Ebû Zer: Yitik Vicdanımız

Hz. Osman’ın hilafetinin son altı yılında yavaş yavaş beliren ve şehadetiyle de İslam Tarihinde bir çıban misali ortaya çıkan fitne, ilk dönem İslam toplumu üzerinde oldukça etkili olmuş ve birçok üzücü hadisenin vuku bulmasında başat rolü üstlenmiştir. Özellikle siyasi alanda kendisini gösteren fitne, Hz. Ali’nin halife seçilme olayı başta olmak üzere tarih sahnesinde sayısız olaya tesir etmiş ve nice üzücü hadiselerin cereyanında ön sırada yer almıştır. Siyasi bir olayın tesirinin hayatın her alanında müşahede edilebilir olmasından dolayı bir insanın siyasetten hiç etkilenmemesi mümkün değildir. Bu durum insanı, siyasi olana karşı bir tavır almaya sürükler. İster pasif isterse de aktif olsun her birey “siyasi olan/olay” karşısında bir tavır takınır. İlk İslam toplumundaki siyasi hadiseler karşısında dört farklı tavır alışın rol modeli olan dört farklı sahabiye bakmak, günümüzün siyasetini doğru yorumlamak ve ona göre tavır takınmak için elzemdir. Bu dört sahabi şunlardır: Zübeyr b. Avvam, Abdullah b. Ömer, Ammar b. Yasir, Ebû Zer el-Ğıfari.

Zübeyr b. Avvam, Hz. Peygamber’in halasının oğlu, Hz. Ebubekir’in damadı ve ilk Müslümanlar zümresinden bir sahabi idi. Cesur, atılgan, gözü pek bir genç olarak Hz. Peygamber’in terbiyesi altında yetişmiş ve nerdeyse Hz. Ali ile yaşıt biriydi. Hz. Ali ile beraber nice gazve ve seriyyelere katılmış, omuz omuza savaşmış bir asker; Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer dönemlerinde siyasi mecliste görüşüne başvurulan bir siyasetçi; hilkatinin tesiri ve Hz. Peygamber döneminden getirmiş olduğu değerle de insanlar üzerinde etkisi olan bir lider idi. Dolayısıyla toplum nazarında görüşüne değer verilen bir şahıstı. Hz. Ali ile beraber büyümesine ve onunla dost olmasına rağmen, Hz. Osman’ın şehadetinin hemen akabinde, yakından tanıdığı ve bizzat sevdiğini söylediği Hz. Ali’ye aktif bir şekilde muhalif tavır sergilemiş ve Cemel’de onun karşısında yer alarak savaşmıştır. Tarihi rivayetler bu muhalif tavır alışın sebeplerini farklı şekillerde aktarsalar da bizim konumuz bu sebepler değildir. Burada değinmek istediğimiz husus; herhangi bir siyasi olay karşısında ittifak kuracak ölçüde birbirine yakın olan iki şahsın (Hz. Ali- Hz. Zübeyr), siyasi olayların akışına göre farklı mevzilerde konumlanmasıdır. Nitekim Hz. Zübeyr’in tavrı Hz. Ali’ye muhalif olmak şeklinde kendini göstermiş ve Hz. Osman’ın şehadetini bahane eden grupla birlikte Hz. Ali’nin karşısında aktif bir konumda yer almıştır. Oysa ki kabileyi önemseyen Arap toplumuna göre bile Zübeyr b. Avvam, Hz. Ali’nin karşısında yer almamalıydı. Çünkü Hz. Zübeyr, anne tarafından tıpkı Hz. Ali gibi Haşimî idi. Ancak tarih bize şunu çok iyi bir şekilde göstermektedir: Siyasetin mecrası her an değişebilir. Bugün “dostum” diyerek yola çıktıkların ile yarın karşı karşıya gelebilirsin. Bu doğaldır. Özellikle siyasi arenada başrol konumunu üstlenecek hilkati haiz iki dostun, değişen şartlar neticesinde farklı yolları tutması garip karşılanmamalıdır. Birinin üstün gelmesi neticesinde diğeri “hain” olarak yaftalanmamalı, onun görüşünün sebepleri tetkik edilmelidir. Şayet tetkik edilmeden ta’riz edilirse ya da toplum nezdinde “suçlu” gösterilme gayretine gidilirse, tarihin şahitliğinde bir hakka girilir ki, bu hakkın vebali altından sağ salim kalkmak mümkün değildir. (Yıllar sonra Abdullah b. Zübeyr de tıpkı babası gibi atılgan ve aktif bir siyasetin temsilcisi olacak ve 9/10 yıl kadar Müslümanların hilafet gömleğini üstelenecek ve neticede Haccac’ın emrindeki askerlerin elinde can verecektir. Bu benzerlik kaderin bir cilvesi olsa gerek!)

