Yunus Emre İle Erik Ağacı Altında Hasbihal

  • NECİP FAZIL, BURHAN TOPRAK, NAMIK AK, HÜSEYİN MUŞMAL,  HİKMET BÜKE, İDRİS NEBİ UYSAL, ZİYA AVŞAR, SAMİ ÖZDAĞ VE DAHA BİRÇOK İSİM BU YAZIYA KONUK OLDU...
  • KARAMAN'DA MODERN TEKKELERİN MÜRİTLERİNİN SAYISI ARTIYOR, AYİNE KİMLER KATILIYOR, ERİK DALINDAN KİMLER ÜZÜM YİYOR BİLMEK İSTER MİSİNİZ?

Yunus Emreli yazılarıma bir aydan fazla oldu, ara vermiştim. Yunus Emre ve Türk dili üzerine yazacak öyle çok konu birikti ki, bunların bir bölümünü elemek zorunda kaldım. Karaman'daki atalet, iflah olmaz bir iyimser olan beni bile karamsarlığa sürüklemiş, "Alzaymır mı oldun Karaman?" başlıklı makalemi "YUNUS EMRE VE TÜRKÇE YILINI SİZ Mİ KUTLAYACAKSINIZ? Kutlarken, 2005 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen törendeki o sözlerden farklı ne söyleyeceksiniz? Güldürmeyin beni!" cümleleriyle bitirmiştim.

Yunus Emre'nin derin anlamlar içeren ve tasavvuf ehlinin sırrına vakıf olduğu "Çıktım erik dalına anda yedim üzümü/Bostan ıssı geldi eydür uğruladun kozumu" diye başlayan ünlü şiiri vardır. Bugünün ifadesiyle "Erik dalına çıktım orda üzüm yemekteyim/Bostan sahibi cevizi neden çaldın diye çağırır" anlamındadır. Bu yıl Yunus Emre yılı. Yunus Emre'nin dalına çıktığı erik ağacının meyvesi öyle bol ki... Ya bostancının cömertliğine ne demeli... Bahçeye girmek serbest, ağaç gölgesinde dinlenmek serbest, erik ağacına çıkmak serbest...Erik bir sihirli ağaç. Cennet kokan bu ağaç, kim hangi meyveyi isterse, onu ikram ediyor. Erik ağacı adını ve tadını bilmediğiniz yüzlerce çeşit meyve yüklü.

Yunus Emre'nin, dalından üzüm yediği erik ağacının etrafı hiç boş kalmıyor. Dostlar meclisi erik ağacının gölgesinde toplanıp Yunus Emre'yi yad ediyor, hoş fikirlerle gönüller tazeleniyor. Kimler yok ki... Erik ağacı altındaki ayine, muhabbete katılanların büyük bölümünü tanımıyorum. Ama sohbetlerden derlediğim bilgilerin bir bölümünü kısaca ifade etmek istiyorum.

Öncelik, Burhan Toprak'ın olsun. Hatta Karaman, Burhan Toprak'ı fahri hemşehri ilan etsin. Toprak ailesinden hayatta olan varsa onlarla temas kurulsun. Burhan Toprak da kimmiş diyecek kültür ehli olduğunu biliyorum. Burhan Toprak, Yunus Emre Divanı'nı ilk kez latin alfabesiyle yayınlayan kişidir. Burhan Toprak, Yunus Emre'nin mezarının Karaman'da olduğunu savunan ilk kişidir. Karaman, eğer verilecekse ve bir hazırlık yapılıyorsa, Yunus Emre Vefa Ödülleri'nin ilk sırasına Burhan Toprak ve Necip Fazıl'ı koymalıdır. Burhan Toprak gibi Necip Fazıl da fahri hemşehri ilan edilmelidir. Vefat etmiş olmaları onları fahri hemşehri ilan etmeye ve vefa ödülü vermeye engel değildir. Yakınlarıyla irtibat kurulabilir.

