Reklamı Kapat

İz Peşinde

Röportaj

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Yayınlarının ilk kitabı “Isauria Bölgesi’nde Kutsal Bir Alan: Göz Mağarası” adlı bu kitap yayımlandı. Karaman’da bulunan Göz Mağarası’nın Ashab-ı Kefh Mağarası olduğuna dair güçlü delillerin yer aldığı kitabın yazarlarından Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Alkan ile Karamandan.com yazarlarından Şadan Sezgin bir röportaj yaptı. Çalışmanın detayları ve mağara yazıtları ile ilgili ilk kez konuşan Mehmet Alkan röportajını yayımlıyoruz;

İz Peşinde

İnsanların dünya hayatındaki ömrü pek kısa olsa da, yazı başta olmak üzere sözlü kültürle, üretilen alet edevatla, inşa edilen yapılarla, insanlık tarihinin seyri takip edilebiliyor.

Mağara duvarlarına yapılan bir resimle, kâğıda bırakılan bir izle, muhkem bir tepeye inşa edilen surlarla, şehrin ortasına dikilen anıtlarla, dilden dile dolaşan destanlarla, suyu kentlere taşıyan kemerlerle, manevi kelam zikretmeye çalışan ibadethanelerle…   

“Mekânı toprak, zamanı eser temsil eder” dedi, Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK.

İnsanlık tarihinin mazilerinden bizlere ulaşan maddi unsurlara göre takip edilen izler olduğu gibi, kutsal metinlerde bizlere bildirilen bilgilere göre aradığımız izler de vardır. Kur’an-ı Kerim’de geçen ve bir sureye ad olan olaylardan birisi de; bilgisi kesin, mekânı meçhul, ipuçları tafsilatlı, akıbeti malum olan “Ashab-ı Kehf” hadisesidir. Çok tanrılı dini inanışı olan pagan kültürüne sahip devlete karşı, Hakk kelamı zikretmeye çalışan bir grup müminin hikâyesi, korkuyu yenenlerin maddeye karşı duruşu, bize göre uzun olan zamanın bir hiç mesafesinde olduğunun en açık göstergesi… Onlar Resulullah Hz. İsa’nın sahabeleri.

Zamanın müstekbirlerinin şerrinden kurtulmak için bir grup mümin mağaraya saklanmış. Müminlerin saklandığı mekân tespit edildiğinde, bu mağaranın girişi duvarla örülüp, inananları içeride hapsetmek istemişler. Böylece açlık ve susuzluk çekerek ölmeleri istenmiş. Müstekbirler ne kadar güçlü olsa da kaderle ters düştükleri zaman muktedir olamıyorlar. Daha da önemlisi eceli gelmemiş hiçbir canı öldüremiyorlar.     

Hikâyesi bilinen, lakin mekân konusunda birçok iddianın olduğu bu tarihi olay için bir mağaranın daha incelemesi yapıldı. Kur’an-ı Kerim’de bildirilen ipuçlarına sahip olması, bulunduğu yerin sapa olması, girişine inşa edilen şapel, mağaranın ağzındaki duvar temeli, en önemlisi de duvarlarında bulunan yazıtlar akademik bir çalışmaya sevk etmiş, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü ve Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü hocalarımızı. Titizlikle sürdürülen bu çalışmayı da yazılı hale getirerek hocalarımız mağaradaki duvar yazıtlarından ilhamla, insanlık tarihinin zincirine bir halka daha ilave ettiler.

Böylece Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Yayınlarının ilk kitabı geçtiğimiz günlerde yayımlandı. “Isauria Bölgesi’nde Kutsal Bir Alan: Göz Mağarası” adlı bu kitap rektör Prof. Dr. Mehmet Akgül hocamızın takdim yazısıyla başlayıp, önsözle devam edip, mağara hakkında coğrafi bilgiler verildikten sonra duvardaki yazıtlar hakkında devam etmektedir. Bu akademik çalışmanın son bölümüne mağarada bulunan yazıtların fotoğrafları eklenmiştir.

