Rektöre İlk Taşı AK Partili Meclis Üyeleri Attı (!)

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Namık Ak, göreve başladığı tarihten itibaren Karaman'da gündemin bir numarası olacağının sinyalini vermişti. Öyle de oldu.

Sosyal medyada ve basında her gün rektörle ilgili en az iki veya üç haber çıkıyor, bazen daha fazla... Rektörün her adımı Karaman'da haber olarak kabul görüyor. Geçmişe gitmeye gerek yok, son bir aylık verilere bakarsanız, rektörün adının geçtiği haber sayısının, milletvekilleri, vali, belediye başkanı veya bir başka isimden kat kat fazla olduğunu saptarsınız.

Hayat hep bir yol bulur kendine... Aristo bu ilâhi kanunu "tabiat boşluk kaldırmaz" cümlesi ile özetlemiş. Karaman sessiz şehir, suskun şehir... Belki "alçak gönüllülükten" belki 'bana necilikten' sessizliği kabullenmiştir. Karaman'ın bu özelliği yeni değildir, kökleri derinlerdedir. Karaman'ın yöneticileri de, pek az istisna olmak üzere, Karaman'ın bu özelliğini taşıyan kişilerden ola gelmiştir.

Rektör Namık Ak, Karaman'ın "sessizliğini ve suskunluğunu" ihlâl eden biri olarak temayüz etti. Aktif, hedefleri olan, yerinde duramayan ve konuşmayı seven biri olarak ve kendi oluşturduğu takımına güvendiği için Karaman'ın "Suskunlar Korosu"na katılmadı. Ziyaretçi trafiği çok yoğundu. Herkes ona geldi, o herkese gitti. Her etkinlikte kendinden söz ettirecek fırsat buldu. O fırsatları değerlendirdi. "Ne var ki bunda?" diyebilirsiniz. Bence de bir şey yok. Dönem, PR dönemi, halkla ilişkiler dönemi, öne çıkma dönemi, reklam ve propaganda dönemi. Bir de imkanlarınız genişse kim ne desin ki? Kimsenin elini tutacak, bunu yapma diyecek konumda değilim. Bunlar aslında meziyettir.

Namık Ak, rektör olarak her işte, her etkinlikte, her konuda "Ben de varım" diyen hatta bir adım daha ileriye giderek "Ben varım" diyen bir kişilik olarak kendine yer edindi. Bir gün İsmail Hacı Tekkesi'nde, bir gün elma şenliğinde... Bu, onun özelliği. Bu özelliği için iyi veya kötü yaftası yapıştırmak, hiçbir kişinin hakkı değildir. Bu bir tercih meselesidir. Ancak, rektör olarak yaptığı konuşmaları ve eylemleri eleştirilebilir.

Atanmış ya da seçilmiş her yönetici, idareci, müdür, sıfatı ve makamı ne olursa olsun, kişiler eleştiriden muaf değildir. Sevmeseler de, istemeseler de, tüyleri diken diken olsa da öyledir. Eleştiri, kendini yücelerde, erişilmez noktalarda konumlandıran yöneticiler için iğneli fıçıya girmek kadar acı vericidir. Eleştirinin en hafif yan etkisi can sıkmasıdır. Doğu toplumlarında eleştiri kültürünün yokluğu, demokratikleşmenin önündeki bariyerlerin en büyüğüdür.

İLK GÜNLERİN ÖVGÜSÜNDEN GERİ ADIM ATTIM

KMÜ ve onun rektörü ile ilgili birçok kez makale yazdım. Rektör Ak'ın göreve yeni atandığı günlerdi. Üniversiteye ve dolayısıyla Karaman'a katkı sağlamasını umut etmekten başka kaygım yoktu. Yazdıklarım övgü içerikli ve olumlu cümlelerden oluşuyordu. Bu yazılarım çok okunuyordu. Çok da olumsuz eleştiri alıyordum. Gerçekleri yazmamakla, rektörün adamı olmakla itham edildim. Bunlar doğru değildi. Rektör Ak'la hiç bir arada olmadım. Kendilerini rektörlükten önce de sonra da görmedim. Hiç yüz yüze gelmedik. Göreve atandıktan sonra bir kez olsun telefonla bile konuşmadık.

