Son Sancak

Toplum olarak gerileyişimiz öyle bir seviyeye geldi ki, tehlike çanlarının bağlı olduğu direkler yuvalarımızın dibine kadar gelerek aile yapımızı tehdit etti ve etmeye devam ediyor. Emanet kavramının bittiği, şehrin caddelerinde güvenin kalmadığı, herkesin birbirine muhtemel tehlike gözüyle baktığı yerde; kurulacak yuvanın temel taşlarından olan güven hissi de yok olup gitmiştir bu topraklarda. Güven duymamanın, temkinli davranmanın, tedbirler peşinde koşmanın insanı güven içinde hissettirdiği bu zamanda; kurulacak ailelerin temeli sağlam atılamazken topluma da anlaşılabilir bir anlamsızlık hissi hâkim olmaktadır. Giriştiği her işe hayırlı şekilde başlangıç yapmayı şiar edinen ve “Bismillahirrahmanirrahim” zikrinin önemine iman eden bizlerin haline, maddi beklentiler hâkim oldukça; güven ortadan kalkıyor, kurak zaman da olsa dağlara hep kar yağıyor.

“Her işin başlangıcı, sonunun nasıl geleceğini gösterir” dedi, Atâullah İskenderî.

Allah’ın yarattığı canlara garanti olarak sunduğu rızka güvenmeyerek veya razı olmayarak şehvetimizden, hevesimizden, ihtirasımızdan, doyumsuzluğumuzdan kaynaklı her türlü dünyevi hislerimiz, geçiciliğin gölgesinde sonsuzluk arzusu yaşatacağını düşündürüyor. Bu mekânda sonsuzluk olmadığı gibi maddiyatın da, şöhretin de, makamın da bir sonu vardır. Bu öyle bir dünyadır ki, Allah’ın son elçisinin dişi savaşta kırılabilir, dünyanın en iyi boksörü ringlere dayak yiyerek veda edebilir, dünyanın en hızlı koşucusu topallayarak bitiş çizgisini göremeyebilir… Bu dünyadan geçerken bizimle beraber olan her türlü imkânın veya zor şartların geçici olduğunu gördüğümüz halde rızık elde etmek için üzerimize düşen çabayı hayatımızı garantiye almak uğruna gerçekleştirdikçe doğru amelimizi yanlış tarafa sürüklüyor, helal kazancımıza da küfür bulaştırıyoruz. Bize hazır sunulan kalıpları hayatımıza yerleştirmeye çalışırken, bu çaba esnasında hayatımızdan nelerin çıktığının muhasebesini defterler kapanmadan yapmak kâr veya zararı gösteremese de, yönümüzün ne tarafa dönük olduğunu hissettirebilir.

“Soylu bir varoluş üzerine mi yaşıyoruz, yoksa Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en basit ihtiyaçlarımızı gidermek için mi? Bu dünya bizim varlığımızla daha da güzelleşiyor mu? Dünyayı devraldığımızdan daha güzel bir şekilde çocuklarımıza bırakmak için bir çabamız, bir uğraşımız var mı?” dedi, Kemal SAYAR.

Hadsizliğin haddini aştığı bir çağdayız! Aileyi dinamitleyen ve kendini çağdaş olarak niteleyen kafaların, mantık kisvesi giydirilmiş sloganları ruhumuzu hazır kalıplar içine sokarak hayatımıza şekil vermektedir. Aileler kız çocuklarını ilim tahsil etmeleri için değil meslek sahibi olup eşlerinden boşanmaları halinde okulu bir çeşit sigorta olarak görmeleri, iş kadını olmanın yüceltilip iyi çocuk yetiştirmenin öneminin anlaşılamaması, özgürleşme söylemlerinin yuvalara verdiği zararın hesaplanamaması, egonun zirvelere çıktığı bu zamanda yuva kuracakların kendilerini dahi tanıyamaması, yanlış soruları kendimize sorarak yanlış cevapların arasında kaybolup doğruya ulaşılamaması bu zamanın en büyük hatalarıdır. Bizim amelimiz; inancımızın gereği olarak ömrü emanet bilmek ve iyi nesiller yetiştirmek için son sancağımızı muhafaza etmek, yuvalarımızın sağ tarafına kazılan şerrin çukurlarını görerek rızk mücadelesini dünyevi iştahlara kurban etmemek, kadınlarımız modern sloganlar tarafından cezbedilmeden erkeklerimizin daha adil, daha merhametli ve daha vefalı olmalarını tavsiye etmektir.

“Modern insan modernleşme alışkanlıklarını her şeyin önüne geçirmeyi marifet zannetme vasıtasıyla avunuyor. Gayr-i Müslim zekâdan fayda sağlamakla gayr-i Müslim zekânın kurtarıcılığına iman etmek arasındaki farka dikkat etmeden bugünlere geldik” dedi, Üstad İsmet ÖZEL.

Dünya öyle bir yer ki, dünyevi konular mevzu olduğunda farklı kafadaki her insan bir anda aynı kafadan olabiliyor. Yaşadığımız süreçte aşı mevzu olduğunda hükümete aşırı derecede karşı olan insanlarla hükümete aşırı derecede taraftar olan insanları aynı safta gördüğümüz gibi, kızlarımız başta olmak üzere evlatlarımızın üniversite okuması konusu da gündeme gelince kalabalıklar aynı safta buluşmayı başarabiliyor. Belli başlı üniversitelerimiz dışında birçok üniversitenin birçok bölümünde okumanın zaman kaybı olmasının aşikâr ve kısa dönem askerlik görevinin son bulmasına rağmen.

