Reklamı Kapat

Kadim Karaman’ın kadim kelimeleri

Bir önceki yazımızın devamı niteliğindeki bu makalede yazımızda da Kadim Karaman’ın kadim kelimelerini konuşacağız. Bildiğimiz hatta kullandığımız halde anlamını bilmediğimiz, merak da etmediğimiz kelimelerimiz var. Bu, yükte hafif pahada ağır kelimelere yüzlerce örnek verilebilecekken bir kaçı ile sınırlı tutma niyetindeyim. Birçok mühim kelimeyi bağrında yaşatan Karaman’ı anlamaya anlatmaya çalışalım.

İşte yaşadığımız, havasından soluyup, suyundan içtiğimiz şehre dair birkaç kelime;

Şam Kapı

“Şamkapı” bir mahallenin adıdır ya ötesini pek bilmez yeni nesil. Kadim şehrin kadim kelimelerindendir oysa. Önemli şehirler surlarla çevrilirmiş eskiden. İstanbul gibi, Diyarbakır gibi, Karaman gibi. Bu sur içinden dış dünyaya kapılar açılırmış her cenahtan. Ve içeri desturla girilirmiş. İşte o kapılardan birinin adıdır Şam kapı. Şu an çok az kalıntıları olan ve maalesef kaybolmaya mahkûm bırakılan, Karaman Kalesi’nin dış surlarından söz ediyoruz. Eskilerin anlattığına göre bu kapıların haricinde zor zamanlarda kullanılmak için yapılmış ve yakın zamanda dahi bilinen 7 tane de tünel varmış. Üzeri kapanmış gitmiş, eski kelimelerimiz gibi.

Şam kapısı, tahminimce Şabaniye Cami yakınlarında bir yerlerdeydi. O zamanlar bir Osmanlı toprağı olan şimdiki Suriye’nin başkentine giden yola açıldığı için Şam Kapı demiş bu kapının adına. “Mardin kapı şen olur” türküsünün bir Diyarbakır türküsü olduğu gibi.

Kan ve aşk

Madem kelimelerden gidiyoruz “şam” kelimesine de değinelim. Aslında şam bir yön kavramıdır. Sol taraf anlamına gelir. Yavuz Sultan Selim döneminde “Şam cenahı” dendiği için biz bugün hâlâ dünyanın bu en eski şehrine Şam diyoruz. Şehrin adı Dimeşk aslında. Savaştan önce Suriye’yi köylerine kadar gördüğüm için kendimi şanslı hissederim. Dünyanın en eski ve en güzel şehirlerindendir Şam.

Şam’a ilk gidişimdi. Tüm şehri görebilen Kasion tepesinin üzerindeydik. Muhteşem şehri izlerken Suriyeli arkadaşıma Dimeşk ne demek diye sordum. Aldığım cevabı ömrüm boyunca unutmayacaktım; “Azizim, Eşk aşktır.  Dem de kan. Hani siz de kan kırmızı çaya “dem” dersiniz ya, o hesap. İkisi Dimeşk eder. Üzerinde bulunduğumuz tepe insanlığın ilk cinayetine tanık oldu. Hz. Âdem’in oğlu Kabil diğer oğlu Habil’i tam burada öldürdü. Ogün bugündür bu coğrafyada kan ve aşk hiç eksik olmadı.”

Mara Yolu

Karaman’da Mara Yolu denen bölgeyi bilmeyen yoktur. Belediyeden sanayiye giden yolun paralelinde Yeşil Cami’den başlayıp Sanayi Kavşağına kadar olan bölge. Önceleri mara kelimesinin “mar” kelimesinden türemiş olabileceğini düşünürdüm. Mar yılan demektir. Yılanların efsanevi şahına da Şahmaran denir. Evvelce her evde bir resmi olurdu.

Çok sonra Mara Yolu’nun yılanla ilgisi olmadığını, aslında daha uzun, tarihi bir yolun uzantısı olduğunu fak ettim. Anasını kaybetmiş öksüz gibi kalakalmış burada. İç Anadolu’yu Akdeniz Bölgesine bağlayan Karaman’dan Mersin’e kadar uzanan eski bir güzergâh. Urgan Boğazından geçip Zengen köyünden ilerlerseniz Silifke’ye bağlı Kırobası diğer adıyla Mara Yaylasına oradan da Erdemli sahiline ulaşırsınız.

