Amsterdam’ın Turistleri 14. Bölüm: Sera

Karamandancom'un gurbetçi yazarı Abdullah Konuksever'in gurbetçilerin yaşamına dair ele aldığı "Amsterdam Turistleri" romanının on dördüncü bölümü. Romanın bölümleri sırasıyla yazarımızın Karamandancom üzerindeki sayfasında yayınlanacaktır.

Ramazan, serada işe başladığına bin pişman oldu. Memlekete dönmeye kesin karar vermemiş olsaydı bir gün bile burada çalışmazdı. Canını dişine takıp çalışacaktı, şimdi kadar yeterince gezip tozmuş gönlünü eğlendirmişti. Amsterdam’da âlem yaparken çocuklarını ve eşini hiç düşünmemişti. Kendinden utandı, bir kaç kez tıraş olmaya aynaya bakamadı. Eşi ve çocuklarını daha fazla bekletmeyecekti. Sermaye kazanıp en azından ayrı kaldığına değecekti. Çocuklarını okutacaktı, onların kendi gibi sürünmelerini istemiyordu.

Serada çalışmak her baba yiğidin harcı değildi,  her gün sabah 6’da iş başı yapıyordu. İşe gelmesi tam 1 saat sürüyordu yani her gün sabah 5’den önce kalkıyordu.

Burada mesai saatinde laklak yoktu. İki uyarıdan sonra çıkış vardı. Zaten iş arkadaşlarının çoğu aşırı ciddi insanlardı yani istemeye istemeye çalıştıklarından kimyası bozulmuş kişilerdi.

Seradakilerin çoğunluğu ya kendi gibi bir kaç yıl sabredip sermaye kazanmak isteyenler ya da 6 yıl aralıksız çalışıp oturum almak isteyenlerdi.

Üstelik ortam aşırı sıcak ve rutubetliydi. Eskiden radyo yüzünden kavga çıkmış, radyo filan da yoktu. Koca serada çok sayıda insan çalışıyordu ama yine de müthiş bir sessizlik hâkimdi.

Bir hafta geçtikten sonra vücudu seradaki ağır işe de alışmıştı. Yeni işine alışmasına alışmıştı ama evdekilerden artık mustaripti.  Konfeksiyon sezonu yine kapanmış, ev arkadaşlarının çoğu boş geziyordu. Kahvede gece yarılarına kadar oturup geç saatte eve geliyorlardı. Hâlbuki kendisi erkenden yatıp dinlenmesi lazımdı.

Geç saatte gelenler, uyuyana saygı göstermek yerine: “tavuk gibi erkenden yatmış bizimkisi!”  diye dalga geçiyorlardı. Olmadı, saatlerce FM kanalında kaçak olarak yayın yapan korsan Türk radyolarını dinliyorlardı. Sadece dinlemekle kalsalar ya, hangi radyoyu dinleyeceklerine karar veremeyip tantana ediyorlardı; Vatan, Hasret, Gurbet, Sıla, Yad eller, Güneş, Şimşek, Okyanus, Özlem, Bayrak, Tan, Turnalar vesaire vesaire!

Aslında konfeksiyonda çalışırken, kendi de çok dinlemişti korsan radyoları. Bazıları sanki profesyonel yayın yapıyordu. Haberler,  müzik, yarışma, ilan ve de reklam. En çok şarkı türkü yarışmasını severdi, katılanlar o kadar içten söylerdi ki… Bir defasında yarışmacının biri: ” hapishaneye güneş doğmuyor!”  türküsünü o kadar duygusal söylemişti ki, dayanmayıp ağlamıştı. Sabah erkenden işe giderden ortalık karanlık, işten gelirken de ortalık karanlık olurdu. Evet, günlerce hiç güneş görmediği günler olurdu, bir an kendini mahkûm hissetmişti.