Bir süre sonra Rektör Ak'ın her konuda görüş belirttiği ve her etkinlikte başrole soyunduğu yargısına kapıldım. Bir yazar olarak benim gözlemim, hissiyatım ve kanaatim buydu. Ayrıca, bazı konuşmalarının içeriğini tasvip etmediğimi fark ettim. Basın mensuplarıyla yaptığı ilk toplantıyı eleştirdim. Toplantıya katılmadığım halde kendimde bu hakkı görmüştüm. Garip bir durumdu. Toplantıya katılanların arasında ticaret erbabı ve öğretmenler bile vardı. Bir de toplantının haberi, KMÜ'nün sitesinden alınarak yayınlanınca, Karaman adına içim cız etti.

Devamı geldi; Üniversitede yeni bir ekip oluşturuldu. Karaman için değerli olduğu belirtilen birçok ismin geri plana itildiği veya küstürüldüğü duyumları geldi. Gidenlerden de, gelenlerden de kimseyi tanımıyordum. Atama ve bazı tasarrufların doğru mu, yanlış mı olduğu hakkında bilgim yoktu. Bu nedenle tek satır yazmadım. Halbuki bu konuda pek çok telefon alıyordum. Ancak, gruplaşma veya kutuplaşma olabilir kaygısı içindeydim.

Karaman sessizdir, suskundur. Bu konuda da öyle oldu. Bizde, bürokraside de işler böyle yürür. Kadrolar, işe ve liyakate göre değil, kişiye göre değişir. Bu tasarruflardan halkın haberi olmaz. "Kol kırılır yen içinde kalır" misali... Ben de yaşadım. Hem de unutulmayacak denli... Türkiye'de her yeni idareci, bir öncekinin fevkinde olduğuna inanır. Bana ne, inansınlar. Ama bizleri inandırmak için uğraşmasınlar. KMÜ'de de öyle oldu. Birilerinin liyakatini ve işe uygunluğunu saptayacak yetkinlikte değilim ve asla bunları dillendirmem.

AGAM BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Rektör Ak, artık her konuda görüş beyan ediyordu. Her şeyi o söylüyordu. Oysa bu yöntem akademik anlayışa uygun değildi. Bir bayramlaşma fotoğrafı gördüm, gözlerime inanamadım. Haber yine KMÜ tarafından duyurulmuş. Üniversite yerleşkesinde uzun bir kuyruk, rektör ve bazı hocalar bir kenarda. Kuyruktakiler tek tek, kenarda bekleyenlerle bayramlaşıyor. Kolonya, şeker, lokum ikramı yapılıp yapılmadığını ise bilmiyorum.

Bayramlaşma, güzel bir geleneğimiz. Yöntemi böyle mi olmalı? Bana tuhaf geldi. Üniversite personeli olsam asla icabet etmeyeceğim bir bayramlaşmaydı. Haberi okuyup fotoğrafa bakarken, ağzımdan "Agam bayramınız kutlu olsun" sözü çıkıverdi. Siz bunu çok güzel hareketlerden biri olarak görebilirsiniz. Değerlendirme ve anlayış meselesi...

BİZ BİR AİLE MİYİZ?

Sonra bir toplantıda, rektörden "Biz bir aileyiz" sözü geldi. Bu söz üzerine uzun bir yazı yazdım. "Orası bir üniversite. Evrenselliğin gözde mekanı. Üniversiteyi bir aile yuvası olarak görmek nasıl bir yaklaşım" diyerek, görüşlerimi ifade ettim. Aile kavramına dikkati çektim. "Üniversitede, ilim çevrelerinde ve bilimde esas olan kavramlardır. Kavramların içini doldurmak gerekir. İlim ehli, kavramları bilir ve onları ıskalamaz" vurgusu yaptım. Aile sözcüğünün akademi için uygun olmayacağını sosyolojik olarak anlatmaya çalıştım. "Biz bir aileyiz" demek "ben sizin babanızım" demek anlamına gelir ki akademiye çok da uygun olmayan bir yaklaşımdır. Bu sözü kullanmaktan vaz geçmedi. Bir başka konuşmasında tekrarladı. Anladım ki, kendisiyle ilgili konuda bile takipçi değil... Yakınındakiler de muhtemel, paylaşmaktan çekiniyor.

