Kış Leyleği

Oto lastiği mi bu, kışlığı, yazlığı olsun. Bildiğin leylek. Baharın müjdecisi, göçmen kuşların en sevimlisi leylek. Bizi ailemize getiren ilk kargo şirketi elemanı... Bu yıl oturduğum yerden kalkmayacak mıyım diye beni düşündüren bir leylek.

Size ocak ayının üçüncü haftasında gördüğüm, uçmak yerine sıfır beden, sırık gibi uzun, mankenler gibi yürüyen bir leyleği anlatacağım. İsimsiz bir leylek. Bu mevsimde sahil kenarında havalı havalı dolanan bir leylek. Kış leyleği demekten başka isim bulamadım. Ciddi bir leylek, kimseyle lak lak etmiyor.

Okulların ara tatiline girdiği gün, ailenin dört ve beş numarası Ali Baki ve Hasan Sadi’nin karnelerini alıp Ankara’dan yola çıktık. Meteoroloji günlerdir uyarı üstüne uyarı yapıyordu. Uzun süreli yoğun kar yağışı başlayacak ve ülkede hava sıcaklıkları hızla düşecekti.

Bir gün önceden hazırlıkları yapmıştık. Yolculuk uzundu. Önce Tekirdağ, sonra Edirne. Kızılcahamam, Çamlıdere, Cankurtaran ve Bolu, Akyazı noktaları kış yolcularının gözünü korkutan güzergahtır. Ankara’da kar hafif hafif atıştırmaya başlarken hareket ettik. Soğuk ama güneşli bir hava eşlik etti.

Bir süredir rahatsızım. Grip yakamı bırakmadı. Dışarı çıkmıyor, evde ıhlamur, limon, çorba, ilaç, kitap, film gün geçiriyordum. Yolculuk heyecanı hastalığı unutturdu, gözlerim açıldı. En korktuğumuz güzergahlarda çevre bembeyaz. Kar yarım metreden fazla. Yollar temiz, güneş ışıl ışıl. Bu mevsimde Bolu’da görülmemiş berraklık. Bulutlar bile pamuk…

Akyazı’dan Kuzey Marmara Otoyolu girişinde kar merhaba dedi ve Yavuz Sultan Selim Köprüsünden Tekirdağ’a kadar şiddetini artırarak bizimle geldi.

Yollar tır hakimiyetinde. Binlerce tır yurt dışına mal taşıyor, bir o kadarı yurt dışından ürün getiriyor. Karayollarındaki kamyon ve tır hareketliliği ekonominin üretim çarklarının hızıyla doğru orantılıdır. Üretim artarsa, yollarda daha çok kamyon görülür. İhraç rakamlarındaki artışın delili, yollardaki tırlardır.

Gece kar altında girdiğimiz Altınova, sabah uyandığımızda altın gibi parlıyordu. Küçük oğlum yolda, “Baba, kışın Marmara hangi renk olur?” diye sormuş, “gri olur” yanıtını vermiştim. Erken uyanmış, odasının penceresi deniz görür. Denize bakmış, gördüğü renge şaşırmış, heyecanla geldi. “Baba, inanamayacaksın, deniz masmavi parlıyor” dedi.

Birlikte denize baktık. Milyarlarca ışıltı. Masmavi bir tablo, ortasında beyaz bir leke ve prizma misali her yer ışık kurdelesi. Gündüz yakamozu. Havada bulut yok. Ayaz ve rüzgar, masmavi, durgun bir deniz…

Sıkı giyiniyoruz, Altınova’da kısa turun ardından Tekirdağ Sahil’e gidiyoruz. Parklardaki çocuk cıvıltıları yok denecek kadar az. Denizin kokusunu özlemişim. Dalgaları elimle tutacak kadar yaklaşıyorum. Denizin dibi gözüküyor. Tertemiz. İyot kokusunu soğuk havayla karışık ciğerlerime çekiyorum. Olta balıkçıları var, tek tük. Yaz kalabalığından eser yok.

Sessizlik sahile başka bir hava vermiş. Yerde kar, buz, su birikintisi yok. Çimler yemyeşil. Gece boyunca yağan karı süt gibi emmişler. Kafamda binbir hülya, ben bahtiyar, ben mesut, ben keyifli bir zihinsel salıncakta sallanıyorum. Bir o yana, bir bu yana.

İnce, uzun, kırmızı perdeli iki ayak pıt pıt pıt diye bana doğru geliyor. Başımı yerden kaldırıyorum uzun ve sivri bir gaga yürüyüşün ritmiyle hafif öne arkaya inip çıkıyor. Minicik başta kocaman iki güzel göz. Bir leylek. Ocak ayında, Tekirdağ sahilinde yanıma gelip merhaba diyen bir leylek.

Göç etmemiş. Kim bilir niye? Ayağında takip halkası takılı. Balıkçılar ve esnaf besliyormuş. Nerede konaklıyor, akşamları nereye saklanıyor, sahipsiz köpeklerden nasıl korunuyor bilmiyorum. Adı, sanı olmayan bir leylek. Milli Parklar’ın elbette haberi vardır.

İnsanlara sığınmış bir leylek. Kış leyleği. Göçmenliğin çaresizliğinin ve yalnızlığının sembolü. Eşinden, cinsinden, toprağından ayrı düşmüş bir leylek. İnsanlara sığınmış, iyi insanlarla tanışmış. Bembeyaz tüyleri sert rüzgarda dağılıp dağılıp yeniden bir araya geliyor.

Kış leyleği ile ilk tanışmamız böyle. Kısa ama etkili oldu. O kafelere doğru yürüdü. Belli ki günaydın diyeceği, selam vereceği daha bir hayli insan dostu var. Ardından bakakaldık. Çocuklar ilk kez bir leyleği bu kadar yakından gördü. İlk kez bir leylekle göz göze geldiler.

Tekirdağ’ın göçemeyen leyleği güzel insanlara güvenmiş. Belli ki bakımı iyi. Leyleği yıllardan beri hep havada gördüm. Dur durak bilmeden gezdim. Bu yıl leyleği sahilde gördüm. Ayakları yerde, gözü bende bir leylek. Bakalım 2022’de şansımıza oturmak mı düşecek.

Eve döndük. Tv’lerde kar, kış haberleri. Suriyeli sığınmacıların çadırları kar altında. İki büklüm bir yaşlı anne bir şeyler söylüyor. Ağıt mı yakıyor, dua mı ediyor, ikisi bir arada bir çaresizlik feryadı mı? Göçmenlik zor iş. İnsana göre değil. Göçerse kuşlar göçsün, kulunu vatanından koparma Allahım.

Sökülüp
Salkım salkım leylekler gelirse
ilkbahar olur,
Kül mavinin yanına kirli sarı gelirse
sonbahar,
Sen benim yanıma gelirsen
kıyamet olur.
(Attila İlhan)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?