O, Karaman'ın yürüyen süslü vazosuydu. Muammer Baran; renkli, çeşitli ve zarif bir kişilik...

Bir gün sokakta birileri, elinde bir yuvarlak tencere kapağını almış, araba yapmış giden birinin ardından bağırıyor:  "Deli, deliii, deliiiiii!" Yoldan geçen bir adam da bu durumu görünce soruyor, "Bunlar sana neden 'deli' diyor?" O da; "Bilmem, aşağıdakiler bize hep "Deli" diyor ama yukarıdakiler de 'Veli" diyor." 

Ben, bu hikayeyi ilk duyduğumda kafamda eksik parçalı yapbozum son parçası tamamlandı. Çünkü anlamadığımız, ortalama yaşamlara uymayarak yaşayan hayatların tüm sahiplerine herkes "deli" diyordu. Şu ara sakinim ama bir ara yaptığım her seçim, etrafımdakilere delilik geliyordu. Önce biraz çekinsem de sonra bu deliliğin özgürlüğüne kaptırdım kendimi; deneyim özgürlüğüydü bu. Etiketleri takmadım. Delirmeden veli olunmuyorsa, o zaman kendi hayatımın velisi olabilmem için delirmem normaldi...

O, Karaman'ın yürüyen süslü vazosuydu. Muammer Baran; renkli, çeşitli ve zarif bir kişilik...

İstanbul' da seminer verdiğim bir dönemde çalışmamıza 25  yaşlarında tatlı genç bir kız geldi. O da, ben gibi hayatın anlamını aramaya yola çıkanlardanmış. Farkındalık etkinliğimiz sonrası yanıma geldiğinde iki göz iki çeşme ağlıyordu, gözlerini de oyacak gibi ovuyor. "Dur! Gözlerine böyle davranmamalısın!" Dedim. Seminerin başında kendimi tanıtırken Karamanlı olduğumu söylemiştim. Neden böylesi ağladığını sorduğumda, "Korkuyorum, çünkü Karaman' da benim hiç tanımadığım ve tanıyamayacqğım bir amcam varmış ve deliymiş, ben de kafamın karışıklığında onun gibi deli olmaktan korkuyorum." Dedi. "Amcam" dediği bizim Muammer Amcamız! "Dur bakalım orada! O, bizim delimizden çok velimizdir!" Dedim ve ona tanıdığım amcasının anlattım.

Şimdi anılarıma gidiyorum da; kıpkırmızı kıyafetiyle, kolunda yanında sürüklediği süslü bisikleti, ellerinde çeşitli objeler, çiçekler, başında enteresan şapkası, muhteşem Türkçesi ve kibar sesiyle okuduğu şiirleri, hal hatır soruşları geliyor aklıma. Bizim anlayamayacağımız o kendine has dünyasıyla çok özel bir simgesiydi şehrimizin.

Şimdi tüm şehir, Karaman’ın “Gönüller Sultanı” Muammer Baran’ı, aramızdan ayrılışının 20. yılında, 29 Nisan 2024 Pazartesi günü anılarla, şiirlerle anmaya hazırlanıyor. Program, onun da mezunu olduğu tarihi Gazi Mustafa Kemal İlkokulu' nda olacak; şimdiki adıyla Gazi Kültür Sanat Merkezi’ nde.

Karamanlı Ozanımız Nevzat Dağlı' da onun için Ankara' dan geliyor. Programın moderatörü Remzi Tartan. Anma programı saat 15.00’te başlayacak ve girişler öğrenci kapısından yapılacakmış. 

Hepimiz oradayız ve onu seven herkesi bekliyoruz.  

Şimdi bir de rahmetli amcam Hasan Pınarbaşı' nın 'Karaman'ın Geçmiş Elli Yılı ve Tanınmış Kişileri' kitabından özetlenmiş Muammer Amca için  yazılmış metni paylaşayım. Ardından Ahmet Mısırlıoğlu' nun  bir şiiri geliyor. Şiirde öyle güzel anlatılmış ki Velimiz, okuyunca gözümde canlandı çocukluğumun koskoca mazisi!

