Amsterdam’ın Turistleri 13. Bölüm: Thai Boksörler

Abdullah Konuksever
Abdullah Konuksever

Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının on üçüncü bölümü. Romanın bölümleri sırasıyla yazarımızın Karamandancom üzerindeki sayfasında yayınlanacaktır.

Dam meydanına gidip Türk bankasını aradı, kolayca buldu.  Dam meydanından eli boş gezen çok sayıda kendi gibi turist vatandaş vardı hatta bir kaç tanıdık bile çıktı. Onlara sorup bankanın yerini öğrendi. Parayı gönderdikten sonra eve gitmek için tramvay durağında bekliyordu. Durakta kendi gibi bekleyen bir grup Türk çocuğu gördü. 10 ila 15 yaş arası en az 5 kişiydiler.  Duraktaki afişe bakıp kendi aralarında tartışıyorlardı.

Bazılarının konuşmalarından köylü çocukları olduklarını anladı.  Şehirde böyle konuşsalar ne kadar çok alaya alınırlardı, ne de olsa tecrübesi vardı.  Köyden göçüp geldiklerinden 12 yaşındaydı, mahalledeki çocukların eğlencesi olmuştu. Çok geçmeden başka bir mahalleye taşınmışlardı, sonunda mahallenin alayı olmaktan kurtulmuştu. Yeni taşındıkları Larende mahallesinde köylüleri veya yakın köylüleri çoktu, hiç yabancılık çekmemişti.

Hatıralardan sıyrılıp Amsterdam’ın merkezinde durakta tartışan çocuklara kulak verdi:  “Muzaffer Yamalı’nın rakibi çok güçlü bir şey yapamaz, Bayram Çolak rakibini yener, Tekin Dönmez ringi dağıtır, Tuncay Çoban kesin yenilir!”  gibi şeyler söylüyorlardı.

Çocuklar gelen otobüse binip gittiler. Ramazan, gurbet elde yetişen çocukların böyle bağıra bağıra Türkçe konuşmalarından gurur duydu. Onların az önce baktıkları afişe baktı, yarı çıplak bir bölük adam yumrukları sıkılı poz vermişler. Çocukların dediğini gibi afişte Türk gençlerinin de resimleri vardı. Afişte resmi olmayıp ta ismi olan Türkler de vardı: Arif, Murat, Kamil, Şaban ve Mustafa. Resimlere dikkatlice baktı; kimileri iri yarı, kimileri ufak tefek ama hepsi de kasları gelişmiş, sportif insanlardı. Türklerin rakiplerine baktı, bazılarının resimlerinden bile korktu, adamlar canavar gibi poz vermişler. Gerçi bizimkilerde az değildi yani, pasolarını şişirmişler: “Var mı lan bana yan bakan!” dercesine poz vermişler.

-Oo Ramazan abi, Thai bökse mi meraklandın?

Atölyeden tanıdığı biri yanına gelmiş, haberi bile olmamış.

-Yok ya, az önce Türk çocukları bağıra bağıra aralarında konuşuyorlardı. Şu iyi, bu kötü, şu yener, bu yenilir!  Merak edip afişe baktım. Bayağı Türk varmış bu sporda. Nasıl bir spor bu? Bizim tekvandoya benzer mi?

-Abi o thai boksörlerden biri bizim Karamanlı, köylüm olur. Maçlarına çok gittim. İstersen beraber gidelim, iki hafta sonra yine çok çekişmeli bir maçı var. Kazanırsa Avrupa şampiyonu olacak!  Tekin, galiba dünya şampiyonluğu için dövüşecek. Haa, ben 6 ay filan yaptım, bizim tekvandoya hiç benzemez. Memlekette tekvandodan kırmızı kuşağım vardı, kendimi yenilmez filan sanırdım. Abi, Şakuriki spor salonunda yemediğim dayak kalmadı, bıraktım. Tom yani spor hocam: “  iyisin, devam et!”  filan demiş ama bıraktım.   Sakat kalsam kim bakar yüzüme şu memlekette?

-Maçlara giriş kaç gülden?

-150 gülden Ramazan abi, o da bilet bulabilirsen! Karaborsadan 500 güldene kadar bilet satılır!

-Nee! 500 gülden mi? Oğlum kafayı mı yemiş bunlar!  O paraya ben köle gibi bir hafta çalışıyom len! Hayret bir şey ya! Boş ver, zaten ben memlekette ne kavgalar gördüm, ne kavgalara katıldım. Yok sen, sağcısın, yok sen solcusun, yok sen akıncısın… Vur babam, vur! Zincir, sopa, bıçak, kama, elimize ne geçtiyse bir birimize saldırdık! Şimdi de buralarda kertenkele gibi sürünüyoruz işte! Benim tramvay geldi, hadi görüşürüz!

500 guldenlik bilet Ramazanın canını sıkmıştı, bir maç için 500 gülden verecek parası yoktu. Zaten olsa da vermezdi! “Bu kadar parayı kesin o kadar genci karın tokluğuna çalıştırıp garibanların emeğini vampir gibi sömürerek zengin olan patron müsveddeleri verir!”  diye düşündü. Yine hayallere daldı,  oğlanları okumazlarsa eğer ya futbol ya da tekvandoya gönderecekti. Kendisi 2 yıl tekvandoya gitmiş, sağ sol çatışmalarında kavgalara karıştığı için spor hayatını bitirmişti. Hâlbuki kimseye kanmayıp devam etseydi en azından Avrupa şampiyonu filan olurdu, kesin kendi spor salonu da açardı. Güçlüydü, kuvvetliydi, cesurdu ve yetenekliydi ama arkadaş hatırına boşu boşuna kavgalara karışmış çok sayıda insanı harap etmişti. Hep gece baskınlarına katıldığından hiç yakayı ele vermemişti. Bir gün babası fark etmese, belki askeri darbede hapse girip ömrü çürüyecekti.

Abdullah Konuksever

- Karamandan.com, Abdullah Konuksever tarafından kaleme alındı
https://www.karamandan.com/makale/6440666/abdullah-konuksever/amsterdamin-turistleri-13-bolum-thai-boksorler