Reklamı Kapat

Babamın Çikolata Fabrikası Yok! Ekonomik Özgürlük Nedir?

Para ekonomik özgürlüktür.

Para ekonomik özgürlüktür. Cebindeki para sana güvencedir.

Ekonomik özgürlük, önce paraları toplamak için çalışacaksın sonra da o paraları harcamak için sağlığından olacaksın. Belki de varını yoğunu satacaksın. Derdin birinden kurtulup bir diğerine bulaşacaksın. Bir taraftan da tutsak gibi yaşayacaksın. Sırf başkalarının ailenin soyunun mutluluğu için kendini feda edeceksin. Onlar da çekirge sürüsü gibi gelip senin kazançlarını çekip götürecekler. Emek ve çabalarını tüketecekler. Sömürecekler. Arkada kalan ise senin çektiklerin; Yakalanamayan el değiştiren gençliğin, kazançların olacak.

Ekonomik özgürlük, üretmek ve tüketmek amacıyla yatırım yaparak, kendini her türlü silahla donatmaktır. (sağlık, bakım, eğitim, beslenme, giyinme)  vakti saati gelince de o silahlarla savaşmaktır. Bir hastalığa yakalandığında başındaki hastalığı savacak olan paralardır. Sonra hastalığı yenip ayağa kalktığında tekrar toplamaya başlayacağın tutsaklığındır.

Esaret bunun adı, özgürlük değil ki? Sen ne anlıyorsun peki ekonomik özgürlükten? Ekonomik özgürlük kimseye bağımlı olmadan ihtiyaç duymadan yaşayabilmektir.

Esasında ‘’Ekonomik özgürlük’’ Diye bir şey yok. Çalışmak var mücadele etmek var. Peki bunlar ne için? Özgürlük için değil mi? Neden tutsak gibiyim öyleyse? Kapalı alanda kapana kısılmış gibi. Sistem böyle. Mesaiden ve emekten kazançlar doğar. O kazançlardan da birilerinin karınları doyar. Her kazanç bir emektir. Emekler de birer çiçektir. Her biri bir başka kokar. ‘’İyi ama o çiçeklere emek veren benim. Benim halim  ne olacak? Beni kim doyuracak? Kim besleyecek?’’ Tam orasını bilemem ama herkes besleyebilir. Kimi kan verir kimi can. O kişi çalışan kişi ekonomik gücü elinde tutmak isteyen kişi bağırıyordu. ‘’Makina mıyım ben? Şayet makina isem ben, benim de  alet eda vatlarım, kol ve kanatlarım var onları kim onaracak?’’ Gövdem ruhum yorgun onları kim dindirecek?

Ekonomik özgürlük için bunca eziyet, çalışma, uzun mesailer gerekli mi? Çünkü ben kazandığım parayı otursam lokantada yesem hemen tükenir. Sonra  de içim ürperir. Sonuç ne? Çalış, ye. Tam yemek istiyorum bakıyorum maaşın hepsi bitmiş tükenmiş.

Bırakalım şimdi ekonomik özgürlüğü de Allah ne verdiyse ona kucaklarımızı açalım. Kır zincirlerini iş ile kopar bağlarını, vur lambaya ışık vermesin, söndür ocağın altını, hastalanınca gitme doktora, şimdi ne anlıyorsun ekonomik özgürlükten? Eğer varsa rızkında yemek o da sen çabalamayınca gelmeyecek.

Yani paranın tutsağıysak işimiz de bizi zincire bağlamışsa bizim ne yapmamız gerekiyor öyleyse? İşimizle mutlu olmak, halay çekmek, dans etmek gülmek neşelenmek. Nasıl olsa sonu gelmiyor öyle düşününce böyle düşününce, ancak işimizle mutlu olursak ipin ucunu yani özgürlüğün ipin senden taraf yönünü tutmuş oluyorsun. Kendine özgürlük hakkı veriyorsun. Öyleyse halay çek, dans et, raks et oyna elinden alan mı var? Al sana özgürlük. Sen zincire bağlı işinin tutsağı olmuş kişi. ‘’Sen de gül eğlen öyle acıklı konuşma hayat ne ki sonuçta anlık bir buluşma.’’

‘’Sen unu elemiş eleğini asmışsın da ondan böyle konuşuyorsun. Çiçekli dallı güllü elbiseler içindesin, bol ağaçlıklı yeşillik yerde, testini ters çevirmiş kafana dikmiş testinden de su içiyorsun. Yani boynunda zincir yok.’’

Herkes kendi kafasına konan sineği kendisi kovar. Kısacası sana söylemek istediğim şey şu ekonomik özgürlüğün olduğu sürece kralda sensin paşada, top da alırsın tüfekte, sahile tatile gider kıyısına da ayak basarsın işte özgürlük budur. Sen hiç parasız ekonomik özgürlük gördün mü? ''Hayır.'' Öyleyse patronda sensin işverende. Ki böyle olması gerek ki hayatın süslü olsun süslü geçsin. Benim cennetim çok süslü atlı arabalar,  çiçekli balkonlar yemyeşil kırlar. Dolunaylı geceler pembe panjurlu evler. Sen de cennetini kur senin de cennetinde bir sürü renkler cisimler yürüsün.

Bir bardak soğuk su, bir bardak sıcak çay mesela, 
Sonra çene çalmak şarkılar söylemek mesela,
Arzu ettiğin şeylerin hayalini kurmak mesela, 
Tek başına yayıla yayıla oturmak istediğin müziği dinlemek mesela,
Bazı insanlara katlanmamak mesela,
Nefes almak içten içe derin derin, sonra da kafanı gökyüzüne çevirip ılık havayı ciğerlerinde hissetmek mesela,
Nefes alıyorum nefes alıyorum oh be şükürler olsun demek mesela,
Gidip de geri geldiğin bir işin olduğu için şükret mesela...

Dünya ah bu dünya ölümlü dünya, bu dünyada çok büyük ün yapsan kime ne? Boşu boşuna yaşasan kime ne? Sonuçta ağlayanda gülen de sen değil misin?

''Neden ağlıyorsun?''
''Babamın çikolata fabrikası yok.''
''Al sana bir lira git karşı marketten kendine çikolata al.'' O kişi mutlu oldu, mutluluk budur işte sevinç budur, ekonomik özgürlük budur.

Soru: Ekonomik özgürlüğün ne olduğunu biliyor musunuz?

Nurten Kılıç

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurten Kılıç - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamandan.com yeni tasarımını nasıl buldunuz?