KARAMANLI BİLGE

O, “Hayat felsefem Kur’an’daki ASR Suresi” diyen biri... Düşü n zamanın akıp gidişini! Gerçek şu ki, insan ziyandadır; meğer ki imana erip doğru ve yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden…mealindeki ASR Suresi ile hayatını dokumuş bir Karamanlı.

Kendisini görmedim, sohbet etmedim, yakınlığım ve dostluğum yok. Bununla birlikte sizlere anlatmak istiyorum. Gecikmiş bir yazı, hep ertelediğim bir yazı... İlham kaynağım, anlatacağım kişinin kaçırmadan okuduğum Karamandan.com'daki köşe yazıları oldu.

Fettah Güventürk bir Karamanlı; Akçaşehir'den, 1943 doğumlu. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Makine Yüksek Mühendisi olarak 1965 yılında diploma aldı. Şimdilerde İzmir’de yaşıyor. İş insanı, yazar, girişimci, sanayici, üretici, eğitimci, sivil toplumcu... Kavruk Anadolu'nun mümbit insanlarından... Karaman'ın su sorununa 50 yıl önce dikkat kesilen bir gözlemci ve eylemci... Mesleğe ilk adım attığı yer Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü... Sonra Kırıkkale Makine Kimya, oradan da özel sektör... Ve nihayetinde patronluğa adım atma dönemi... O artık bir girişimci ve sanayicidir.

Askerde arkadaşlarının "Suyu Arayan Adam" lakabını taktıkları Fettah Güventürk, İzmir'e yerleştikten sonra "Çelik Adam"lığa terfi eder. Fettah Güventürk, benim dikkatimi "Çelik Adam" olmasıyla çekti. Yazılarını ilgiyle takip ettiğim farklı bir yazar.

"Kainata hükmeden İNSAN... Teknolojinin bel kemiği ÇELİK... Menşei itibariyle toprak olan bu önemli iki varlığın önemli tipik benzerlikleri mevcuttur."

Yukarıdaki cümleler, "Çelik ve İnsan Benzerliği" başlıklı yazısından alıntıdır. Aynı yazıda şu cümleler de Fettah Güventürk'ün tespitidir:

"İzabe metoduyla, cevher veya hurdadan elde edilen çelik; tasfiye işlemleri ile asallaşır nitelikleri yüksek özel çelikler elde edilir. Kullanım gayelerine göre yumuşak veya sert yapıda çelikler oluşur. Çeşitli prosesler sonucunda; dişli, mil, yay, bilya v.s. gibi binlerce çeşit alet ve makine parçası haline gelir. Bu oluşumda önemli husus parçanın, cins ve görevine uygun çeliğin seçilmesidir. (İnsanın kabiliyet ve liyakatine uygun görev dağılımı gibi).

İmal edilen parçalar; istenilen özellikleri elde edecek şekilde, ısıl işleme tabi tutulur. (İnsanların eğitim ve tedavileri gibi) Başlıca özellikler; dayanım (stres), tokluk, esneklik, aşınmaya mukavemet gibi özetlenebilir. Bu özellikler paralelinde parça haline gelen çelikler ömrünü sürdürürler. Bu süreç içinde aşınır, eğilir, yorulur, yaşlanır, bazen de kırılarak fonksiyonu biter, hurda olur. Hurda olduğunda yok olmaz. Tekrar eritilerek hayat bulur. Bir nevi ölümsüzlüğe kavuşur. Teknoloji sahnesinde başrolü oynamaya devam eder.

Netice olarak; Sertlik (stres), yumuşaklık, esneklik, sürünme ve yaşlanma gibi özellikler insani huylara benzer. Bilhassa stres artışı büyük rahatsızlıklar ve arızalar yaratır. Bu arızaların azaltılması meneviş tabir edilen ısıl işlem ile (sakinleştirme tedavileri ile) izale edilebilir. Kalıcı ve keskin gerilimler her iki varlığın ömrünün sona ermesine sebep olur."

Çok sert olma kırılırsın, çok yumuşak olma ezilirsin” misali...

Yine Fettah Güventürk'ün "Toprak ve İnsan" başlıklı makalesinden tadımlık bir bölüm:

"Çin atasözü 'bir gün mutlu olmak için yemenin içmenin, bir hafta mutlu olmak için tatil yapmanın, bir ay mutlu olmak için evlenmenin, ömür boyu mutlu olmak için toprakla ve ömür boyu mutsuz olmak için insanlarla ilgilenmenin gerektiğini' söylemektedir. Bu sözün özünde insani ilişkilerin güçlüğü vurgulanmaktadır.

Çin atasözü toprak ve insanı karşılaştırmaktadır. Bu karşılaştırmayı fikirsel olarak geliştirmek olasıdır. İnsan ve toprak karakterleri itibari ile birbirinin zıttıdır. Toprak huzurludur. Toprak sessizdir. Toprak sakindir. Toprakla ilgilenmenin getirdiği mutluluğun temeli budur. Her insan toprağa ait karakterin, bir parça da olsa, zıtlıklarını barındırmaktadır. İnsanlarla ilgilenmenin getirdiği mutsuzluğun nedeni budur.