"Muammer Baran, 1926 yılında Mansurdede Mahallesi' nde Lel Hamamı yanındaki evlerinde doğmuş. Babası Hasan Efendi dayhana ve ağdacılıkla uğraşırmış. Annesi Fadim hanımdır. İlkokul ve Ortaokulu Karaman' da, Liseyi Konya' da okumuş. İki ablasından biri evlenerek Ereğli' ye gitmiş. Diğer ablası ise emekli öğretmen Mukaddes Güzelant' tır. Abisi Karaman Belediyesi eski başkanlarından İbrahim Baran'dır.  Muammer Baran amcamız, yedek subay olarak askerlik yaptığı sırada kuleden paraşütle atlama eğitimi sırasında paraşütü geç açılmış, işte ne olduysa bu arada olmuş; psikolojik hastalığının başlangıcına sebep olmuştur. Evlenmiş, fakat çok geçmeden eşinden ayrılmıştır. Bu evlilikten Hasan isimli bir oğlu olmuştur. Muammer Baran rengârenk giyinirdi. Disiplinliydi. Felsefi tartışmalarda bulunur, söyleşilerinde ilginç fikirler ortaya koyar, kimsenin aklına gelmeyen kıvılcımlar saçardı.

Karaman halkı, onbaşı (Veli Çavuş) ve bölükbaşının Millet Partisi' nin odacısı Mustafa amcanın cenaze törenlerinde gösterdiği vefayı Muammer Baran' a da göstermiş. O 29 Nisan 2004 Perşembe günü aramızdan ayrıldığında, haber bir anda kulaktan kulağa yayılmış. Günlük telefon görüşmelerine konu olmuş, böylelikle sadece Karaman değil, Türkiye, hatta dünyanın haberi olmuştur. 30 Nisan 2004 Cuma günü işini gücünü bırakan binlerce Karamanlının katıldığı bir törenle yaşayacağı yeni adresine taşınmıştır..."

Hasan Pınarbaşı

...

KARAMAN'IN SEMBOLÜ MUAMMER BARAN

Bir Muammer Baran geldi geçti Karaman'dan, 
Şu karası akından çok muammadan.
Mehmet Emin' e sorarsanız O, bir gizli evliya, 
İsa dosta sorarsanız,
Kara donlu Beytullah'da rüyaya giren bir veli,
Okumuşa sorarsanız altı lisan bilen bilgi seli.
Ve daha birçok görüş var hakkında hepsi birbirinden değerli.
İsteyen O'nu istediği gibi tarif edebilir ama
Zekâsından kıvılcımlar saçan bu rengârenk zata.
Bir şeyler ekler veya eksiltmeye kalkarsanız,
O hiçbir zaman Muammer Baran olmaz işte bu kesin!
O Karaman'ın yürüyen süslü vazosuydu,
Muzaffer bir kumandan gibi gezerdi caddelerini,
Sanki bilir gibiydi dünyanın gelmişini geçmişini,
Bilir gibiydi altını üstünü yalan gerçeğini.
Hadi itiraf edelim şimdi kaç kişi var aramızda
Ezbere okuyan kırk bir mısralık İstiklal Marşını,
Bir solukta Faruk Nafizin Han Duvarları'nı,
Bir meş'ale gibi aydınlattı Karaman'ı.
Neticede O bir öğretmendi.
Söylemeden geçemeyeceğim, zaten sormazsanız da söyleyeceğim,
Daha ben O'nun fotoğraflarını çekecektim, çekemedim. 
Heykelin dikilmeli Cumhuriyet Park’ına diyecektim, diyemedim 
Ben, diyemedim ama O, dedi yerli yerince,
"Öbür tarafta birbirimizi kurtaracağız inşallah"  diyerek gitti.
Hem de dünden gönüllü gitti. özlediği yeni semtine,
Mütebessim mütevekkil ve bilgece.
Türkçe’yi İstanbul şivesiyle konuşan bu naif insan,
Hava şeker şerbet bir bahar, aylardan yirmi dokuz Nisan
Bir nebze olsun borcunu ödedi vefa gösterdi,
Şiirlerle ilâhilerle uğurladı O'nu bütün Karaman.
Evet, hayatı kutsal bir azaptı belki
Ama O boynunda asılı, çalışmayan kocaman saatiyle,
Elinden eksik etmediği kitabıyla ağız mızıkasıyla,
Meyveler asılı bisikletiyle bizim sembolümüzdü.
Zarafetin son temsilcisi,
Bir eski zaman beyefendisiydi.
O yüzyıllardır söylenegelen
Karamanoğlu Mehmet Beyin Fermanı,
Yunus Emre'nin sevgi dolu sesiydi,
O Başöğretmen Mustafa Kemal'in emanetiydi.
Ne mutlu Karaman'a ne mutlu Karamanlıya,
Sahi ne güzel bir insan, ne hoş bir insan.
Boşalan boşluğu, doldurulamayan, 
Şu bizim Muammer Baran.

Ahmet Mısırlıoğlu

GÜLER PINARBAŞI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güler Pınarbaşı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karamanlılar yeni belediye başkanından hangi alanda çalışma bekliyor?