Savaş Ahlakı

İslam bir hukuk sistemini inşa ederken o sistemin ahlak ile teçhiz edilmesine önem vermiş ve ahlaktan yoksun hukukun yaşama ihtimalinin olmayacağı gerçeğinden hareketle hayatın her alanına temas eden hukuki mekanizmasını ahlakla bütünleştirmiştir. Böylece güçlü bir vicdani zemine sahip hukuk kuralları, asırlar boyu insanlığın adaletini tesis edebilmiş ve her devirde canlılığını ve dinamik olma vasfını muhafaza etmiştir.

İslamın en güzel şekilde dizayn ettiği hukuk sisteminin başında şüphesiz ki savaş hukuku gelmektedir. Dünyanın bir gerçeği olarak savaş ilk insandan bu yana varlığını devam ettiregelmiştir. Bütün insanların kardeşlik ve barış içinde yaşama ideali ütopik bir hayalden öteye gidememektedir. Zira insanın olduğu yerde kargaşanın, ihtirasın, anlaşmazlığın, çatışmanın, kavganın olması da yüksek ihtimaldir. Dolayısıyla İslam da savaş gerçeğini göz önünde bulundurmuş ve buna dair Müslümanlara bir hukuk sistemi belirlemiştir. Ancak İslam da savaş, Sezai Karakoç’un da belirttiği üzere ebedi barışı sağlama amacına matuf bir eylemdir. Nitekim bu anlayış çerçevesinde hareket eden İslam devletleri (pek azı istisna olmak kaydıyla) daima barış için ve insanlığın adaleti için savaşa girmişler ve haddi aşan her türlü eylemden uzak durmaya gayret göstermişlerdir. İşte bu anlayışın çağlar geçmesine rağmen zihinlerde ve sînelerde varlığını koruması ilk vahiyden itibaren yerleştirilen hukuk kurallarının ahlak ile mezcedilmesinden kaynaklanmaktadır.

Hz. Peygamber’in İslam’ı tebliğ ettiği ortamda savaş, Araplar için bir yaşam biçimi idi. Onlar, ilkel kabilecilik ruhunun oluşturduğu şovenist ruhla hareket etmekte ve savaşı bir yağma, çapulculuk ve de geçim kaynağı olarak görmekte idi. Bu ortamda İslam ile şereflenen Araplar’ın henüz Mekke döneminde müşriklerin kendilerine uyguladıkları psikolojik ve fiziki şiddete karşı pasif bir tutum sergilemeleri ve bizzat bu tutumu Allah Rasulünün emretmesi oldukça dikkate değer bir durumdur. Bu tutumu Müslümanların o andaki sayısal azlığına ve güçsüzlüğüne bağlamak meselenin özünü tam manası ile açıklamakta eksik kalacaktır. Zira Müslümanlar isteseler asabiyetin gücünden istifade ederek kendi kabilelerinin desteğini yanlarına alarak müşriklere karşı daha aktif bir tutum sergileyebilirlerdi. Nitekim Allah Rasûlünün kabilesi olan Haşimoğullarından iman etmeyenlerin (Ebu Leheb hariç) iman etmemelerine rağmen Hz. Peygamber’i canları pahasına korumaları tarihi kaynaklarda iknaya kâfi ölçüde vâkidir. Peki o halde İslam’ın Mekke döneminde Müslümanlara savaş izninin verilmeyip Medine döneminde bu yasağın kalkmasının nedeni nedir? Bu sorunun cevabını Mekke döneminde Müslümanların henüz ahlaki olgunluğa erişememeleri olarak vermek kanaatimizce doğru olacaktır.

Mekke döneminde yeni yeni İslam’ın nuru ile aydınlanan zihinler ve kalpler henüz savaş için ahlaki olgunluğa erişememişti. Zaten bir insanın bir şeyi elde etmesi ya da bir olgunluğa erişmesi asla bir anda vukû bulmaz. Nitekim Kur’an’da yer alan ahkam ayetlerinin tedrîci bir vaziyette nazil olduğu hakikattir. Şayet Mekke döneminde Müslümanlara savaş izni verilseydi muhtemel ki Müslümanların cahiliyye döneminde sahip oldukları halet-i ruhiyeden bir anda çıkmaları mümkün olmayacak ve müşriklerin uyguladıkları insanlık dışı, onur kırıcı, kışkırtıcı karakteri haiz eylemleri karşısında Müslümanlar duygusal davranacaklar, kin ve nefret ateşiyle tamamen nefsî mahiyette bir karşı tavır sergileyerek savaşacaklardı. Bu ise İslam’ın murad ettiği bir tavır değildi. Şayet Müslümanlara ilk dönemde savaş izni verilmiş olsa ve Müslümanlar da cahiliyyeden getirmiş oldukları hasletler müşriklere cevap vermede belirleyici bir rol üstlense idi eski alışkanlıklar tekrar nüksedebilir ve bundan insanlık zarar görürdü. “Ya Rasûlallah biz müşrik iken başımız daha dik ve kimseye boyun eğmeden yaşardık, Müslüman olduk boynumuz büküldü, niçin savaşmıyoruz?” diyen Abduraahman b. Avf ve arkadaşlarına Hz. Muhammed (s.a.v.): “Ben affetmekle emrolundum, onun için kimseyle vuruşmayın.” buyurmuştur. Çünkü henüz savaş ahlakı oluşmamıştı. Gerçekten bu büyük bir erdem ve eğitim hamlesidir.

