Reklamı Kapat

Saçı

Çocuklukları aynı sokaklarda ve mahallelerde geçmişti.

Neft kokan, ham kömür renkli kayalıklarda, mal melal peşinde beraber seğirtmişlerdi. Zararı da faydası da olmayan putlarla hiç alakaları yoktu. Onlar ezelde “Elest” Bezminde “Bela - evet” diyenlerdendi. 

Sırf esmer renkli taşlardan yapma evleri de aynı şehirde yan yanaydı. 

İkisi de çocuk yaşta gerçekle, kayıtsız şartsız teslim olarak şereflendiler.

Hz Ali r.a  ve Said bin Muaz r.a.

Hz Ali r.a evlenmiş iki de çocuğu olmuştu Said bin Muaz r.a. ise henüz düğün hazıklıklarındaydı.

Said bin Muaz r.a. çok fakir ve hiçbir şeysizdi ona münasip bir eş bulundu ve âlemlerin efendisi ve ashabı el birliğiyle düğününe başlamışlardı. Her sahabe Said bin Muaz r.a.e götüreceği saçılığı hazırlamıştı. 

Alinin elinde ise hiçbir saçılık yoktu oysa Said bin Muaz r.a. o Fatıma ile düğün yaparken elindeki tek varlığı olan Düldül adlı atını düğün saçısı olarak vermişti.

Hz Ali r.a elim boş varamam diye niyetini eskiden beri duyduğu Müslüman olmamakta direnen bir kaleye giderek buradan elde edeceği ganimetleri Said bin Muaz r.a.e vermek olarak belirlemişti.

Suhayb-i Rumi adlı arkadaşına gelerek onda emanet olan Düldül adlı atını istedi bir de deve aldı, deveye azıklarını ata da kendisi bindi.

Zülfikar adlı kılıcını kuşandı, zırhını ve çelik miğferini takıp kimseye bir şey demeden evden çıktı.

Sabah namazına kalkan Fatıma Hz Ali r.a ’yi göremedi, şaşırdı, o habersiz bir yere gitmezdi.

Birazdan Hasan ve Hüseyin kalktılar analarına sarıldılar babalarını sordular o da ben de bilmiyorum, deyince ağlamaya başladılar.

Fatma anamız Selman-ı Farisi’yi çağırarak Hasan ve Hüseyin’i dedelerine götürmesi için ona teslim etti.

O sabah her zamanki gibi Allah resulü safları kontrol etti Hz Ali r.a ’yi göremedi Hz Ali r.a ’yi gören var mı? O sabaha namazından asla kalmazdı, dedi.

Kimse görmemişti. O gün Said bin Muaz r.a.’in düğününe gidilecekti ashabıyla beraber gittiler ey Said bin Muaz r.a. hayırlı mübarek olsun dediler.

Hz Ali r.a orada da yoktu. Böylece iki gün Allah resulü namazlardan sonra Hz Ali r.a ’yi aradı ama yoktu sabah namazından sonra sahabeye dönüp tekrar sordu, Hz Ali r.a ’yi göreniniz oldu mu?

Suhayb-i Rumi ya Rasülallah iki gün önce bana geldi Said bin Muaz r.a.’in düğününe saçılık bir şeyi olmadığını söyledi, bunun için bildiği bir kaleye gidip İslam’ı kabul etmezlerse savaşacağını ve ganimetlerini Said bin Muaz r.a.e saçı olarak vereceğini söyledi benden Düldül  adlı atıyla bir de deve aldı ve yola çıktı.

Allah resulü biraz rahatlasa da tek başına Hz Ali r.a bir kaleyi nasıl elde edip ganimetlerini getirecekti? diye düşündü o gün sabah namazından sonra sahabeye dönerek bana kim Hz Ali r.a ’yi bulur ve haber getirirse cennette benimle beraber olacağına kefilim dedi.

Halid bin Velid öne çıktı: ya Rasülallah ben sana Aliden haber getireceğim dedi, bana gerçekten cennette seninle yaşayacağıma kefil misin? dedi.

Rasülüllah da tekrar evet, buyurdu.

Selman-ı Farisi bir omuzuna Hasanı diğer omuzuna da Hüseyin’i alarak rasülüllahın yanına çıka geldi çocuklar dede dede, diye ağlaşıyorlar babalarının olmadığını söylüyorlardı. Efendimiz Selman’a çocukların neden ağladığını sorunca o da Alinin evde olmadığını görünce ağlamaya başladılar Fatıma da bana size götürmemi söylediler, dedi.