Bölgemizi Karaman’da en iyi bilen adam diyebileceğim aziz dostum Fatih Türedi sayesinde bu yoldan gitmişliğim vardır. Bunca modern yola rağmen hâlâ Karaman’ı denize bağlayan en kısa yoldur. Belki bir gün düzenleme yapılır da herkes bu tarihi yoldan gider gelir. Bu yolu denemek isteyenlere Zengen’i geçince görebilecekleri şifalı sudan içmelerini ve Antik Uzuncaburç harabelerini görmelerini tavsiye ederim.

Kenzi

Karaman’ın en güzel kelimelerindendir Kenzi. Japonyada bir şehir olduğunu sananlar var ama kenz hazine demektir. Bu öyle bir kelime ki safi mana yüklü kervan gibidir. Bakmayın beş harfli olduğuna tonajlı kelimedir.

Kenzi Caddesi, Karaman’ın yetiştirdiği önemli bir şairden almıştır adını. 1884 yılında ölmüş. Şimdilerde ne mezarı bellidir ne söyledikleri. Sevdiği kızı alamayınca bir kuzuya bağlanmış, gönlündeki boşluğu onunla doldurmuş rahmetli. Nereye gitse kuzuyu yanından ayırmazmış. Köy köy gezer, mecnun misali şiirler söylermiş. Sonunda Leyla’dan Mevla’ya varmış aşkı ve bedeni.

Belki bir gün, rüyasında içtiği bade ile bir anda şair olan Karamanlı Şair Gufrani’yi ya da sözün ustası Aynî’yi, Zenbilli Ali Efendi’den icazetli Kâmi’yi, Fatih'in daveti üzerine çıktığı İstanbul yolunda hastalanıp genç yaşta ölen Nizami'yi konuşuruz…

Hecceler

“Karanlık gecelerde, ne aran heccelerde” tekerlemesine konu hecceler Hacı Celal’den bozulmuş bir kelimedir. Tekerleme Karaman’ın bir mahallesine zimmetlense de eskiden hemen her mahalle için geçerliydi bu düstur. Bırakın geceyi, gündüz dahi bir sokaktan ikinci kez geçerseniz mahallenin delikanlıları durdurur sual ederlerdi; ne işin var burada? Bu soruya makul bir yanıtınız varsa yırtarsınız yoksa vay halinize, hüküm uygulanır. “Sen kimin gızına dolanıyon bakiim” diyerek başlayan söze sopalar eşlik ederek devam ederdi muhabbet.

Hecceler kelimesine dönecek olursak, bugün kale-otogar arasında kalan bölgeyi tanımlamak için kullanılan bu tabir, asıl adı Ahizade Celalettin Mehmet olan ama Hacı Celal namıyla bilinen Karamanoğulları Dönemi'nde yaşamış bir devlet adamından gelmektedir. İsminden anlaşılacağı üzere Hacı Celal ağamız, Ahi teşkilatının da Lârende'deki önde gelenlerinden biri olmalı. Öldüğünde karısıyla beraber bugün yerle yeksan olan türbesine defnedilmiş. Hayırsever bürokratımız bugünkü Hacı Celal mahallesinde bir de mescid yaptırmış sağlığında. Ama ileriki devirlerde yol geçecek diye türbe yıkılmış, içindeki sandukalar Kızlar Türbesi mezarlığına taşınmış. Bir Fatiha bekler durur garipler…

Yeri gelmişken çokça yanlış ifade edilen bir hatayı düzeltelim. Kızlar Türbesi Karaman kalesi yanında bulunan türbe değil şehir mezarlığında bulunan türbedir.

