Kerbelâ keder ve bela mı?

Tarih, kendi seyrinde olması gerektiği gibi seyreder. Bu süreçte kimi üzücü hadiselerin cereyan etmesi de mümkündür. Önemli olan tarihin belli bir sayfasında yaşanan hadiselerin olabildiğince duygusallıktan uzak ve ders almaya matuf bir bakış açısıyla okunmasıdır. Aksi takdirde yapılacak okumanın yarardan çok zarar getireceği izahtan varestedir.

İslam tarihinde Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi, en çok suistimale uğramış ve üzerinden siyasi ve toplumsal çıkarların devşirildiği olayların başında gelmesi hasebiyle önemlidir. Kerbela’da yaşanan bu elim hadise, asırlar geçtiği halde tazeliğini korumakta ve Şii dünyada olduğu kadar Sünni dünyada da toplumların hafızasında yaşatılmaktadır. Peygamber torunu olması, cennet efendilerinden olduğuna dair Hz. Peygamber’in hadisi ve ehl-i beyt’e mensubiyeti, onu sıradan bir kimse olmaktan ayıran önemli hususlardır. Ancak yanlış olan durum; bu hususların duygusallıklar yoğrulup, çağın baskın ideolojisinin çıkarları ışığında okunmasıdır. Özellikle Şia’nın kullandığı bu metot, Humeyni’nin gerçekleştirmiş olduğu devrimde söylemiş olduğu “Her gün Âşûrâ, her yer Kerbelâ” sözünde kendini göstermiş ve Humeyni, Hz. Hüseyin’in şehadetini, devrimin meşruiyet temeline oturtmuştur. Yine kimi grup ya da cemaatlerin Hz. Hüseyin’in şehadeti üzerinden Yezid ve Emevilere karşı besledikleri öfke ve kin, bugünün dünyasında o gruba ya da cemaate mensup bireylerin, kendisi dışındakilere karşı tahammülsüzlük çırasını tutuşturmasına neden olmaktadır. Bu da aynı dine mensup bireylerin, aralarında bulunan küçük farkları büyüterek kendisi dışında yer alan herkese “öteki” gözüyle bakmasına neden olmakta ve bu durum da ötekileştirme amacını güden grup liderlerinin işine gelmektedir. Yine Hz. Hüseyin’in şehadeti, mağdur rolünü oynamak isteyen kimseler için bulunmaz bir nimet olarak görülmekte ve toplumların hafızasını iyi okuyanlar tarafından bu rol, toplumsal zihinlere işlenmektedir.

Hz. Hüseyin’in şehadeti şüphesiz ki her Müslüman bireyin yüreğinde bir yara olması sebebiyle duygusal yönü olan ve insanı duygu yönünde etkileyen bir olaydır. Tarihin H. 61/M. 680 yılında gerçekleşen bu olay, o dönemin şartları göz önüne alınmadan incelendiği takdirde, Hz. Hüseyin’i anlamak mümkün olmayacakır. Hz. Hüseyin bugün, daha çok dini kimliği ön planda tutularak okunmakta ve onun dini yönden üstünlüğü göz önüne alınarak Kerbela yorumlanmaktadır. Ancak Kerbela hadisesinin gerçekleştiği zaman dilimine mensup insanlar, Hz. Hüseyin’i dini konumdan çok siyasi konum üzerinde değerlendirmişlerdir. Onlara göre Hz. Hüseyin, öncelikle peygamber torunu değil; devlete isyan etme amacına yönelik harekete geçen bir bağî idi. Dolayısıyla devlet, kendi iktidarını tehlikeye sokma ihtimalini ortadan kaldırma amacına yönelik adım atmıştır. Bunun yanında Hz. Hüseyin’in de Yezid’e biat etmemesi noktasında öne sunduğu şartlar doğru okunduğunda, hilafet merkezli bir görüşe sahip olduğunu anlarız. O da yönetim merkezli bir amaç üzerine inşa edilen dini ayaklanmanın lideri olarak değerlendirilmeli ve bu zaviyeden Kerbela olayı okunmalıdır. Nitekim ehl-i beytin önemli bir merkezi olan Kufe’den gelen davet mektupları üzerine durum tetkiki yapması için gönderdiği Müslim b. Âkil’den 12 bin ya da 18 bin Kufelinin kendisine biat ettiği haberini alması üzerine yola çıkması ve ancak nihayetinde Kerbelâ’dan öteye gidememesi ve kendisini muhasara altına alan ordunun da Kufelilerden oluşması, Hz. Hüseyin’in o dönemde siyasi bir lider olarak görüldüğünün güçlü delilidir. İşin acı tarafı ise Hz. Hüseyin’i şehit eden orduda kendisini Kufe’ye davet eden Kufeli eşrafında olmasıdır. Hz. Hüseyin onlara, kendisini çağıran tarafın kendileri olduğunu söyleyince, onlar inkar etmiş ya da artık siyasi manada yön değiştirdiklerini utanmadan söyleyebilmişlerdir. Ayrıca Hz. Hüseyin’i şehit eden ordunun komutanı olan Ömer b. Sa’d’ın da Kureyş’ten ve dahi şura ehlinden olan Sa’d b. Ebu Vakkas’ın oğlu olduğu göz önüne alınacak olursa, Kerbelâ hadisesinin yaşandığı zamanda Hz. Hüseyin’in dini konumunun da pek gündeme getirilmediğini daha iyi anlarız. O ve kendisiyle oraya gelen çoğu ehl-i beyte mensup 70 küsur bireyle birlikte 10 Muharrem 61/10 Ekim 680 tarihinde huruç etmiş ve pek çok ehl-i beyt mensubuyla birlikte şehit edilmiştir. Şehadeti akabinde başı Şam’a götürülmiş ve gövdesi Kerbelâ’nın keder ve bela fışkıran topraklarına yâr olmuştur. Bu hadise neticesinde muhalefetin gücünü kıran Emevi iktidarı, ehl-i beytin gönlünü alıcı faaliyetler hususunda oldukça cömert davranmakla birlikte; daima onları murakabe hali üzere olmuşlardır. Bütün bunlar işin hilafete dayalı siyasi boyutunun, dini boyuta nazaran, o dönemde ağır bastığına delildir.

