KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞTI. İNNA LİLLAH!

Ekonomi yönetiminin aldığı yanlış kararlardan geri adım atarak konjonktürü düzeltebileceği aşamayı nihayet geride bıraktık. Evet; Kur Korumalı Mevduat ekseninde Yeni Türk Modelini kastediyorum. İktisat literatürüne saç baş yoldurtan bu akıl tutulmasına geliş aşamalarını anlattıktan sonra modelin sonuçlarını ortaya koyacağım. En nihayetinde de modelin iflası sonrasında yaşanacaklara dair öngörülerimi arzedeceğim.

Halkımız ve şirketlerimiz, dişlerinden tırnaklarından artırdıkları vergi sonrası ellerinde kalan birikimlerini yüksek enflasyona kurban etmeye niyetli değildiler. Faizin negatif olduğu ortamda onlar da rasyonel davranarak paralarını dövizle takas ettiler. Dövizin dalga boyu arttıkça arttı. Ticaret yapanlar dikenli tarlada çıplak ayakla yürür gibi hop oturup hop kalktılar. Ama ekonomi politikasını yönetenler ekonomi kitaplarının yüzlerce yıllık birikimine dil çıkarıp, enflasyonla mücadele etmek yerine fiyatı artmış ürünlerle ve bu ürünün ticaretini yapan mağdur vatandaşlarla mücadeleye yeltendiler. Patates soğan depolarına yönelik baskınlarla fiyatları yükselten hainleri teşhir ettiler. Sorumlular yakalandı, depolardaki mallara el konulup bedavadan az pahalıya fakir halka dağıtıldı. Ama ne yapılan propaganda, ne de Allah razı olsun nidaları fiyat yükselişlerini engelleyemedi. Dedik yapmayın; dinlemediler. Bugün patatesin fiyatı depo baskınları yapıldığı günlerdeki fiyatının iki katı…

Sonrasında, halkın erişmekte zorlandığı temel gıda maddeleri, yerel seçimlerden hemen önce seçmen sayısının kabarık olduğu vilayetlerde sürdürülmesi imkansız popülist bir uygulama olan Tanzim Satış ile halka zararına satıldı. Dedik etmeyin; kulaklarını tıkadılar. Seçimden bir gün sonra rafa kaldırılan Tanzim Satışa konu sebze-meyvenin fiyatı, bugün dört katı yukarıda… Araç fiyatlarındaki artıştan dolayı hain galericileri suçladılar. Zincirlerini kırıp boşalmış enflasyon canavarının mağdurlarını yakalayıp enflasyonun sorumlusu olarak ilan ettiler. Dedik yanlış; kravatlı çapsızlarının saldırttığı trolleriyle susturmayı denediler. Bugün ikinci el araç fiyatları, o günün sıfır araçlarını sollayıp geçti… Ardından zincir marketleri günah keçisi ettiler. Değneksiz köyde bastılar para cezasını; baktılar yine fiyatlar düşmüyor. Rakamlardan sorumlu devlet kurumunun başkanlarını değiştirme furyasını başlattılar. 2 yılda 4 başkan değiştirdiler… Dedik olmaz, bakanları değil bakmayanları değiştirseniz yine de olmaz…

Bugün bakan koltuğu iğneli fıçıdır; oturup gidenlerin büründüğü sessizliğe bakınız: Koltuğa oturma sırasındaki kocaman vaatler sonrasında yaşadığımız hezimet karşısında özür dileyenini görememekten mustaribiz… Eski bakanlar devrinde dış düşmanların hain saldırısı dediler. Düşman denilenden gelecek olan paraya muhtaçlık sonrasında, yeni bakanın yeni söylemi eskileri yalancı çıkardı…