Göz

Karaman bölgesinde duyu organımız haricinde dağlardaki doğal su kaynaklarına ve içinden su çıkan mağaralara da göz denir. Daha doğrusu suyun ana kaynağına kullanılır bu tabir. Bunun sebebi bellidir, gözden yaş akar kaynaktan da su akar. Acaba hangisi daha asıldır bilemiyorum. Yani duyu organımız bu ismi su kaynağından almış da olabilir. Keza bugün çeşme dediğimiz hacet de bize su verir. Çeşme ise Farsça “çeşm” kelimesinden gelir ki o da göz anlamındadır. Türkülerimizde geçen “çeşm-i siyahım” kara gözlüm anlamındadır. Tam burada Aşık Mahsuni’ye selam verelim;

İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da

Üstat bu şiirde Farsça siyah ve Türkçe kara kelimelerinin her ikisini de kullanmış. Aynen Karaman’da Siyahser Sultan’a Karabaş Veli dendiği gibi. Ser baştır, siyah kara…

Ellam

Çay yerine “Bi soda söyle de içelim” diyen birine “para çok ellam” şeklinde ince laf sokmalarda sıkça kullanılan en yöresel tabirlerimizdendir bu kelime. Birçok yöresel tabir gibi bu kelimenin de anlamı pek bilinmez, “herhalde-galiba” anlamında gelişine kullanılır.  Ellam kelimesi, “Allah-u âlem” tamlamasından dönüşmüş olsa gerek. Mesela “Allah bilir ya denize gireceksin” yerine “Kısa donu giymişsin tatile gidiyon ellam” diyoruz. “Haydan gelen huya gider” atasözü gibi ellam. Bu atasözünden murat edilen “Allah’tan geldik Allah’a gideceğiz” manasında olsa da bugün boş işlerden gelen boş işlere gider anlamında kullanıyoruz. Aslını unutmuşuz ellaaam.

Ali Şahane

Karaman'da bir mahallenin adıdır. Bilmeyen yoktur elbet lakin işin aslı öyle değildir. Evvel zaman içinde Osmanlı döneminde emniyet amiri vazifesiyle görevli Sadrettin Ali adında bir zat yaşarmış. O dönem bu makama "Şahne" denilirmiş. Şimdiki emniyet müdürü anlamına yakın. Sonraları cumhuriyet döneminde bu makam ve kullanılan tabiri ortadan kalkınca şahne şahaneye dönüşmüş. Hâsılı “Ali Şahne” yani “Ali Müdür “zamanla değişerek Ali Şahane olmuş ve oturduğu mahalleye adı verilmiş. Şahane adammış belli ki…

Tevafuka bakın ki geçmiş dönemde şahne soyadlı bir emniyet müdürümüz olmuştu.

Zambır, garaböcü ve goruk

Bu üç tabiri eski belediye başkanımız Kâmil Uğurlu ile bir seyahatimizde duymuştum. Seyahatten kastım, Karaman’ın köyleri, yaylaları, dağlarını gezerdik zaman zaman. Hatta geceleri ateş yakar şiir söylerdik mehtaba.

Bu gezilerin birinde Bozkandak Köyü’nden geçerken yol kenarında bağda çalışan köylüye selam vermiştik. O da bize üzüm ikram etmişti. Üzümleri afiyetle yerken Kâmil Hocam “Bu yıl üzümler nasıl” diye sorduğunda köylü; “Çok güzeldi ama zambır ve garaböcüden baş alamadık, daha gorukken yidi kafir” dedi.

Cahilliğimi belli etmeden kafama yazdım bu cümleyi. Köylünün yanından ayrılınca sordum Kâmil Hocaya; zambır, garaböcü ve koruk ne ola ki?

İşte o vakit öğrendim zambırın şeddeli ş ile eşşek arısı, garaböcünün nazal n ile domuz ve koruğun olmamış üzüm olduğunu. Amcanın derdi büyükmüş anlayacağınız. Hepsini anladım da domuza neden garaböcü denir? O da bizim milletimizin letafetinden geliyor. Yenmesi haram diye pek hazzedilmeyen hayvanın adının dahi telaffuz edilmesinden imtina edilirmiş eskiden. Domuz yerine karaböcü derlermiş. Ne güzel…

Kenzi’den bir destanla muhabbeti şiire bağlayalım, kalın sağlıcakla…

Âdem Kocatürk

............


Alemde bir kolay sanat bulaydım,
Çekmez idim para için Kasavet,
Ya ekmekçi yahut kasap olsaydım,
Muhtesipten değnek yemek ne hacet.
 
Terzi olsam iğnesini tutamam,
Halaç olsam herdem pamuk atamama,
Attar olsam ufak tefek satamam,
Bezirgan olmaya yoktur liyakat.
 
