Reklamı Kapat

Sit Alanı

Miladi 21. yüzyılın başlarında halkı bir anda ortadan kaybolmuş bir şehrin ana meydanındayız. Bu antik şehir, sanki daha dün terkedilmiş gibi bir havaya sahip. Her şey yerli yerinde… Evler ayakta, meskenlerin perdeleri çürümemiş, yol kenarına otomobil adı verilen araçlar nizami şekilde park edilmiş, dükkânların tezgâhları düzenli, banka adı verilen piyasanın hâkimi yerlerde hırsızlara karşı konulduğu düşünülen kameralar duvarda, bakkalın son akşamdan bıraktığı içinde kırıntılar olan boş ekmek kasası kapının önünde.

Herhangi bir doğal afete uğramadığı her halinden belli olan bu şehrin başına ne geldiği daha tam bilinememiş. Arkeologların uzunca araştırmaları üzerine bulunan bazı bilgilere göre, bu bölgenin başına bir hastalık geldiği tespit edilmiş.

Böylesine canlı kalmış bir antik şehri inceleyen arkeologlar, çalışmalarını adım adım icra ederek hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak için plan dahilinde hareket etme kararı almışlar.

Önce şehrin merkezinde bulunan, yapımı miladi 13-14. yüzyıllara tarihlenen ve avlusunda haziresi de olan ibadethaneyi inceleyerek mesaiye başladılar. Camiye yaklaştıklarında meydana beyaz renkli bir boyayla çizilen birbirine paralel onlarca çizgi dikkatleri çekti. Bunların ne olduğunu anlamaya çalışan arkeologlar, bu çizgilere benzer aynı boyayla yollara daha uzununun çizildiğini görünce buranın da bir nevi yaya yolu olabileceğini düşündüler. Daha sonra caminin girişine yaklaştıklarında kapıya yazılmış iki tane uyarı dikkatlerini çekti. İlk uyarı: “Lütfen cep telefonunuzu kapatınız”. İkinci uyarı: “Maskesiz girmek yasaktır”. İslam kültüründe namazın şartları arasında maske takmanın şart bir şey olmadığını bilen arkeologların bu konuda akıllarına gelen ilk fikir; “acaba o dönemin insanları riya olmasın diye yüzlerini mi kapatıyorlardı!” Şehir gezisinde dükkânların, kamu binalarının ve bankaların girişinde de aynı uyarıyı görünce, uyarının sebebini başka yerlerde aramaya başladı arkeologlar. Caminin içinde gözlemlerini tamamlayan arkeologlar dışarı çıkıp hazire tarafına geçtiler. Mezar taşlarındaki inceliğe hayran kalan arkeologlar, mevtaların kim olduğuna baktıklarında buradaki yazıların başka bir alfabe ile yazıldığını gördüler. Bu tespit üzerine farklı iki kavmin farklı zamanlarda yaşadığını düşünen arkeologlar bu tahmini delillendirmek için çalışma planlarını bozup şehir mezarlığına yol aldılar. Tahmin ettikleri gibi şehir mezarlığında da farklı alfabelerde yazılmış mezar taşlarıyla karşılaştılar. Şehir mezarlığındaki mezar taşlarından haziredekiyle aynı alfabeyle yazılanlar daha eski, uyarı yazılarıyla aynı alfabede yazılan mezar taşları daha yeni döneme aitti. Her iki alfabeyi de okuyabilen bir arkeoloğun uyarı yazısına benzer yazıların yazıldığı mezar taşlarındaki tarihler dikkatini çekti. Çünkü o bilgiler doğruysa bu insanlar 700 sene yaşamış olmalı.

Böylesi bir ihtimalle karşı karşıya gelen arkeologlar tespit ettikleri farklı dönemlere ait mezarları kazıp bir sonuca ulaşmak istediler. Her iki alfabeyle de yazılmış mezarların sahiplerinin gerek mezar taşlarındaki yazıdan gerek gömü şeklinden aynı inanca sahip olduklarını gördüler. Ayrıca 7 asır ömrü olduğu mezar taşında görülen kişilerin mezarını kazıp kemiklerini analize gönderdiklerinde onların da 70-80 yıllık bir ömre sahip olduğu tespit edildi.

