Stratejik Geri Çekilme: Ordu Niçin Sakarya’nın Doğusuna Çekildi?

Askeri dehası daha Çanakkale’de tescillenen Mustafa Kemal Paşa’nın bu kararı almasında çok önemli askeri ve jeopolitik sebepler vardı. Öncelikle, Kuva-yı Milli Birlikleri’nden Düzenli Birlik Harekâtı aşamasına geçilmekte idi ve bu bütünüyle tamamlanmamıştı. Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri’nde Yunan ilerleyişi durdurulmuştu. Fakat Kütahya ve Eskişehir Muharebelerinde anlaşıldı ki, ordumuz daha güçlü bir savunmaya, büyük bir meydan muharebesine henüz hazır değildi. İnsan, silah, teçhizat, giyim ve kuşam bakımlarından daha çok eksiklerin olduğu görülüyordu.

Mustafa Kemal’in bu geri çekilme kararını almasında en önemli etkenlerden biri de Anadolu’nun coğrafi yapısı, jeopolitik yapısı ile ilgili idi. Batı’dan gelen düşmanın Kütahya - Eskişehir - Afyon üçgeni içine çekilmesi lazımdı. Anadolu’nun Batı kıyılarında dağlar denize dik uzanıyordu ve vadiler doğal yaklaşma istikametleri oluşturuyordu. Elbette bu durum Anadolu’yu savunanlar bakımından dezavantajlı, saldıranlar için avantajlı bir durumdu. Çünkü buradan Anadolu’ya çıkan düşman rahatlıkla ilerleyebilirdi. Fakat coğrafya bu bölge ile ilgili olarak savunanlara içerde bir avantaj sağlıyordu. Buradan Anadolu içine ilerleyen yaklaşma istikametleri, Kütahya - Eskişehir - Afyon üçgeninde toplanıyordu. Bu üçgene sokulan düşman, burada imha edilmeliydi. Öyle de olacaktı.

Zaten Heyet-i Temsiliye’nin ve Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişi ve Ankara’yı mücadelenin merkezi yapmasının jeopolitik gerekçesi de burada gizliydi. Çünkü bu üçgen içinde gerçekleştireceğiniz ölüm kalım meydan muharebesini en iyi yöneteceğiniz yer Ankara idi. Stratejik bakımdan savunanlar için avantaj oluşturan bu üçgen, aşamalı bir şekilde Ankara’ya doğru uzanan bir savunma hattı oluşturulabilecek coğrafi özelliklere sahipti.

Sakarya’nın doğusuna çekilmenin askeri strateji bakımından bir başka gerekçesi daha vardı: İzmir’de karaya çıkan ve ana karargâh olarak orayı kullanan Yunan ordusu Anadolu içlerine doğru ilerledikçe, ana karargâhından uzaklaşacak, ikmal ve emir komuta zorlukları yaşamaya başlayacaktı. Nitekim bunun ne demek olduğu özellikle Büyük Taarruz ve sonrasında görülecektir.

Askeri strateji ve harp tarihi uzmanı Emekli Kurmay Albay Dr. Abdullah Cüneyt Küsmez’in bir sempozyum bildirisinde yer alan konuyla ilgili değerlendirmeleri şöyledir:

“Kütahya ve Eskişehir muharebeleri ve sonrasında geri çekilme harekâtı, Bilecik’in güneyinden Kütahya güneyi Afyonkarahisar batısına kadar olan 300 kilometrelik genel savunma hattı üzerinde 200 kilometrelik bir bölümü kapsayan; kuzeyde Eskişehir, güneyde Kütahya batısından geçen asıl savunma mevziîlerine yapılan Yunan 1. ve 3.Kolordusunun taarruzlarını durdurmak ve yıpratarak taarruz gücünü kırmak maksadıyla icra edilen bir harekâttır. Her ne kadar Yunan ordusu, 3. Kolordu ile Eskişehir’i, 1. Kolordu ile Kütahya’yı ele geçirmek maksadında olsa da asıl maksadı Afyonkarahisar bölgesinden kuşatıcı bir manevra ile Batı Cephesi Komutanlığı birliklerinin gerisine düşerek imha etmektir. Bu bakımdan her biri ayrı bir muharebe olarak görünse de savunma bütünlüğü içerisinde Eskişehir ve Kütahya bölgeleri ayrı tutulamaz. Her iki koldan 14 Temmuz 1921’de başlayan Yunan taarruzları, şiddetini kısmen kaybettiği 21 Temmuz 1921’e kadar sürmüş ve bu taarruzların baskısı altında aynı günün sonunda temasın kesilerek çekilmenin başladığı 22 Temmuz 1921’den, çekilmenin tamamlandığı 24 Temmuz 1921 tarihe kadar devam etmiştir.