Berber olsam gelmez bana müşteri,
Usta ister kullanmağa neşteri,
Katır çeksem kim yükletir göçleri,
Uzak yolda çekmek ister meşakkat.
 
Dülger olsam daim ağaç yontmalı,
Kahveci olsam hep fincan sunmalı,
Müşteriye fırıl fırıl dönmeli,
Bende yoktur bunun gibi cesaret.
 
Yemenici olsam yemeniyi dikemem,
Gazzaz olsam ebrişimi bükemem,
Kuyumcu olsam yan körüğü çekemem,
Demicilik dahi beter rezalet.
 
Kılınccı olsam pala kılınç silemem,
Tüfenkçi olsam ufak tefek dizemem,
Dellal olsam akşama dek gezemem,
Az paraya dahi etmem kanaat.
 
Hakkak olsam kazıyama yüzüğü,
Çulha olsam döndüremem neziği,
Kalaycı olsam çalkayamam büzüğü,
Kazancı olsam çekiç ağır ve zahmet.
 
Mutaf olsam kârım değil edemem,
Keçeci olsam yununu hem didemem,
Sâ’i olsam uzak yola gidemem,
Başa gelir türlü türlü felaket.
 
Harraç olsam uyduramam havalı,
Hammal olsam kaldıramam çuvalı,
Çoban olsamben çalamam kavalı,
Koyun kurttan nice bulur selamet.
 
Nalbat olsam harıma kim dayanır,
Boyacı olsam tırnağımda boyanır,
Hamamcı olsam sabah kim uyanır,
Dellak olsam alır beni hararet.
 
Remmal olsam aklım irmez hesaba,
Cündi olsam ayak basmam rikaba,
Cinci olsam kim bakacak kitaba,
Şeyh olsam hem idemem ibadet.
 
Koltukçu olsam bilmem esvap satmağı,
Avcı olsam bilmem tüfenk atmağı,
Katip olsam bilmem kalem tutmağı,
Öğreneydim,hak virirdi inayet.
 
Kadı olsam mahkemede duramam,
Müftü olsam meseleyi bilemem,
Sofu olsam daim namaz kılamam,
İmam olsam bana uymaz cemaat.
 
Hırsız olsam bir gün beni ararlar,
Yankesici olsam dare asarlar,
Zanpara olsam evim basarlar,
Gulampara olsam olur necaset.
 
Mehter olsam bilmem davul çalmağı,
Kaadir olsam gözden puse almağı,
Para ister kisede bal almağı,
Paşa olsam bilmem Hukm-ü hükümet,
 
Derviş olsam ben giyemem külahı,
Yoldaş olsam ben kuşanmam kuşağı,
Kenzi Kulun ister senden İlahi:
Züğürtlükten tezce bula nedamet.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adem Kocatürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.

03

Mustafa Dölek - Ellam'ı Anadolu şivesi yapmaya çalışan komedyenlerden de duymaya başlamıştık. Tam manasını cıkaramıyordum. Siz söyleyince farkettim. Ayrancı koraş yöresinde yaşlılar benzer durumlarda Allelem kelimesini kullanırlar. Demek ki her ikisi de Allahü alem den geliyormuş. Sonuna eklediğiniz şiirde geçen meslekleri tek tek açıklarsanız oda oldukça güzel bir çalışma olur. Çok güzel bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 18 Nisan 05:25
01

Fakir - Yan yan da Şamkapının sığırına yan! Tok gider aç gelir... Yaşı haddi aşmışların söylediği bir Karaman sözüdür. (Haddi aşmak ise; eskiler Peygamberimizin (SAV) yaşına hürmeten 63 yaşını geçtiklerinde kaç yaşındasın diye sorulduğunda "haddi aştık" derler 63'ten sonrasını söylemezlermiş). Gelelim bu sözün bize anlatmak istediğine. Yan yan demekle; üzülmek istiyorsan Şamkapıdan otlanmak için çıkan sığırlara üzül denilmek isteniyor. O tarihlerde nerdeyse her hanede en az 3-5 büyükbaş hayvan olurmuş. Bunlar otlanmak için Şamkapı tarafından çıkar otlak alanlara gidermiş. Ama maalesef o bölgede fazla ot olmadığı için hayvanlar fazla otlanamadan geri gelirlermiş. Ve bu durum halk arasında bir söyleşe dönüşmüş. Üzülmek istersen şamkapıdan otlanmaya giden hayvanlara üzül. Tok gidip aç geri gelirler anlamındaymış.

