Reklamı Kapat

Karaman Aktekke Camisi

Maderimevlâna / Aktekk / Valide Sultan Camii / Kalemiye Camii… Maderimevlâna Camii, XVII.

Maderimevlâna / Aktekk / Valide Sultan Camii / Kalemiye Camii…

Maderimevlâna Camii, XVII. ve XVIII. yüzyıl belgelerinde Ali Şahne Mahallesi’nde gösterilmektedir . İnşasında Ak taş kullanıldığı için halk arasında Aktekke de denen mabet, ilk banisi olan Kalemi oğlu Ahî Muhammet Bey’e izafeten Kalemiye Zaviyesi olarak da adlandırılmıştır . 1584 tarihli vakıf tahrirlerinde de “Zâviye-i Kalemî” olarak kaydedilmiştir (Bk. Ek- XI) . Belgelerde ise daha çok Mevlâna’nın annesine nispetle Maderimevlâna  ve Valide Sultan , Mevleviliğe ait olması sebebiyle de Mevlevi Tekkesi şeklinde anılmıştır . Maderimevlâna Camii ve müştemilatı günümüzde Aktekke adı altında İmaret Mahallesi’nde bulunmaktadır.

Banisi ve Yapım Tarihi

Mevlevi tarihi hakkında önemli bilgiler veren Ahmet Eflaki’nin yazdığına göre Mevlâna’nın torunu Ulu Arif Çelebi’nin  müridi Kalemioğlu Ahî Muhammet  tarafından şeyhinin emri üzerine, Mevlâna’nın annesi Mümine Hatun’la ağabeyi Muhammet Alaettin’in mezarlarının bulunduğu yere birer türbe ve tekke yaptırmıştır . Bu nedenle Karaman Mevlevihanesi’nin ilk banisinin Kalemioğlu Ahî Muhammet Bey olduğu söylenebilir. Bu yapı; önce Karamanoğlu Mirza Halil Bey, sonra da onun oğlu Alaettin Bey tarafından tecdiden inşa ettirilmiştir (Bk. Ek- X).

Giriş kapısının üzerindeki kitabede, Karamanoğlu Mahmut oğlu Halil oğlu Alaettin Bey’in, 01 Rebiyülevvel 772/23 Eylül 1370 tarihinde yaptırdığı yazılıdır.

Yukarıda verilen tarih tekkenin ilk yapılış tarihi olmayıp Karamanoğulları zamanındaki genişletilme tarihi olmalıdır. Nitekim yukarıda işaret edildiği gibi Karaman Mevlevihanesi ilk defa Mevlâna’nın torunu Ulu Arif Çelebi’nin postnişinliği sırasında onun isteği ile inşa edilmiştir. Onun da 1312-1319 tarihlerinde posta oturup şeyhlik yaptığı bilinmektedir. Öyleyse Mevlevihane’yi bu yıllar arasında tarihlendirmek isabetli olacaktır.

Mimari Yapısı-Müştemilatı ve Onarımları

Maderimevlâna Camii çevresinin dolması sonucu bir metre kadar çukurda kalmıştır. Yapı; cami, türbe, zaviye, hazire, medrese ve derviş hücrelerinden oluşmaktadır.

Cami; yalın, muntazam kesme taştan inşa edilmiştir. Kare planlı mekân, yapılan büyük kemerlerle kuzeye doğru genişletilmiştir. Caminin ana mekânının doğu bölümü, Mevlâna’nın annesi Mümine Hatun, eşi Gevher Hatun, büyük kardeşi Alaettin Çelebi, burada değişik tarihlerde görev yapan Mevlevi şeyhleri ve Karamanoğlu Seyfettin Süleyman Bey’in kabirlerinin bulunduğu 21 adet sandukalı hazireye ayrılmıştır . Bu sebeple caminin mihrabı tam eksende olmayıp batıya kaydırılmıştır. Merkezî tek kubbe kesme taştan yapılmıştır . Arka mekânda kadınlar mahfili bulunmaktadır.