Hz. Hüseyin’in şehadetinin yanlış okunması günümüze has bir durum değildir. Zira onun şehadetinin hemen akabinde Süleyman b. Surad önderliğinde Tevvabûn hareketi teşekkül etmiş; Muhtar es-Sekafî gibi şahıslar Kerbela hadisesi üzerinden devlete baş kaldırmışlardır. Ancak işin ilginç yanı bu iki hareketin ikincisi de dahil olmak üzere bugüne kadar Kerbela olayı üzerinden muhalif bir tavır sergileyenlerin samimiyetten yoksun olmaları ve her birinin kendi nefsi çıkarları doğrultusunda Hz. Hüseyin’in kanını kullanmalarıdır. Değinmek istediğimiz ve üzerine ısrarla eğildiğimiz nokta da budur. Kerbelâ, keder ve belanın, acı ve ızdırabın hikayesi; gözyaşıyla ıslanmış yüreklerin şiiridir. Ancak aynı Kerbelâ, devlet ve birey arasındaki ilişkinin, halk ve lider arasındaki bağın nasıllığına dair bir prototip; insana güvenilip-güvenilemeyeceğinin de bir cevabıdır. Bu sebepten ötürü Kerbelâ, hak ve hakikatin ışığından yararlanarak okunmalı, objektif bir bakışla yorumlanmalıdır. Doğru anlatmak içinse doğru okumak elzemdir. Hz. Hüseyin ve Kerbelâ’yı 10 Muharrem’de anlatıp; sohbetin akabinde Coca-Cola eşliğinde muhabbete dalmak en hafif tabirle Yezid hilkatine sahip olmak demektir. Bilmek önemli. Ancak bildiğini anlamak, bildiğine inanmak, inandığın yoldan dönmemek çok daha önemli. Bizim Kerbelâ’yı anlatıp sahte gözyaşları döken kimselere değil; Kerbelâ’dan ders çıkarıp istikbali mamur edecek önderlere ihtiyacımız var.

FATİH GİLİK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Gilik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman Mahmudiye Mahallesinde Ara kat 3+1 Satılık Daire

Dairenin lokasyonu cumartesi pazarına yakın konumda, 4 katlı binanın 3. katında bulunmaktadır. Bina 2007 yılında yapılmış 14 yaşındadır. Satılık Daire...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Ziya Gökalp Mahallesinde Satılık Lüks Daire

Dairemizin lokasyonu Karaman Valilik karşısındadır. Bina 3 katlı olarak toplamda 5 daire şeklinde inşa edilmiş, Ana cadde ile bina arasında yeşil alan...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Kazım Karabekir Mahallesinde Satılık Daire

Kazım Karabekir mahallesinde 145 m2 3+1 yüksek giriş zemin kat satılık daire. Dairenin bulunduğu bina tek daire üzerine 4 kat olarak inşa edilmiş, bin...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Külhan Mahallesinde Ultra Lüks 3+1 Satılık Daire

Bina her katta tek daire üzerine 4 kat olarak kurulmuş, daire 4 ncü katta bulunmaktadır. 165 m2 3+1 odalı dairenin giriş kapısı çelik, oda kapılar ise...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman 3. Toki Konutlarında Satılık Daire

Başakşehir Mahallesinde Satılık 2+1 Açık konsept Mutfak ve oturma odası mevcut. Satılık dairenin giriş kapısı çelik oda kapıları amerikan panel kapıdı...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Zembilli Mahallesinde Satılık Daire

955 m2 arsa üzerine 400 m2 (brüt) alana sahip her katta 2 daire olacak şekilde, asansörlü olarak inşa edilmiş, binada toplam 2 adet dükkan 6 adet dair...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Hacı Celal Mahallesinde Satılık Daire

Karaman Hacı Celal Mahallesinde Satılık Daire Bina 651 m2 arsa üzerine, her katta 2 daire olacak şekilde 4 katlı (Asansörlü ) olarak inşa edilmiş, bin...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Medreselikte Satılık Dağ Evi

Şehir hayatının yorucu temposu, artan gürültü ve çevre kirliliği gibi sorunlarından kurtulmak ister misiniz? Oksijeni bol, temiz havasıyla ve doğal gü...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Web Yazılım Uzmanı

Şirketimiz bünyesinde görevlendirilmek üzere Karamanda ikamet eden yada edebilecek (Freelance veya Remote değil); NodeJs, AdonisJs, ReactJs, teknoloji...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ

Esentepe Mah.de Satılık Müstakil Ev

Karaman Esentepe Mahallesinde Satılık Müstakil Ev 970 m2 arsa üzerine brüt 280 m2 olarak inşaa edilmiş 3+1 satılık müstakil ev 'in kalorifer tesisatı...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Ülkemizdeki Mülteciler Sınır Dışı Edilmeli mi?