Kalleşlik ve Tetikçilik

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nin müdürüne yönelik eleştirilerimi hoş görmeyenlerin bir bölümü ve özellikle benim tek tip modeller olarak nitelendirdiğim kesim, “Önceki rektörün yaptıklarını da yaz” diyor.

Gidenin arkasından ‘çemkirmek’ haysiyetli bir davranış değildir. Arkadan saldırana namert, alçak, kalleş, hain ve korkak denir. Arkadan saldıranlar için bu kelimelerden başka onlarca çirkin ve aşağılık sıfat vardır?

Övülen ve onurlu bir davranış olarak kabul edilen mertlik, olumsuzluğa ve haksızlığa anında dik durmanın adıdır. Arkadan konuşan ya iftiracıdır, ya dedikoducu… Namertlik kınanmıştır. Kınanmış eylemlerden Allah’a sığınırım.

Madem eski rektör berbattı, içinizden bunları dile getirecek “yiğit” bugüne kadar neden çıkmadı? Görevini tamamlayıp şehre sırtını dönmüş, gittiği günden bu yana tek kelime etmemiş birini arkadan vurmam için bana ve akademisyenlere “tetikçi ol” çağrısında bulunmak nasıl bir çukurluktur?

Elinizi tutan mı var, eski defterler önünüzde. İstediğinizi yazıp çizin. Bunu becerecek durumda değil misiniz? Kızdığınız, arkasından atıp tuttuğunuz kişi hakkında yazması için başkalarından medet ummak nasıl bir ruh halidir? Siz her konuda bu kadar yetersiz misiniz? Her işinizi başkaları yapsın, sözcüleriniz başkaları olsun mu istiyorsunuz? “Armut piş ağzıma düş” beleşçiliğin tarifidir.

Ayrıca o dönemin rektörü hakkında yazı yazan tek kişi yine bendim. Eski bakanlardan Lütfi Elvan’a cübbe giydirilmesine ve onursal doktora unvanı verilmesine ilişkin eleştirel yazım Karaman’dan.com sitesinde duruyor. Başka yazılar da duruyor. O günlerde sus pus olmaya bile cesaret edemeyip alkış tutanlar kimlerdi? Bir sorgulayın kendinizi, üzerinden henüz bir yıl geçti. O günleri çok çabuk unutmuş olmalısınız.

Siz beni YÖK’ün teftiş elemanı mı sanıyorsunuz; geçmiş hesapları döküp saçacak… Muhakkik miyim? İncelikle, ince hesap yapmak iki ayrı kutuptur. İncelik edeptir, nezaket içerir, diğeri ikiyüzlülük...

Görüyorsunuz, belden aşağıya vuranları. Umut bağladıkları şey, iftira, gammazlama, dedikodu… Namertler her yerde cirit atıyor. Benim nazarımda liyakatsizlik ve yalakalık çapkınlıktan daha iğrençtir. Biri, kişinin ve yakın çevresinin sorunudur, diğeri binlerce kişinin emeğinin heba edilmesidir.

Liyakate, şahsiyete ve dik duruşa bakmayacaksınız, gözünüzü başkalarının uçkurundan ayırmayacaksınız! Ahlak ve edep anlayışını iki bacak arasına indiren kafa… Uçkur meraklıları… Allah sizi bildiği gibi yapsın!

Sus, Sus! Kimseler Duymasın

*KMÜ, Yunus Emre yılına damga vurmuş.
*KMÜ’de öğretim elemanlarının başarılarını rektörlük makamıyla paylaşmalarını hazmedemeyen art niyetliler varmış.
*KMÜ’de öğretim üyeleri kışkırtılmaktaymış.
*KMÜ’nün Boğaziçi örneği bir üniversite olmasının özlemi dile getirilmekteymiş.
*Öğretim elemanları konuşmaya teşvik edilmekteymiş.
*KMÜ’de konuşulacaksa bundan önceki dönemde yaşananların konuşulması gerekiyormuş.”

Böyle düşünen ve bu düşüncelerini paylaşmaktan gurur duyan bir üniversite görevlisi… Belki öğrencilere ders bile veriyordur. Bir de KMÜ müdürüyle istişare ediyorsa yandı gülüm keten helva…

Oğlunu, kızını, gelinini, damadını üniversiteye aldırma numaralarını bana mı soruyorsunuz? Namık Ak’a soracaksınız. İsimlerin tümünü bilmese de birçoğunu unutmamıştır. Kapısını aşındıranları, ricacıları ondan daha iyi kim bilecek? Sendikanın listesi faş edildi. Daha ne listeler vardır Allah bilir.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” münasebetiyle Yunus Emre Divanı, Yunus Bir Haber Verir ve Kalbe Düşen Cemre eserlerinin bir araya getirildiği kitap setini okuyucuyla buluşturdu. Kaç sayfa dersiniz? Bir öğrenin, sonra KMÜ’nün Yunus Emre yılına vurduğu damgayı gözden geçirin. “Aynada kendine bak” sözünü duymadınız mı? Dev aynası değil, şaşırmayın; normal aynaya bakacaksınız.