Maderimevlâna Camii’nin güney ve batı tarafında, eski Karaman mezar taşlarına ait örneklerin de bulunduğu bir mezarlık mevcuttur. Burada Mevlâna sülalesine ait kişilerin kabirleri vardır . Mevlevi literatüründe “hâmuşân” adı verilen mezarlığın büyük bir kısmı kaldırılmış, günümüze kadar ulaşamamıştır.

Maderimevlâna Camii birçok onarımlarla günümüze kadar gelebilmiştir. 1476’daki vakıf tahririnde “Rakabeye muhtâc” olarak kaydedilen  caminin, 1483 tarihli tahririnde fiziki durumu yazılmamış fakat Sultan Hamamı’ndan Tahıl Pazarı’na kadar olan dükkân yerlerinin harap vaziyette olduğu kaydedilmiştir . XVI. yüzyıl başlarında yapılan II. Bayezit Dönemi’ne ait bir başka vakıf tahririnde ise yine harap durumda bulunduğu bu sebeple burada “…ayende ve revendenin…” kalmadığı tespit edilmiştir . Kanuni Dönemi’nde yapılan 1530 tarihli vakıf tahririnde yapının yine harap ve işlevsiz olduğundan, vakıflarının diğer camilere iltihak ettirildiği tespit edilmiştir . Yukarıdaki bilgilerden hareketle mabedin, Karaman’ın Osmanlılara geçtiği sırada kullanılamayacak durumda olduğu söylenebilir. Bundan yüz sene sonra XVI. yüzyıl ortalarında onarılmış olmalıdır. III. Murat’ın 1584 tarihli tahririnde cami ve müştemilatının harabiyetinden bahsedilmemesi ve vakıf gelirlerinin de artması (Bk. Ek- XI)  bu dönemde Mevlevihane’nin yeniden işlevsel hâle getirilmiş olduğuna işaret etmektedir.

Aktekke ve müştemilatı daha sonra da onarımlar geçirmiştir. Özellikle XVIII. ve XIX. yüzyıldaki tamiratlar önemlidir. Mevlevihane’nin tamiri için vakıf gelirlerinin yeterli olmadığı, bunun için merkeze müracaat edildiği 16 Rebiyülahir 1181/01 Eylül 1767 tarihli bir hattıhümayunda görülmektedir . Tamir için ihtiyaç duyulan 2.000 kuruş masraf Esbkeşan mukataasından alınması için talimat verilmiştir. Ayrıca Şevval 1194/Eylül 1780 tarihli bir belgede türbe ve caminin harap olması sebebiyle tamire muhtaç olduğu belirtilmiş, bunun için gerekli meblağın verilmesine dair Kadı Seyit İzzettin, merkeze bir arzuhâl göndermiştir. Bunun üzerine onarımlar için merkezden para tahsisatı yapılmış , ayrıca İçel Sancağı avarız gelirlerinin bir kısmı Mevlevihane’ye aktarılmıştır.

Caminin kubbesi ve diğer tamire muhtaç yerleri için 13 Şaban 1199/21 Haziran 1785 tarihinde 13.000 vakiyyeden fazla kurşuna ihtiyaç olduğundan, “…cânib-i mîrîden inayet birle taʽmîr ve inşâsına irâde-i seniyye-i ʽaliyye taʽalluk…” etmiştir. Masrafların karşılanması için Bozkır madeni eminine ermrişerif yazılmış; tamirin gecikmemesi, sağlam ve dayanıklı yapılması istenmiştir.

Tamirat çabalarına rağmen kısa bir süre sonra yine kubbe kurşunlarının 06 Safer 1214/10 Temmuz 1799 tarihinde yeniden değişmesi gerekmiştir. Bu durumda tamiratlar ya gerçekleşmemiş ya da yarım kalmış olmalıdır. Bu nedenle tamirat ve tadilatın yapılması için merkezden 2.500 kuruş tahsisat ayrılmış ancak bunun 1.362 kuruşu eski Esbkeşan Voyvodası Süleyman Bey tarafından yerine ulaştırılmadığından, belirtilen miktarın Süleyman Bey’den alınması için Karaman Valisi’ne ferman yazılmıştır . 29 Muharrem 1217/01 Haziran 1802 tarihli bir belgeden tamirat için alınması gereken ödeneğin hâlâ verilmediği, bu sebeple “ta’mîr ve termîm”in tam olarak yapılamadığı anlaşılmaktadır.

