Doktordan Kullanılmamış Aile Mezarlığı Satılıktır

Böyle bir ilan okusanız tepkiniz ne olur? Herkes için farklıdır, kişinin huyu suyu gibi, tepkileri de ortak değildir. “Doktordan Kullanılmamış Aile Mezarlığı Satılıktır. Karaman Şehir Mezarlığının ziyaretçisi yoğun bölgede, yatırıma uygun.”

“Hay Allah, böyle şey olur mu?”, “ciddi olamaz”, “şakadır, şaka” diyenler olur. “Ne günlere kaldık. İnsanlar geçinemez oldu. Mezarlar bile satılıyor. Bunlar iktidarın kötü yönetiminden” diyen muhalifler bile çıkabilir.

Böyle bir ilan müşteri bulur mu derseniz, günümüzde her malın alıcısı var. Aile mezarlığına da müşteri çıkar.

Kimsenin başına gelmeyen çetrefil işler benim sevgili arkadaşım Dr. Ali Sezen’i bulur. Allah ona, çetrefil işlerle meşgul olmak gibi bir yük yüklemiştir. Dr. Ali Sezen de kimdir diye sormayın. Çünkü onu ve onun başına gelen fıkra gibi bazı olayları daha önce anlattım.

Dr. Ali Sezen 2021’in son aylarında kardeşi Recep Sezen’i kaybetti. Recep, benimle yaşıttı. Vefatından kısa süre önce tedavi için geldiği Ankara’da görüşmek kısmet oldu. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Rahmetli Recep, Dr. Ali Sezen için Karaman Şehir Mezarlığında aile mezarlığı satın almış. Doktor alınan yeri görmemiş. Sadece parasını gönderip parselleri kendi adına ayırtmış.

Doktor, bir süre sonra aile mezarlığını düzenletmek, parsellerin çevresine duvar yaptırmak istemiş. Bir mermerciyle anlaşmış. İşte, şaka gibi ama hikaye bundan sonra başlamış.

Doktorun aile mezarlığı olarak aldığı parseller sorunlu çıkmış. Buradaki bir kabir yeri başkasına satılmış. Aile Mezarlığı’nın içindeki parseli alan kişi gurbetçiymiş. Boş mezara bir başucu taşı dikip yurt dışına gitmiş. Ailenin hiç tanımadığı biriymiş. Durumu, mermerci fark edip doktoru bilgilendirmiş.

Doktor kendisine iletilen konuyu anlayamamış. Satın aldığı parsellerin belgelerini ve krokilerini istetmiş. Bana da gösterdi. Sorunun çözümü için onlarca kişiyle görüşmüş. Avukatını bile aramış. Çözüm bulunamamış. Olanları kavramakta zorlandım. Aile mezarlığı olarak aldığı adacıkta bir yabancıya satış yapılmış. Hiç bilmediğim işler.

Sat Kurtul Formülü

Doktoru mezarlık konusu yormuş. Çözüm yolu için çırpınıyor ama nafile. Hem kızıyor, hem üzülüyor. Çetrefil işleri sevmem. Baş ağrıtan, can sıkan insanlardan uzaklaşırım, mal mülk ise elden çıkarırım. Çizik atmam, siler geçerim. Vaktimi çalacak, ömrümün sayılı günlerini heder edecek sıkıntılı kişilere de, işlere de gelemem.

Doktoru sakinleştirmek istedim. Doktor espriyi sever. Espri yapmaktan keyif aldığı gibi her tür espriyi hoş görür. “Seni bu dertten kurtaracağım” dedim. Doktor heyecanlandı, “nasıl olacak bu iş” diye sordu.

“Sizin parselleri satalım. Nasılsa hiç defin olmadı” dedim.

“Bu nasıl olacak?” dedi.

Karaman’dan.com’da yazdığımı biliyor. “Karaman’da yazılarımı okuyan bir hayli kişi var. Makale yerine bir gün şöyle bir yazı yazarım” diyerek, devam ettim:

“Doktordan kullanılmamış aile mezarlığı satılıktır. Karaman Şehir Mezarlığının ziyaretçisi ve dua edenlerinin en yoğun bölümünde yatırıma uygun. Pazarlık yapılır” diye bir ilan hazırlarım. Herkesin ilgisini çeker. Türkiye’de böyle bir ilan daha önce yayınlanmamıştır. Ulusal gazeteler ve tv kanalları bile haber yapar.”