12 gün süren bu harekâtın; 17 Temmuz 1921’e kadar süren ilk 5 günlük bölümü, “mevziî savunması” esaslarına göre yürütülen bir savunma harekâtı; 17 Temmuz 1921’den çekilmenin başladığı 22 Temmuz 1921’e kadar süren 5 günlük bölümü “oyalama muharebeleri” ile “geriye mevziî değiştirmek” suretiyle “savunma bütünlüğünün muhafazası”; 22 Temmuz 1921’den 24 Temmuz 1921’e kadar olan 3 günlük bölümü ise “doğrudan geri çekilme” harekâtının gerçekleştiği safhadır.

13 Temmuz 1921 - 17 Temmuz 1921 arası mevzi savunması esaslarına göre yapılan savunma harekâtı esnasında; kuzeyden güneye 3., 1., 4. ve 12. Grup Komutanlıkları savunma hattındadır. Yunan 3. ve 1. Kolordusunun taarruzları neticesinde cephenin yarılmasına fırsat verilmemiş ve aynı zamanda güneyden yapılan Yunan kuşatıcı manevrası engellenmiştir. Bu zaman diliminde her grup bünyesinde ihtiyatlar zamanında girme bölgelerini tıkayarak cephenin yarılmasına izin verilmemiştir. Diğer taraftan meydana gelen girme bölgelerine karşı taarruzlar yapılarak savunma bütünlüğü mevziler boyunca sağlanmıştır. Harekâtın devamı süresince birlik komutanları, ihtiyatların zamanında kullanılması, grup komutanlarının harekâtı yerinden takip etmesi, mevziîlerin tahkimatına devam edilmesi ve topçuların Yunan birliklerini baskı atında tutması ve zamanında mevziî değiştirmesi konusunda sürekli ikaz edilmiştir.

Bununla birlikle gruplar arasında boşluk bırakılmaması için grup emrinde olan ihtiyat tümenleri sık sık diğer grup komutanlığı bölgesinde kullanılmıştır. 5. Grup Komutanlığı’nın da teşkil edilerek muharebeye girmesi ile savunmada gruplar arası meydana gelen boşluklar kapatılabilmiş ve aynı zamanda muhtemel bir geri çekilme harekâtında örtme birliği görevi için tedbir alınmıştır. Fakat Yunan kuvvetlerinin üstün olması ve 2. Kolordusunun da muharebeye girmesi ile kuvvet dengesi bozulmuş ve 17 Temmuz’dan sonra güneyden kuşatılma tehlikesi artmıştır. Bu tarihten itibaren artık mevzi düzeltmeleri ile Yunan taarruzlarının durdurulmayacağı anlaşıldığından geri çekilmenin yapılması üzerinde değerlendirmeler başlamıştır. 15 ve 16 Temmuz günleri Batı Cephesinin en kritik günleridir. Özellikle cephenin güney kanadındaki 4. ve 12. Grup Komutanlıkları bölgesindeki yoğun Yunan taarruzları, birliklerin mevzi düzeltmeleri ile durdurulamamış ve genel bir geri çekilme harekâtının yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Batı Cephesi birlikleri, 16 Temmuz 1921’de devam eden muharebeler sonucunda Kütahya mevzilerini bırakarak çekilmek zorunda kalmıştır. Yunan taarruzlarının bütün Batı Cephesi boyunca etkili olmamasına rağmen özellikle cephenin güney kanadını oluşturan 4. Grup cephesinde yarma; 12. Grup cephesinde ise kuşatma tehlikesi baş göstermesi, Batı cephesinin savunma bütünlüğünü tehlikeye sokmuştur. Ayrıca 200 kilometrelik bir uzun bir cepheyi kapatacak yeterli kuvvet bulunamaması ve taarruzların şiddetlendiği bölgelerde az sayıdaki takviye kuvvetlerin muharebeye girmesine rağmen etkili olamaması geri çekilmenin önemli nedenlerindendir.