Radyodaki yarışmacı sanki mahkûmmuş gibi içten söylemişti.  Gerçi Hollanda hapishanelerinden de çok korsan radyoları dinleyenler vardı ama bunlar telefon açıp yarışmaya katılamıyorlardı. Hollanda mahkûmları mektup gönderebiliyorlardı, ya istek istiyorlar ya da sevdiklerine selam gönderiyorlardı.

Daha fazla dayanamayınca, seradaki iş arkadaşlarından ev sorup buldu. Artık Ramazan için yeni bir hayat başlamıştı.

Güdük Mehmet ve Altan’la kaldığı evden ayrılıp Javastraat’ta seradan tanıdığı kişilerin kaldığı eve taşındı. Javastraat’ta kaldığı evde kendisi ile beraber 5 kişi kalıyordu. Beş kişinin üçü de Karamanlı idi.  Geri kalan iki kişi Sivaslı idi. Şimdiki evde öncekinden farklı değildi; rutubetli; bakımsız, karanlık ve pis idi. Tek fark, komşuya haraç verilmiyordu. Bu evde kalanların 4’de aynı çiçek serasında çalışıyorlardı, diğeri ise garajda kaporta ustası olarak çalışıyordu. Düzenli çalıştıklarından bu evdeki turistler gece kulüplerinde zorlukla kazandıkları paraları har vurup harman savurmuyorlardı. Yaş olarak hepsi kendinden büyüktü.

Çiçek serasına hep beraber gidiyorlardı; sabah 5’de serada çalışan birisinin minibüsüne binip gidiyorlardı. 15 kişilik minibüs sanki dolmuş idi, bir saate yakın serada çalışan işçileri evlerinden alıyordu. İş dönüşü de aynı idi, 15 kişi evlerine bırakılıyorlardı. Ramazan minibüste en arkaya geçip uyumaya çalışıyordu.

Minibüsteki şakalardan, muhabbetten rahatsız oluyordu ama başka imkânı yoktu. Çiçek serası Amsterdam’ a 20 km uzaklıkta bir köyde idi ve otobüs ile buraya gelmesi çok zordu. En erken 7’de gelebiliyordu ama saat 6’da iş başı yapması gerekiyordu. İster istemez her gün dolmuşa biniyordu.

Serada gül topluyordu; ilk zamanlar dikenlerden eli bazen yara bere içinde kalıyordu. Bir kaç hafta geçtikten sonra gül toplamaya alıştı. Konfeksiyona nazaran buradaki iş daha ağırdı; sıcak ve rutubetli ortamda çalışmak kolay değildi. Seradaki Hollandalı şefler işçileri hep takip ediyorlardı; biraz yavaş çalışanı uyarıyorlardı. Bir iki uyarı sonrası malumdu; çıkış!

Gül toplamanın tek avantajı vardı, o da sürekli iş vardı. Hatta bazen günde 5 saat mesai bile yapıyordu; nasıl olsa evde bekleyeni yoktu. Hem dolmuşu beklemek zorundaydı, minibüsün sahibi de her gün mesai yapan biriydi: “ genç yaşta kazanmazsan hiç bir zaman kazanamazsın arkadaş!” diye çok çalışan biriydi.   Diğer yandan kazanılan para kuruşuna kadar veriliyordu. Hâlbuki konfeksiyonda bazen bir kaç ay iş olmazdı; kazandığın onca para boş kaldığın zamanlarda kolayca harcanıyordu. Bazı patronlar kazanmış olduğun üç beş kuruşa göz dikip vermemenin yollarını arıyorlardı.

Çiçek serasında yarı resmi çalışılıyordu; 6 yıl aralıksız çalışan oturum izni alabiliyordu. Zaten çiçekte çalışanların çoğu sırf bu yüzden bu kadar zorluğa katlanıyorlardı. Gidip moruk kadınlara binlerce para kaptırmaktansa bir kaç yıl sabırla çalışıp hem oturum sahibi olabiliyorlardı hem de para kazanıyorlardı.  Ramazan burada en fazla iki yıl çalışmayı düşünüyordu. Bir kamyonet parası kazanıp Karamanda nakliyat işi yapacaktı.

