yürüttüm. Yine Bursa Karamanlılar Derneği’nin tüm etkinliklerine katıldım.

Sanırım 2010 yılıydı, İngiltere Kraliçesi Elizabeth Bursa’ya gelecekti. Yenişehir Havalimanı’nda kraliçeyi karşılama görevi bana verildi. Eşimle birlikte havalimanındaki karşılama esnasında şu duygular içindeydim. “1953 yılında atların çayır yediği bir mevsimde Bölükyazı köyünün toprak damlı evinde doğup büyüyen, ortaokulu bitirinceye kadar dünyayı Karaman-Karadağ ve Hacıbaba Dağı üçgeninde sanan, lise son sınıfta okul gezisi sayesinde Antalya’da ilk defa deniz gören, üniversiteye giriş sınavı nedeni ile de İstanbul’u ve Ankara’yı görme fırsatı bulabilen o dezavantajlı çocuğa ne olmuştu da, doğduğu tarihte kraliçe olan bu hanımefendiyi Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen orada karşılayıp muhatabı olabiliyordu? Tabi ki bu başarı Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin, eğitimin, liyakatin ve 1959 yılında köyüme yapılan okulda emeği geçenlerindi. Annemindi, babamındı.

2011 yılında atandığım Adana Vali Yardımcılığı görevim esnasında yakınlığı nedeniyle, her fırsatta Karaman’a gitme imkânım oldu. Bir süre Suriye’den gelen insanların yerleştirildiği 10 bin kişilik çadırkent yöneticiliği görevini yürüttüm. Türkiye’deki mevsimlik tarım işçiliğinin en çok olduğu il Adana ve ilçesi Karataş’tır. 2015 yılında TBMM Mevsimlik Tarım İşçilerinin Sorunlarını Araştırma Komisyonu tarafından Harran Üniversitesi’nde ve Ordu ilinde düzenlenen çalıştaylara katılarak rapor sundum.

01.01.2017 tarihinde atandığım Adana-Karataş Kaymakamlığında 2 yıl çalıştıktan sonra 40 yıllık Mülki İdare Amirliği görevimden yaş haddi nedeniyle 26.01.2019 tarihinde emekli oldum. İstanbul’da yaşıyorum. Emekliliğe ertelediğim, spor, sanat, seyahat, tenis, yüzme, yeni insanları ve kültürleri tanıma hobilerimi tam gerçekleştirmeye başlamışken; bir yıldır korana nedeniyle eve kapanıp okumak ve belgesel izlemekle yetiniyorum.

Eşim Figen emekli, Oğlum Ümit İstanbul’da avukat, Oğlum Kemal Utku İstanbul’da Mimarlık Fakültesi son sınıf öğrencidir.

Bu içerik, Anı Bisküvi Kültür Yayınları tarafından Karaman 744. Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’nin 700. Ölüm Yıl Dönümü anısına basılan İbrahim Rıfkı Boynukalın imzalı “Toprak Damlı Evlerin Çocukları II” adlı eserden alınmıştır. İzinsiz kopyalanamaz. Yayın hakları kitap yazarının izni ile Karamandan.com'a aittir.

- Karamandan.com, Kim Kimdir bölümünde yayınlandı
https://www.karamandan.com/haber/7446112/durmus-gencer-kimdir