Dedeleri iki torununun bağrına bastı ve gözyaşlarını elleriyle sildi: ağlamayın babanız yakında gelecek dedi.

Halid bin Velid atını silahını hazırladı yol azıklarını bir deveye yükledi ve kendisi de atına atlayıp yola düştü amacı Hz Ali r.a ’yi bulup Rasulüllahla beraber cennette aynı katta beraber olmaktı.

Medine’yi çıktıktan sonra çelik zırhlar içinde, silahlı bir aslan avcısına denk geldi, selam verdi bu oğlu Süleyman’dı selamlaştılar Süleyman, baba nereye böyle silahlı, azıkla gidiyorsun?

Oğlum dört gündür Hz Ali r.a  kayıp rasülüllah efendimiz çok üzgün, ondan belli bir haber getirene kendisiyle beraber uçmakta olmayı söz verdi, ben de onu bulmak için yola çıktım.

Süleyman baba ben de seninle geliyorum dedi ve beraberce biraz yol aldıktan sonra yol ikiye ayrıldı.

Halid Süleyman’a oğlum şu yol Mekke’ye gider şu da Şama, dedi, sen Mekke yoluna gir ben de Şam yoluna gideyim, kim önce Ali’ye ulaşır veya bir haber alırsa hemen diğer yola geçsin dedi.

Halid bin Velid biraz gittikten sonra bir kabileye rast geldi. Bunlar son peygamberi tanıyan Hacer bin Said bin Muaz r.a. kabilesiydi.

Said bin Muaz r.a. oğlu Hacer Halid’i görünce hemen tanıdı önüne geçti ey Said bin Muaz r.a. buralardan Hz Ali r.a  geçti mi diye sordu o da hayır Hz Ali r.a ’yi iyi bilirim geçseydi mutlaka görürdüm dedi.

Durumu anlattıktan sonra haydi in biraz dinlen dedi ama Halid hayır, inemem rasülülahın bu vaadine ulaşmadan inemem dedi. Said bin Muaz r.a. oğlu Hacer Halid’i kararlı görünce biraz azık hazırlayıp getirtti.

Ancak ey Halit bu gittiğin yol son derece kuraktır, sert yeller eser, atına devene ot bulamazsın, içmeye su bulamazsın, devenin bu yükle çıkamayacağı yokuşları da vardır diye hatırlattıktan sonra vedalaştılar.

Halid bin Velid biraz gittikten sonra Hacer’in sürülerini güden bir çobana denk geldi, ey çoban buradan Hz Ali r.a  geçti mi? diye sordu çoban ey yolcu ben Hz Ali r.a ’yi tanımam ama üç gün önce buradan zırhlı, atlı ,silahlı, cüsseli ve pehlivan yapılı bir adam geçti, dedi.

Halid tamam işte bu dediğin Hz Ali r.a ’dir bana biraz onun görünüşünden bahseder misiniz deyince çoban:

Buradan geçen kişinin yağrını yassı idi ve beli ince idi ve sakalı değirmi idi amma biraz sarı benizle idi, evet alnı aya benzerdi ve gözleri göktü her kim yüzüne baksa heybet alırdı ben onu adam suretinde bir kağan aslanı şeklinde gördüm, bir boz ata biner ve bir deveyi yedmiş gidiyordu.

Halid bu bilgilerden buradan geçenin kesin Hz Ali r.a olduğunu anlamıştı tülbendini ikiye bölerek yarısını sıcaktan korunması için çobana verdi, inşallah dönerken bu deveyi de sana hediye ederim deyip, hemen atını sürdü.

Said bin Muaz r.a. oğlu Hacer otuz merhale sonra güzel bir vahaya varacaksın ama ondan önce çok çetin bir yol seni bekler demişti.

Halid hemen yola koyuldu. Akşama kadar gitti at da deve de kendisi de yorulmuştu. Issız bir yere kondu akşam namazını kıldı yatsıyı da kılıp yattı öyle bir uyumuştu ki sabah namazını kazaya bırakmak zorunda kaldı.