Bu çalışmayı yapan akademisyenlerden ve benim de hocam olan Mehmet ALKAN ile birlikteyiz. Kendisi bir epigrafi uzmanı olup bu alanda kitap ve makale çalışmalarına sahiptir. Arkeoloji bölümünde Latince ve Eski Yunanca dersleri vermektedir. Mehmet ALKAN hocamın arkeolojik çalışmalara en büyük katkısı; harflerin, kelimelerin ve tüm metinlerin izini sürerek bilgi üretmesidir.

-Mehmet Hocam, bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

1972 yılında Artvin ili Yusufeli ilçesinde dünyaya geldim. İlk, orta ve lise eğitimimi Yusufeli’nde tamamladım. Dokuz yıl aradan sonra 1998 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde ilk defa öğrenci alan Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü’nde üniversite eğitimine başladım. Lisansüstü eğitim programlarını da aynı bölümde tamamladım. 2014 yılı başından beri Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Arkeoloji bölümünde Dr. Öğr. Üyesi olarak çalışmaktayım. Eski Yunanca ve Latince dersleri vermekteyim. Uzmanlık alanım Eski Yunan ve Latin epigrafisidir. Evliyim, Ayşe Laren ile Bilge Sena isimlerinde henüz beş aylık ikiz kız babasıyım.

-Bu çalışmanın ana konusu nedir?

Göz Mağarası’nı jeolojik özellikleriyle, üzerindeki şapel ile ve mağaranın iç duvarlarına yazılmış yazıtlarıyla beraber tanıtmak. Çalışmamızda tabii olarak yazıtlar ve onlara dayalı olarak yorumlar daha fazla yer tutmaktadır.

-Bu mağaranın içindeki yazıtları nasıl keşfettiniz?

Yazıtlar, kitabımızın yazarlarından, İnşaat Mühendisliği Bölümü akademisyenleri Doç. Dr. Sadık Alper Yıldızel ve Arş. Gör. Kemal Armağan tarafından 2018 yılı sonunda mağaranın çizim ve ölçüm çalışmaları yapılırken fark edilmiş. Yazıtların varlığından Arkeoloji Bölüm başkanımız Dr. Öğr. Üyesi Ercan Aşkın’ı bilgilendirmeleri üzerine hep birlikte yeniden mağaraya gidip yazıtları kontrol edip başka yazıt olup olmadığını inceledik. Başka yazıtlar da bulundu bu gidişimizde.

-Mağaradaki bu yazıtlar hangi dilde ve hangi alfabede yazılmış ve bu yazıtların konusu nedir?

Yazıtlar Eski Yunanca yazılmıştır. Birisi üç mısradan oluşan bir şiir, diğerleri “hatıra yazısı” diye tanımladığımız türden yazıtlardır. Yani mağarayı ziyaret etmiş olan kişinin anısını yaşatmak üzere yazılmış kısa yazıtlardır.

-Mağara duvarlarında bulunan bu yazıtlar kayda neyle alınmış? Kazıma, boyama vs.

Yazıtlar, beklenenin aksine, kaya yüzeyine herhangi bir düzleştirme yapılmadan ve çekiç, kesici alet vb. malzeme kullanılmadan yazılmıştır. Bir kısmı sitilus denilen kalemle kaya yüzeyine doğrudan çizme yöntemiyle yazılmış. Yani elinizdeki bir çivi vb. bir nesne ile yumuşak kireç taşına yazı yazdığınızı düşünün, öyle bir şey. Yazıtların bir kısmı da siyah kök boya ile yazılmıştır.

-Yazıtların ne kadarı günümüze kadar ulaşmış? Doğal ya da insani tahribat ne seviyede? 

Toplamda tespit edebildiğimiz 33 yazıt mevcut ama bu sayı daha fazla olabilir. Mevcut yazıtların yarıdan fazlası okunaklı durumda olup bir kısmı ise ne yazık ki silinmeler dolayısıyla sonuç vermeyecek kadar tahrip olmuştur. Bu tahribat insan eliyle değil, mağaradaki nemden kaynaklı olsa gerek ki boyalar dökülmüş, kimi yazıtlardan tek tük harfler kalmış geriye. Çizim yapılarak yazılan yazıtlar nispeten daha iyi korunagelmiş.