Bir de sen ağızla hiç Hacıbeyler yalağından su içtin mi? sözü varmış. Hacıbeyler camisinin orada bir yalak varmış ve hayvanlar burdan sulanırmış. Çok fazla yalan konuşan, atıp tutan insalara "ağızlarının büyüklüğünü ifade etmek için" sen hiç bu ağızla hacıbeyler yalağından su içtin mi? diye sorulurmuş?

Yanıtla . 10Beğen . 0Beğenme 18 Nisan 01:14
04

Zengen Köylü - @Fakir 01 nolu yoruma cevabı: Paylaşımlarınız için teşekkürler sana ve Adem beye, böyle deyişleri dile getirmeniz ne hoş. Geçmişimizdeki değerleri gün yüzüne çıkarma gayretinizi alkışlıyorum. İşte gerçek Karamanlı işte hakiki Yunus Emre'cilik.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 18 Nisan 06:25
02

Adem Kocatürk - @Fakir 01 nolu yoruma cevabı: Çok güzel bilgiler teşekkürler.

Yanıtla . 8Beğen . 2Beğenme 18 Nisan 01:28

BİFA BİSKÜVİYE PERSONEL ALINACAK

GENEL NİTELİKLER VE İŞ TANIMI BİFA BİSKÜVİ VE GIDA SANAYİ A.Ş. Türkiye’nin ilk 200 büyük sanayi kuruluşu içinde yer alan Bifa A.Ş., 1962 yılından bu...

Fisandun Dereköy'de Satılık Hobi Bahçesi

Fisandun Dereköy'de 820 m2 Köy merkezine yakın konumda Dereye yakın mesafede. Yolu bulunan, araçla bahçe başına kadar ulaşım imkanı olan Yakın mesafed...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

SATILIK HOBİ BAHÇESİ

Pınarbaşı Köyünde Karaman Merkeze 15 Km. Pınarbaşı Köyüne 2 Km. Anayola 15 Metre Mesafede Dere İle Sınır 12 Ay Boyunca Su Problemi Olmayan 766 M2 ve 1...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 3+1 Satılık Daire

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 165 m2 3+1 site içinde Satılık Daire. Site içerisinde 3+1 odalı 165 m2 brüt 145 m2 net kullanım alanına sahip. D...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Güney Emlak'tan Turkuaz City'de Satılık Daire

Üniversite ve hastaneye yakın konumda Urgan Mahallesi Turkuaz City Konutlarındaki 2+1 daire satılık. 11 katlı binanın 8. katı, 2+1 odalı, brüt 120 me...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Çarşı Merkezde 30 M2 Satılık Dükkan

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Dükkan. Karaman Külhan Mahallesi Alparslan Türkeş parkı karşısı çarşı merkezde cadde üzeri 30 m2 doğu cephe. Dükk...

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Tabduk Emre Mahallesinde Satılık Apart

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Apart Daire. Karaman Tabduk Emre Mahallesi.Oba düğün salonu civarı. Üniversiteye yürüme mesafesinde garaj üzeri 1....

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Karaman Beyazkent'te Satılık Arsa

Karaman Karademir Emlak'tan Satılık Arsa. Karaman Beyazkent mahallesinde 306 m2 standart proje 2 kat 100 m2 civarı daire ve garaj yapılır. Arsanın k...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

NOKTA HATASİZ HYUNDAİ GETZ

2007 model 1.5 dizel 4 silindir en fulll vgt HYUNDAİ GETZ.. Henüz 105 binde... Bir değişen birkaç lokal boyalı Hep serviste bakımları yapılmış.. Hep...

GALERİ̇ NOKTA

SATILIK FİAT PANDA

HATASIZ MİNİ JİP 2005 model 1.2 benzinli FİAT PANDA DEĞİŞEN YOK HASAR KAYDI YOK Birkaç parça lokal çizik boyasi var Tüm bakımları yeni yapıldı Trigier...

GALERİ̇ NOKTA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket 18 Gün tam kapanma kararını yerinde buluyor musunuz?