Ankara Ankara Dedikleri

Bismillahirrahmanirrahim

Ankara Ankara Dedikleri

Tayinim büyük şehre çıkınca önce biraz tedirgin oldum. Ev kiralamak lazım. Yeni bir şehir, alışmak lazım. Yeni iş ve yeni çalışma arkadaşları…

Bunların içinde en önemlisi kalacak yer sorunuydu.

Kadim dostum Recep Yürümez’in kocaman bir evde tek başına yaşadığını öğrenince oturup bir senaryo yazdım. Recep Yürümez’in evi Ankara’ya bir vesile ile gelen bizim gibi taşra memurlarının uğrak yeriydi. “Çay içip gideceğim.” diyen bile asgari bir hafta evin odalarından birisine çöreklendiği için öncelikle evde boş oda olup olmadığını öğrendim. Sonra da oturup bir plan yaptım. En fazla bir haftalığına diyerek odalardan birisine yerleşecek sonra da olmadık bahaneler uydurup süreyi uzattıkça uzatacaktım. Bu planı yaparken hedefim en az bir aydı. Ancak bir ay bitmek üzere. Artık ne yapacağız bilemedim.

Ankara Ankara Dedikleri

Çalıştığım yere gitmek için ortalama kırk dakika araba sürdüğüm için yolları dolduran otomobil denizine alışmam biraz zaman aldı. Ancak dikkatimi çeken ilk şey kimsenin kornaya basmaması oldu ki genellikle bu ahengi bozan ben oluyordum.

Bunun haricinde Karaman’da olmayan ama burada olan herhangi bir şey gözüme çarpmadı.

Sadece bir şey var!

Dostum Recep Yürümez’le anlı şanlı Gazi Üniversitesinin kampüsüne gidip biraz etrafa bakalım dedik. Baktık ki kampüsteki futbol sahasında bir nümayiş var. Renkli formalar giymiş insan kalabalığı top desek top değil güreş desek güreş değil garip bir spor dalıyla meşgul oluyor. Uzaktan bakınca koşup birbirlerine çarpıyor sonra da başlıyorlar yıkışmaya! Ekseriyeti nisa taifesinden oluşan seyirci kitlesi ise hararetle yıkışma anına tezahüratlarla eşlik ediyor.

Ankara’ya geldiğinden beri yazacak bir şeyler arayan ben garip, dostumu da yanımda sürükleyerek renkli elbiseli sporcuların yıkıştığı sahanın kenarına gelmeye muvaffak oldum. Tellerden filan atlayıp seyircilerin arasına biz de katıldık.

Amerikan Futbolu

Meğer sahadaki sporcular adına Amerikan futbolu denen sporu icra ediyormuş. Ama ne icra. Oyunun kurallarını bilmediğimiz için Karaman’daki orta büyüklükteki elma bahçelerinden birisine elma toplamaya gitmek üzere hazırlık yaptığı intibası veren kalabalık sporcu grubunu az evvel bir kamyonun açık kasasından indirmişler gibi bir durum var. Takribi ellişer tane adam iki takım olarak toplanmış. Sahadakilerle bir atışma olsa seyircilerden sayı olarak baskın gelecekleri için dayak yememek işten bile değil.

Saha adam kaynıyor!

Omuzları ve göğüsleri giydikleri koruyucu alet edevattan dolayı bir hayli şişkin görünen bu spor dalının icracılarının tek hoşuma gitmeyen tarafı tayt giymeleri oldu.

Evet tayt.

Hem de beyaz.

Yamuk yumuk bir topun peşinde koşan bu gürbüz oğlanlar ne kadar ciddi görünseler ne derece birbirlerinin üzerine çıkıp tepinseler de tayt giyiyorlardı.

Mesela sahaya aniden bir müzik versek de bunlar sıraya girip bale yapmaya başlasa şaşırmayacağız. O kadar karmaşık duygular içindeyim.

Ben tayt derdindeyken Recep Yürümez de oyunun kurallarını çözmeye çalışıyor ama nafile.

Tosun Paşa

Hele takımlardan birisinde oynayan -maşaAllah- gürbüz bir oğlan epey dikkat çekiyordu. Recep’e dedim ki “Hiçbir şeyle ilgilenme sadece bizim gürbüz oğlana bak bakalım ne yapacak?” Hakem düdük çaldı, bizim Tosun Paşa ufak tefek bir bebeyi önce çarpıp düşürdü sonra da üzerine öyle bir kapaklandı ki. Beyaz tayt giyen bir erkeğe kafamdan geçen tarife tam da buydu. Sonra hakem düdüğünü öttürüp havaya tavus kuşu kuyruğuna benzer fırfırlı bir şey attı. Haydaa!

Kim önde, kim yeniliyor anlamaya muvaffak olamadan oradan ayrılmak zorunda kaldık.

KAAN

O sırada sosyal medyada ilk savaş uçağımız KAAN’ın havalanma anı ve havadaki görüntüleri gözümüze çarptı. Dostum Yürümez görüntüleri “Allah-u Ekber” nidalarıyla karşıladı. Bense gayri ihtiyari “Bu sefer benzin koymayı unutmamışlar.” diye geçirdim içimden.

Devrim arabaları konusu içimde kanayan bir yaradır. Artık kim uydurduysa tarihin en absürt yalanı olan “Benzin koymayı unutmuşuz!” lafına milletin inanması bir tarafa bu yalanı tasarlayanın hayal gücüne ve özgüvenine şapka çıkarmak lazım.

Bumin Kağan, İlteriş Kağan, Bilge Kağan ve göklerdeki KAAN!

Gürbüz oğlanlar Amerikan futbolu oynarken bize uçak vermeyen Amerika’ya inat, oturup bir savaş jeti yaptık. Uçağımızı uçurduk. Dünyanın gözünün içine baka baka “Aha da uçağımız bu!” dedik.

Bunu yapan, üzerinde çalışan, emek veren, emri verip destekleyenlerin hepsinden Allah razı olsun.

Hepsine müteşekkirim!

Son Söz: " Allah atları, katırları, merkepleri de binmeniz için ve hayatınızı süsleyen bir zînet olsun diye yarattı. O, sizin bilemeyeceğiniz daha nice vâsıtalar yaratacaktır. " Nahl suresi 8. ayet

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Göz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karamanlılar yeni belediye başkanından hangi alanda çalışma bekliyor?
Tüm anketler