Bu doğrultuda Batı Cephesi Komutanının çekilme teklifinin Erkân-ı Harbiye-i Umûmîye Reisi tarafından uygun görülmesi üzerine 17 Temmuz 1921’de saat: 21.30’da birliklere genel 7 sayılı Cephe Emri ile genel çekilme emri verilmiştir. Çekilme emrinde “Yunanlıların asıl kuvvetleri ile Seyitgazi istikametine hâkim olduğu, bu durumdan kurtulmak için kuzeyden güneye Poyra-Seyitgazi hattında yeniden savunmanın tesis edilmesi ve birliklerin kuvvet kaptırmadan bu hatta tertiplenmesi” belirtilerek Albay Fahrettin Bey’in emir-komutasında çekilme harekâtını örtmek üzere “3, 14 ve 1. Süvari Tümenlerinden 5. Grup Kumandanlığının teşkil edildiği, önceki 5. Grup Kumandanlığı emrinde bulunan piyade tümenlerinin 3. Grup emrine verildiği ve ağırlıkların taşınmasında demiryolundan azami istifade edilmesi gerektiği” belirtilmiştir.

Bu dönemi yakından takip eden TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Batı Cephesi Komutanı ile görüşmek, durumu yakından görmek ve birliklerle yakından temas etmek üzere İsmet Paşa’ya gönderdiği telgrafla “Şimdi hareket etmek üzere bulunan bir trenden faydalanarak zat-ı devletiyle gelip görüşmek istiyorum. Sıkıntı verir miyim? Cevabınızı makine başında bekliyorum.” dedikten sonra İsmet Paşa’nın buna cevabı “teşrifinize cidden müteşekkir olurum.” şeklinde olmuştur. Bu görüşmede, Meclis Başkanı’nın cepheye gitmek istemesi, ordunun sevk ve idaresini eleştirmek ve yakından görmek için değil aksine daha iyi nasıl yapılabileceğine Batı Cephesi Karargâhı ile müşterek karar vermek ve aynı zamanda Batı Cephesi Komutanına olan güveninin göstermektir.

Bu görüşmeden sonra Batı Cephesi birliklerinin geri çekilmesine onay veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal, bu konudaki direktifini ve stratejik kararını şöyle açıklamıştır: “Orduyu Eskişehir kuzey ve güneyinde topladıktan sonra düşman ordusu ile araya büyük bir mesafe koymak lazımdır ki ordunun düzen, tensik ve takviyesi mümkün olsun. Bunun için Sakarya doğusuna kadar çekilmek caizdir. Düşman durmadan takip ederse, harekât üslerinden uzaklaşacak ve yeniden menzil hatları tesisine mecbur olacak, her halde ummadıkları birçok güçlüklerle karşılaşacak, buna karşılık bizim ordumuz toplu bulunacak ve daha uygun şartlara malik olacaktır. Bu hareket tarzımızın en büyük sakıncası, Eskişehir gibi önemli şehirlerimizi ve çok miktarda araziyi düşmana bırakmaktan dolayı halkoyunda meydana gelecek moral sarsıntısıdır. Fakat az zamanda bu sakıncalar kendiliğinden kalkmış olacaktır. Askerliğin gereğini duraksamaksızın uygulayalım, diğer sakıncalara karşı koyarız.”

Bu stratejik kararın ardındaki gerçek, her Yunan taarruzu karşısında kaldıkça direnmek, durdurmak, boşa çıkarmak ve yeni orduyu meydana getirmek için zaman kazanmak ana düşüncesi olduğundan, geri çekilme kararı tam zamanında verilmiştir. Zor bir harekât olan geri çekilme harekâtında iki temel unsur bulunur: Kuvvet kaptırmamak ve paniğe kapılmayarak savunma bütünlüğünü muhafaza etmek. Bu hususlar Mustafa Kemal Paşa tarafından sıklıkla grup komutanlıklarına direktif ve emirler ile bildirilecektir.