Doktor, bastı kahkahayı. Kendinden geçti. “Süper formül” diyerek, gülümsedi ve gerginliği kayboldu. “Espri süperdi ama gerçek çözümü nasıl bulacağız?” diye yeniden hayıflandı.

Karaman Belediye Başkan Yardımcısı Eyüp Hüsamettin Aslan’ı aradım, konuyu ilettim. Çözümü için çare arayacağını söyledi. Doktorun telefon numarasını verdim ve aradan çekildim.

Mezarlıkta Şakalaşmak Günah mı?

Bu olaydan bir süre sonra Karaman’da iki arkadaşımın anneleri vefat etti. Aynı mahallede büyümüştük. Can ciğer arkadaştık. Baş sağlığı diledim. Allah rahmet eylesin. Cenazeye İmam Hatip’ten dönem arkadaşım emekli imam Mustafa Uysal da katılmış. Buradaki bir sohbeti feysinde kullanmış.

Mustafa Uysal’ın usta bir yazar olduğunu, yazılarını kaçırmadan okuduğumu belirtmek isterim. Mustafa Uysal, “50 yıllık, 100 yıllık gazeteciyim. Hani bana plaket, plaket de plaket” diyenlere, etliye sütlüye karışmayan, herkese güzellemeler yapanlara, kendini öve öve bitiremeyenlere, ağır abi takılanlara, bıyık büküp oturanlara benzemez. Onlardan bin gömlek öndedir. Seçtiği konular, toplumun dinamiklerindendir. Hasta uzvu gözlerden anlayan hekim gibidir. Üslubu kendine hastır. Bir kez okursanız, bağımlısı olursunuz.

İbrahim Ünal’ı Unutmayın

Mustafa Uysal, kabristan üzerine, ölüm üzerine müthiş bir gözlemle, tasavvufi derinliği, uhrevi havası olan ve bunları mizahla harmanlayan bir yazı yazmış. Tebrik ederim.

Mustafa Hoca’nın o yazısı bir dönemin yazarı İbrahim Ünal’ı hatırlattı. Karaman’dan bir İbrahim Ünal geçti, fırtına gibi esti. Bir daha benzeri gelmedi. İbrahim Ünal, Karaman’ın en renkli, en esprili, en açık sözlü ve kalemi en keskin insanıdır. Yazmıyor artık, yıllardır yazmıyor.

Karaman Gazeteciler Cemiyeti böyle birini unutmuş olamaz. Davet etseler, genç gazetecilere öyle güzel şeyler anlatır ki, hem güldürür hem düşündürür. Genç gazeteciler İbrahim Ünal abilerini çok seveceklerdir.

Mustafa Hoca, Cem Yılmaz’ın gösterisinde kullanacağı bir espriyi yakalamış ve bunun üzerinden yürümüş. Aile mezarlıklarını uçaklardaki Business Class’a benzetmiş. Devamı da var. Ama ben yazmayacağım. Bundan sonrasını Mustafa Hoca’dan isteyin…

Hocam birilerini üzdüğünü düşünerek, yazıyı silmiş. Feys’te yazmayı bırakacağını da açıklamış. Sonra vaz geçirmişler, ikna etmişler. Öyle hemen küsüp, kalemi bırakmak olur mu? Durmak yok, yazmaya devam. Mustafa Hocamı arayıp uzun uzun konuştuk.

Bizi gülümsetecek insanlara da, olaylara da, yazılara da çok ihtiyacımız var. Keşke Karaman’ın sorunlarını, sıkıntılarını Karaman’da yaşayan ve yazar olduklarını söyleyenler yazsa…

Ben güzel adamları, kitapları, filmleri, gezdiğim şehirleri, ülkeleri, yemekleri, çiçek ve böcekleri yazsam. Ankara’dan kültür, sanat haberleri paylaşsam. Esprili konuları yazarken keyfim yerine geliyor. Can sıkıcı olayları yazmak içimi karartıyor. KMÜ Müdürünü yazmanın yükü niye benim omuzlarımda olsun? O yazıları yazmanın sıkıcı, yorucu ve keyif kaçırıcı olduğunu bilmenizi isterim.