Hislerim, bunların doğru işler olmadığını söylüyordu. Ama elim, bu konularda yazmaya bir türlü gitmiyordu. Yazacak ne vardır derseniz, rektör, konuşmalarının büyük bölümünde, "Karaman kadim şehir", "Karaman Türk dilinin başkenti", "Bizim Yunus'un diyarı", "Elma şehri" diye söze başlıyordu. Bu sözler çok sık tekrar ediliyordu. Bunlar bana bir hemşehri derneği toplantısında, dağarcığı boş olan dernek başkanının söylemek zorunda kaldığı cümleleri hatırlatıyordu. Bu tarz konuşma da bir tercihti. Tercih ama eleştirilmeye uygun bir tercih...

Yine yazmadım. Herkesin bir üslubu vardır. Üslup, kişinin ta kendisidir. 18. yüzyıl Fransız bilim adamı ve düşünürü Buffon, "Le style est l'homme meme" demiş... Ziya Paşa bunu "Üslubu beyan aynıyla insan" diye dilimize aktarmış. Mevlâna'nın asırlar önceden söylediği "Testinin içinde ne varsa dışarıya o sızar." özlü sözünün versiyonları, farklı biçimleri... Ayrı bir yazının konusudur.

REKTÖR VE CIMBIZ

Aşağıdaki cümleleri Karaman'dan.com'un dünkü iki ayrı haberinden cımbızlayarak aldım. Bunu yaparken, bağlamından koparmadım. Dikkatli okumanızı rica ediyorum:

"Karaman Çevre ve Şehircilik Müdürü var Türkmen bey. Müdür dedim, aman yeni şeyler geliştirelim, yeni parseller bulalım. Benim diğer elemanlarımı da ev sahibi yapalım ki öğretim elemanları burada kalsın."

"Üniversitenin süsü siz öğrencilersiniz. Sizler arif, asil, aziz, necip ve kahraman Türk milletinin yüksek ümitlerle bel bağladığı alim ve alimelerisiniz. Sizler gelecek neslin mürebbi (terbiye edici), mürşide (irşad edici) ve hamurkarlarısınız. Sizlere hayırlısı ile buradan mezun olmayı ve öğrendiklerinizi de en güzel şekilde aktarmanızı temenni ediyorum."

Bu cümleleri bir daha okuyun. Sorunlu yanı olup olmadığına kendiniz karar verin. Üniversitenin ister akademik, ister idari personeli olsun, onlar için kullanılan tanımlama "benim diğer elemanlarım" sözcüğüdür. Metin çözümleme tekniği dersi veren hocalarımız vardır. Tahlilini onlar daha iyi yapar. Kim, kimin elemanı. Akademisyenler mi rektörün elemanı? İdareciler mi rektörün elemanı? Onlar KMÜ'nün ve YÖK'ün personelidir. Rektörün elemanı değildir. Özel bir iş yerinde çalışan kişi bile, çalıştığı patronun elemanı değildir. İşçidir ve hakları yasayla güvence altına alınmış çalışandır. Bu dil, üstencidir. Tepeden bakmaktır.

ÖĞRENCİ ÜNİVERSİTENİN NEYİ OLUR?

İkinci haberdeki sorunlu sözcük ise, rektörün, üniversite öğrencilerini "süs" olarak görmesi. Üniversitelerin varlık nedeni, öğrencilerdir. Öğrenciler olduğu için üniversiteler vardır. Süs kelimesi, üniversiteye ilk adımını atan öğrenci için kötü bir benzetmedir. Kavramlar gibi kelimelerin de anlamları vardır. Teşbih, benzetme veya ironi bile yapılsa, her kelimenin bir anlamı vardır. Bunun tahlilini de edebiyat hocalarımıza bırakmak istiyorum. "Süs, asli unsur değil, bütünleyici parçalardan biridir. Bütünün cüzüdür."