Atını devesini yemledi kendisi de azığını yedikten sonra gene yolu eline aldı merhaleler bitmek bilmiyordu devesi iyice yorgun düşmüştü onu oracıkta bıraktı atıyla çetin bir yokuşun dibine geldiler yokuşa tırmanmaya başlayınca atı da adım atacak halde değildi onu da yokuşun başına yakın orada bıraktı.

Kendisi yokuşu çıktı şöyle aşağılara bir göz attı adeta cenneti andıran bir vaha görünüyordu, sular ağaçlar kuşlar söğütlerin dibinde davar sürüleri teknelerde sulanan deve katarları cıvıl cıvıl insan ve canlı kaynayan bir vahaydı burası.

Hemen vadiye indi tenha bir ağacın dibine oturdu, suyun başı sakinleşince gitti doya doya suç içti, sudan kırbasını doldurarak atının yanına koştu önce onu suladı sonra yüzüne gözüne su serpti at dinlenmişti beraberce suyun başına vardılar oradan su kaplarını doldurarak devenin yanına inip onu da suladı ve beraberce üçü vahaya geldiler.

Suyun başında bir cariye heyecanla yanındakilere bir şeyler anlatıyordu Halid kulak kesilip dinledi.

“Ben öyle pehlivan görmedim, yüzü ay gibi ışık saçıyordu, yanındakilere heybet aşılıyordu, dün şu karşıdaki oturan adamın olduğu yerde o da dinlendi gitti.”

Halid hemen cariyenin yanına yaklaştı, deminden beri birisini övüyordun kimdir o? dedi.

“Kim olduğunu bilmem ama sen görseydin benden daha çok öğerdin, zırhlı silahlı, bir atı ve devesi vardı, dün buraya geldi, yedi içti ve şu yoldan çekip gitti.” 

Halid cariyeye Aliyi biraz daha anlattırdı:

“Ey kişi dünkü gün şurada bir atlı geldi, bir de devesi vardı, çok heybetli, mutlu,  cesur biriiydi, iki bölük saçı vardı, değirmi sakallı, altın teli gibi yıldırar, değirmi yüzlü hoş görünüşlü, yassı yağrınlı, kumral sakallı, gök gözlü, adamın yüzüne bakmaktan usanmadığı bir gençti.” 

Halit: bu kabilenin adı nedir büyüğü kimdir hangi dine inanırlar? dedi.

Cariye kabilenin adı Fihrdir başı da Rebia’dır Lat ve Uzza’ya taparlar deyip gitti.

Halid fena yorgundu ağacın dibinde atını devesini yemledi kendisi de karnını doyurdu ve olduğu yerde uyuya kaldı.

Uykusunda birisi dörttü az sonra uyandığında bu dürtenin Hz Ali r.a  olduğunu görünce çok sevindi sarıldı karşılıklı sohbete başladılar.

Hz Ali r.a  ey Halid burada ne ararsın nereden geldin dedi.

Halid Şam yolundan deyinde hayatını büyük tehlikeye atmışsın o yol çok berbat ve kurak bir yoldur ben Şemhail yolundan geldim o yol çok sulak ve rahattır dedi.

Hz Ali r.a tekrar sordu ey Halid yalnız nereye gidiyorsun? dedi.

Halid olayı baştan başa anlattı Rasülüllah senin için çok üzgün onu sevindiren tek şey senden alacağı iyi haberdir ben de onun için yollardayım, dedi.

Hz Ali r.a  devam etti: dün buraya geldim aynı bu ağacın altına oturdum dinlenirken bir tas süt ile bir cariye geldi, sahibinin gönderdiğini ve kusura bakmamamı afiyetle yememi söylemiş. Süt ve ekmekle karnımı doyurdum ama cariyenin benden çok korktuğuna şahit oldum ona korkmamasını kimsenin ırz ve namusunda gözümün olmadığını söyledim, rahatladı.

Bu kabileyle savaşa değmez ancak dönüşte mutlaka bu cariyeyi satın alıp serbest bırakmaya söz verdim, dedi

Burada gün inince namazı kılıp yola koyuldular sabaha kadar gittiler sabah namazında bir dağa vardılar burada namazı kıldılar karşıda devasa bir kale görünüyordu.

Hz Ali r.a  sordu ey Halid bu kaleyi bilir misin?