Bizzat işin başında savaş isteyenlere kesin bir tavır ile karşı konulması ve Allah’ın emretmiş olduğu namaz ve zekat ile derunî bir arınmanın amaçlanması ahlaki kontrol mekanizmalarının oluşturulması noktasında önemli eğitim hamleleri olarak yorumlanabilir. Bu bakımdan İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren savaş, önce nefisle başlamış ve bizzat Hz. Peygamber’in ifadesi ile nefisle cihat, cihatların en üstünü sayılmıştır. Daha açık bir ifade ile nefislerin ahlaki olgunluğu temin edilerek güçlü bir nefis kontrolü ve sağlam bir irade oluşturulma yoluna gidilmiştir. Zira nefsi zayıf olan bir Müminin, sahip olduğu gücü kendi çıkarı yolunda kullanması muhtemeldir. Ya da nefsine mağlup olan bir Müslümanın muharebe esnasında savaş ahlakına riayet etmemesi ve savaşta var olması gereken nizamın bozulmasına neden olması mümkündür. Her iki durumda da temel insani değerlerin zarar görmesi kaçınılmazdır. Bazı alimlerin İslam’ın ilk yıllarında savaşa izin verilmemesinin nedenini insanların eğitimlerinin ve nefis terbiyesinin olgunluğa kavuşturulması sürecininin henüz tamamlanmamış olmasına bağlaması oldukça manidardır. Şayet bu olgunluk süreci tamamlanmadan savaşa izin verilseydi muharebenin başından sonuna kadar haddi aşmayı yasaklayan emri uygulanamayabilir, ahlaki ölçütlere uymayan davranışların serdedilmesi kolaylaşabilirdi. Zira savaş, insanın öfke duygusunun had safhaya çıktığı bir meydandır. Bir de bu öfke duygusuna cahiliyyeden taşınan şovenizm de eklenirse İslam’ın savaştan maksadı anlaşılamayabilirdi. Aslında özetle konu savaş ahlakı ile ilgiliydi.

Ahlaki eğitim tamamlanıp vicdani zemine sahip savaş hukuku tesis edilince İslam savaşa izin vermiş ve Müslümanlarda o günden bu güne tesis edilen bu ahlaki hukuk kuralları çerçevesince savaşmışlardır. Haddi aşmaktan, hakka tecavüz etmekten uzak durmuşlar ve meşru bir gerekçe olmadan savaş taraftarı olmamışlardır. Savaş kaçınılmaz ise silahlı askerler ve askeri hedefler dışındaki bütün alanlar savaş dışı kabul edilmiştir. Savaş sonrasında girilen beldelerde insanların temel hakları güvenceye alınmıştır. Esirlere baskı ve şiddet uygulanmamış, esir kadınlara tecavüz edilmemiş, bir esir kaçıp kendi ülkesine sığındıysa o hür kabul edilmiştir. Kısacası savaşın dahî insaniliğini insanlara İslam öğretmiştir.