Necip Fazıl (Kısakürek) ve Burhan Ümit (Daha sonra soyadını Toprak olarak değiştirmiştir) can dostlarıdır. İkisi de Fransa'ya eğitim için gitmiştir. Necip Fazıl'ı bilmeyen yoktur ama Burhan Toprak günümüzde unutulan isimlerdendir. Yunus Emre ile ilgili ilk araştırma, 109 yıl önce, Fuad Köprülü tarafından 1912 yılında yayımlanan iki makaledir. Daha sonra yine Köprülü tarafından 1918 yılında yayımlanan "Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar" adlı eserin yarısına yakını Yunus Emre'ye ayrılmıştır. Fuat Köprülü'nün bu araştırmalarıyla Yunus Emre'nin Türk aydınının ilgi odağı haline geldiği kabul edilir. (Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar adlı eseri, İmam Hatip öğrencisi iken Necati Yeniel, okul kütüphanesine aldırmıştı. Atlas gibi, büyük ebatta bir kitaptı. Bir de İbnülemin Mahmut Kemal'in "Son Asır Türk Şairleri"ni hatırlıyorum. Kütüphanede en çok bu kitaplarla vakit geçirirdim.)

1930'lara kadar Yunus Emre'nin şiirlerine ulaşmak, şiirlerini bulup okumak kolay değildir. Taşbaskısı ve içeriği zayıf Yunus divanları vardır. Bunlar Yunus Emre sevdalılarının ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Yunus Emre'yi bir divandan okumak isteyenler 1933 yılında Burhan Toprak'ın üç cilt olarak yayımlanacak Yunus Emre Divanı'nı beklemek zorundadırlar.

Burhan Toprak, Alp Dağları'ndaki sanatoryumda tedavi görürken, Yunus divanlarını inceler. Yunus Emre'nin olamayacağını düşündüğü şiirleri çıkarır. Uzun çabalar sonucu Yunus Emre Divanı'nı hazırlar. Burhan Toprak, Paris'te Sorbon Üniversitesi'nde okumuştur. Sanat tarihi profesörüdür. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde (Şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi) hocalık ve başkanlık yapmıştır. Burhan Toprak, lisedeki hocasının anlatımıyla tanıdığı Yunus Emre'yi yıllar sonra yeniden bulmuştur. Burhan Toprak, Mareşal Fevzi Çakmak'ın damadıdır ve bu eseri eşi Ayşe Muazzez hanıma ithaf etmiştir.

Burhan Toprak, Yunus Emre Divanı'nın başlangıç kısmında uzun uzun kendisini, ruh dünyasını ve Yunus Emre'ye olan aşkını anlatır. Başlangıç bölümünden tadımlık birkaç paragrafı paylaşmak istiyorum.

"Bir gün Alp Dağları'nda, sanatoryumda, zannedersem Pascal'ı okurken aklıma lisenin son sınıflarında hocamın aylarca okuttuğu Yunus Emre geldi. Pascal'da fevkalâde mühim bulduğum şeyleri Yunus'ta da görmüş gibiydim. İstanbul'a yazdım. On beş gün sonra Divan geldi. O günden itibaren bir dua kitabı gibi Yunus Emre Divanı'nı yanımdan ayırmadım. Yunus bana hiç kimsenin veremeyeceğini vermişti....

Bu divanda sefahatları, korkuları, ümitleri, nedametleri, isyanları, şüpheleri, teselli ve imanları ile bütün bir beşeri hayat vardır. Onun kitabını açarken bir muharrirle karşılaşacağınızı zannetmeyiniz. Hakiki bir insanla görüşeceksiniz. Bundan emin olabilirsiniz. Bu kadar büyük bir ihtirasla sevdiğim bu adamın hayatını, nasıl yaşadığını ve bu şiirlerini yazarken neler düşündüğünü, hangi manzaralarda yorgun gözlerini dinlendirdiğini, hangi aile içinde yaşadığını, yararak bize içini gösterdiği kalbinin nasıl heyecanlarla çarptığını, nasıl kırıldığını, ümitlerini kaybettiğini ne kadar öğrenmek isterdim. Fakat bunları tetkik eden ilim bize bu hususta müspet hatta takribi hiçbir malumat vermiyor."

Yunus Emre'yi ve şiirlerini sevenlere, Burhan Toprak'ın Yunus Emre Divanı'nın "Başlangıç" bölümünü okumalarını öneririm. Burhan Toprak, Yunus Emre'nin Karamanlı olduğunu savunan ilk Cumhuriyet aydınıdır. Bununla birlikte şu veciz ifadeler de Burhan Toprak'a aittir:

"Hakiki adamlar için dünyanın bütün türbeleri küçük ve dardır. Eğer bugün Rusların, Almanların, İngilizlerin ve Türklerin yaptıkları bütün araştırmalara rağmen Yunus Emre'ye ait hiçbir iz bulunmuyorsa şüphe etmeyelim ki Büyük Adam bu akıbeti kendisi istemiştir. O, deynumeti (devamlı-daimi) olana bağlanmış ve akıp giden; yıkılıp, toza, çamura kalb olandan isteyerek ayrılmıştır."