Meğer dış düşman yokmuş. Ama durmadılar: Dövizini bozdurmayanı horladılar. Hatta 1 dolarları yakarak ekonomiyi düzelten trolleri bile gördük. Şimdi iş depo baskınlarından sorumlu zabıtalara havale edildi. Enflasyonla mücadele dipçik zoruyla olmaz dedik; yine nafile… Gelinen noktada satıcılar açısından reyon fiyatlarındaki günlük değişim zarureti halkımızı temel ihtiyaç maddelerini stoklama eğilimine itti… Yağ kıtlığı söylentisi sırasında gördüğümüz buydu. Artık aç gözlülükle itham edilen bizzat halkımızın tamamıdır. Ankara’dan bakınca mesele aslında basit: Hiper enflasyona doğru uygun adımla ilerleyen fiyat artışlarının sorumlusu Merkez Bankası Başkanlarıdır, TÜİK Başkanlarıdır, Ekonomi Bakanlarıdır, Depo sahipleridir, marketlerdir, üreticilerdir,nihayet açgözlü halkın bizatihi kendisidir. Peki kim sorumlu değildir? Herşeyi idare eden Cumhurbaşkanımız ve sahip olduğu ekonomi nosyonu. Anlamayan el kaldırsın.

Jöle kullanmayan ekonomistler ise saçlarını başlarını yolarak yaptıkları açıklamarda bambaşka şeyler söylüyorlar. Ülkemizde 50 yıldan uzun bir süre yaşanmış bugünkü manzara, yani yüksek enflasyon, 2000’li yıllara kadar dünyanın birçok gelişmekte olan ülkesinde de görülmüş; ama bu sorun hem teorik hem de pratik olarak halledilmişti. Lakin bizimkiler, bunca parendenin ortasında, işin özünü anlamaya bir türlü yanaşmadılar: Ülkede yüksek bir maliyet enflasyonu var. Talep enflasyonunun aksine, dipçik zoruyla mücadelesi imkansız olan enflasyon türünü yaşamaktayız.

Sebebi ise ülke ekonomisinin kronik yapısal sorunlarıdır. İthalata dayalı üretim-tüketim modeli, sadece ve sadece borç ile sürdürülebilir. Borçlanma imkanları daraldığında ise döviz açığını sonsuza dek kapatacak bir sihirbazlık yöntemi olmadığına göre kurlar yükselmeye mahkumdur. Yükselen kur, ithal ürünlerin ve yerli üretime konu malların fiyatlarını yukarıya taşır. Gelir artışları bunun gerisinde kalacağı için de halkın refahı düşer. Yerli ve milli paradaki değer kaybıyla beraber refahı düşen halk, birikimlerinin kuşa döndüğünü görerek adeta ‘’stop loss-zarar kes’’ anlamında, dövize, altına, gayrimenkule, ikinci el otomobile; kısacası para dışı varlıklara sığınır. Altın ithal bir maldır; fiyatı da dolara ve dolarla belirlenen uluslararası fiyatına bağlı… Yani altın alınmasıyla döviz alınması ekonomi için aynı sonucu doğurur: Yüzlerce yıldır devlet olmanın alameti sayılan ‘’yerli ve milli paradan kaçış’’…

Ajitasyonun, manipülasyonun, vatan-millet edebiyatının, dış düşman-iç düşman söyleminin işe yaramayacağı noktaya gelinince, atadıkları yeni bakan suyun kaldırma kuvvetini bulan adamın edasıyla yepyeni bir keşifle çıkageldi. Kur Korumalı Mevduat…Madem halk kurun yükseleceği endişesi ile dövizini bozdurmuyor, kur yükselmesi halinde mevduat faizine ek olarak bir de kur farkının ödeneceğinin ilan edilmesiyle tl’nin cazibesinin artırılması. Akıllara zarar bir faiz artırım tekniği… Çünkü ödenecek faiz miktarı döviz fiyatlarının belirsizliğine havale edilmiş. İçinizde birisi var mıdır ki vade sonunda ne kadar faiz ödeneceğini bilmeksizin borç almaya yanaşsın?