Öğrenci üniversitenin asli unsurudur. Süslü öğrenci olabilir ama öğrenci için üniversitenin süsü tanımlaması hoş değildir. Üniversitenin varlık nedeni, asli unsur olan öğrencilere bilimin kapılarını açmaktır. Bir rektörün öğrencileri üniversitenin süsü olarak göstermesini yadırgadım.

Bu cümle İstanbul, Ankara veya İzmir'deki, herkesin adını bildiği ve çocuğunun oralarda eğitim görmesini arzu ettiği köklü bir üniversitenin rektörünün ağzından çıksaydı, sosyal platformlarda "TT" olurdu, medyada haber olurdu. Karaman'da öylesine edilmiş bir söz gibi havada asılı kaldı. Dikkat mi çekmedi, yoksa sineye mi çekildi?

Yine aynı alıntıdaki bir cümle içinde geçen ve rektörün tercih ettiği kelimeler şöyle:

"Arif, asil, aziz, necip, alim, alime, mürebbi, mürşide, hamurkar."

Sanki öğrenciler ellerinde Kubbealtı Sözlüğü taşıyor... (Sanal ortamda var. Keşke her öğrenci bu sözlükten haberdar edilse.) Bu kelimelerin kullanılmasına karşı değilim. Kelimeler, dinleyici ve programa göre tercih edilir. Yazı dilinde yer verilecek kelimeleri genellikle konuşmalarda kullanmayız. Hepsine eyvallah, hamurkar nedir ya? Fırına usta mı, pideci mi yetiştireceğiz? Mecaz olarak bile uygun değil.

Rektörün konuşmalarını veya basın duyurularında yer alan açıklamalarını tek tek incelemek benim için gereksiz ve boş bir işi yüklenmektir ve böyle bir niyetim de yoktur. Yukarıda yazdıklarım, daha dünkü olaylar. Bunları da yazma niyetinde değildim.

Okullar açıldı,öğrenciler uzun bir aradan sonra kampüste buluştu. Şehir yeniden renklendi. Esnafın daha çok müşterisi olacak. Bunlar güzel duygular ve bu duygularımı belirtmek isterken, Ak Parti'nin Karaman Belediye Meclisi'nin üyelerinin açıklamasını okudum. Rektör Namık Ak'a ilk taşı atan birileri çıkmıştı ve artık bir yazı yazmak zorunluluk olmuştu.

Suya atılan taş, sadece düştüğü yerde iz bırakmaz. Taş tekdir, bir noktaya düşmüştür ama halkalar art arda gelir. Durgunluk gider, hareket başlar. Harekette bereket vardır.

KONUŞANI SOYMA SEVDASINDAN VAZ GEÇİN

Ak Parti Belediye Meclis üyelerinin zehir zemberek açıklamasından alıntıladığım şu bölüme de dikkat etmenizi istiyorum.

"Sayın Rektöre siyaseti çok seviyor ise cübbesini çıkarıp siyaset meydanına çıkmasını ve kendisini ispat etmesini tavsiye ediyoruz.

Sayın Rektörü bizleri bu göreve seçen Karaman halkından, kamuoyundan ve bütün belediye meclis üyelerinden özür dilemeye davet ediyoruz."

Belediye Meclis üyelerinin açıklamasında eleştiriyi hak eden ve katılmadığım nokta ise şu:

"Cübbeni çıkarıp siyaset meydanına gel" dayatması, bir intihaldir. Bu söz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir vakitler sıkça kullandığı bir sözdür. Kişilerin görüş açıklama özgürlüğünü siyasetin daracık kabında eritmeyi ve yok etmeyi amaçlayan bir sözdür.

Demokrasilerde, ileri demokrasilerde bireylerin görüş açıklama ve ifade özgürlükleri vardır. İster cübbe olsun ister pantolon ceket, ister yakasız gömlek, ister kravat... Bunlar görüşlerini açıklamak isteyenlerin ağız bağı olamazlar.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın cübbesiyle, sarığıyla istediği konuyu istediği biçimde dile getirdiği bir ortamda, KMÜ rektörüne "Cübbeni çıkar" demek haksızlıktır, yakışıksızdır. Kişilerin düşüncelerini ifade ederken soyunmalarını istemek gibi bayağılıklardan sıyrılmak gerekir.