Halim Baki Kunter, (Eskişehir Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de mezar kazdıran ekibin başı ve Yunus Emre'nin mezarının burada olduğunu savunan komisyonun başkanı) Burhan Toprak'ın Karaman'daki mezarın Yunus'a ait olduğunu ispat için 1933-1934'de yayımlanan Yunus Emre Divanı adlı eserinde, İstanbul'da Başbakanlık Devlet Arşivi'nde bulunan Hicrî 1175, Miladî 1761-1762 tarihli bir arîzaya (Büyük bir kimseye hürmetle yazılan veya verilen şey, istirhamname, hediye) yer verdiğini yazmıştır.

Burhan Toprak'ın Yunus Emre Divanı entelektüel çevrede büyük yankı yaratmıştır. Peyami Safa, Hafta mecmuasındaki bir yazısında, Yunus Emre'yi Sahaflar Çarşısı'nın harabesinden kurtardığı için Burhan Toprak'ı kutlar, "Devirler ve çarşılar yıkılır, fakat Yunus gibi büyük şairler devirlerin ve çarşıların, geçmiş zamanların ve harap olmuş mekânların daima üstünde kalırlar" diyerek, övgü yağdırır.

Burhan Toprak'la Necip Fazıl'ı peş peşe anmak gerekir. Hem bir dönem çok yakındırlar hem Necip Fazıl, Babıali'sinde Burhan Toprak ve Yunus Emre Divanı'na yer vermiştir. Erik ağacı altındaki dost meclisinin bu konuya kayıtsız kalması düşünülemez. Necip Fazıl genç yaşına rağmen Yunus'u ilk tanıyanlardandır. Üstad "O ve Ben" isimli kitabında ve hatıralarını anlattığı "Bââli"de Burhan Toprak'tan söz eder. Şimdilerde kullanılan "kanka" kelimesi o günlerde olmadığı için Necip Fazıl, Burhan Toprak'tan "Gölgem kadar yakınım" diye söz eder.

BÂBIÂLİ'DE YUNUS EMRE DİVANI BAHSİ

Yunus Emre'nin derinden etkilediği şairlerden biri Necip Fazıl'dır. "Beni de piştiğin eza kabında/ Kaynata kaynata buhara kalb et" diye seslendiği Yunus, Necip Fazıl'ın arayış günlerinde kalbine ilk şifa iksirini döken derviştir. Bu konuda daha önce bir makalem oldu. Ama konuya ilginiz varsa Prof. Dr. İdris Nebi Uysal'ın 7 Nisan 2021 tarihli Karaman Gündem'de yayımlanan "Necip Fazıl'ın Yunus Emre Başlıklı Şiirleri" makalesini okumanızı öneririm. Necip Fazıl, henüz "Kaldırımlar"ı yazmamıştır ve henüz "Kaldırımların Şairi" değildir. Henüz 18'indedir ve Yunus Emre'ye "Medet ey şairim, Yunus'um medet!" diye seslenecek kadar gözü pektir. Necip Fazıl, bu gözü pekliğini kabrine kadar götüren bir koca yürekli karakterdir.

Necip Fazıl'ın, Yunus Emre'yi anlattığı ve Devlet Tiyatrolarında onlarca kez sahnelenen Yunus Emre adlı tiyatro eserinden bahsetmeden geçmemek gerekir. Bu eserde Yunus, mezarlığı olmayan köyü aramaktadır. Bu köyü bulması halinde Yunus hem ölümü anlamlandırmış olacak hem de ölümsüzlüğün sırrına ermiş olacaktır.

Derviş: Aradığın neymiş senin?

Yunus: Mezarlığı olmayan köy...

Derviş: Gecesi olmayan gündüzü arasan daha iyi etmez misin?

Yunus: Ben de onu arıyorum zaten!

Köy Erenler köyüdür.