-Mağaradaki bu yazıtlara göre bir tarihleme yapabildiniz mi? Paleografik açıdan yazıtlar hakkında neler demek istersiniz? Farklı zamanlarda mı yazılmış bu yazıtlar?

Yazıtlarda uygulanan yazım tekniği, yani harf karakteri Geç Roma – Erken Bizans dönemi özellikleri göstermektedir. Bunlar farklı dönemler, yüzyıllar içinde değil bir defaya mahsus ziyaret sırasında yazılmış olmalıdır. İki yazıtta Constantius adı geçmekte, bunlardan birinde Constantius adına yapılan bir tarihleme açıkça okunmaktadır. Bu imparatorun II. Constantius olduğunu düşünüyoruz. Roma Döneminde I. ve III. olarak adlandırılan Constantius adında iki imparator daha var ama onların her ikisi de Batı’da hüküm sürmüş ve yönetim yılları da çok kısadır (I. Constantius 305-306, II. Constantius 421). Ayrıca Göz Mağarası’nın yer aldığı Isauria bölgesiyle ilgili herhangi bir tarihsel kayıtları yoktur. Ama II. Constantius zamanında Isauria’da büyük bir yerel ayaklanma bastırılmış ve bir de bu imparatorun emriyle Seleukeia’da (Silifke) konsil toplanmıştır. Dolayısıyla yazıtlarımızda adı geçen imparatorun II. Constantius olma olasılığı kuvvetle muhtemeldir. Yazıtları da onun dönemine, MS 337-361 yılları arasına tarihleyebiliriz. Hatta son yılları daha olası görünmektedir. Çünkü sözünü ettiğim ayaklanma ve konsil toplantısı 359 yılında gerçekleşmiştir.

-Bu mağara hangi inanışlar tarafından kutsal görülmüş? Neden?

Yazıtların birkaçında tanrıça Athena ismi geçmektedir. Isauria bölgesinde, Silifke ve Ermenek yakınlarında Athena’ya adanmış kült mağaralarının varlığı bilinmektedir. Göz Mağarası’na Athena’ya inanan paganlarla birlikte Hristiyanların da gelmiş olduğunu söyleyebileceğimiz işaretler var. Örneğin bir yazıtta, Hristiyan imparatorların ve yüksek rahiplerin sıklıkla kullandığı “tanrının en sevgili kulları” ve “en tanrı sever” diye tercüme edebileceğimiz bir ifade (theophilostatoi) geçmektedir. Bir başka yazıtta “Yakup” ismi açık bir şekilde okunmaktadır.

-Yazı stillerine, cümle yapılarına, tercih edilen kelimelere bakarak, bu insanların kültürel ve sosyal seviyeleri hakkında ne tür tahminleriniz var?
Yazıtlarda pek meslek ismi geçmemektedir. Mağarayı ziyaret edenlerin okuma yazması olan, bir kısmının iyi eğitim almış şahıslar olduğu söylenebilir. Çünkü yazılar kazınarak değil, el yazısı formunda yazılmış; yani bu hatıra yazılarını yazan şahıslar yazıyla, yazılı belgelerle haşir neşir olmuş insanlar olduğu görünmektedir.

-Kitabınızın bir bölümünde şöyle demişsiniz: “Bu mağaradaki yazıtlarda herhangi bir kadın adı yoktur. Bu yazıtlarda herhangi bir halk adı geçmemektedir”. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Halk adı geçmemesi gayet normal karşılanabilir ama kadın adı olmaması dikkat çekici. İsrail’deki Karmel yahut İlyas Mağarası hatıra yazıtları içinde kadın ismi geçmektedir. Orayı da ziyaret edenler arasında kadınların olduğu çok açık. Yukarıda belirttiğim gibi Göz Mağarası yazıtları belli bir ziyaret sırasında yazılmış, belki onlar arasında hiç kadın yoktu diye bir açıklama getirilebilir. İlyas Mağarası yüzyıllar boyu ziyaret edilmiştir.

-İlyas Mağarası ile Göz Mağarası’nı kitabınızda karşılaştırıyorsunuz. İlyas Mağarası’nı birkaç cümle ile tanıtabilir misiniz?