Seksen üç milyonluk ülkede siyasetçi kimliği taşıyanların sayısını düşünürseniz, herkese "sus" demiş olursunuz. Siyaset, dar alanda paslaşma antrenmanı değildir. Kişiler, fikirlerini açıkladıkları için suçlanamazlar. Fikirleri beğenmeyebilir ve karşı çıkabilirsiniz. Bu da eleştiri veya itiraz hakkıdır. Yanlış anlaşılmasın, ben rektöre karşı yapılan açıklamaya karşı değilim. Açıklamanın yerinde ve tam zamanında yapıldığını düşünenlerdenim. Açıklamada yer verilen, "Cübbeni çıkar" dayatmasına karşıyım.

Bir gün bir yol kazası olacağını biliyordum. Özgüven patlaması tehlikeli bir silahtır. Sahibini vuran bir silah... Böyle mi oldu dersiniz? Rektöre ilk kurşun, beklenmedik yerden geldi. Ak Parti'den ve Ak Parti'nin seçilmiş belediye meclis üyelerinden. Oysa ben başka siperlerden ateş açılacağını, taşın başka bir köşeden fırlatılacağını bekliyordum. Meclis üyeleri ilk davrananlar oldu.

"Bununla kalır mı?" diye soracak olursanız, "Yeni başladı" derim. Karaman boş değilmiş. "Hop! Ne oluyoruz?" diyen birileri çıktı. Karaman'ın sessizliğini bozan bir şimşek çaktı. Havai fişek gibi parlayıp sönecek, patlayıp kaybolacak bir şey değil. Bir de benim karakterim, başladığım işin peşini bırakmamaktır. Gazetecilikte temel ilkelerden biri "fikri takip"tir. Yani bir konunun devamını getirmektir.

Belediye Meclisi'nin seçilmiş üyelerinin rektörle ilgili yaptıkları açıklamayı karaman.com'dan okuyabilirsiniz. Rektörün basın toplantısında bir soruya karşılık verdiği yanıta da burada yer vermiyorum. Dün tanık olduğumuz bu gelişme, Karaman'da bir ilktir. İtiraz ve tepki gösterme kültürünün bir örneğidir. Bakalım, KMÜ rektöründen beklenen özür gelecek mi? Rektör Ak'ın söylediğini iddia ettiği "Bana bak dedim", "Akıllı olun" şeklindeki sözler muhatap kim olursa olsun yakışıksızdır.

Üniversite personeline TOKİ'nin konut yapıp yapmaması, öğretim üyelerinin imkanlarının yeterli olup olmaması bir başka sorundur ve bu yazının eleştirdiği içeriğin tamamen dışındadır. Bugünkü yazımızın konusu, üslup ve tavırdır.

"Eleştiri bir fırçaya benzer. Çok yumuşak olursa, boşuna zahmet edip de kullanmamalıdır." (Balzac)

"Eleştiri, ele alınan konu ya da kişi ne ise onun kalitesini ve boyutlarını ölçüye vurmaktır." (Namık Kemal)

AHMET TEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.

08

Ramazan Ünal - “Müsafir ama ne kafir” diye bir deyim var birden hatırladım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Ekim 22:10
07

Misafir - Karaman'ın bugüne dek gördüğün en vasıfsız rektör, çok üzücü, ne doğru düzgün çalışmaları var ne de düzgün bir uslübu, yanlıştan eninde sonunda dönülür ama üniversiteye yazık edilmiş oldu

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 02 Ekim 22:31
05

Fitne Bozar Akıl Yapar - Ahmet Amca, Sudurağı'na yapılan biyokütle termik santrali için niçin yazı yazmıyorsun? Bence bu termik santrali bir tek sen durdurabilirsin. Üç yazı yeter bence.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Ekim 21:43
04