Bütün bunlara rağmen tarihte olduğu gibi bugünde Batı dünyası savaş esnasında ahlakı devre dışı bırakmış ve insanlığın onurunu zedeleyici her türlü eyleme imza atmaktan bir an olsun çekinmemiştir. Elde edilecek menfaat için her yol mübah sayılarak masum miyonlarca insanın kanına giren batı, bütün yaptıklarına rağmen kendini insanlık için kurtarıcı mercii olarak göstermekten de utanmamış ve utanmamaya devam etmiştir. Mesela 1992 Bosna savaşında tecavüze uğrayan Müslüman Boşnak kadınlarının sayısının kırk bini bulması ve bununda kamuoyu tarafından örtbas edilmesi insanlık namına utanç olarak yetmektedir. Daha yakın bir zamanda Doğu Türkistan’da, Suriye’de, Irak’ta ve Afganistan’da Müslümanlara uygulanan şiddet ve işkencenin tazeliği kendini korurken bugün batının çıkıp savaşta ahlaktan bahsetmesi, insanlık namına endişe taşıdığını ifade etmesi abesle iştigaldir. Ukrayna’da ölen masum insanlar kadar değer verilmeyen Müslümanların ahı bugünkü buhranın asıl nedenidir. Batı için insan, sadece sarı saçlı ve mavi gözlü olmak değildir. Zira Boşnaklar da sarı saçlı ve mavi gözlü idi. Batı için insan, Müslüman olmayan sarı saçlı mavi gözlü kimselerdir. Batı için savaş emellerine ulaşmak yolunda ortaya konulan insanlık dışı güç gösterisidir. Bu amaç doğrultusunda IV. Haçlı seferinde Haçlı Ordusunun İstanbul’da Ortodokslara karşı uygulamış oldukları katliam, doğu hristiyanlarınca aziz sayılan kimselerin mezarlarını tahrip etmeleri, Ayasofya’ya atlarla girip ikonları, ipekli halıları çalmaları, kutsal kitapları çiğnemeleri Batı’nın kendi içinde dahî savaşın ahlakiliğinden mahrum olduğunun açık kanıtıdır. Bundandır ki insaflı hristiyanlar nazarında Osmanlı külahı tercih edilebilir mevkii işgal etmiştir.

Hülasa edecek olursak; hayatın her alanında olduğu gibi savaş hususunda da en güzel yolu İslam belirlemiş ve savaşın hukukunu ahlak ile bezeyerek insanlığın haysiyetini ve onurunu koruma yoluna gitmiştir. Böylece savaşırken dahî insan olmanın, masumun dinini ve rengi ayırt etmeden masum kabul etmenin, barışı temin ettikten sonra siyasi ihtiraslarla azgınlık yapmamanın en güzel resmini İslam sunmuştur. Bugün dünya üzerinde devam eden savaşlarında nihai çözüm noktasının İslam olması kaçınılmaz bir gerçektir. Çünkü İslamın savaş hukuku ahlakî mekanizma ile çerçevelendiği için kıyamete kadar canlılığını koruyacaktır.

Fatih Gilik

24.03.2022/21.Şa’ban.1443

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Gilik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Ali Alanya Aydınlatma Fabrikası Personel Alacak

Ali Alanya Aydınlatma Fabrikası'nda çalıştırılmak üzere 20-28 yaş arası erkek DENEYİMLİ DEPOCULAR ile ÜRETİM PERSONELİ alınacaktır. Müracaatların şahs...

Şeyh Şamil Mahallesi 4.Kat 210 M2 3+1 Satılık Asansörlü Daire

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire Karaman Şeyh Şamil Mahallesi 100.Yıl Bulvarı üzerinde Otogara yakın.Bina tek daire üzerine kurulu 4 katlının...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Petrol Ofisi Personel Alacak

Karaman Piri Reis Mahallesi Ereğli Kavşağında bulunan Petrol Ofisi bay bayan personeller alacak. Yurtsever Şirketler Grubuna ait Petrol Ofisinde akar...

Selçuklu Hastanesi Fizyoterapist Alacak

Karaman Özel Selçuklu Hastanesi bay-bayan Fizyoterapist personel alımı yapacaktır. Başvuruların bizzat Selçuklu Hastanesi Hastane Müdürü Yahya Cöhce'y...

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar Karaman Aktekke Meydanında satılık iki dükkan. Karaman merkez Aktekke Cami karşısı, 1. İstasyon ve İsmet Paşa cad...

İş Güvenliği Uzmanı Alınacak

Selçuklu Teknik OSGB'ye personel alınacak. Merkezi Konya'da bulunan OSGB firmamızın Karaman'daki projesi için iş güvenliği uzmanı ihtiyacı vardır. İ...

Karaman Park AVM'de Satılık Dükkan

Çimen Emlak'tan Karaman Park AVM'de Satılık Dükkan 110 m2 Detaylı bilgi için: Tel: 0 542 740 59 90

0 542 740 59 90

Karaman Alişahane Mahallesi 4.Kat 3+2 Satılık Dubleks

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire.Karaman Alişahane Mahallesi yeni yapılan Millet bahçesine bakar.Bina dükkan ile birlikte 4 katlı her katta...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Torna ve kaynak personeli aranıyor

Karaman Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Toprakçılar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmak üzere torna ve kaynakçı personel aranıyor....

0338 224 12 63

Grafik Tasarımcı aranıyor

Meslek lisesi grafik tasarım, grafik tasarım ön lisans veya lisans bölümlerinden mezun, - Tercihen 2 yıl tecrübeli, - Portfolio Sunabilecek, - Adobe...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ A.Ş

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?