Halid evet burası Seyf bin Muğire kalesidir bu adam için bir kişiye bedel derler kardeşi Hazla ve Eşheb için de aynı bin kişiye bedel derler, deyince Hz Ali r.a :

Ey Halid onları bana övmekten vaz geç benim için sayı önemli değil dedi bu kalede neler var mal var mı? Said bin Muaz r.a.e saçı yapacak kadar mal var mı onu anlat dedi.

Halit bunlar çok zengin, sayısız davarları ve develeri var kalenin içinde çok sayıda silah ve mühimmat doludur, ayrıca bu dolayların en altınlı yeridir dedi.

Halid ya Hz Ali r.a ey Allah’ın aslanı bu kale çok sarp ve çetindir Medine’ye dönelim biraz seçkin erle gelelim ve kaleye girelim, dedi.

Ey Halid benim yola çıktığımı kimse bilmiyor Fatıma da Hasan da Hüseyin de rasulüllah da bilmiyor herkes Said bin Muaz r.a. bin Muaza saçı götürürken benim boş varmam olmazdı o saçıyı bulmadan da dönmem, dedi.

Burada akşam olmuştu hazreti Hz Ali r.a hemen atına atladı silahını kuşandı Halide sen burada biraz dinlen seni çöl sıcağı çarpmış, dedi. Halid hemen uyuya kaldı çok yorgundu. Birkaç saat sonra Hz Ali r.a  elinde dev gibi bir adamla çıkageldi, yüzü örtülüydü.

Halid de uyanmıştı. Hz Ali r.a adamı yüzü koyun yatırdı ve üstüne atamayacağı büyük bir taş koydu. Ve ey Halid iyi bak sakın bu adamı kaçırma dedi ve tekrar kaleye gitti.

Halid adama baktı devamlı ağlıyordu, ne olur beni çöz diye yalvarıyordu, Halid yaklaştı yüzünü açtı bu tanıdığı Seyf bin Muğire’den başkası değildi.

Sen Halid değil misin? dedi.
Evet bem Halid’im sen de Seyf bin Muğire’sin.
Burada ne arıyorsunuz bu kaleden beni getiren pehlivan kim? dedi.
Halid, sen önce bu adam seni nasıl bu hale getirdi de buraya getirdi onu söyle dedi.

Seyf bin Muğire: kalede dört kardeşimle oturuyorduk birden dışarıdan feryatçılar geldi: ey ulular neredesiniz mallarınız, avratlarınız gidiyor diye bağırıyordu.

Hemen dışarı çıktık adam önüne geleni deviriyordu, kardeşlerimi de bir bir öldürdü ben atıma dindim kaçarken enseledi ve işte buraya getirdi.

Lat ve Uzza adına kim bu adam Halid? dedi.
Halid bin Velid ey melun Lat ve Uzza da nedir? dedi.
Bunun üzerine Seyf bin Muğire Halid yoksa sen de mi Muhammedin dinine girdin? dedi.

Halid evet dedi o zaman Muhammed adına ne olursun bu adam kim bana anlat benim endişem malda, davarda değil avratlarımıza kızlarımıza bir şey yapar mı diye korkarım, dedi

Halid bin Velid bre melun o harama el sürmez, yalan söylemez, kimsenin ırzına namusuna göz dikmez dedi.

Bunlar böyle konuşurken Hz Ali r.a önüne kattığı kalenin kadınları ve kızlarıyla gene geldi hepsi peçe çekilmişti.

En önde hiç dişi kalmamış bir koca karı arkalarında da cariyeler kadınlar ve esirler vardı.

Hz Ali r.a seslendi Halid, gözlerini kapa bunlara bakarak vebale girme, dedi.

Seyf bin Muğire gözleriyle kadınları süzdü onlara sormaya kalmadan konuştular bu adam bizim yüzümüze bile bakmadı, edepli, terbiyeli, doğru sözlü ve inanmış bir adamdır deyince Seyf bin Muğire Ali’ye baktı, ne olursun beni çöz dedi.

Hz Ali r.a onu çözünce parmağını kaldırdı ve Allah birdir Muhammed onun elçisidir deyip Müslüman oldu.

Bunu gören kadınlar da Müslüman oldular

Kalede Müslüman olmayanların bütün mallarını, ağırlıklarını develere yüklediler

İmam Hz Ali r.a  Seyf bin Muğire’ye sen burada kal deyince hayır ben de sizinle gelip Muhammedin cemalini göreceğim, dedi.