17 Temmuz-22 Temmuz 1921 arası geri çekilmenin karar verilerek uygulanmaya başlandığı, ancak savunma bütünlüğünün de muhafazasına çalışılarak çıkan fırsatlardan yapılan karşı taarruzlarla faydalanıldığı bir dönemdir. 5. Grup Komutanlığı savunma hattının hemen önünde muharebeye girmiş ve geri çekilmenin örtme kuvveti görevini üstlenmiştir. Grup komutanlıkları “işgal muharebesi” olarak adlandırılan “oyalama muharebeleri” ile geriye mevzi değiştirirken zaman zaman “tesadüf muharebeleri” ile Yunan birlikleri ile temasa geçmiş ve baskı altında kalmadan savunmanın esas kuvvetlerinin geri hareketini kolaylaştırmıştır.

Geri hareketlerde en önemli husus olan kuşatılmaya elverişli yan bırakmamak için özellikle cephenin güneyinde fırsat buldukça “karşı taarruzlar” yapılmıştır. 21 Temmuz 1921’de bu maksatla 4. Grup Komutanlığı bölgesinde yapılan ve topçu ateşleri ile desteklenen bir karşı taarruz, Yunan birliklerini durdurmaya yeterli olmasa da toparlanmak ve harekâtın devamı için gerekli zamanı kazandırmıştır. Ancak gerideki savunma mevziilerinde de tutunamayan gruplar, yeni bir asıl savunma mevziî tespit edilerek yeniden bir toparlanma ve teşkilatlanma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Yeni savunma mevziî Sakarya Nehri’nin doğusu olacaktır. 22 Temmuz 1921-24 Temmuz 1921 arasında Batı Cephesi grup komutanlıkları, Sakarya Nehri doğusuna geri çekilme harekâtını icra edecektir. Cephenin güneyindeki Mustafa Kemal Paşa’nın mutlaka elde bulundurulmasını istediği Kırgız Dağlarının Yunanlıların eline geçmesi ile meydana gelen elverişsiz taktik durum, Batı Cephesi birliklerinin, artık bulundukları mevzileri terk ederek Sakarya Nehri doğusuna çekilmesini zorunlu kılmıştır. Aynı düşüncede olan Batı Cephesi Komutanlığı Erkân-ı Harbiye-i Umûmîye Riyaseti’nin bu konudaki çekilme emrini 22 Temmuz 1921 saat:15.40’da geç de olsa almıştır.

22 Temmuz 1921’den itibaren Batı Cephesinin tamamında çekilme yeniden başlamış ve örtme birliklerinin himayesinde temas sağlanmadan gerçekleşmiştir. Çekilme esnasında Yunan birliklerinin hiçbir takip harekâtı görülmemiş ve çekilen birlikler süvari birliklerinin örtme görevinde ve kendi çıkardıkları himaye kuvvetlerinin kontrolünde ve etkili topçu ateşleri desteğinde kuzeyden itibaren çekilmeyi tamamlamıştır. Süvari birlikleri zaman zaman Yunan ileri birliklerine baskın tarzında taarruzlar yaparak düzenlerini bozmuş ve takip etmelerini önlemiştir. Ancak çok üstün Yunan kuvvetlerinin Seyitgazi istikametinde ilerlemeyi başarması, bu bölgeden cephenin yarılması tehlikesine neden olacağından Batı Cephesi Komutanlığı, birlikleri tam zamanında verilen bir kararla daha önceden keşfi yapılan Eskişehir-Seyitgazi hattına düzenli bir şekilde çekmiştir. Ancak Yunan kuvvetlerinin ileri hareketi görüldüğünden bu hatta da durulmayarak geri çekilme harekâtı devam etmiştir.