İşte devletin yaptığı budur. Hesaba göre, döviz sahipleri dövizlerini bozdurunca tl hızla değerlenecek ve KKM ile ödenecek miktar belirlenen faize eşitlenecekti. Ama para sahipleri aptal olmadığı için, evdeki hesap çarşıya uymadı. KKM’ ye verilen cevap 220 milyar dolara karşılık 26 milyar dolar oldu. Bu yüzden kurlar geriye gelmedi. İlk çağrıda KKM’ye para yatıranların yılın ilk 3 ayının sonunda %27’ lere varan karlılıklar yakaladıklarını gördük. Bu karlılığın yuvarlak hesap %5’ini bankalar, %22’sini ise hazine; yani vergi yükünü sırtında taşıyan halk ödedi. Sözümona Yeni Türk Ekonomi Modeli tanıtılırken (kendisine isim bulmakta zorlandığımızı hatırlayınız) fakirden alınıp zengine verilme döneminin bittiğine dair yapılan propaganda ekonomiden anlayanlar dışında birçok kişinin gözlerini yaşartmıştı. Yazarı olduğum karamandan.com da dahil olmak üzere, birçok haber sitesi, KKM ‘ye yönelen paranın miktarındaki artışla ilgili sürekli haberler yapıyordu. Ama sonuçlarıyla ilgili bildirimde bulunmak ise, uygulamayı desteklemeyen bana düştü nedense...

Şimdi Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sonuçlarına bakalım:

Demiştik ki, KKM’ye yatırılan para miktarı 26 milyar dolar civarında olmuş. Bozdurulan bu miktar merkez bankasının brüt rezerv hanesini rahatlattı. Dolar kurunda 2 ay süren 13.65 seviyesi ile Ukrayna olaylarını takip eden 14.65 seviyesindeki istikrarın Berat Bey dönemindeki gibi Merkez Bankası’nın arka kapı satışlarıyla sağlandığı kanaatindeyim. Geçtiğimiz yıl yapılan 500 baz puanlık faiz indirimleri ile beraber cari açığın kapanacağı, istihdamın artacağı, enflasyonun tek hanelere kadar gerileyeceği öngörülmüş ve bu beklentiler bizzat Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmıştı. Biz ise sonucun böyle olamayacağını söylemiştik. Gerçekleşmeler ışığında rakamların diline bakalım:

Cari açık aylıkta 3 milyar dolardan 10 milyara, enflasyon 19’ dan 60’ lara tırmandı. Mevduat faizleri ile kredi faizleri arasındaki fark 20 puanın üzerine çıktı ki bu rakamın 10 puan olduğu tarihte hiç görülmemiştir. İşsizlik rakamları konusuna ise girmek istemiyorum: Yaklaşık 85 milyon nüfusumuzun 28.6 milyonunun çalıştığını, çalışmaya hazır nüfusun toplam nüfusa oranının ise %53 olduğunu söyleyeyim. Mülteciler hariç her üç kişiden sadece birisinin çalıştığı teknoloji öncesi bir toplum için bu rakamlarla kalkınmanın imkansız olduğunu belirtmekle yetineceğim…

Toparlayalım: Görüldüğü üzere, kamunun sübvanse ettiği konut kredisi hariç, KKM her çeşit piyasa faizlerini artırdı. Döviz kurunu bahsi geçen müdahaleye rağmen yükseltti. Enflasyonu tırmandırdı. Çalışan sayısını çoğaltamadı. İşletmelerin sermaye ihtiyacını şiddetlendirdi. Vadeli satışları zarar eder hale getirdi. Karlılıkları sıfırladı. Belirsizliği yokedemedi. Faiz desteğine rağmen, konut üretimi durma aşamasına geldi. Editörümden belediye emlak servisinden alacağı rakamlarla yıllara göre şehrimizde inşaat üretimi-satışı konusunda haber yapmasını rica ediyorum.

Son olarak, bundan sonra neler olabileceğini tartışarak bitiriyorum:

Kanaatimce, herhangi bir sebebin tetiklemesiyle (Ecevit’in kafasına fırlatılan anayasa kitapçığı, Naci Ağbal’ın görevden alınması, geçen yıl ansızın faizlerin düşürülmeye başlanması gibi bir tetikleyici) kurda Merkez'in savunduğu 16.0 bölgesinin aşılması halinde kurun birkaç haftada eski rekorunun minimum %10 üzerine sıçraması mümkün olacaktır. Ben bu senaryonun , Cumhurbaşkanı ve Ekonomi Bakanının sözlerinde durarak faizlerin artırılmayacağı varsayımı altında muhakkak çalışacağını öngörüyorum. Çünkü teorik olarak hiçbir merkez bankası aynı anda hem kur seviyesini hem de faiz hadlerini kontrol edemez. Ayrıca karadağ büyüklüğünde rezerv olsa bile (ki swap hariç net rezervimiz eksi bakiyededir) döviz satmak, kur kontrolünde geçerli bir yöntem değildir. İşin tuhafı, merkez bankalarının asli görevinin bu ikisiyle de alakası yoktur zaten. Merkezin asli görevi, fiyat istikrarını sağlamaktır. Faiz veya kur müdahalesi, bu amaca matuf olarak yapılır.

