Hey Gidi Goca Dünya! Arabaşı Dergisi Bile Çıkarmışız

“Dün dünde kaldı cancağazım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım.” Hz. Mevlana böyle söylemiş ve bu söz insanlığa miras kalmış. Bu sözü ben de çok seviyorum. Hafızamın altın külçede yazılı tabletlerinden biridir. Her yeninin köklerinin mazinin derinliklerinde hayat sürdüklerine de inanırım.

Karaman’ın Ak Hocası” başlıklı yazım ne çok ilgi gördü. Ak Hoca’yı hatırlayanlar, kendi dağarcıklarındaki öyküleri paylaştılar. Ak Hoca adını hiç duymadıklarını belirtenler ise “Ne güzel insanlar gelip geçmiş.” diyerek, onu rahmetle yad ettiler.

1960’ların sonu ile 1970’lerin ilk yarısında çok bilinen bir şarkı vardı; Sözleri Abdullah Nail Bayşu, müziği Orhan Gencebay’a ait, “Hey Gidi Goca Dünya!”

“Dünya handır han içinde
Yaşar o ruh can içinde
Rüya gibi gelir geçer
İnsanoğlu gam içinde.
Dertli ağlar, dertsiz ağlar
Dünya içinde.

Hey gidi goca Dünya
Gam yükü müsün?
Söyle fani Dünya söyle
Dert küpü müsün?

Dünya döner değirmendir
İnsan içinde çavdardır
Bugün gelen yarın gider
Dolup boşalan bir handır.”

(Altı Gün’den dinlemenizi öneririm)

Hey gidi goca Dünya! Günümüzde şarkıların ömrü en fazla mevsimlik. Renksiz ve kokusuz yapay çiçekler gibi. Oysa bir vakitler “tutan şarkı” yıllarca söylenirdi. Özümsenirlerdi. Sevdalara, acılara, neşelere yoldaşlık ederlerdi. Kaç yıl sonra hatırladım bu şarkıyı. Öyle yerleşmiş hafızama.

Ak Hoca’yı anlatırken maziye döndük. Nostalji olmadan mazinin tadı olmaz. Eski Milli Eğitim ve Çalışma Bakanı hemşehrimiz Prof. Dr. Ömer Dinçer,

“1960 yılların sonuna doğru, Ankara’daki Karamanlılar ARABAŞI diye bir dergi çıkarmışlar. Bu dergide Ak Hoca’nın arabaşı hikayeleri vardı. Ben daha önce Ankara’daki Karamanlılar Derneği’nde bahsetmiştim. Sanıyorum iki sayısını tıpkı basım yapmışlardı. Muhtemelen bende bu dergiler var.” diye hatırlatmada bulundu.

Bir dönem Ankara’daki güzel abiler dergi çıkarmışlar. İsim olarak “Arabaşı” kelimesini seçmişler. 18 Ocak 1969 tarihli Arabaşı gecesi özel sayısı olarak yayımlanan dergide Ak Hoca’yı rahmetli muhasebeci Esat Uyur anlatmış. Bir bölümünü paylaşmak istiyorum:

Allah rahmet eylesin. Size bahsedeceğim hoca bizim mahallenin imamıydı. Biz ona Ak Hoca derdik. Karaman’da Ak hocasız arabaşı alemi düşünülemezdi.

Kış aylarından biriydi. Şakadan hocaya takılmıştım. “Hocam, siz bir oturuşta üç sini arabaşıyla bir tencere çorbayı içiyormuşsunuz?”

“Ehh evlat, sen yaparsın biz de deneriz” dedi.

Evet… Hocaya söz vermiştim. Bir hafta sonra başta Ak Hoca olmak üzere komşuları da arabaşı içmeye çağırdım, sinileri ortaya koyduk. Hoca koluyla ceketinin arasından bir kepçe, sağ cebinden büyük bir kaşık çıkardı. Biz pürdikkat hocaya bakıyoruz. Bir elinde kepçeyle hamura daldırırken, öteki ile de çorbayı hamurun arkasından yuvarlıyordu. On beş dakikada birincisi bitti, ikincisini koyduğumuz zaman Hoca kemerini bir delik gevşetti, tekrar başladı. İkincisi de suyunu çekti. Hoca kemerini bir delik daha gevşetip beni ve bir arkadaşımı yanına çağırdı, bize dedi ki:

“Benim iki koltuğumdan tutun. Yukarı kaldırıp aşağı salacaksınız.”