25 Temmuz 1921’e kadar süren çekilme harekâtı, birliklerin Sakarya Nehri doğusuna geçmesi ile tamamlanmıştır. Bununla birlikte, Türk Birliklerinin, düzenli bir çekilme harekâtı gerçekleştirerek kuvvet kaptırmamış olsa da birlik mevcutları ve harp malzemeleri oldukça azalmış ve yeniden kesin sonuçlu bir muharebeyi kaldıracak güçte olmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan Kütahya ve Eskişehir muharebelerinin kaybedilmesi ile büyük bir arazi parçası ile ikmalin sağlandığı tek ulaşım hattı olan demiryollarının önemli bir bölümü de Yunanlıların eline geçmiştir. Aynı zamanda Batı Cephesi birliklerinin Sakarya gerisine çekilmesi ordunun moralini bozmuş ve birliklerde firar olaylarını artırmıştır. Bu durum itibariyle ordunun hazırlanması ve yeniden teşkil edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Eskişehir ve Kütahya’nın ele geçirilmesi ile “Türk Ordusu’nun büyük bir kısmının imha edildiğini ve çok sayıda harp silah ve malzemesinin ele geçirildiğini” Yunan Ordu Komutanlığı raporlarına dayandıran Uşak’taki Yunan Ordu Bakanı Theotokis, Atina’ya bu durumu bildirmiş ve bir zafer kazanıldığını belirtmiştir.

Gerçekte, Türk Ordusu’nun muharebe imkân ve kabiliyetinden önemli bir kaybı yoktur. Yunan Ordusu takip harekâtını yapamadığından kesin sonuca ulaşamamış ve Eskişehir muharebesinden gereği kadar faydalanamamıştır. Yunan Ordusu’nun takip harekâtı yapamayışının nedenleri arasında ikmal üslerinden uzaklaşması ve birliklerini yeniden düzenleme ihtiyacı duyması önemli bir etkendir.”

Dr. Ali GÜLER

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Güler - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman Mahmudiye Mahallesinde Ara kat 3+1 Satılık Daire

Dairenin lokasyonu cumartesi pazarına yakın konumda, 4 katlı binanın 3. katında bulunmaktadır. Bina 2007 yılında yapılmış 14 yaşındadır. Satılık Daire...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Ziya Gökalp Mahallesinde Satılık Lüks Daire

Dairemizin lokasyonu Karaman Valilik karşısındadır. Bina 3 katlı olarak toplamda 5 daire şeklinde inşa edilmiş, Ana cadde ile bina arasında yeşil alan...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Kazım Karabekir Mahallesinde Satılık Daire

Kazım Karabekir mahallesinde 145 m2 3+1 yüksek giriş zemin kat satılık daire. Dairenin bulunduğu bina tek daire üzerine 4 kat olarak inşa edilmiş, bin...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Külhan Mahallesinde Ultra Lüks 3+1 Satılık Daire

Bina her katta tek daire üzerine 4 kat olarak kurulmuş, daire 4 ncü katta bulunmaktadır. 165 m2 3+1 odalı dairenin giriş kapısı çelik, oda kapılar ise...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman 3. Toki Konutlarında Satılık Daire

Başakşehir Mahallesinde Satılık 2+1 Açık konsept Mutfak ve oturma odası mevcut. Satılık dairenin giriş kapısı çelik oda kapıları amerikan panel kapıdı...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Zembilli Mahallesinde Satılık Daire

955 m2 arsa üzerine 400 m2 (brüt) alana sahip her katta 2 daire olacak şekilde, asansörlü olarak inşa edilmiş, binada toplam 2 adet dükkan 6 adet dair...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Hacı Celal Mahallesinde Satılık Daire

Karaman Hacı Celal Mahallesinde Satılık Daire Bina 651 m2 arsa üzerine, her katta 2 daire olacak şekilde 4 katlı (Asansörlü ) olarak inşa edilmiş, bin...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Medreselikte Satılık Dağ Evi

Şehir hayatının yorucu temposu, artan gürültü ve çevre kirliliği gibi sorunlarından kurtulmak ister misiniz? Oksijeni bol, temiz havasıyla ve doğal gü...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Web Yazılım Uzmanı

Şirketimiz bünyesinde görevlendirilmek üzere Karamanda ikamet eden yada edebilecek (Freelance veya Remote değil); NodeJs, AdonisJs, ReactJs, teknoloji...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ

Esentepe Mah.de Satılık Müstakil Ev

Karaman Esentepe Mahallesinde Satılık Müstakil Ev 970 m2 arsa üzerine brüt 280 m2 olarak inşaa edilmiş 3+1 satılık müstakil ev 'in kalorifer tesisatı...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Ülkemizdeki Mülteciler Sınır Dışı Edilmeli mi?