"Çoraklaşan günümüzde bu sözler tasvip edilir mi? Yunus Emre'yi birileri bugün böyle anlatabilir mi? Bir yazar çıksa, bunları yazsa kitabını okumak isteyen çıkar mı? Kültür güneşini görmeden batıran ülkem, kültür adamlarını küçümseyen ülkem. Dünden daha nitelikli sanatçılarımız var diyemeyen ülkem. Derinliğini kaybedip çukurlaşan ülkem. Aile, eğitim ve kültür konularında arzu ettiğimiz inkişafı sağlayamadık diye hayıflanan ülkem. Okumayı sevmeyen ülkem. Okuduğunu anlamakta zorlanan ülkem."

Erik ağacının altında bazen içim geçiyor ve zihnime, kimden geldiğini bilmediğim, yukarıdaki cümleler yağmur gibi yağıyor. Biraz düşününce bu sözlerin sahiplerinin bazılarını hatırlıyorum.

Yeniden Necip Fazıl'a ve Bâbıâli'ye dönelim. Bâbıâli, Necip Fazıl'ın yakından tanıdığı, bir dönemin kültür ve sanat adamlarıyla münasebetini ve onları değerlendirdiği kitabına verdiği isimdir. Bââli, bugün medya olarak adlandırdığımız bir dünyanın, 150 yıl önce tohumu atılmasına rağmen yeşerip meyveye duramamış köksüz ağaca yapıştırılmış bir yaftadır.

Necip Fazıl, Burhan Ümit'e ilk sayfalarında yer verdiği Bâbıâli'de şunları yazmıştır:

"Genç Şairle Burhan Ümit, birbirine kenetli iki dost... Burhan Genç Şairin öylesine tesiri altında ki, Yunus Emre'yi ondan, onun bir şiirinden tanıdığı için idealleştiriyor:

Rüzgâra bir koku ver ki, hırkandan,

Geleyim, izine doğru arkandan...

Bırakmam, tutmuşum artık yakandan;

Medet ey dervişim, Yunus'um medet!

Ve (Oskar Vayld)ı ondan öğrendiği için benimsiyor.

(Oskar Vayld)ın bir sözü vardır:

-Ben dehâmı hayatıma sarfettim; eserime ise yalnız istidadımı..."

Burhan bu söze bayılıyor ve ömrünün sonuna kadar devam edeceği bir tekerlemedir tutturmuş, gidiyor:

-Hayat mı, eser mi; İşte bütün mesele!

Şimde Bâbıâli'nin 127-128. sayfasına atlayabiliriz:

(Ârif Dino) Eski eşyaya. sanat eserlerine, hatlara, yazma kitaplarda kullanılan kâğıtlara, tezhip renklerine, çinilerdeki tonlara tutkun ve bunların meydana geliş tekniğinde bilgili... Meselâ Burhan Toprak'ın derlediği "Yunus Emre"yi "şekerî kâğıt" dedikleri bir kâğıda bastırmak için yapmadığını bırakmamıştır. İleride, Mareşal Fevzi Çakmak'ın zevcesi hanımefendinin, damadı Burhan Toprak hakkında ve bu mevzuda yapacağı müthiş bir (espri) vardır. Edebiyatla, sanatla, fikirle, ilimle en küçük alâkası olmayan bu asker karısı hanımefendi, eser çıkınca demiş ki:

-Yâhû, herkes bizim damadın (Yunus Emre) diye bir eserinden bahsediyor. Meğer Yunus Emre'yi ona Necip Fazıl aşılamış, tefsirini Kilisli Rıfat yapmış, kâğıdını Ârif Dino tavsiye etmiş... Meğer... Meğerse şiirlerin sahibi de Yunus Emreymiş!.. Ya ne kalıyor bizim damada bu eserden."

Bu bön anlayış ve anlatıştaki hakikat payı Burhan Toprak'ı çılgına çevirecektir.

Sanatçılar bazen böyle kendine yontar. Belli ki Necip Fazıl, Burhan Toprak'ın Yunus Emre Divanı'nı küçüksemektedir ve bunu ifade biçimi de yukarıdaki Anekdottur. Her şey geride kaldı. Erik ağacı altında yan yana oturan Necip Fazıl ve Burhan Toprak'ın konuşmalarına bakılırsa, küs oldukları ylların acısını çıkardıklarını düşünmemek elde değil. Erik ağacının gölgesi, Yunus tutkunu iki güzel adamı, gençliklerindeki kadar birbirlerine yakınlaştırmış galiba. Yine birbirlerine kenetli iki dost...