Fiziksel olarak benzerlikleri yok. İlyas Mağarası çok küçük sayılır, Göz Mağarası’na nispetle. Ama her iki mağaranın ortak özelliği duvarlarındaki hatıra yazılarıdır. Ünlü Yunan filozofu Pythagoras’ın (Pisagor) zaman zaman ziyaret edip inziva yeri olarak kullandığı, Karmel Mağarası’nda İlyas peygamberin de namaz kıldığına ve dua ettiğine inanıldığından mağara Hz. İlyas’a adanmıştır. İlyas Mağarası hem paganlar hem Museviler ve Hristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından ziyaret edilmiştir.

-Yeniden Göz Mağarası’na dönersek, mağara girişinde bulunan şapel hakkında neler demek istersiniz? Bu yapı için tarihleme yapabildiniz mi? Bu alanda bir yazıt, bir sembol bulabildiniz mi?

Yazıtı yoksa böyle yapılar için belli bir tarihleme yapmak mümkün değildir; mimari özelliklerine bakılarak yüzyıl gibi yaklaşık tarihleme yapılabilir ancak. Mağara içindeki yazılarla kesin bir bağlantısını da kuramadık ama varsa şapeli de yazıtlarla beraber II. Constantius zamanına tarihleyebiliriz. Şapel daha geç bir tarihe ait olsa bile, mevcut yerinde mağaranın ziyaret edildiği zamanlarda geçici bir ibadet yeri yapılmış da olabilir.

-Mağaranın ağzında yer alan duvar temeli hakkında düşünceleriniz nedir?

Şapel duvarlarıyla aynı teknikte, harç kullanılarak kırma taştan inşa edilmiş. Sadece temel seviyesinde kaldığı için kesin bir şey söylemek mümkün değildir; ama bende sanki mağaranın kullanıma kapatılmasını hedefleyen bir amaçla yapılmış olabileceği izlenimi uyandırmaktadır.

-Filolog olarak size bir kelime soralım! “Rakîm” kelimesi hakkında neler söylemek istersiniz?

Üniversite eğitimim Eski Yunan ve Latin dilleri üzerine olduğu için Klasik Filolog yazıyor diplomamızda. Bu sorunun asıl uzmanları Arapça ve dahası Semitik diller üzerine ihtisas yapmış kişiler olması gerekir. Ama biz de Göz Mağarası kitabını yazarken rakîm sözcüğü üzerine epey araştırma yaptık. Sözcüğün “yazıt/kitabe” anlamına geldiği hususunda neredeyse bir ittifak olduğunu ama rakîm ehli ifadesiyle kimlerin kastedildiği konusunda herhangi bir görüş birliği olmadığını gördük.

-Kehf Suresi 17. ayette; güneş doğarken sağdan, batarken de soldan mağaranın ağzına ışığının hafifçe değdiği, ayrıca içeride genişçe bir bölüm olduğu bizlere bildiriliyor. Ayrıca çalışmanızda da şöyle bir bölüm var: “Göz Mağarası ile Ashab-ı Kehf Mağarası’nın özdeş olduğunu kesin bir dille söylemek mümkün değildir. Sadece fiziksel özellikleri bakımından büyük benzerliklere sahip oldukları söylenebilir”. İlahi beyandaki tarif ile mağaranın mevcut hali arasında benzer noktalar nelerdir?

Ashab-ı Kehf’in uyuduğu mağara için önerilen hemen her mağaranın belirli özellikleri kıssadakine benzerlik göstermektedir. Göstermezse zaten önerilmezlerdi. Göz Mağarası’nın Ashab-ı Kehf Mağarası’nı çağrıştırmasının en önemli iki özelliği üzerinde bir şapel (mecit) olması ve mağaranın iç duvarlarında “rakîm” sözcüğünü hatırlatan hatıra yazıtlarının bulunmasıdır.

-Yine Kehf Suresi 21. ayette şöyle deniyor: “Böylece biz, şehir halkını onların halinden haberdar ettik…” Bu ayete göre mağaranın yakınında “Hisartepe” adında bir antik yerleşim alanına da çalışmanızda yer vermişsiniz. Hisartepe için neler söylersiniz?