Siyasetin karşısında tavır alan farklı bir modelin temsilcisi de Hz. Ömer’in oğlu, peygamber aşığı Abdullah b. Ömer’dir. Hicretin üçüncü yılında doğduğu rivayet edilen ibn Ömer, Hz. Peygamber’e olan bağlılığı ile tanınmış, ilme olan iştiyakı hasebiyle alim sahabiler zümresinde yer almıştır. Âbid bir şahıs olan İbn Ömer, Hz. Ömer gibi bir babanın evladı olması sebebiyle de toplum nazarında kendisine değer verilen güzide şahsiyetlerin başında yer almıştır. Hz. Ömer’in şehadeti esnasında kimi sahabilerce halifelik görevi tevdi edilmek istenen bir konumda olan Abdullah b. Ömer’in, hiçbir zaman hilafet makamında gözü olmaması dikkate şayandır. Hz. Osman’ın şehadetiyle iyice kendini belirginleştiren fitne hadiseleri zamanında dahi siyasi olarak pasif bir rol üstlenmiş ve tarafların hiçbirini desteklemeyerek kendisini ilme adamıştır. Oysa ki halktan kimi kesim onu, ısrarla fitne ateşinin ortasına çekmek istemiştir. Hz. Osman’a karşı oluşan şiddetli muhalefet karşısında Hz. Osman’ın ne yapması hususunda kendisine danışacak derecede siyasetin içinde olan İbn Ömer, “Şayet sen hilafeti bu isyancılar istedi diye bırakacak olursan, yarın bu gömleği giydirip çıkarmak çok kolay olur! Bu gömleği çıkarma” diyerek siyasi hadiselerin en kritik anında en kritik konumda yer alan şahsa (Hz. Osman) oldukça mühim bir tavsiyede bulunmuştur. Zaten neticede de Hz. Osman, hilafeti bırakmamış olduğu halde şehit edilmiştir. İbn Ömer’in buradaki tavsiyesine eğilecek olursak onun ne kadar isabetli bir görüşe sahip olduğunu anlarız. Nitekim tarihin ileriki sayfalarında isyancılar istedi diye hilafeti bırakanlar, halk nezdinde değerini yitirmekle kalmamış, hilafet koltuğunun değerinin aşınmasına da neden olmuşlardır. Bu da zamanla koltuğun ve gömleğin değerini düşürerek kim ne zaman kimi isterse onun koltığa oturmasına neden olmuştur. İşte İbn Ömer’in siyasette halifeye vermiş olduğu tavsiyenin doğruluğuna yine insana şahit olduğu gibi tarih şahit olmuştur. Bütün bunlara rağmen Abdullah b. Ömer’in ölünceye kadar aktif siyasetin içinde bulunduğunu söyleyemeyiz. O halkın tamamı biat ettiğinde, tekrar fitne zuhur etmesin diye Yezid’e dahi biat etmiştir. Burdan alınacak ders şudur: Pasif bir muhalefet sergilemenin bile sorumlulukları vardır. Müslüman asla kendini siyasetten soyutlayamaz.

Siyasi olan karşısında ele almamız gereken üçüncü tavrın mümessili de Ammar b. Yasir’dir. İlk Müslümanlardan olan ve çeşitli işkencelere maruz kalan, anne-babasını bu işkenceler neticesinde kaybeden Ammar, mazlum ve mağdur Müslüman figürünün güçlü bir temsilcisi olması hasebiyle toplum nazarında etkili idi. Özellikle Hz. Ali’nin etrafında kümelenen Kureyş dışındaki Müslümanların ve herhangi bir koruması olmayıp ezilen ve de kabilevî manada siyasi etkinliği olmayan kimselerin temsicisi olan Ammar, hayatı boyunca Hz. Ali’yi desteklemiştir. Siyasi mecra farklı tarafa da kaysa Hz. Ali taraftarlığını bırakmayan Ammar, Hz. Ali’nin kendi ailesinden olan temsilcileri dışında yer alan en güçlü yardımcısı olmuştur. O, tabiri caizse “devrim mantığı” ile Kureyş ileri gelenlerine ve savurgunlara karşı tavır takınmıştır. Onun muhalefeti Cabiri’nin de deyimi ile “köktenci” bir siyasi muhalefetti. Nitekim tahkimi kabul etmemiş ve Sıffin’de Muaviye’nin askerleri tarafından öldürülmüştür. Günümüze mesajı ise şudur: Yürüdüğün yolun doğruluğuna inanıyorsan, asla o yoldan sapma ve tavizsiz tutumunu koru. Değerine sımsıkı yapış. Bu da gösterilen siyasi tavırlardan biridir.