Üçü birden ganimetlerle Medine’ye doğru yola çıktılar dönüşte Hz Hz Ali r.a  ile Halidin konakladıkları kabileye uğradılar kabile bunlara izzet ve ikramda bulundu, ağırladı. Hz Hz Ali r.a  o cariyeyi istedikleri paraya satın alıp özgür bıraktı.

Onlar yoldayken Cebrail aleyhisselam peygamberimize her şeyi anlattı onların Medine dışına geldiklerini haber verince efendimiz ashabını toplayarak onları karşıladı. Hz Ali r.a ’yi Halidi Seyf bin Muğire bağrına bastı.

Hz Ali r.a ya rasülallah bütün ganimetin onda birisini Halide, beşte birini size ayırdım kalanın tamamını Said bin Muaz r.a. bin Muaza düğün saçısı olarak verelim, dedi

Halit ya Rasülallah ben de hakkım olan onda birini Said bin Muaz r.a.e veriyorum, dedi.

Beşte birlik ganimeti resulüllah efendimiz ihtiyacı olanlara dağıttı, kalan beşte dördünü de Said bin Muaz r.a.’in evine yıktılar.

Efendimiz, Seyf bin Muğire’yi çeşitli armağanlarla kalesine gönderdi onunla beraber İslam’ı öğretecek bir de imam gönderdi.

Mükremin Kızılca

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mükremin Kızılca - Mesaj Gönder --- Okunma

# saçı

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


BİFA BİSKÜVİYE PERSONEL ALINACAK

GENEL NİTELİKLER VE İŞ TANIMI BİFA BİSKÜVİ VE GIDA SANAYİ A.Ş. Türkiye’nin ilk 200 büyük sanayi kuruluşu içinde yer alan Bifa A.Ş., 1962 yılından bu...

Fisandun Dereköy'de Satılık Hobi Bahçesi

Fisandun Dereköy'de 820 m2 Köy merkezine yakın konumda Dereye yakın mesafede. Yolu bulunan, araçla bahçe başına kadar ulaşım imkanı olan Yakın mesafed...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

SATILIK HOBİ BAHÇESİ

Pınarbaşı Köyünde Karaman Merkeze 15 Km. Pınarbaşı Köyüne 2 Km. Anayola 15 Metre Mesafede Dere İle Sınır 12 Ay Boyunca Su Problemi Olmayan 766 M2 ve 1...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 3+1 Satılık Daire

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 165 m2 3+1 site içinde Satılık Daire. Site içerisinde 3+1 odalı 165 m2 brüt 145 m2 net kullanım alanına sahip. D...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Güney Emlak'tan Turkuaz City'de Satılık Daire

Üniversite ve hastaneye yakın konumda Urgan Mahallesi Turkuaz City Konutlarındaki 2+1 daire satılık. 11 katlı binanın 8. katı, 2+1 odalı, brüt 120 me...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Çarşı Merkezde 30 M2 Satılık Dükkan

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Dükkan. Karaman Külhan Mahallesi Alparslan Türkeş parkı karşısı çarşı merkezde cadde üzeri 30 m2 doğu cephe. Dükk...

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Tabduk Emre Mahallesinde Satılık Apart

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Apart Daire. Karaman Tabduk Emre Mahallesi.Oba düğün salonu civarı. Üniversiteye yürüme mesafesinde garaj üzeri 1....

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Karaman Beyazkent'te Satılık Arsa

Karaman Karademir Emlak'tan Satılık Arsa. Karaman Beyazkent mahallesinde 306 m2 standart proje 2 kat 100 m2 civarı daire ve garaj yapılır. Arsanın k...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

NOKTA HATASİZ HYUNDAİ GETZ

2007 model 1.5 dizel 4 silindir en fulll vgt HYUNDAİ GETZ.. Henüz 105 binde... Bir değişen birkaç lokal boyalı Hep serviste bakımları yapılmış.. Hep...

GALERİ̇ NOKTA

SATILIK FİAT PANDA

HATASIZ MİNİ JİP 2005 model 1.2 benzinli FİAT PANDA DEĞİŞEN YOK HASAR KAYDI YOK Birkaç parça lokal çizik boyasi var Tüm bakımları yeni yapıldı Trigier...

GALERİ̇ NOKTA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket 18 Gün tam kapanma kararını yerinde buluyor musunuz?