Aktekke yukarıda belirtilen gerekçelerle yine bakıma muhtaç hâle gelmiş, bu sebeple tamirat konusunu yeniden gündeme gelmiştir. Bunun için hassa mimarlarından Hafız Mehmet Efendi, keşif ve tamiri için Şevval 1218/Ocak 1804 tarihinde bina emini olarak atanmıştır . Ancak onarımın yine istenilen şekilde gerçekleşmediği görülmektedir. Nitekim 1232-1235/1817-1820 tarihleri arasında türbe, semahane ve caminin mükemmelen tamir ve bakımı için yeniden keşif yapılmış, onarım masrafları Karaman Valisi Seyit Hüseyin Paşa tarafından karşılanmıştır (Bk. Ek- VIII).

Vakfiyesi ve Vakıfları

Karaman Mevlevihanesi’ne ait şimdilik yedi adet vakfiye tespit edilmiştir. Bunlar, aşağıda ayrı başlıklar hâlinde incelenecektir. Vakfiyeler daha önce Konyalı, Küçükdağ ve Akman tarafından yayımlanmış olup dip notlarda ayrıca belirtilmiştir.

Karamanoğlu Emir Mahmud oğlu Mirzade Halil Bey Vakfiyesi

Mevlevihaneye ait en eski vakfiyelerden biridir. Arapça olarak yazılmıştır. 745/1344-1345 tarihli vakfiyede Mirza Halil Bey, İbn Kalemi diye meşhur olan Ahi Muhammet Bey tarafından yaptırılan bu tekkeye iki taş üzerinde dönen bir değirmen vakfetmiştir. Ayrıca şehrin dışında, Şeyh Baba denilen bir zaviyenin yakınında bulunan tarla ile Lârende’de Demirci Ali bahçesinin yakınında bulunan bir arazi vakfedilmiştir.

Mirzade Halil Bey oğlu Alaettin Bey Vakfiyesi

Alaettin Bey 766/1364 tarihli vakfiyesi ile babasının yaptırdığı Mevlevi Zaviyesi’nin giderleri için Lârende’de Buğday Pazarı yakınındaki bir fırının tamamı ile Gazi Köprüsü yakınında bulunan bir araziyi vakfetmiştir. Gelirler öncelikle tekkenin tamir, bakım ve onarım giderleri için sarf edilecektir. Artan gelirler misafirlere ve burada kalan Mevlevi dervişlerine harcanacaktır.

Mirzade Halil Bey oğlu Alaettin Bey 769/1367-1368 Tarihli Vakfiyesi

Alaettin Ali Bey’in Arapça vakfiyesinden, babası Halil Bey’in yaptırdığı ve kardeşi Seyfettin Süleyman Bey’in de mezarının bulunduğu zaviyenin kıble tarafına bir tekke daha yaptırdığı ve Mevlevilere tahsis edildiği anlaşılmaktadır.

Vâkıf, Lârende’nin doğusunda, Foni köyünün yakınında bulunan Selerek köyünün tamamını Mevlevi Tekkesi’ne vakfetmiştir. Yine bu köyde bulunan kardeşi Hızır Çelebi ile yeğenlerinin hisseleri de aynı tekkeye vakfedilmiştir (Bk. Ek- X).

Lârende Kadısı Mevlâna Seyit Mehmet Efendi Vakfiyesi

Lârende’de kadılık görevinde bulunan Mevlâna Seyit Mehmet Efendi, evail-i Recep 1011/15-24 Aralık 1602 tarihinde Maderimevlâna Camii’ne bin üç yüz elli akçe vakfetmiştir. Para güvenilir olan kişilere ve sağlam kefili olanlara “…onu on bir buçukdan istirbâha…” verilecektir. Anaparanın geliri mütevellinin kontrolünde olacak, mütevelli ise bunu her gün sabah namazı akabinde Yasin Suresi’ni okuyacak olan cami imamına verecektir.