Enflasyon %60’a dayanmışken politika faizi 14’ te tutuluyor. Aradaki makas 45 puan... Bu makası faiz artışıyla kapatmaya kalkmak piyasalara korkunç bir darbe vurur. Ben diyorum ki Bakan Nebati'nin dile getirdiği sözümona sistem turizm sezonu iyi geçerse sonbaharda, aksi halde üç vakte kadar iflas edecek. Kurdaki kontrol edilemez yükseliş sonrasında KKM garantilerinin bütçede yaratacağı tahribatın tamiri vergi artışıyla telafi edilemez boyuta ulaşacak. Nebati de selefleri gibi bir gece ansızın kayıplara karışacak. Bizlerse 2018 ve 2021' de karşılaştığımız yeni durumdan daha beter şartlarla mücadele etmek zorunda kalacağız. Nebati denemesi seçime kadar dayanamaz. Çöküş seçimden önce gerçekleşirse, yani erken seçim olmaz ise, iktidar el değiştirecek ve yerine kim gelirse gelsin, Kemal Derviş'inkinden çok daha ağır bir istikrar programını ülkeye dayatacaktır.

Programın ilk maddesi faiz oranlarına artış değil patlama getirecek. İnşaat sektörüne sağlanan tüm imtiyazları sıfırlayacak, sosyal güvenlik sistemi değişecek, Varlık Fonuna katılan ülkemizin elde kalan son varlıkları da mezatta değerinden çok daha ucuza yabancılara satılacak, kamu harcamalarındaki kısıntıyla toplum nefessiz kalacak. Çeşitli isimler altında 6 milyon aileye yapılmakta olan ayni ve maddi yardımların büyük çoğunluğu rafa kaldırılacak. Başta enerji ve tekel olmak üzere, vergi oranları artırılacak. Kredi sistemindeki ani daralma ile Türkiye’nin ilk 500’ deki şirketleri de dahil olmak üzere birçok dev şirket iflasa sürüklenecek ve geri kazanılması imkansız istihdam daralması yaşanacak. Ben 1994 ve 2001 krizinden çok daha derin ekonomik acıların hem de çok daha uzun süre yaşanacağını öngörüyorum. Zaten 2018’den bu yana bir kriz bandının içinde yaşamaktayız. Tenceredeki kurbağa misali suyumuz yavaş yavaş ısınırken çektiğimiz acıdaki yoğunlaşma suyun kaynama derecesine yaklaşmış olmasıyla ilgilidir. Bu sürecin sosyal, psikolojik, siyasi ve dış politikadaki yansımaları toplumu ve devlet aygıtını adeta felç edecek mahiyete bürünebilir. İşin garibi de, bir çeşit kıyamet senaryosunu andıran bu öngörülerimi bu saatten sonra alınacak tedbirlerle engellemenin neredeyse imkansız olması... Bunu geciktirebilecek tek çare eroin bağımlısının krizini erteleyecek doz gibi, acil yabancı sermaye girişidir. Korkarım ki mevcut siyasi iktidar değişmedikçe de bu mümkün görünmüyor. Ne Rabia’dan vazgeçişimiz, ne S-400’leri hangara çekişimiz, ne Halkbank yaptırımlarının dondurucuya kaldırılması, ne Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturmasını katillerine devretmemiz, ne 15 Temmuz’dan sorumlu tuttuğumuz Birleşik Arap Emirlikleri’yle para mukabili barışmamız, ne Katar, Ne Azeri parası…Bu aşamaya gelinene kadar yapılmış hataların kümülatif sonucu ülkemizi bu akıbete mahkum edeceğe benzemektedir. Umarım yanılan ben olurum.