Mezar bölgesindeki araştırmalarını bu şekilde bitiren arkeologlar şehri adım adım dolaşmaya başladılar. Teknoloji çağı denilen o zamanlardan kalma şehirde yazılı kaynaklar elektronik olarak arşivlenmiş. Gazeteler, dergiler, haberler…

Bu şehrin başına gelenleri o dönemin teknolojik aletlerinden faydalanarak öğrenmeye çalışan arkeologlar, bölgenin ana caddelerinin üzerinde bulunan ‘com’ uzantılı web sitesi olan bir ajans ofisinin levhasını gördüler. Heyecanla ofisin bulunduğu binaya girip karşılarında duran asansörü inceledikten sonra merdivenle yukarı çıktılar. Ofiste bulunan eski zamanlara ait ince ekranı olan bilgisayarı açmak için düğmeye bastıklarında beklediklerine ulaştılar. Çünkü şehirde hâlâ elektrik var ve ofisteki bilgisayar hâlâ çalışıyor. Şehre ait devasa arşiv bilgisi olan bilgisayardaki verileri inceleyen arkeologlar çalışmalarına da burada devam edeceklerdi.

Bilgisayardaki bilgilere, yapılan haberlere göre şehrin başına bir hastalık gelmiş. Covid 19 adını verdikleri bu hastalığın bir salgın olduğunu öne sürenler de olmuş, bu işin bir komplo olduğunu söyleyenler de. Şehrin ileri gelenleri hep bu hastalığa yakalanmış ve tedavi sonucu bu işi dikkate alın uyarıları haber manşetlerine çekilmiş. Tedavisi tamamlanıp hastanelerden taburcu olan kişiler için devamlı “hastalığı yendi” başlığıyla haberler yapılmış.

Bu bilgisayarda bölgeyle ilgili başka haberlerde, fotoğraflarda, köşe yazılarında şehir insanının ahlakıyla ilgili bazı durumlar tespit etmiş arkeologlar...

İnsanlar güzel ahlakları terk etmişler, yiyemeyeceklerini biriktirmişler, harcayamayacaklarını kazanmışlar, moda denilen bir kavramın esiri olup borç batağına dalmışlar, hırslarına gem vuramadıklarından dolayı maddi güçlerinin yetersiz kaldığı zamanın düzeninde kendilerini hep geride hissederek mutluluğa hasret kalmışlar, şükrü unutmuşlar. Aklı yüceltmişler, duyguları ihmal etmişler. Çıkarcılık, zevkçilik, tüketim hırsı had safhaya çıkmış. Tüketerek mutlu olmaya çalışırken tükenmişler. Varlıklı ama mutsuz insanların sayısı çoğalmış. Merhamet azalmış, suçlar artmış, can güvenliği kalmamış, çok basit sebeplerle kan dökülür olmuş, beyinleri uyuşturan yabancı maddelerin kullanımı artmış.

Sahip oldukları maddi imkânlarla övünen şehrin insanları bir anda varlığın içinde yoklukla karşılaşmışlar, insan haklarının savunulduğu zamanda insanlıkları dışlanmış, onurları zedelenmiş! İletişimin, ulaşımın çok güçlü olduğu o zamanda birbirlerinden kopmuşlar!

Yağmurlar kesilmiş, barajlar boşalmış. Sakinler köylerine dışarıdan insan gelmesin diye girişe uyarı levhası asmış. Köylerine su doldurmaya gelenler olmasın diye su kaynaklarını kapatmış. Çarşılarda, pazarlarda insanların alnına silah gibi elektronik ateş ölçerler dayanmış. Gençler ve ihtiyarlar sosyal hayattan dışlanmış. İnsanlar birbirinden kaçar hale gelmiş. Hastalar ziyaretçi kabul etmez olmuş.

Özgürlükler çağı dedikleri dönemde özgürlüklerini kaybetmiş o dönemin insanları. Yeryüzünde istedikleri gibi dolaşamaz olmuşlar ve bir anda da yok olmuşlar.

O dönem insanlarının dışarı maskesiz çıkması yasakmış. Kimi insanlar virüslere karşı maskenin koruduğuna inanıyormuş, kimi insanlar da yasal zorunluluk olduğu için takıyormuş. O dönemde yazılan bir eserde şöyle bir ifade görmüş arkeologlar. “Bazı genç kızlar, özellikle gözleri güzel olup da burnunu ya da dudaklarını beğenmeyenler, maske takma konusunda çok istekli” demiş, Fatma BARBAROSOĞLU. Maskeden dolayı yüzler birbirine benzediğinden görsel hafıza da kalmamış. Herkes birbirine benzemiş, birbirine benzedikçe birbirinden ayrı kalmış. Maske ve mesafe şartından dolayı kalpler gibi bedenler de ayrı düşmüş. O dönemde ölmek de, evlenmek de, hastalanmak da ayrı bir sorun olmuş. Herkes birbirinden kaçıyormuş. Kapı kollarına elleriyle değmemeye çalışıp dirseklerini el gibi kullanıyorlarmış. Kolonya ve dezenfektan kullanmaktan ciltleri hastalanmış. Toplumda gerginlik had safhaya çıkmış. İnsanlar arasında münakaşa artmış.

