Reklamı Kapat

Yunus Emre Karamanlı mı?

Bir süredir Yunus Emre hakkında yazıyorum.

Bir süredir Yunus Emre hakkında yazıyorum. 2021 Yunus Emre’yi Anma Yılı olarak kutlanacağı için bu yazılara devam edeceğim. Araya başka konular girse de yıl boyunca Yunus Emre yazılarına öncelik vereceğimi belirtmek isterim.

Önceki yazıları kısaca hatırlayalım. Yunus Emre’ye ait olduğu iddia edilen Eskişehir Sarıköy’deki mezar, üç kez açılır ve kemikler her seferinde yeni yerlerine nakledilir.

Anıt mezar, bugünkü haline yakın şekliyle Eskişehir Mihalıçcık İlçesi’ne bağlı Sarıköy’de 1974 yılında ziyarete açılmıştır. Bu anıt mezarın bulunduğu yere 1982’de bir kültür evi, cami ve şadırvan eklenmiş, Yunus Emre’nin bir de heykeli konulmuştur.

Kültür Evi’nde kurulan müzede ise Yunus Emre’yi tanıtan kitaplar, Yunus Emre’nin dörtlüklerini içeren levhalar sergilenmiştir. Yunus Emre’nin ilk mezarından arta kalan mimari parçalar ile bazı etnografik eserler de bulunmaktadır. Tedavülde olan ve üzerinde Yunus Emre’nin temsili çiziminin bulunduğu 200 TL’lik banknottaki anıt mezar, Sarıköy’deki bu anıt mezardır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın piyasaya sürdüğü en yüksek meblağlı banknot bile Yunus Emre’nin Eskişehirli olduğu görüşünün resmî görüş olarak kabul edildiğinin kanıtıdır.

Yunus Emre’nin hayatını ve felsefesini ciddi olarak ilk defa inceleyen tarihçi Prof. Dr. Fuat Köprülü’dür. Köprülü, 1918’de yayımladığı “Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar” adlı eserinde Karaman’dan bahsetmemektedir. Yunus’un Sivrihisar, yahut Bolu çevresinde, Sakarya suyu civarındaki köylerden birinde yetişmiş bir Türkmen köylüsü olduğunu kaydeden Köprülü, “zaman ve mahalli vefatı hiç malum olmayan Yunus Emre’nin medfeni (mezarı) hakkında çok büyük bir ihtilaf vardır” demektedir.

Halim Baki Kunter, “Yunus Emre Bilgiler-Belgeler” adlı eserinde, Fuat Köprülü’nün, Karaman’dan hiç bahsetmediğine dikkat çekmektedir.

Sarıköy’deki mezar, Araştırmacı Abdülbâki Gölpınarlı ve Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş tarafından da Yunus Emre’nin kabri kabul edilir.

-Burhan Toprak, Yunus’u Karamanlı Kabul Eden İlk Kişidir-

Yunus Emre’nin mezarının bulunduğu iddia edilen yerlerden biri de Karaman’dır. Karaman’da Yunus Emre mezarına ilişkin rivayet eskiden beri mevcuttur. Kunter’e göre, Karaman rivayetini ilk defa benimseyen ve ortaya atan 1933-1934 yılında Yunus Emre Divanı’nı yayımlayan Burhan Toprak olmuştur. (Burhan Toprak ve Yunus Emre Divanı’nı bir başka yazıda ele alacağım.)

Yunus Emre’nin mezarının Karaman’da bulunduğunu belirten araştırmacılardan biri de Cahit Öztelli’dir. Cahit Öztelli “Belgelerle Yunus Emre” adlı kitabında, Sarıköy’deki mezarın açılışında bulunan, rapor heyeti üyeleri olarak Halim Baki Kunter, Ahmet Adnan Saygun, Kemal Güngör, Raci Temizer ve Hasan Bıçakcı isimlerini sayar. Öztelli’ye göre, Kurul üyeleri arasında Yunus ile ilgili tek bilgi sahibi Halim Baki Kunter’dir. Öztelli, kitabında şu ifadelere yer verir:

“O da (Kunter) toprak yığınından başka bir şey olmayan mezar başına yüzde yüz inanarak gitmişti. Fakat mezar açılıp da onbeş iskelet çıkınca büyük bir hayal kırıklığına uğramış.”

Cahit Öztelli, ayrıca kurul üyelerinin, rapor hazırlama konusunda, aralarında büyük bir tartışma çıktığını öne sürerek “Sonunda ‘halkın duygularını incitmeme’ (Eskişehirlilerin) gibi bir gerekçe ile rapor yazılmıştır” diye görüş belirtir.

Karaman’da halk, Yunus Emre'nin atalarının Horasan'dan gelerek Karaman eyaleti topraklarına yerleştiğine ve o günkü adıyla Lârende’de yaşadığına inanır.

-Öztelli’nin Kanıtları-

Cahit Öztelli, buna ilişkin kanıtları ise şöyle ifade etmiştir:

“Yavuz Sultan Selim döneminin 871 nolu Konya il yazıcı defterindeki belge Başbakanlık arşivindedir. Bu belgenin 235. sayfasında Yunus'un bağlı bulunduğu aile reisi İsmail Hacı'nın, cemaati ile birlikte Horasan'dan Larende'ye (Karaman) gelerek; burada yerleşip yurt edindiği yazılıdır. Bu belgede adı geçen Hacı İsmail Köyü, Yunus Emre’nin dedesi olan Hacı İsmail tarafından kurulmuş; Karaman'a 29 kilometre uzaklıktadır. Yine bu belgede Yunus Emre'nin, Karamanoğlu İbrahim Bey'den Yerce adındaki yeri satın aldığı ve ölünce mülkününün çocuklarına miras kaldığı belirtilmektedir.”

