- 22 Şub 2021 - 12:29

Karda Terlemek

Bu âlemde vuku bulan her hadise tedricen gerçekleşir. Hayatın safha safha ilerleyen aşamaları bizleri yeni hallere hazırlarken, yaşanan değişiklikler...

+10
Büyütmek için resme tıklayın

Bu âlemde vuku bulan her hadise tedricen gerçekleşir. Hayatın safha safha ilerleyen aşamaları bizleri yeni hallere hazırlarken, yaşanan değişiklikler de hem bedenimizi hem de ruhumuzu eğitir. Biz farkında olsak da olmasak da… 

İnsanların eceli geldiği vakit aniden öldüğü zannedilse de, aslında kaybettiği her sevdiğinin ardından yavaş yavaş ölür insan. İnsanlar dünyaya geldiği vakit aniden doğduğu düşünülse de, aslında asırlardır yürüdüğü bir yolun sonuna gelir; yeni yollara başlangıç yapar insan. Biz farkına varsak da varmasak da…   

İnsanlar; yaşadığı dünyanın yaşanılacak bir hali kalmadığını söylerken kötüye giden bu durumu düzeltmek için niyetlendiği haller, attığı adımlar, giriştiği ameller bu söylemleri tersine çevirecektir. Safha safha, yavaş yavaş…   

Emanetin farkına varmak için, merhameti âleme yaymak için, sevgiyi dünyanın en ücra köşelerine ulaştırabilmek için, coğrafyayla, ağaçlarla, kurtla, kuşla dost olabilmek için ve İrfan Fethi GEMUHLUOĞLU’nun oğluna dediği gibi: “Yalnız insanların değil, kurdun kuşun, dikenin, otun da hakkını görüp gözetesin” tavsiyesine uymak için, Karaman Off-Road Kulübü olarak rotamızı Karadağ ve Taşkale Yaylalarına, niyetimizi de ihlasa çevirdik. 

Bu sene hasretini çektiğimiz kara geç de olsa kavuşurken, coğrafyamızın iklim şartları çetin olan yerlerinde yaşayan yabani hayata destek olmak için Valimiz Mehmet Alparslan IŞIK’ın müsaadeleriyle, Milli Parklar Şube Müdürümüz Mustafa ALKAN’ın desteğiyle ve Milli Parklar çalışanlarının mihmandarlığıyla toplandığımız kulüp binasının önünden Karadağ’a doğru yola çıktık. Besin kaynaklarının azaldığı bu zor zamanlarda yaban koyunlarına ve vahşi yılkı atlarına yem vermek için araçlarımıza yüklediğimiz yonca balyalarını, pazarlardan topladığımız yeşillikleri ve kuşlara vermek için buğday çuvallarını araçlarımıza yükledikten sonra… 

Havanın güzel olduğu, yollarda buzların kalmadığı zamanda çıktığımız bu yolculukta ilk hedefimiz şehrimizin her noktasından görülen Karadağ idi. Uzaktan baktığımızda heybetli görünen bu dağa yaklaştıkça kış şartlarında gözümüze ürkütücü bir şekilde görünmeye başladı. Kalın kar tabakası, zirvelerini göstermeyen sisi, topraktan yükselen buharıyla… 

Yabani hayvanların yiyeceklere ulaşabilmesi için yemleri çıkabileceğimiz en yüksek noktaya bırakmamız gerekmekteydi. Bunun için şartlarımızı sonuna kadar zorladık, karlara gömüldük, araçlarımızı kaydırdık… Yolumuza daha fazla gidemeyeceğimize kanaat getirdiğimiz noktada yoncaları ve pazar artıklarını dağa bırakmak için yüklerimizi etrafa düzenli şekilde yaymaya çalıştık.   

Havanın yumuşak olduğu dağda iklim şartları bir anda değişiyor! Sis aniden bulunduğumuz yere çöküyor, nemli bir soğuk içimize işliyor ve aldığımız nefese farklı bir koku geliyor. 

Bize emanet edilen yemleri bıraktığımız bu yüksek noktadan yaşadığımız şehre bakıp derinlere dalmaya niyetlenirken, görüş mesafemizi azaltan sis sayesinde daha derin olan içimize dalmaya başladık. Ya bir kayanın yanına oturarak ya bahardan kalmış kuru bir çiçeğe bakarak ya da dallarında yaprak kalmamış bir ağaca sıcak bir nefes olarak. 

Karadağ’da görevimizi ifa ettikten sonra rotamızı Taşkale Yaylalarına çevirdik. Sis çökmüş dağın nemli soğuğundan ovanın kuru ayazına geçerken kısa mesafede yaşanan değişik hallerin bu sefer farkına vardık. Daha çok titreyerek, daha çok üşüyerek…        

Taşkale’ye geldiğimizde ambarların önünde biraz soluklanmak için durduk. Yaban hayatına destek olmak için çıktığımız bu yolculukta hesapta olmayan köyün diğer canlılarına da küçük ikramlarımız oldu. Göğüsleri sütle dolu bir köpeğe simitlerimiz nasipmiş. Biz de simit alan arkadaşa “neden bu kadar fazla aldın” demiştik. Meğer nasip denilen bir hakikat varmış… Farkında olmasa da herkesin hadimi olduğu bir görevi varmış. 

Aldığımız soluktan sonra Taşkale Yaylalarına varmak için yolumuza devam ettik. Bu bölgedeki kuşların nasiplenebilmesi için buğdayları etrafa serptikten sonra, yolumuza karlarla kaplı yayları aşarak devam ettik. 

Yayların en yüksek noktasına vardığımızda güneş batmaya başlamıştı. Ardımızda kalan lastik izleri, önümüzde devasa kar çölü, bedenimize çöken tatlı bir yorgunluk; ruhumuzda hüzünlü bir rüzgâr estirdi.

 Bu dünyada her şey tedricen olur demiştik… 

Ölüm gibi dirilişte tedricen olur! Karlı zamanlarda bir kuşa yem vererek, sıcakta dili dışına çıkmış bir canlıya su vererek, duvar dibinde uyuklayan bir canlıyı rahatsız etmeyerek, emanete sahip çıkarak… 

Bu âlemde sadece canımız bize emanet değil! Yaratılan her mahlûkat bize emanet... Bir kuş, bir akarsu, bir kaya parçası, bir insan yavrusu… 

Bu dünya böyle! Güneşin altında üşümek de var, karların üstünde terlemek de… 

Karaman Off-Road Kulübü 

Drone çekimi için üyemiz Ahmet Bilal KIRATLI’ya, fotoğraf çekimleri için üyemiz Bilal DURANEL’e ve geziye katılan diğer kulüp üyesi arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

22 Şub 2021 - 12:29 Karaman- Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.