Sosyal medyada görmüştüm. Esnafın birisi camına yazmış: ‘’Fiyatlarımız bu hafta pahalı olabilir. Ama önümüzdeki hafta için ucuz. ‘’. Cumhurbaşkanımıza lazım olan, bu esnaf vatandaş kadar olsun ekonomik gidişatı anlamış bir danışman ve kurum başkanlarıdır. Sözün tükendiği noktada, kemerlerimizi bağladık kurbanlık koç gibi bekliyoruz.

NOT: Yukarıdaki ifadeler, ekonomi tahsili yapmış bir vatandaşın iktidar yanlısı bunca profesöre rağmen serdettiği çapsız fikirlerinden ibarettir. Yazılanlardan etkilenip de yatırım tavsiyesi olarak kullanmanız için değil, tarihe dipnot düşülmek amacıyla kaleme alınmıştır. Kravatlıların hedef göstermesini müteakip sosyal medya ayakçıları marifetiyle tezgahlanacak organize bir saldırı yapılması halinde siteden kaldırılmasını şahsen rica edeceğimi ilan ederim. Bu da ‘’söyletmen vurun’’cuların teşvik unsuru olsun. Sonuçta muterizler susturulursa, herşey çok daha güzel olabilir. Denemekten bıkıp da pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.

Gökhan Altunsoy

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gökhan Altunsoy - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet Emin - Sizin düşünüp öngördüğünüzü başımızdaki bakan müsvetteleri ön göremiyor mu?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Nisan 13:14

Ali Alanya Aydınlatma Fabrikası Personel Alacak

Ali Alanya Aydınlatma Fabrikası'nda çalıştırılmak üzere 20-28 yaş arası erkek DENEYİMLİ DEPOCULAR ile ÜRETİM PERSONELİ alınacaktır. Müracaatların şahs...

Şeyh Şamil Mahallesi 4.Kat 210 M2 3+1 Satılık Asansörlü Daire

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire Karaman Şeyh Şamil Mahallesi 100.Yıl Bulvarı üzerinde Otogara yakın.Bina tek daire üzerine kurulu 4 katlının...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Petrol Ofisi Personel Alacak

Karaman Piri Reis Mahallesi Ereğli Kavşağında bulunan Petrol Ofisi bay bayan personeller alacak. Yurtsever Şirketler Grubuna ait Petrol Ofisinde akar...

Selçuklu Hastanesi Fizyoterapist Alacak

Karaman Özel Selçuklu Hastanesi bay-bayan Fizyoterapist personel alımı yapacaktır. Başvuruların bizzat Selçuklu Hastanesi Hastane Müdürü Yahya Cöhce'y...

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar Karaman Aktekke Meydanında satılık iki dükkan. Karaman merkez Aktekke Cami karşısı, 1. İstasyon ve İsmet Paşa cad...

İş Güvenliği Uzmanı Alınacak

Selçuklu Teknik OSGB'ye personel alınacak. Merkezi Konya'da bulunan OSGB firmamızın Karaman'daki projesi için iş güvenliği uzmanı ihtiyacı vardır. İ...

Karaman Park AVM'de Satılık Dükkan

Çimen Emlak'tan Karaman Park AVM'de Satılık Dükkan 110 m2 Detaylı bilgi için: Tel: 0 542 740 59 90

0 542 740 59 90

Karaman Alişahane Mahallesi 4.Kat 3+2 Satılık Dubleks

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire.Karaman Alişahane Mahallesi yeni yapılan Millet bahçesine bakar.Bina dükkan ile birlikte 4 katlı her katta...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Torna ve kaynak personeli aranıyor

Karaman Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Toprakçılar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmak üzere torna ve kaynakçı personel aranıyor....

0338 224 12 63

Grafik Tasarımcı aranıyor

Meslek lisesi grafik tasarım, grafik tasarım ön lisans veya lisans bölümlerinden mezun, - Tercihen 2 yıl tecrübeli, - Portfolio Sunabilecek, - Adobe...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ A.Ş

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?