-Evliya Çelebi’ye Göre-

Cahit Öztelli, bir başka kanıt olarak Evliya Çelebi’yi işaret eder. Evliya Çelebi meşhur eseri Seyahatnamesi’nde 1648 yılında Karaman’a geldiğini ve Karaman’ı gezdiğini, Yunus Emre’nin türbesini de gördüğünü belirtir.

Cahit Öztelli’ye göre “Evliya Çelebi 1600’lü yıllardaki bu ziyaretinde Yunus Emre Türbesini ve mezarını tespit etmiş ve meşhur eserine almıştır.”

-Yunus Emre’yi Sahiplenme Dönemi-

Yunus Emre, 1930’lardan itibaren yeni Türk kimliğinin oluşmasında kullanılacak önemli bir karakter olarak öne çıkarılmak istenir. O dönemde, Osmanlı kültürünün yok sayılmasının yarattığı büyük boşluğu doldurma arayışları vardır.

Yunus Emre’nin mezarının tespiti için yapılan çalışmalar da o yıllarda hız kazanır. Öteden beri Yunus Emre ile ilgilenen Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Heyeti Reisi Halim Baki Kunter, 1943 yılında Halkevleri’ni idare etmek üzere görevinden ayrılmış ve bu teşkilatın müzik çalışmalarını yöneten Adnan Saygun’la tanışmıştır. Saygun, Yunus Emre Oratoryosu’nu bitirmek üzere yoğun şekilde çalışmaktadır.

Yunus Emre, kültür ve sanat gündeminin ilk sıralarına yerleşmiştir. Bu hal uzun yıllar devam eder. Burhan Toprak 1933 ve Abdülbaki Gölpınarlı 1943 yılında Yunus Emre divanlarını yayımlar. Bazı çevreler bu divanları yetersiz bulur. Halim Baki Kunter, bu görüşte olanlardandır. Mükemmel bir Yunus Divanı hazırlanması için Türkiye çapında çok ciddi bir tarama çalışması yapılması gerektiğine inanmıştır.

-Hasan Ali Yücel’in Yunus Emre Genelgesi-

Halim Baki Kunter, Maarif Vekâleti’ne (Milli Eğitim Bakanlığı) başvurur ve dönemin bakanı Hasan Ali Yücel’in imzasıyla bütün valiliklere bir genelge gönderilmesini sağlar. Bu genelge radyoda da okunur.

Genelgede, resmî ve özel kütüphanelerdeki divanlarda ve cönklerde Yunus Emre’ye ait olduğu belirtilen bütün şiirlerin derlenerek yetkili mercilere teslim edilmesi istenmektedir.

Saygun, ilk büyük eseri olan Yunus Emre Oratoryosu'nu bestelemeye 1942 yılında başlamış, 1943 yılının Ocak ayında tamamlamıştır. Eser bir Türk besteci tarafından bestelenmiş ilk oratoryodur.

Eser, Yunus Emre'nin yaşam, ölüm, Tanrı, alın yazısı ve sorunları karşısında çeşitli bocalama ve çabalarını; ve sonuçta "dost"'a ulaşmasını konu alır. Eserdeki şiirlerin tümü Yunus Emre'ye aittir; besteci tarafından seçilip sıraya konulmuştur.

-İlk Türk Oratoryosu, İnönü’ye Armağan Edilir-

Yunus Emre Oratoryosu, Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin büyük salonunda, 21 Mayıs 1946 tarihinde, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü başta olmak üzere bütün devlet erkânı ve kordiplomatiğin yer aldığı seçkin bir dinleyici kitlesi huzurunda seslendirilir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın seslendirdiği eseri Adnan Saygun yönetir.

Eserin önsözüne besteci şöyle yazmıştır:

“Türk ulusunun ilk büyük şairi Yunus Emre’nin ruhunu seslendiren bu oratoryo, güzel sanatların eşsiz koruyucusu, Türkiye Cumhurbaşkanı İnönü'nün yüce varlığına armağandır.”

İngilizce, Fransızca, Almanca ve Macarcaya çevrilen oratoryo, yurtdışında ilk kez 1 Nisan 1947'de Paris’te, 14 Kasım 1958′de New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda, bir ay sonra Almanya’da seslendirilir. Sonraki yıllarda Budapeşte, Viyana, Bremen, Berlin, Vatikan, Moskova ve Nur-Sultan’da (Astana) yorumlanır.

Yunus Emre Oratoryosu “Sanatların Eşsiz Koruyucusu Türkiye Cumhurbaşkanı İnönü’nün Yüce Varlığına Armağan” edilir.

Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, dört gün sonra halka açık bir programla ikinci defa seslendirilen oratoryo için hazırlanan tanıtma kitapçığına yazdığı takdim yazısında, ‘Yunus’un Türk ruhunu dile getirmede, yedi asır boyunca, nefesi her sesin üstünde kalmış bir gönül eri olduğunu’ söyler.

Bu konser kapsamında Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden getirtilen yazma Yunus divanlarıyla Yunus Emre ile ilişkili kitap ve vesikaların orijinallerinden oluşan bir de sergi açılır.

Ahmet Tek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Anket Karamandan.com yeni tasarımını nasıl buldunuz?