Eğer Göz Mağarası’nı Ashab-ı Kehf Mağarası’yla özdeş olduğunu düşünürsek, mağara gençlerinin zulümden kaçtığı ve uyandıklarında yiyecek almaya gittikleri şehrin neresi olduğu sorusu akla gelmektedir. Aşağı Akın köyündeki Hisartepe’nin polis statüsünde bir yerleşim yeri olduğu orada bulunan bir kaya mezarı yazıtından bilinmektedir. Şimdiye kadar tespit edebildiğimiz Göz Mağarası’na en yakın kent burasıdır. Tarih bölümünden Doç. Dr. Mehmet KURT ile birlikte Aşağı Akın köyü üzerine 2017 yılında bir kitap yayımladık. Orada Hisartepe’nin, Isauria bölgesinde olduğu bilinen ama net bir lokalizasyonu yapılamamış olan Papirios Kalesi ile özdeş olduğunu antik kaynaklar ve arkeolojik buluntular aracılığıyla ispat etmeye çalıştık.  

-Bu mağara turizme kazandırılacak mı? Ya da kazandırılmalı mı?

Mağara gibi doğal sit alan alanları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koruması altında olduğunu biliyorum. Karaman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün mağarayı turizme kazandırmaya yönelik girişiminin olduğunu duymuştum. Mağara tüm doğallığıyla turizme kazandırılsa elbette kültürel mirasımızın tanıtımı açısından oldukça faydalı olur.

-Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Öncelikle röportajımızı okudukları için çok teşekkür ettiğimi söylemek isterim. Mağarayı ziyaret etmemiş olan okuyucularımızın gezip görmelerini tavsiye ederim. “Göz Mağarası” kitabımız ellerine geçerse bir an evvel mağarayı ziyaret etmeye karar vereceklerini de ümit ediyorum. Hatta Karmel/İlyas Mağarasını ziyaret etmiş olan insanların Göz Mağarası’nı duyduklarında burayı da gezmek isteyeceklerini tahmin ediyorum. Selam ile.    

Bir akademik çalışma hakkında gerçekleşen muhabbete şahit olduk. Gerek mağaranın fiziki durumu, gerek mağara duvarlarındaki yazıtlar, gerek mağaranın önüne inşa edilen şapel, gerekse de mağaraya yakın olan antik bir yerleşim yeri… Bu izler Ashab-ı Kehf olayının burada zuhur ettiğine dair tahminde bulundursa da kesin bir şey söylemek mümkün değil. Zaten bu çalışmada hocalarımızın da şöyle bir ifadesi var: “Göz Mağarası’nın üstündeki şapel, mağaranın içine güneş ışınlarının girmemesi, mağaranın gizli konumu ve içerisinin geniş dehlizlere sahip olması gibi özellikleri Kur’an’da anlatılan Ashab-ı Kehf’in fiziki özelliklerini taşımaktadır. Ancak bu özellikler, Ashab-ı Kehf için daha önce önerilen mağaraların pek çoğunda da bulunabilir ve Ashab-ı Kehf Mağarası’nın kesin bir lokasyonu için yeterli kanıt sayılamazlar. Üzerine, içine ya da yakınına manastır, kilise yahut şapel inşa edilmiş mağaralar Hristiyanlığın yayıldığı coğrafyalarda sıkça görülmektedir”.

Mağara duvarlarındaki yazıtların bu araştırmaya vesile olduğu mevcut çalışma, yazının ne kadar mühim bir araç olduğunu bizlere tekrar tekrar gösteriyor. Atalarımızın yerden alıp öptüğü ve uygun bir yere koyduğu nimetlerden birinin ekmek parçası diğerinin de üzerinde yazı olan kâğıt parçası olduğunu hatırlamanın faydamıza olacağını düşündürüyor bizlere. Yazıya bu kadar değer veren ataların evlatları olarak şöyle diyor Kemal SAYAR: “Belki fark etmediniz ama internet yaygınlaştığından beri banklara, ağaçlara, duvarlara ya da tuvalet kapılarına kimse yazı yazmıyor”.