Hassa Ahır Hazinesi Kâtibi Seyit Mehmet Efendi Vakfiyesi

Üsküdar Valide-i Atik Mahallesi sakinlerinden olan Kâtip Seyit Mehmet Efendi tarafından gurre-i Rebiyülevvel 1211/4 Eylül 1796’da bir “nukud vakfı” tanzim ettirilmiştir. Buna göre Vâkıf Seyit Mehmet Efendi, 375 esedî kuruşunu vakfetmiştir. Vakfedilen para Lârende’de onu on bir buçuktan istirbaha verilecektir. Elde edilen gelir iki kısma ayrılacaktır. Birinci kısım Halveti Şeyhi Seyit Şeyh Mehmet Efendi Tekkesi’ne ayrılırken diğer kısmı Maderimevlâna’nın türbesinde mevlit okuyanların giderleri için kullanılacaktır.

Hassa Silahşoru Aziz Efendi Vakfiyesi

Aslen Bursa’da oturan Hassa silahşorlerinden Aziz Efendi, İçil Mütesellimi olarak da görev yapmıştır. Vakfiyesini, Lârende Kadısı huzurunda 27 Rebiyülahir 1240/20 Aralık 1824’te tanzim ettirmiştir. Aziz Efendi, beş yüz kuruşu Mevlevi Tekkesi için “vakf ve habs” etmiştir. Vakfedilen para “…ʽAle’l-vechil helâl istirbâh olunacaktır…” Yüz kuruşun geliri dergâhta imam olanlara, diğer yüz kuruşun geliri kandil masrafıyla sair ihtiyaçlara, kalan üç yüz kuruşun geliri ise dergâhta ikamet eden dedelerin ihtiyaçlarına sarf edilecektir.

Ser-postnişin Seyit Şeyh Mehmet Arif Efendi Vakfiyesi

Mevlâna soyundan gelen ve Mevlevi Tekkesi’nde postta oturan Seyit Şeyh Ebubekir’in oğlu Seyit Şeyh Mehmet Arif Efendi, vakfiyesini 07 Rebiyülevvel 1250/14 Temmuz 1834 tarihinde tanzim ettirmiştir. Bununla kendi tasarrufunda olan ev ve dükkânlarını söz konusu tekkeye vakfetmiştir. İcara verilecek olan mülklerin gelirleri öncelikle tekkenin giderleri için kullanılacaktır. Ayrıca her gün Halil oğlu Hafız Mehmet, Yasin Suresi kıraat edecek; ona, bu hizmetine mukabil vakıf gelirlerinden yıllık 15 kuruş tahsis edilecektir. Karamanoğlu topraklarının 1471’de Osmanlıların eline geçmesinden sonra Fatih, Aktekke’nin vakıf hükümlerini aynen devam ettirmiştir. Daha sonraki dönemlerde de yeni vakıf ve vakfiyeler eklenmiştir. Vakfın zaman içindeki durumu aşağıda incelenmiştir.

Mevlevihane ve müştemilatının vakıf gayrimenkulleri 1476’da şöyledir: Selerek köyünün bir kısım öşür gelirleri, Mevlevihane’nin yakınındaki değirmen, Çeltik köyü yakınında ve Aktekke’nin bitişiğinde birer bağ, Göde köyünde bir, Tayı Buzluğu’nda iki kıta tarla, Debbağhane yanındaki Çakıryeri, Pazar yerindeki harap dükkânlar ile Subaşı Değirmeni’nin yanındaki bağ yeri.