Öğretim elemanlarının konuşmasını istememek, Boğaziçi Üniversitesi’ni ve o üniversitenin Türkiye’nin yüz akı olduğunu bilmemek… Boğaziçi Üniversitesi’nin dünya klasmanında olduğunu duymamış olmak olası mı? Hiç mi merakınız yok, gidin bir gün Boğaziçi’ni bir görün. Hocalara, öğrencilere ve ortama bakın. Ufkunuz açılır. Mukayese yapmaya kalkmayın, ölçüler tutmaz. İki ayrı dünya olduğunu görünce şaşırmayın.

İlkokul müsameresi benzeri kabulleri, açıklamaları, fotoğraf çektirmeleri normal zannetmek... KMÜ bu mu? KMÜ’nün halka yansıyan yüzü bu mu? Yazık! Farkında olmayanlara, farkında değilmiş gibi davrananlara ne demek lazım?

Türkiye'de konuşma hakkının hep sınırları oldu. 1980’lerin sonunda eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Konuşan Türkiye” sloganını yaydı. Bu slogan öyle tuttu ki, her muhalif “Konuşan Türkiye” özlemini dile getirdi. Muhaliflik, iktidara dönüşünce bu söz “Sus Türkiye” biçimine evrildi.

Kendi meslektaşlarının ağızlarının kapalı olmasını savunan bir akademisyen (!) Tebrik etmek gerek. KMÜ’de bu da bir ilk olmalı. Hocalarım; konuşmayın! Konuşmak haddinize mi? Bunu söyleyen kişi sizlerle aynı çatı altında. Aynı havayı soluyorsunuz.

Aslında tüm Türkiye sussa ne harika olur, öyle değil mi? Hiçbir sorun gündeme gelmez. Sorun kalmaz. Kafamızı dinleriz. Bönlerin, vasatların arzusu bu. İnanıyorlar. Onlar istesin, bizler susalım veya her eylemlerine eyvallah diyelim.

Hatayı Düzeltin Hanımlar, Beyler!

Basın duyurusundaki hata oradan hepinize el sallıyor hanımlar, beyler! KMÜ’nün yöneticileri! Başınızı çevirip sitenize bir bakın. Üniversitede herkes okur yazar. Öyle değil mi yoksa? Bir hatayı sıcağı sıcağına yazdım. “İsmi yanlış yazdınız” diye uyardım. Siz işin reklamındaysanız eseri de sanatçıyı da önemsemezsiniz.

Düzeltin artık hattatın adını, ayıptır ayıp! Kaç kez yazacağım, kaç kez uyaracağım sizi! Bu son uyarı! Bundan sonra sizleri hatanızla ve inadınızla baş başa bırakıyorum.

“Amaç hasıl oldu, tablo yerini buldu, Cumhurbaşkanı ile el sıkışıldı, her şey geride kaldı” diye mi düşünüyorsunuz? “Eser sahibinin adının ne önemi var?” mı diyorsunuz.

Bu ülkede sanatçı dediğin nedir ki? Basın bülteninde, üniversitenin sitesinde o isim ha Muhammed olmuş ha Sami? Yeter ki bizim ismimiz, unvanımız ve makamımız doğru yazılsın, bizim adımızın geçtiği bir haber medyada yer alsın… Biz, biz, biz.

O kadar danışmandan birinin dikkatini çekmedi mi? Namık Ak nereden bilsin. O, bu işleri görüyor mu? “Bırakınız yapsınlar, bırakınız yıkılsınlar” anlayışı hakim desem, birileri uyanır mı?

"İnsanların ağızlarından çıkanları dinlemeyin, tüm dikkatinizi yaptıklarına verin." (Albert Einstein)

Not: Türk Eğitim Sen Eğitim Öğretim ve Bilim Hizmetleri Karaman Şubesi’nin KMÜ Rektörlüğüne sunduğu “Talep Listesi” dananın kuyruğunun koptuğunu gösteren somut belgedir. Üniversitenin düştüğü içler acısı duruma örnek isteyenlere duyurulur. Sözün bittiği yer burasıdır. Yazıp çizdiklerimiz de boşunadır. Üniversite yönetiminin görevi sendikaya devredeceği günleri görsem şaşırmam. Artık kimsenin kimseden çekinecek hali kalmamış, her şey aleni yapılıyor.

(Devam Edecek)

Ahmet Tek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?