Pazar günü boştu ve Larende kahvehanesine gidecekti. Sivaslı arkadaş Ramazan’a beraber Ulu Camii’yle gitmeyi teklif etti. Sivaslının yeğeni meğer Ulu Cami’de düzenlenen Kuranı Kerim okuma yarışmasına katılacakmış. O kadar çocuğun heyecanla, Kuranı Kerim okumaya çalışmaları çok hoşuna gitmişti. Artık boş vakitlerinde Ulu camiye gidiyordu.

Amsterdam’daki camiler Türkiye’dekinden çok farkılardı. Birincisi, çoğu cami eski okul veya kilise binalarındaydı yani minareli, kubbeli, şadırvanlı, havlulu cami yoktu.  Bu camilerde mescidin yanı sıra lokal, çay ocağı, kantin de vardı. Hatta spor salonu bulunan camilerin bile olduğunu duydu.

Garipsediği başka bir şey ise camilerin sınıflandırılmış olmasıydı; filancaların, feşmekânların camisi denmesiydi.

Hoşuna giden ise,  buradaki camiler hafta sonları dolup taşardı; ya düğün olurdu, ya mevlit merasimi, ya sohbet/vaaz veya da bilgi yarışması gibi faaliyetler olurdu. Camide düğün yapıldığında çok şaşırmıştı. Bir defasında sırf merak edip katıldı, hâlbuki davetli değildi. Düğün, tilavetler, ilahiler, vaazı nasihatlerle mütevazı bir düğün yapıldı. Hâlbuki kendi düğününde babası borçlanıp şaşaalı bir düğün yapmıştı; bol içki tüketilmişti. Hatta dansözler bile vardı. Sarhoşun biri dansöze sarkıntılık yapınca fena halde kavga çıkmıştı.

Yurt dışına çıkınca hocalar bile değişiyorlardı; meydanı boş bulduklarından olsa gerek hutbede veya kürsüde heyecanlı bir şekilde vaaz veriyorlardı ve daha rahat konuşabiliyorlardı. Memleketteki hocaların vaazlarında çoğu kez uykusu gelirdi.

Cami lokalleri genciyle yaşlısıyla hep dolu olurdu. Gençler ya masa topu, ya tenis ya da bilardo oynarlardı. Yaşlılar ise sabahtan akşama kadar ya birilerini çekiştirir ya da siyasi konuları tartışılardı. Ramazan, tek bilardo oynardı. Salondaki başka bir zevk ise video; Cüneyt Arkın’ in ne kadar tarihi filmi yani vurdulu kırdılı filmi varsa hepsini izlemişti.

Ocaktaki Latif, Karamandan arkadaşı idi. Latif, Ramazan’ a kıyak geçerdi;  arkadaşlarıyla sohbet ederken kendilerine tost yapıp çay, kahve veya soğuk meşrubat servisi yapardı. Bazen işten geç gelirdi ve alış verişe vakti olmazdı. Çoğu dükkân kapanmış olurdu; hemen caminin kantine gidip lazım olanları alırdı. Biraz pahalıydı ama akşamın geç saatinde başka açık dükkân yoktu.

Ramazan, iki yıldan fazla çiçek serasında çalıştı. Bu iki yılda Mehmet’ i ve Altan’ı bir kaç defa gördü. Her gördüğünde: “ vay hoca!” diye takılmışlardı. Bu yüzden eski çevresiyle ilişkiyi tamamen kesmişti. Zaten eğlence yerlerindeki fahişelere para yedirmediğinden, içki içmediğinden ve kumar oynamadığından çok para biriktirdi. Sadece kamyonet yerine bir de ev parası kazandı. Her ay eşi ve çocuklarına düzenli para da gönderdi.