Siyasi olay karşısında inceleyeceğimiz son tavrın en güçlü temsilcisi de Ebû Zer’dir. Ğıfar kabilesine mensup ilk sahabilerden olan Ebû Zer, hayatı boyunca mal biriktirmeye karşı olmuş ve bir heybe bir hırka ile dünya hicretini tamamlamıştır. O, en güçlü olduğu zamanda bile Muaviye’nin karşısına geçerek cesurca hakikati haykırmış ve kimseden korkmamıştır. Halk nezdindeki gücünden çekinen Muaviye ise çareyi onu halifeye şikayet etmekte bulmuş ve Ebû Zer, Rebeze’ye sürgün edilmiş ve orada vefat etmiştir. Onun siyasi tavrının altında yatan husus daima emri bil m’aruf ve nehyi ani’l münker olmuştur. O belli bir siyasi liderin tarafında yer almamış ve tamamen samimi bir niyetle dünyevileşmenin önünde set vazifesi görevini ifa etmiştir. Ebû Zer, tek başına ve belirli siyasi hedefleri olmaksızın, iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan örnek bir şahsiyetti. İktidar sahiplerine karşı itirazda özel bir üslubu vardı; ama siyasi bir muhalif türünü asla benimsemedi. O, önce emrettiklerini kendi uyguladı sonra da iktidar sahiplerini uyardı. Bu uyarma esnasında da asla bir korku göstermedi. Cesurdu, atılgandı. Zaten en iyi kendisi biliyordu, bir toplumun kendini değiştirmesiyle Allah’ın da o toplumu yönetenleri değiştireceğine. Buna göre yaşadı ve önce kendisini, sonra ailesini değiştirdi. Daha sonra da iktidar sahiplerine yöneldi.

Her siyasi tavrın temsilcisi her çağda mevcuttur. Bizim çağımızda ise aradığımız ilk tavır hiç şüphesiz Ebû Zer’in tavrıdır. Çünkü biz kendimizin eksik yanlarını gidermeden ya da yanlışlarımızı düzeltmeden iktidar sahiplerinin yanlışlarını eleştime yoluna gidiyoruz. Bu tavır boşa kürek çekmekten farksız. Oysa önce Ebû Zer’i örnek alsak akabinde İbn Ömer’in tavrı bizi karşılayacaktır. Daha sonra ise Ammar’ın tavrını doğru sahnede oynarız. Ve neticede Zübeyr’in tavrıyla kuşanırız. Ama önce Ebû Zer olmayı bilmek gerek. O da kaybolan vicdanımızı bulmaya eşdeğer. Kaybolan vicdanımız ise Ebû Zer’de saklı. Ebû Zer : Yitik vicdanımız.

FATİH GİLİK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Gilik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Yetkili Servise Personel Alınacak

Bosch, Siemens, Profilo Yetkili Servisinde çalışacak vasıflı vasıfsız bay eleman alınacaktır. Müracatların şahsen perşembe pazarı sonu fidancının yan...

0 338 212 32 72

Yurtpet Petrol'e Personel Alınacak

Yurtpet Petrol Pirireis Şubesi'nde görevlendirilmek üzere, erkek market ve akaryakıt personeli alınacak. Müracaatlar şahsen yapılacaktır.

İletişim: 0338 212 4333

Karaman Kazımkarabekir'de satılık tarla

Emlak Tipi: Satılık Arsa - İmar Durumu: Tarlam²: 3.072m²: Fiyatı: 10Ada No: 949 - Parsel No: 76Tapu Durumu: Müstakil Parsel / Takas olur

05327652401

Yenişehir Mahallesinde Satılık Dükkan

KARAMAN Yeni Şehir Mahallesinde koleksiyon konutları altında 750 m2 yatırımlık dükkan Gayrimenkulü ziyaret için lütfen randevu alınız.

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Valide Sultan Mahallesinde Satılık Dükkan

KARAMAN Valide Sultan Mahallesinde Satılık Dükkan ve Depo Valide Sultan Mahallesi Abdulkerim Kılıç Caddesinde Özdoğan Camisi karşısı sokak içinde satı...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

İsmetpaşa Caddesi'nde Kiralık İşyeri

Mülkiyeti Akın Yapı A.Ş.'ye ait olan İsmetpaşa Caddesi üzerinde kiralık işyeri. LCW mağazası yanında bulunan ve altında Türk Telekom mağazası bulunan...

0542 426 76 15

Valide Sultan Mah.de Satılık Dükkan

KARAMAN Valide Sultan Mahallesinde Satılık Dükkan ve Depo. Valide Sultan Mahallesi Abdulkerim Kılıç Caddesinde Özdoğan Camisi karşısı sokak içinde sa...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Akın İş Merkezinde Kiralık İşyeri

Mülkiyeti Akın Yapı A.Ş.'ye ait olan Akın İş Merkezinde Bulunan giriş katı 530 m2, asma kat:400 m2, 1. Bodrum: 530 m2, 2. Bodrum: 300 m2 olmak üzere t...

Yurtsever Petrol'e personel alınacak

Yurtsever Petrol'e personel alınacak Karaman Yurtsever Petrol Opet İstasyonunda istihdam edilmek üzere personel alınacak. Karaman Yurtsever Petrol'ü...

Alişahane Mahallesi 4.Kat 106 M2 2+1 Satılık Daire

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire.Karaman Alişahane mahallesi perşembe pazarı içinde bina 4 katlı her katta 2 daire mevcut. Dükkan ile birlikt...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Covid-19 Aşısına Nasıl Bakıyorsunuz?