Başlıktaki modern tekke ifadesine takılan okurlar için bir hatırlatma. Kovit-19 salgını nedeniyle görüşmeler ve sohbetler "ZOOM" veya "MEET" adlı uygulamarla gerçekleştiriliyor. Bunları, bir keramet ehlinin günümüze armağanı diye düşünüyorum. Büyük kolaylık sağlıyor. Her derviş, meşrebine uygun ZOOM veya MEET adlı bir tekkeye kapılanma imkânı buluyor. Beni de Karaman'da böyle tekkelerden haberdar ettiler. Şimdilik arada bir, sessiz, sakin tekkenin bahçesindeki erik ağacının gölgesinde konuşulanları dinliyorum.

KMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal’ın tanıttığı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Himmet Büke, Burdur'dan erik ağacının altındaki buluşmaya eli boş gelmemiş. Vatikan'da bulduğu Yunus Emre Divanı ile teşrif etti. Himmet Hoca'nın konuşmasını sonraki yazıya bırakacağım ama "Türkiye'de her ilin meydanına Karamanoğlu Mehmet Bey'in fermanının yazılı olduğu bir anıt dikmek lâzım" diyerek, Türkçe yılına selam çaktı. Büke'nin önerisi, iltifatı ve öngörülü sözleri dost meclisinde hoşluk yarattı. Eğer her şehrin meydanına Mehmet Bey'in fermanı ulaşacaksa, Yunus'un bir dizesini de yanına fermanın tanığı olarak koymalıyız. Himmet Büke hocam bu kısmı söylemedi. Bizim ferasetimize bıraktı. Hangi şiirinden seçilsin derseniz, her il kendi karar versin derim. Şiir Yunus'un olsun da hangisi olursa olsun.

KMÜ Dil ve Edebiyat Topluluğu'nun Yunus Emre Okumaları'nda ise dört ay geride kaldı. Az şey midir, 8 konuşmacı erik ağacının gölgesinde Yunus Divanı'ndan seçmeleri şerh etti.

(Devam Edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.

01

M.akif - Yunu

sun kabrini aramak beyhude,onu eserlerinde bulanlar buldu.Bulamayanlara kimsesizler kabristanlığını tarif edin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Mayıs 14:43

Bay-bayan personel alınacak

YURTSEVER PETROL OTOGAR Şubesi’nde çalıştırılmak üzere bay bayan akaryakıt Satışı ve markette görev alabilecek takım arkadaşları alınacaktır. Müracaa...

0541 735 67 76 YURTSEVER PETROL

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Kaynak Ustaları - Torna Ustaları aranıyor.

Firmamız bünyesinde çalıştırılmak üzere kaynak ve torna ustaları aranıyor.

FATİH YILDIRIM - TALARANZA TARIM MAKİNALARI VE EKİPMANLARI

Danış Kitabevi bayan personel arıyor

Karaman Danış Kitabevinde çalıştırılmak üzere, en az lise mezunu bayan personeller alınacak. Başvuruların şahsen yapılması gerekmektedir.

03382127653 DANIŞ KİTABEVİ

Karaman Külhan Mahallesinde Ultra Lüks 3+1 Satılık Daire

Bina her katta tek daire üzerine 4 kat olarak kurulmuş, daire 4 ncü katta bulunmaktadır. 165 m2 3+1 odalı dairenin giriş kapısı çelik, oda kapılar ise...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Zembilli Mahallesinde Satılık Daire

955 m2 arsa üzerine 400 m2 (brüt) alana sahip her katta 2 daire olacak şekilde, asansörlü olarak inşa edilmiş, binada toplam 2 adet dükkan 6 adet dair...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Medreselikte Satılık Dağ Evi

Şehir hayatının yorucu temposu, artan gürültü ve çevre kirliliği gibi sorunlarından kurtulmak ister misiniz? Oksijeni bol, temiz havasıyla ve doğal gü...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Web Yazılım Uzmanı

Şirketimiz bünyesinde görevlendirilmek üzere Karamanda ikamet eden yada edebilecek (Freelance veya Remote değil); NodeJs, AdonisJs, ReactJs, teknoloji...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2 Satılık Arsa Sanayi imarlı, Depo, Sanayi dükkanı, vb inşaat alanları için uygundur. B-1 (bitişik nizam te...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret ne kadar olmalı?