Parlak bir arabanın hayaliyle Avrupa’ya gelip gönüllü kölelik yapmış, gönüllü sömürülmüştü.  Yıllarca annesinden, babasından, kardeşlerinden, eşinden ve çocuklarından ayrı kalmıştı ama değmişti.  Hayalini kurduğu arabanın bırak sahibi olmak, binememişti bile. Neticede cennet zannettiği Avrupa’yı görmüştü. Çok çalıştıktan sonra Karamanda da karnını doyurabileceğini, rızkını kazanabileceğini öğrenmişti.  En önemlisi, dikkat edilmediğinde, zevki sefaya düşüldüğünde Zeki Kurt gibi akıllı, güçlü, kuvvetli insanların bile perişan olup kertenkele gibi sürünebileceğini, rezil rüsvayı olabileceğini, yuvasının yıkılabileceği görmüştü.

Artık hayalinin, zevki sefasının değil eşi ve çocuklarını mutlu etmek için yaşayacaktı, çalışacaktı, onları yalnız bırakmayacaktı.

Uçak biletleri yaz dönemi çok pahalanıyordu. Bu yüzden yaz dönemine girmeden ilkbaharda gitmeye karar verdi. Bu kararını eşi ve çocuklarına bildirmedi, onlara sürpriz yapacaktı.  

Abdullah konuksever

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Konuksever - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman Mahmudiye Mahallesi 3.Kat 3+1 Satılık Daire

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire. Karaman Mahmudiye mahallesi Medine Cami ve Yaparlar market civarı. Bina tek daire üzerine kurulu 4 katlının...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Yurtsever Group'un 6 Şubesine Personel Alınacak

Akaryakıt sektöründe 6 şubesi ile faaliyet gösteren Yurtsever Petrol Şirketler Grubunda çalıştırılmak üzere bay - bayan akaryakıt satışı ve markette g...

Sahibinden Satılık Nissan Micra

2004 model 1.2 Benzinli Nissan MİCRA. ... 151 bin km,de ... DEĞİŞENSİZ, KAYİTSİZ yanlarda birkaç parça lokal çizik boyalı en fulll PAKEDİ...Yağmur sen...

05065328132 HASAN İMRAN GALERİ NOKTA

Full Stack Developer

Şirketimiz bünyesinde görevlendirilmek üzere Karaman'da ikamet eden ya da edebilecek (Freelance veya Remote değil), Front-and ve back-and olarak NodeJ...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ A.Ş

Golda Gıda Personel İlanı

GOLDA GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. Ülkemizdeki ve dünyadaki entegre projeler arasında, büyüklük açısından, en büyüğü olarak dikkat çeken Bera Holding Gıda...

EMA Plast'a vasıflı ve vasıfsız personeller alınacak

Şirketimiz bünyesin çalıştırılmak üzere elemanlar alınacaktır. İş tanımı: Satış ve pazarlama elamanı Yurtiçi seyahat engeli olmayan B sınıfı ehli...

(0338) 202 01 70 EMA PLASTİK ÜRÜNLERİ İNŞAAT PETROL GIDA SAN.TİC.LTD.ŞTİ.

Sümer Mahallesinde 2.kat 95 M2 2+1 Satılık Daire

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire. Karaman Sümer Mahallesi Belediye Fen İşleri deposu civarı.Bina çift daire üzerine kurulu her katta 2 daire...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Yurtpet Petrol'e Personel Alınacak

Yurtpet Petrol'e Personel Alınacak Yurtpet Petrolde çalıştırılmak üzere bay ve bayan Mareket Elemanı, Pompa Elemanı ve Pazarlama Elemanı Alınacaktır....

Karaman Cumartesi Pazarın'da 4.Kat 2+1 Satılık Daire

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Daire.Karaman Hamidiye Mahallesi Cumartesi pazarında. Bina çift daire üzerine kurulu her katta 2 daire bulunmakta....

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Eğitim Danışmanı Aranıyor

Americanlife Dil Okulları Karaman Şubesinde Eğitim Danışmanı pozisyonunda çalıştırılmak üzere; İletişim Kurma Becerisi olan, Üniversite Mezunu, T...

(0338) 212 22 70 AMERİCANLİFE DİL OKULLARI KARAMAN ŞUBESİ

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Covid-19 Aşısına Nasıl Bakıyorsunuz?