Bizim mevzumuz ne evlatlarımızın tahsil hayatını ne de onların meslek sahibi olmalarını engellemektir. Derdimiz, eşlerin yerini bilmesi, birbirlerini Allah’ın emaneti olarak görmesi, sofranın başında aynı tastan çorba içmenin, yavrusunun kokusunu içine çekmenin, hastalanan eşine hizmet etmenin, birbirlerine sevgiyle beraber sabır göstermenin, iyi evlatlar yetiştirmenin, aile üyelerinin ihtiyaçlarını helal yoldan temin etmenin de ibadet olduğu şuurunu kazanmasıdır. Efendimize (sav) ait “Erkek hanımına, hanım da erkeğine sevgiyle baktıklarında, Cenab-ı Hak da onlara rahmetle bakar. Şayet erkek, hanımının ellerini ellerine alırsa, her ikisinin de günahları parmaklarının arasından dökülür gider” şerefli sözünü hatırımızda tutarak aile hayatında nelerin önemli olduğunu anlamamızdır.

Sonu olmayan boş tedbirlerin peşinde koşmak başka boşluklara sürükler insanı! Etrafımızda okuyan, meslek sahibi olan lakin daha farklı sıkıntıları yaşayan o kadar kadın var ki, birçoğu yalnızlaşan hayatın içinde mutluluğa hasret şekilde yaşıyor. Kadınlarımızın bu duruma düşmesi aile yapımızı sarstığından, toplumumuzu bekleyen sosyal zelzeleler meskenlerimizi yıkmasa da dünyamızı yıkıyor.

“Modernite, toplum üzerinde pek çok değişikliği kadın rolü üzerinden gerçekleştirdi. Ne yazık ki Türkiye’de de aksi söz konusu değildir” dedi, Nevzat TARHAN.

Toplumumuz kadavra değil! Onun için deneme yanılma yöntemleri, maddi tedbirler gibi yeni usullerin peşinden koşmaktansa bizi bugünlere getiren hallerimiz ile bu soruna çözüm bulmaya çalışmak kendimize dönmektir, kendimize bakmaktır.

Benî İsrail zahidlerinden biri, her sene yalnız altı gün dışında, yetmiş senesini oruç tutarak geçirmiş. Bir gün Cenab-ı Hakk’a şeytanın nasıl aldattığını öğrenmek için dua etmiş. Duasında ısrar etmişse de dileği kabul edilmemiş. Bir kere de dönüp “kendi hatalarımı bilsem daha iyi olur” diyerek istiğfar edince, Cenab-ı Hak derhal bu son istiğfarının yetmiş senelik ibadetinden daha makbul olduğunu bildirmiş ve basiretini açarak şeytanın aldatma şekillerini kendisine göstermiş.

Bir de şöyle düşünün! Herkesin başkasını gösterdiği zamanda kendini gören ne hisseder?

“Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzan olmaz” dedi, üstad ve şöyle devam etti sözüne: “Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz”.

Şadan Sezgin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şadan Sezgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.

01

Şerafettin Güç - Hayat her türlü tedbir ile güzelleşiyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Eylül 09:49

Esentepe Mah.de Satılık Müstakil Ev

Karaman Esentepe Mahallesinde Satılık Müstakil Ev 970 m2 arsa üzerine brüt 280 m2 olarak inşaa edilmiş 3+1 satılık müstakil ev 'in kalorifer tesisatı...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Sümer Mahallesinde Satılık Dükkan

Sümer Mahallesinde Fırın Ruhsatlı Satılık Dükkan Sümer Mahallesinde 250 m2 zemin + 250 m2 bodrumlu toplamda 500 m2 dir. Fırın ruhsatlı, yüksek getiril...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

İbrahim Öktem Caddesi Üzerinde Satılık Daire

İbrahim Öktem Caddesi, İmam Hatip Orta Okulu karşısı ana cadde üzerinde Satılık Daire. Bina, her katta 2 daire olacak şekilde zemin + 3 kat olarak inş...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Külhan Mahallesinde Satılık Daire

Karaman Külhan Mahallesinde Satılık Daire Bina 328 m2 üzerine her katta tek daire olacak şekilde bitişik nizam 180m2 oturumlu, zemin+ 3 kat olarak inş...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2 Satılık Arsa Sanayi imarlı, Depo, Sanayi dükkanı, vb inşaat alanları için uygundur. B-1 (bitişik nizam te...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Külhan Mahallesinde Satılık Dükkan

Külhan Mahallesinde Satılık Dükkan Karaman Külhan Mahallesinde 60 m2 Satılık Dükkan, Mutfak, Wc, ve 2 bölüm den oluşan çarşı merkezinde uygun fiyatlı...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Mahmudiye Mahallesinde Ara kat 3+1 Satılık Daire

Karaman Mahmudiye Mahallesinde Ara kat 3+1 Satılık Daire Dairenin lokasyonu cumartesi pazarına yakın konumda, 4 katlı binanın 3. katında bulunmaktadır...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Ali Şahane Mahallesinde Satılık Daire

Karaman Ali Şahane Mahalellesinde Dubleks Satılık Daire Zemin + 3 katlı binanın son katında 212 m2 brüt 180 m2 net kullanım alanına sahip, 4 + 2 odalı...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman'da çift cepheli kiralık dükkan

Karaman merkez Tahsin Ünal Mahallesindeki 4 Nolu Aile Sağlık Merkezi ve İş Bankası yanında, Faik Kayserilioğlı Caddesi No: 72 A/B adresindeki dükkan v...

0534 723 9174

Canlı kaz ve hindi satışı yapılır.

Merhaba, Canlı, yeni mahsül, bakımlı ve organik kaz ve hindi satışı yapıyoruz. Fiyatlar için lütfen irtibat kurunuz. İrtibat tel: Mehmet Doğançay, 05...

MEHMET DOĞANÇAY

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Ülkemizdeki Mülteciler Sınır Dışı Edilmeli mi?