Mehmet - Hertarafı betona gömdüler. uUcube şeklinde binaları sırf rant uğruna şehirlerin kalplerine hançer gibi sağladılar doğa tabiat orman katliamcıları ...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Ekim 18:58
03

Garamanlı - Konudan bağımsız olarak söylüyorum; bir yerel haber sitesinde okuduğum en kaliteli yazılardan biriydi, yazarı tebrik ediyorum. Konuya gelince; Rektör Bey'in dili ilk açıklamasından beri böyle, gerçekten insana tuhaf gelen bir yönü var, rol mü yapıyor gerçekten böyle mi ancak eski öğrencilerine sorularak öğrenilebilir. Üniversitede aşı ve PCR dayatması yapılacağını duyduğum için dün canlı yayını takip ettim. Rektör Bey aşı olmayanlar için buradakine benzer bir dille hayretlerini(!) dile getirerek başladığı programa, öğrencilerin haklı isteklerini çeşitli açılardan dile getirmesinin ardından "Yarından itibaren tüm personel, öğrenci, akademisyen ve misafirlerin Üniversitemize ait yerleşkelere ve binalara girişlerinde sadece HES kodu sorgulaması yeterlidir." açıklamasıyla bitirdi. Yani alınan(veya alınacak olan) hukuksuz aşı ve PCR dayatması geri çekilmiş oldu. Yani Rektör Bey, Üniversite yararına olacak şekilde kararını değiştirdi. Uygun bir yaklaşımla her iş çözüme ulaşır. Bu arada yayını karamandan.com'dan kimse izlemedi mi bilmiyorum ama bu olay hala haberleştirilmedi. Bence haber olmalıydı.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Ekim 14:49
01

Tanriöver!! - Yazının tamamını okudum. Mesajları da görüyorum. Ancak Rektörün öğrenciler için kullandığı sıfat değil, ihaneti misyon edinmiş elemanlarınızın öğrencileri kışkırtmasıyla bu isteğiniz gerçekleşir. Zaten 3 yıldır bunun mücadelesini aralıksız verenler olduğunu da biliyoruz!.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Ekim 12:41

Bay-bayan personel alınacak

YURTSEVER PETROL OTOGAR Şubesi’nde çalıştırılmak üzere bay bayan akaryakıt Satışı ve markette görev alabilecek takım arkadaşları alınacaktır. Müracaa...

0541 735 67 76 YURTSEVER PETROL

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Kaynak Ustaları - Torna Ustaları aranıyor.

Firmamız bünyesinde çalıştırılmak üzere kaynak ve torna ustaları aranıyor.

FATİH YILDIRIM - TALARANZA TARIM MAKİNALARI VE EKİPMANLARI

Danış Kitabevi bayan personel arıyor

Karaman Danış Kitabevinde çalıştırılmak üzere, en az lise mezunu bayan personeller alınacak. Başvuruların şahsen yapılması gerekmektedir.

03382127653 DANIŞ KİTABEVİ

Karaman Külhan Mahallesinde Ultra Lüks 3+1 Satılık Daire

Bina her katta tek daire üzerine 4 kat olarak kurulmuş, daire 4 ncü katta bulunmaktadır. 165 m2 3+1 odalı dairenin giriş kapısı çelik, oda kapılar ise...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Zembilli Mahallesinde Satılık Daire

955 m2 arsa üzerine 400 m2 (brüt) alana sahip her katta 2 daire olacak şekilde, asansörlü olarak inşa edilmiş, binada toplam 2 adet dükkan 6 adet dair...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Medreselikte Satılık Dağ Evi

Şehir hayatının yorucu temposu, artan gürültü ve çevre kirliliği gibi sorunlarından kurtulmak ister misiniz? Oksijeni bol, temiz havasıyla ve doğal gü...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Web Yazılım Uzmanı

Şirketimiz bünyesinde görevlendirilmek üzere Karamanda ikamet eden yada edebilecek (Freelance veya Remote değil); NodeJs, AdonisJs, ReactJs, teknoloji...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2 Satılık Arsa Sanayi imarlı, Depo, Sanayi dükkanı, vb inşaat alanları için uygundur. B-1 (bitişik nizam te...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret ne kadar olmalı?