İnsan; biraz umut, biraz hasret, biraz da korkudur! 

O dönemin insanları da varlığın içinde korku, imkânların içinde umut, bilimin içinde hasret yaşamışlar.

Bu ofis binasında gördükleri karşısında derin düşüncelere daldığında kulaklarına terk edilmiş şehrin camilerinden gelen ezan sesiyle birlikte irkildiler. Pencereye koşup dışarı baktıklarında da direklerde, minarelerde kendi devletlerinin al bayrağının dalgalandığını gördüler.

Şaşkınlık ve şok!

Asırlar sonra son kitap Kur’an-ı Kerim’in ardından bir kitap daha inecek olsaydı, bu yaşananlar sonraki ümmetlere kıssa olarak anlatılır mıydı? Bahçe sahipleri gibi bu insanlar da teknoloji sahipleri diye geçer miydi ayetlerde? Bilimleriyle böbürlenenler diye lanete uğrarlar mıydı? İbret olurlar mıydı yeryüzünde dolaşanlara?

Bir de şöyle düşünün! İnsanların olmadığı yerde her şeyi olan ne hisseder?

“Keşke sözcüğü o dönem insanların en çok zikrettiği kelimelerden biriydi” dedi, meczup ve şöyle devam etti sözüne: “Diğeri de; acaba…” 

Şadan Sezgin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şadan Sezgin - Mesaj Gönder --- Okunma

# Sit, Alanı

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Güney Emlak'tan Turkuaz City'de Satılık Daire

Üniversite ve hastaneye yakın konumda Urgan Mahallesi Turkuaz City Konutlarındaki 2+1 daire satılık. 11 katlı binanın 8. katı, 2+1 odalı, brüt 120 me...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Çarşı Merkezde 30 M2 Satılık Dükkan

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Dükkan. Karaman Külhan Mahallesi Alparslan Türkeş parkı karşısı çarşı merkezde cadde üzeri 30 m2 doğu cephe. Dükk...

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Tabduk Emre Mahallesinde Satılık Apart

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Apart Daire. Karaman Tabduk Emre Mahallesi.Oba düğün salonu civarı. Üniversiteye yürüme mesafesinde garaj üzeri 1....

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Karaman Beyazkent'te Satılık Arsa

Karaman Karademir Emlak'tan Satılık Arsa. Karaman Beyazkent mahallesinde 306 m2 standart proje 2 kat 100 m2 civarı daire ve garaj yapılır. Arsanın k...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

NOKTA HATASİZ HYUNDAİ GETZ

2007 model 1.5 dizel 4 silindir en fulll vgt HYUNDAİ GETZ.. Henüz 105 binde... Bir değişen birkaç lokal boyalı Hep serviste bakımları yapılmış.. Hep...

GALERİ̇ NOKTA

SATILIK FİAT PANDA

HATASIZ MİNİ JİP 2005 model 1.2 benzinli FİAT PANDA DEĞİŞEN YOK HASAR KAYDI YOK Birkaç parça lokal çizik boyasi var Tüm bakımları yeni yapıldı Trigier...

GALERİ̇ NOKTA

Su tesisat ve elektrik personelleri alınacak

Antalya'nın Manavgat ilçesinde çalıştırılmak üzere; su tesisat ve elektrik ustaları ile kalfaları işe alınacaktır. Ustalar için aylık 3000TL + lojman...

0543 848 4880 FİKRET EĞİLMEZ / QUANTUM AYDINLATMA

Yurtpet Petrole Personel alınacak

Karaman Yurtpet Petrol'de istihdam edilmek üzere personel alınacak. İstasyonumuzda çalıştırılmak üzere akaryakıt satış elemanları ve market elemanl...

YURTPET PETROL

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karaman kurumlarının Covid-19 mücadelesini başarılı buluyor musunuz?