Facebook, twitter gibi yazı içerikli sosyal paylaşım sitelerinin yerini, instagram gibi görsel sosyal paylaşım siteleri alınca, selfi çubukları gibi aletler icat edilince ve hal beyanı emojilerle olunca, toplum tekrar mağara duvarlarına resimlerin yapıldığı prehistorik döneme döndü gibi. Modern prehistorik dönemde duvarlara, umumi helaların kapılarına, banklara, ağaçlara “Ali Ayşe’yi seviyor” yazabilen büyük bir sanatçı, derin bir mütefekkir olarak değerlendirilebilir bu zamanda! 

Asırlar evvel bir mağarada, yaklaşık üç yüzyıl boyunca rahmani bir yardımla uyuyan inanmış gençlerin olduğu zamandan, en az üç asırdır yeryüzünde şeytani bir hileyle ayakta uyuyan bir buçuk milyar inananın olduğu zamana geldik.  

Biz nasıl uyanacağız? Uyandığımız nasıl belli olacak? Bizlerden atiye nasıl bir hikâye kalacak?

Bu sorulara cevabı herkes kendine versin!

Kalbiyle ve yazıyla…

“Bu mağaralar aydınlığa çıkmak içindir, bu uykular uyanmak içindir” dedi, Üstad Sezai KARAKOÇ.
Şadan Sezgin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şadan Sezgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


BİFA BİSKÜVİYE PERSONEL ALINACAK

GENEL NİTELİKLER VE İŞ TANIMI BİFA BİSKÜVİ VE GIDA SANAYİ A.Ş. Türkiye’nin ilk 200 büyük sanayi kuruluşu içinde yer alan Bifa A.Ş., 1962 yılından bu...

Fisandun Dereköy'de Satılık Hobi Bahçesi

Fisandun Dereköy'de 820 m2 Köy merkezine yakın konumda Dereye yakın mesafede. Yolu bulunan, araçla bahçe başına kadar ulaşım imkanı olan Yakın mesafed...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

SATILIK HOBİ BAHÇESİ

Pınarbaşı Köyünde Karaman Merkeze 15 Km. Pınarbaşı Köyüne 2 Km. Anayola 15 Metre Mesafede Dere İle Sınır 12 Ay Boyunca Su Problemi Olmayan 766 M2 ve 1...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 3+1 Satılık Daire

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 165 m2 3+1 site içinde Satılık Daire. Site içerisinde 3+1 odalı 165 m2 brüt 145 m2 net kullanım alanına sahip. D...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Güney Emlak'tan Turkuaz City'de Satılık Daire

Üniversite ve hastaneye yakın konumda Urgan Mahallesi Turkuaz City Konutlarındaki 2+1 daire satılık. 11 katlı binanın 8. katı, 2+1 odalı, brüt 120 me...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Çarşı Merkezde 30 M2 Satılık Dükkan

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Dükkan. Karaman Külhan Mahallesi Alparslan Türkeş parkı karşısı çarşı merkezde cadde üzeri 30 m2 doğu cephe. Dükk...

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Tabduk Emre Mahallesinde Satılık Apart

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Apart Daire. Karaman Tabduk Emre Mahallesi.Oba düğün salonu civarı. Üniversiteye yürüme mesafesinde garaj üzeri 1....

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Karaman Beyazkent'te Satılık Arsa

Karaman Karademir Emlak'tan Satılık Arsa. Karaman Beyazkent mahallesinde 306 m2 standart proje 2 kat 100 m2 civarı daire ve garaj yapılır. Arsanın k...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

NOKTA HATASİZ HYUNDAİ GETZ

2007 model 1.5 dizel 4 silindir en fulll vgt HYUNDAİ GETZ.. Henüz 105 binde... Bir değişen birkaç lokal boyalı Hep serviste bakımları yapılmış.. Hep...

GALERİ̇ NOKTA

SATILIK FİAT PANDA

HATASIZ MİNİ JİP 2005 model 1.2 benzinli FİAT PANDA DEĞİŞEN YOK HASAR KAYDI YOK Birkaç parça lokal çizik boyasi var Tüm bakımları yeni yapıldı Trigier...

GALERİ̇ NOKTA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket 18 Gün tam kapanma kararını yerinde buluyor musunuz?