II. Bayezit Dönemi 888/1483 tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahrir Defteri’nde, Fatih Dönemi tahririndeki vakıfların bir kısmı tekrar edilmiştir. Ayrıca vakfın dükkânlarının Sultan Hamamı’ndan Tahıl Pazarı’na kadar uzanan yerde olduğu ve harap durumda bulunduğu belirtilmiştir. Karaman Eyaleti vakıflarını tespit eden XVI. yüzyılın başlarına ait tahrirde “Vakf-ı Zâviye-i Kalemî, der-Lârende, binâ-i Alâeddîn bin Halîl Beğ bin Karaman” şeklinde kaydedilen Mevlevihane’nin vakıflarında birtakım değişiklikler görülmektedir. Buraya önceki tahrirlerden farklı olarak bazı gayrimenkuller ilave edilmiştir. Bunlar; Ereğli’ye bağlı Zanapa köyü yakınında bir dönüm tarla, Kürd köyü yakınında bir bağ ile tarla, Mevlevihane yakınında bir arsa ve Öyükdibi mevkiinde bir tarladır. Ayrıca bu tahrirde vakfın toplam dükkân sayısı 10 adet olarak gösterilmiş, dükkânlar için “…Bu dekâkîn harâb olup tammâmen yerleri kalmışdır, kimesne olmadığıyçün battâldır, hâsıl yokdur… ” bilgisi verilmiştir . 
Kanuni Dönemi’nde yapılan 937/1530 tarihli vakıf tahririnde, Mevlevihane yine Kalemi Zaviyesi olarak geçmiş , III. Murat Dönemi’nin 992/1584 tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Defteri’nde ise “Zâviye-i Kalemî der nefs-i Lârende Mevlânâ Hüdâvendigâr’ın bu zâviye Emir-başı türbesidir. ” şeklinde kaydedilmiştir. Burada önceki tahrirlerde geçen vakıf gayrimenkulleri tekrar edilmiştir (Bk. Ek- XI) . Vakıf gelirleri de bu dönemde artmış görünmektedir. Öyle ise önceki yıllarda harap durumda olan bazı vakıf mülkleri tamir edilerek yeniden verimli hâle getirildiği söylenebilir.

Mevlevihane’nin vakıflarının XVIII. yüzyıldaki durumunu Ahkâm Defterleri’nden de takip etmek mümkün olmaktadır. Mevlevihane’nin 1212/1797-1798 yılında şeyhi ve mütevellisi olan Mevlâna sülalesinden postnişin Mehmet Arif, Divanıhümayun’a gönderdiği bir arzuhâlde, vakfa yapılan hukuksuz müdahalenin engellenmesini isterken Karaman Mevlevihanesi’nin vakıf gayrimenkullerine ait bilgiler de vermektedir. Buna göre Vezir Hanı, Süleyman Bey Hamamı, üç adet ambar, iki dükkân ve bir ağıl Mevlevihane’nin vakfıdır. Arzuhâle binaen gönderilen emrişerifle gayrimenkullerin Mevlevihane’ye ait olduğu belirtilmiş, gereksiz müdahalelerin önlenmesi istenmiştir.

Cami ve türbenin istenilen şekilde hizmet verebilmesi için Osmanlı Devleti tarafından Mevlevihane’ye bazı muafiyetler de sağlanmıştır. Örneğin Mevlâna Dergâhı Postnişini Şeyh Ali Efendi, Karaman Mevlevihanesi’nin vakfı olan Selerek köyü koyunlarından “âdet-i ağnâm” ve diğer vergiler adı altında vergi istenmesi üzerine Rebiyülahir 1241/Kasım 1825 tarihinde merkeze yazdığı arzuhâlde durumu belirterek Selerek köyünden para istenmemesi talebinde bulunmuş, İstanbul bu talebi olumlu karşılamıştır.

Görevlileri

Mevlevihane’de görev yapanlara ait ilk bilgiler, şeyh ve mütevellilere aittir. Burada şeyh olanlar aynı zamanda mütevellilik görevini de üstlenmişlerdir . Yukarıdaki uygulama sonraki yüzyıllarda da devam ettirilmiş, şeyh ve mütevelli atamaları birlikte yapılmıştır.

Maderimevlâna Camii’nde görev yapan imamlara ait atama kayıtları da bulunmakta olup incelenen dönem boyunca birçok imam ataması yapılmıştır . Cami işlevi gören mabetlere hatip atamaları da yapılırdı. Mevlevihane aynı zamanda bir cami olduğu halde nedense hatip atamaları ile ilgili herhangi bir belge şimdilik tespit edilememiştir.

İbrahim Hakkı Akman

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Hakkı Akman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamandan.com yeni tasarımını nasıl buldunuz?