Bunun ne demek olduğu sorulduğunda, “Midede hafif bir yerleştirme yaptık” dedi.
Bu sırada Hoca çoktan üçüncü siniye başlamıştı bile. Aynı neşe ve canlılık içinde o da bitmişti. Hoca ufaktan bir dua yapıp meclise son verirken bana dönerek, “Evlat, bugün yine iştahsız tarafıma geldi, ucuz kurtuldun.”

Bu sözü hala kulaklarımda çınlar.

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Akgül hocam da Ahmet Haşim’in “Bize bir tahattür kaldı, şu sönen, gölgelenen dünyada” dizesini hatırlatarak şu mesajı iletti:

“Şehir, tarihi ile tarihi değerleriyle şehirdir.

Belki biliyorsunuz ama, bir gün Ak Hoca arabaşını o kadar çok içmiş ki, kemerinden bir ses gelmiş; “Annah! Kilteyi gevşetmeyi unuttuk.' Bilmiyordum, öğrendim ve yazdım.

İzmir’den, ilkokul arkadaşım emekli öğretmen Yüksel Sevinç bir anısını paylaştı.

“Hoca rahmetli Yunus Emre Caddesi’nden çarşıya giderken, oğlu Ahmet cami avlusunda bilye oynuyor. İzleyenlerden biri de benim. Arkadaşları “Ahmet, baban geliyor!” diye uyardılar.

Ahmet hemen ağaca çıktı. Rahmetli Ak Hoca yukarı, güneşe doğru bakamazmış.”

Bir mesaj da Karaman’ın nöbetçi abilerinden Remzi Tartan’dan geldi. Remzi abi, yazılarım hakkında duygularını paylaşır, eleştirilerini iletir. Her mesajı beni gönendirir. Bu kez yazdıkları şöyle:

“Bugün sevinçliyim(!)

Her gün veya günaşırı Ahmet Tek yazmaya dönmüş.

Şu soğuk günlerde, bir de üstüne üstlük, yüzde yüz ellilik elektrik zamları varken tebessümü ansıtması ne hoş. Eline yüreğine sağlık.

(Ak Hoca’nın bir de arabaşı tekerlemesi var, bilirsindir.) Şöyle başlardı anımsadığım kadarıyla...
‘Hindi etinden olursa ben gelirim erkenden.... ‘ diye devam eden. Bilmiyorsan lütfen araştırır mısın.”

Emir büyük yerden. Araştırdım ve buldum. Tekerlemenin tamamını buraya not düşüyorum.

“Arabaşıyı yaparsan kazdan geliriz yazdan
Arabaşıyı yaparsan hindiden geliriz ikindiden
Arabaşıyı yaparsan tavşandan geliriz akşamdan
Arabaşıyı yaparsan tavuktan belki gelemeyiz soğuktan.”

Kıssadan hisse: Tekerleme, arabaşı davetine “hayır” denilmeyeceğini, arabaşı çorbasının hindiden, tavşandan, kazdan ve tavuktan yapıldığını, her mevsim ve her öğün içilebileceğini öyle güzel özetlemiş ki.

“Karamanımızın kendi Ak Hocası ne tatlı adammış” diyen bir okur ise cümlenin devamını bizim anlayışımıza emanet etmiş.

“Hiçbir şey başka bir şeye benzemez. Hiç kimse de bir başkasının yerini dolduramaz.” Filistinli şair ve yazar Mahmud Derviş böyle söylemiş. Bizim klasik şarkılarımızdan biridir: “Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım.” Güfte Rüştü Şardağ’a aittir.

Birçok ürün için “Taklitlerinden sakınınız” uyarısı boşuna edilmiş laf değilmiş. İnsanın taklidi de varmış. TDK Sözlüğü taklidi “Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma, öykünme” diye tanımlanmış.

Sahici adamlar bir başkadır vesselam. İnsanlığın ölçüsü samimiyettir, nezakettir, hoşgörüdür. Kötüler düştükleri çukurda unutulurken iyiler hayırla anılır. Ak Hoca misali. Mekanı cennet olsun.

Not: Ak Hoca’ya ait fotoğraf bulamadık. Bir yakını arar diye umut etttik, o da olmadı. Mustafa Koçak’ta yoksa başkasında yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?