Hanım Ölüyor

Diller arasında kelimelerin aynen ya da ufak tefek değişikliklerle geçmesi bilinen bir gerçekliktir.

Diller arasında kelimelerin aynen ya da ufak tefek değişikliklerle geçmesi bilinen bir gerçekliktir. Öyle kelimeler dilimizin içine girmiştir ki onların Fransızca, İngilizce, Arapça veya Farsça olduğuna inanasımız gelmez. İskele, çimento, martı, berber, servis, detay, lider gibi kelimeler artık bizden olmuştur. 

Korona kelimesini de bu nesil artık uzun yıllar hafızasından silemeyecektir. Salgın bir hastalık bizleri nereden alıp nerelere götürdü. Sağlık konusunda bilmemiz gerekmeyen terimleri öğrendik. Ekonomi de zor gün tabirinin en acısını yaşadık. Sosyal hayat allak bullak oldu.

Yazının başlangıcından anlaşılmasa da benim bu yazımın esas konusu sosyal hayatın geçirdiği değişim esasında. Geçen yüzyılın son yıllarında başlayan ve bu yüzyılın ilk yirmi yılında devam eden değişimi takip etmekte zorlandık. Sosyologlar, psikologlar, toplum bilimciler ve konu da bilgisi olan her yazar ya da bilim insanı; aile yapısının çözülmesinin, akrabalık bağlarının zayıflamasının, komşuluk ilişkilerinin bitmesinin zararlarını yazdılar ve anlattılar. Bilgi çağını yanlış anlamış olacağız ki, bilgi edinme hariç değişimde ki hızımızı kimse yakalayamadı.

Değişmeyen tek şey değişimdir. Buna çok itirazım yok ama değişimlerin bir zamana yayılması ve zincirlerin koparılmadan yönlendirilmesi gerekiyordu. Maalesef dede, genç torununun kelimelerinin yarısını anlayabiliyor. Dm den gel, entırla, okeydir, emoji göndermiş, yeni niknaymim. Dede ölmeden öbür dünyayı yaşıyor hissine kapılıyordur. Akrabalık zaten bitti bitiyor. Kim dayı kim hala yakında unutulacak. Komşu komşunun külüne muhtaç lafını da müzeye kaldıracağız. Ailede sohbet bile telefon üzerinden yapılınca konuşmayı da unutursak ilk insanlardan farkımız giyim-kuşam ve şekil değişikliği olacak.

Buna tuz-biber eken de ‘’covid19 ‘’denen bir mikrop oldu. Okula gidememenin üzüntüsünü, sınırlı zamanlarda dışarıya çıkabilmenin psikolojik etkilerini, virüs bulaşır diye kimse ile tokalaşamama veya kucaklaşamamanın hüznünü, anne-babanın elini öpememenin ıstırabını hep beraber yaşadık.

Çay ocağında beraberce içilen çayın tadını, kahvenin hatırını, kalabalık yapılan kahvaltıların ve yemeklerin neşesini, kahvehanelerde oynanan okeyin taş sesini, pikniklerin eğlencesini, beraberce gidilen hamam, park, lokantanın zevkini ve daha birçok şeyi çok ama çok özledik.

Tadı arifeden başlayan bayramlarda sevinç yerine hüzün çöktü, ağladık. Yıllarımızı beraber geçirdiğimiz dostlarımızın cenazesine bile katılamadık, biz de öldük. Cuma namazına gidemeyen 65 yaş üstü amcanın demir parmaklıklar arkasından namaz kılanlara bakışını gördük, görmez olsaydık.

Hanım ölüyor, bey ölüyor, aile ölüyor, akrabalık ölüyor, arkadaşlık ölüyor, komşuluk ölüyor, sevgi-saygı ölüyor, sohbet ölüyor kısacası canlı bir şeyler kalmayacak.

Artık yaşamanın kıymetini ya biliriz ya da zombi olduğumuzun farkına varmadan yaşadığımızı zannederiz. Çok kötülüğü olmasına rağmen inşallah covid19 bize iyi, güzel olan kişisel ve toplumsal özelliklerimize tekrar bağlanmamızı sağlar.

Hasan Hüseyin Şanlıtürk

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Hüseyin Şanlıtürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamandan.com yeni tasarımını nasıl buldunuz?