Toprağın insanla, insanın toprakla zıt düşmeyen kaderi de vardır. Yağmursuz kalan toprak önce kurur, sonra çatlaklar belirir üzerinde, zamanla yarıklara dönüşür. Toprak belki endişelenmeye başlar. Toprak belki ağlamaya başlar. Toprak belki telaşlanmaya başlar. Kısa bir süre sonra katı bir taş yığınına dönüşecektir. Toprak hastalanmıştır. Rahatsızlanan insan önce solar, sonra bir donukluk belirir gözlerinde, zamanla çaresizliğe dönüşür. İnsan endişelenmeye başlar. İnsan ağlamaya başlar. İnsan telaşlanmaya başlar. İnsan korkmaya başlar. Kısa bir süre sonra katı bir toprak yığınına dönüşecektir. İnsan hastalanmıştır.

Hayat, hedef mutluluk olarak ele alındığında, görünen mutsuzluklar içinde mutluluğu yakalayabilme sanatı olarak tanımlanabilir. Hayat, hedef zorlukları yenmek olarak ele alındığında, zorluklarla başa çıkma sanatı olarak anlatılabilir. Hayat, hedef insanlığa faydalı olma sanatı olarak ele alındığında, insana hizmet etme sanatı olarak ifade edilebilir.

Toprak, bütün kâinatın ve hususiyle de yerkürenin en değerli unsuru, en sihirli maddesidir. Ve hava-su-ziya bir manada onunla kaimdirler ve onun için vardırlar. Onun bu öneminden ötürüdür ki, bağrında biz ve bizimle alâkalı milyonlarca varlığın neşet edip geliştiği bu mütevazı fakat semaları aşkın unsurun, Kur’ân-ı Kerim’de sık sık üzerinde durulur. Âdeta bütün göklere denk tutulur. Sonsuzluğa ulaştıran bir köprü, bir liman, bir rampa olarak da hep dikkatlerimize sunulur."

Bir teolog, bir filozof ve bir bilgenin değerlendirmeleri değil mi yukarıdaki cümleler. İnsanı, hayatı ve toprağı bu kadar güzel anlatan bir hemşehrimiz var. Ne mutlu bize.

Fettah Güventürk, veluttur, mümbittir. Yazdığı bir dizi kitap bu sıfatları hak ettiğinin tanığıdır. İlk kitabı "Çeliklerin Tavlanması ve Isıl İşlemleri"dir. Mesleki birikimini genç mühendislere aktarmak için yazdığı ilk eserdir. Ardından "Çelik El Kitabı" gelir. Üretken bir insandır ve yazmaya da zaman ayırır. 2010'dan sonra "İnsan ve Ekonomi", "İnsan ve Ahlak", "İnsan ve Mutluluk: Yaşamı Mutluluğa Taşıyan Altın Damlalar", "İnsan ve Temel Değerler", "Akçaşehir Kasabası Okuyanlar ve Girişimciler Tanıtım Rehberi" adlı kitapları yayımlanır.

İbni Haldun'un "Coğrafya kaderdir" tespiti, Fettah Güventürk'ün de gerçeğidir. Güventürk, yetiştiği ortamın ve şartların etkisini şöyle dile getirir:

"Bizim özelliğimiz Anadolulu olmamızdır. Kurak ve kırsal bölgede büyümek, çevre bilincinin yerleşmesini sağladı. Örneğin, bizim yöremiz kırsal olup ana sorun, su problemiydi. Su her şey demekti. Bu sorunla beraber, köyümüzde okumak, okutmak, hasleti yatıyordu. Lise yıllarımızda, okuyan arkadaşlarımızla beraber köy odasında bir kütüphane oluşturduk. Tahsilime devam ederken Karaman'da ortaokul ikmalli öğrencilere ders verip öğreticilik yapmak başarımın ilk ve en mutlu çağlarını teşkil etti. O yıllarda gerçekleşen çevre bilinci, faydalı olma arzuları, karakterimin oluşumunda önemli yer tutar."**

Fettah Güventürk'ü anlatmaya devam edeceğim inşallah. Bu yazı başlangıç olsun. Karaman, öz evlatlarını tanımayan şehirlerdendir. Karaman, öz evlatlarının adının anılmasını hoş karşılamayan şehirlerdendir. Bu cümlelerimin yanlış olmasını dilerdim. Ama beş yıldır Karaman'la ilgili yazılar yazıyorum. Ne zaman, Karaman'dan bir ismi anlatmak istemişsem, o ismin anlatılmaya değer yanı bulunmadığı yönünde eleştiriler aldım. Karaman, kendi çocuklarına referans olmaya başlarsa, kim bilir daha nice bilgelerimizi tanıma imkanına kavuşuruz.

*Çelik Adam

AHMET TEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?