Karaman’da Sınav İngilizcesi

Ülkemizde üniversite sayısının artması nedeniyle, üniversite mezunu olmak zor değil artık. Bu kadar fazla sayı ve mezun içinden fark atmanın en kolay ve kestirme yolu yabancı dil, özellikle de ingilizce bilmekten geçmektedir. Elbette bu, iş deneyimi ve kariyer planlaması için de gereklidir.

Öncelikle, dil barajları karşımıza çıkmaktadır. Esasında dil bilmek klişe deyimle birden çok kişi olmaktan ziyade, önemli bir ayrıcalıktır. Lisedeki öğrencileri iyi kanalize etmek gerekir belki de. İngiliz/Alman dili ve edebiyatı, yabancı dil öğretmenliği hatta mütercimlik bölümlerini daha çok öğrencinin tercih etmesi için yönlendirmeler gerekebilir. Zira öğrencilerin bu konuda desteğe ihtiyacı vardır. Sıradan bir üniversitenin, sıradan bir bölümünden mezun olup salt diplomalı olmak için zaman kaybetmek yerine, herhangi bir dil eğitimi bölümünden mezun olunsa hem ufuk genişler hem de iş sorunu olmaz.

Dünyanın heryerinde geçer akçedir dil bilmek...Rus dili ve edebiyatı mezunu bir tanıdığımı hatırladım şimdi...bu genç, lisans eğitimindeyken, lüzumsuz bir yerde okuyormuş gibi önemsenmiyordu. Lakin Rusça bilme ona iyi bir ithalat ve ihracat şirketinde iş bulmasını sağladı, dünyaya açıldı ve pratisyen hekim abisinden çok daha iyi konumda...bunun için de öğrencilere yks-dil (ydt) konusunda doğru yönlendirme, kaliteli ve etkin eğitim gerekir...lise öğrencisine dil öğretmek daha kolaydır ancak saza iyi ayar verilebilirse...bunun için de donanımlı bir kadro ile tanışmaya ihtiyaç vardır.

Peki iyi bir dil eğitmeninde neler aramalıyız?

Özellikle de sınav ingilizcesi konusunda destek alacaksak, beklentilerimizin envanteri neleri içermelidir?

İlkin dil mantığına hakim, yurt dışı deneyimiyle, dili bizzat hayatın içinde kullanmış, yabancı dilde kitap okuyabilme pratiğine sahip, kısacası kelimeler arasını hayatın içinde örümcek ağı gibi dokuyabilmiş yetkin adreslerle dil sınavlarını aşmak de hiç zor değil...

Üniversite mezunlarının dil sınav olan YDS/YÖK-DİL için profesyonel destek, uzun yolu kısa eyler. Çünkü sınavın yarısı taktikten ibarettir. Herşeyden önce ana dile hakim bir eğitmen gereklidir. Ana dilini ayrıntılarıyla bilebilen bir kişi, yetkin bir yabancı dil eğitmeni olabilir.

Öğrencilerdeki sınav kaygısı ve dile dair ön yargıyı sınıf ortamında, destekleyerek, cesaretlendirerek ve dile maruz bırakarak minimize etmek gerekir. Adeta bizdeki Cin Ali’nın hikayeleri gibi, basitten zora cümle okuma ve anlama dil eğitiminde son derece önemlidir. Kısacası gramer yükleyerek dil öğrenilmez. Algıladıkça, gramer fark ettirilir, gösterilir.

Eğitmen dilin canlı bir organizmaya benzediğini üst düzeyde bilmeli ve bu canlı organizmaya öğrenciyi dahil edebildiği sürece, başarı elde edilecektir. Tıpkı yürüme yetisini kaybetmiş bir kişinin, yürüyen robotun içine yerleştirilerek, beynin uyarılması ve iskelet sisteminin çalıştırılması sayesinde, yürüyebilmesi mümkü ise, deyim yerindeyse dili öğretebilmek için de dil robotları kurgulanmalıdır.

Sonra dil mantığı içinde eş anlamlı ve zıt anlamlı kelimeler, isim, fiil, sıfat, zarf çeşitliliği içinde çoğaltılmalıdır. Bir taşla bir kaç metodu öğretebilmenin sınırları zorlanmalıdır... Çünkü süre kısıtlı, ve ciddi bir sınav maratonuna girildiği her adımda akılda tutulmalı. Öğrenci bilmese de, eğitmenin ajandasında 4000’e yakın kelime olmalıdır...bunu eğlenerek verme yöntemleri kurgulanmalıdır.

Kuşkusuz dilde ezber önemli ancak mümkün olduğunca bu konuda iktisada gidilmeli...ne yapıp ne edip kurallar azaltılmalı veya sadeleştirilmelidir...Kısacası bir kural bir kaç kapıyı acacak şekilde maymuncuk işlevine dönüştürülmelidir.

Sınav söz konusu olduğunda özel sektörün başarısı kabul edilen bir gerçektir. Çünkü soru mantığıyla, deneme sınavı destekleriyle bilginin iki kat güce çıkması mümkündür. Zira taktikler son derece önemlidir. Ancak bu sınavı taktik mantığına indirgemek anlamına gelmemelidir.

Bir dilin anlam dünyasına hızlıca nasıl girilir?

Dil öğrenmeye başlandığında sanki bilinmeye bir ülkeye girilmiştir…her şey yabancıdır. Ses vardır ama anlam yoktur, duyulan ses gürültü olarak algılanmaktadır. …adeta bir mekanik labirentte hisseder kişi kendini…işte bu labirentten usulünce çıkabilme, dili öğrenmeyle mümkündür…

İlkin adeta kulaklardan anlamayı engelleyen perdeleri bir bir indirmek gerekiyor…ilk perde yırtılınca kişi duymaya başlar…

Sonra ve sonra küçük bir çocuğun ağulaması gibi duyduğu seslere reaksiyon verir…

Dil eğitimi, gerçekten bir çocuğun ana dili öğrenme sürecine benzer.

Davranış düzeyine geçmeyen refleksler gibi, dil dünyasına giren kişi de reaksiyon ve sinyal almaya ve vermeye başlar…bu puzzle çözülünce, sistem hızla işleyecek, anlama, söyleme ve farklılıkları görebilme yetisi artacaktır.

Bu tasvir ettiğimiz süreci biz Karaman Americanlife Dil Okulları sınav ingilizcesiyle çoktan başlattık ve iyi sonuçlar aldık. Daha da çıtayı yükseltme ve iyi geri bildirimler için bütün detayları gözden geçiriyoruz.

Her geçen gün gelişmekte olan Karamanoğlu Mehmetbey üniversitesiyle, bu bağlamda daha güçlü oluşumlar kurulabilir, yeni projeler kurgulanabilir…. Kim bilir…

Yeni YDS-YÖK DİL programımız haftaya başlarken, dile dair önyargı ve kaygılarınızı yenmek, dahası hedeflerinizi yükseltmek için, bize katılabilirsiniz. İyi bir kariyer planlaması için donanımlı olmaya geç kalmayın…

Dil bilmek, çoğu kapıyı açacak güçlü bir anahtardır. Dahası beynin farklı bölgelerini uyararak kapasite artışı da kazandıran bir araçtır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aliye Çınar - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Covid-19 Aşısına Nasıl Bakıyorsunuz?