Şadan Sezgin: Kitap Kurdu

Mustafa Uysal hocam gibi Karaman’ın yüz akı yazarlarından biri de Karamandan.com’un köşe sahiplerinden Şadan Sezgin’dir. Kalemi, ulusalda yazanların büyük bölümünden güçlüdür. Karaman’da hayranlıkla okuduğum üç beş kişiden biridir. Haberiniz yoksa “Emanet” adlı deneme türündeki kitabını okuyun derim.

Şadan Sezgin, kitap kurdudur. Beğendiği kitapları dönem dönem benimle paylaşır. Mustafa Uysal hocamın, aile mezarlıklarıyla ilgili yazısından söz ettim. Şadan Sezgin, Mustafa Kutlu’nun “Haliç ile Çepeçevre İstanbul” adlı gezi kitabında buna benzer bir olayın anlatıldığını söyledi.

“Gönül dostlarının ilham kaynakları aynı pınardandır. Allah aynı damlaları, birbirinden kilometrelerce uzakta olsalar da onların kalplerine düşürür” dedim.

Sağ olsun, Şadan kardeşim iki dakika sonra bana kitabın kapağını ve yazının o bölümünü gönderdi. Mustafa Kutlu şöyle yazmış:

“Mezarlıkların eski çehresi süratle yenileniyor. Mesela Mevlanakapı tarafından girdiğim Merkez Efendi Kabristanı’nda külliyeye varıncaya kadar geçtiğim yol kenarında bir tek tane eski mezara rastlayamadım. Hep malum “filan ailesi, falan ailesi.” Hayatta süren gösteriş, ölümden sonra da sürsün isteniyor sanki.”

Mezarlık Koleksiyoncusu

Hayat ve ölüm bu dünyanın gerçeği. Ölümden söz edilince Necip Fazıl’a el sallamadan geçmek olmaz:

"Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber…/ Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?"

Allah her şeyin güzelini nasip etsin. Gezdiğim yerlerde mezarlıklara dikkat ederim. Beğendiğim mezarlıklardan kendime yer seçerim. “Bu mezarlığın şu köşesi tam bana göre” dediğim çok olmuştur. “Bilmem nerde, ne zaman, saat kaçta? Tabutumun tahtası kimbilir hangi ağaçta?” dizelerini mırıldanırım.

Beğendiğim, mezarım burada olsa dediğim son yer, Ankara’nın Çamlıdere İlçesindeki Şeyh Semerkandi hazretlerinin türbesinin de bulunduğu kabristan oldu. Meşe ve ardıçlarla dolu, suların gümbür gümbür aktığı bir hamuşan kent… Eşime ve çocuklarıma da gösterdim. Mezarlık koleksiyoncusuyum. Türkiye’nin dört bir yanındaki mezarlıklardan kendime yer ayırmışlığım vardır. Gezmeye, seyahatlere başladığım günlerden bu yana mezarlık koleksiyoneriyim.

Ölüler Şehri

Mısır’ın başkenti Kahire, banliyöleriyle birlikte 20 milyondan fazla nüfusa sahiptir. Kahire’nin merkezinde Ölüler Şehri olarak adlandırılan büyük bir mezarlık vardır. Bu mezarlık, İstanbul’un birçok semtinden kalabalıktır. İnsanlar mezarlıkları ev olarak kullanır.

Dünyada başka örneği bulunmayan ölüler şehrinde nüfusun en yoksul kesiminden yaklaşık 300 bin kişi yaşar. Bir toplantı için gittiğim Kahire’de burayı görmüş, hayretler içerisinde kalmıştım.

“Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Hz. Muhammet (SAS)

Allah herkese sağlıklı, uzun ömürler versin. Ölmüşlerimize rahmet, mekanlarını cennet etsin.

Doktor Ali Sezen’in iznini almadığım bir ilanla yazıya veda edelim:

“Aile Mezarlığı olarak satın aldığım hisselerimi, defin işlemim dahil tüm haklarıyla devretmek istiyorum. Geleceğe yatırım yapmak isteyenlere kaçırılmayacak fırsat.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?