YENEN ADAM, ŞEHİT

Bismillahirrahmanirrahim

Bu yazımda Mar Bayciev Dramlar II kitabımın girişinden bir bölümü paylaşmak istiyorum.

Gelen şehit haberleri yüreğimizi dağlıyor.

Toplum olarak moralimiz bozuk.

Fakat silkinip kendimize gelmemiz, umutsuzluk gafletine kapılmamamız lazım.

***

Hayatımda yaşadığım en travmatik anlardan birisi İdlib’de Suriye-Rusya ortak hava saldırısıyla 34 askerimizin şehit olduğunu duyduğum dakikadır. Sonrasında sosyal medyada okuduklarım, sevinç çığlıkları filan bir kenara! Bu haber beni öyle derinden etkiledi ki on yaş ihtiyarlamıştım. Belimdeki fıtıktan dolayı hafif öne eğilerek yürüyordum. Allah affetsin, bu çocukların intikamını alalım, belim de sapıyorsa sapsın diye geçirdim içimden! Ertesi sabah bastona düştüm ve aylarca bastondan kurtulamadım ama bir de bunun intikam kısmı vardı!

Birkaç günlük bekleyişten sonra çocuklarımıza yapılan saldırının daha acıları dinmeden haber bültenlerinden insansız savaş uçaklarımızın karşı tarafa neler yaptığını ülke olarak nefesimizi tutup izledik.

Bir daha izledik!

Sosyal medyaya girip bir daha izledik!

Ben kendi adıma konuşayım, o kadar hırs doluydum ki eğer insansız savaş uçaklarımız ve aldıkları o görkemli intikam olmasaydı büyük ihtimalle o gecede kalır ve bir daha da çıkamazdım! Şehitlerimizi rahmetle anıyorum! Yenen Adam işte bu uçağı yapan mühendistir!

Koca bir milletin o gecede takılıp kalmasını engelleyerek kafasını kaldırmasına vesile olan mühendis, hikâyenin odağında onun uçağını yapma serüveni ve askerlerimize yapılan kalleşçe saldırıdan sonraki kırk sekiz saat olmalı.

Ne demek istediğimi anlıyorsunuz herhâlde!

Ülkemiz deprem bölgesi! Maalesef zaman zaman meydana gelen depremlerle canlarımız gidiyor! İşini namusuyla yapan bir kalıpçı ustası, demirci ustası benim gözümde kumarhane işletmecisi Çakır namlı dizi film karakterinden daha değerli!

Ancak kendine ait bir güzellik kavramı olmayan, dili bile olmayan sinemamız tutar bu namuslu adamları hayatın öyle bir yerine koyar, öyle bir hikâye ile yansıtır ki filmi izleyenler bu namusluluğa enayilik der ancak kumarhane işletmecisi Çakır’ın gıyabi cenaze namazı yıllar sonra bile kılınmaya devam eder!

Bunu kabul edemiyorum!

Bize yaptığı inşaatın demirinden çalmayı reddeden yenen adamlar lazım, gelen betonun kalitesini beğenmediği için hem müteahhidi korkudan tir tir titreten hem de beton santrali sahibinin huzurunu kaçıran gerçek kahramanlar lazım!

Bir deprem anının güvenlik kamerası görüntülerinin etkisinden günlerce çıkamamıştım. Deprem bölgesindeki bir hastanenin yenidoğan servisinde çalışan iki hemşire ciddi bir sarsıntı olmasına rağmen minik bebelerin yattığı kuvözleri korumak için yerlerini terk etmemişti.

İsteselerdi kaçabilirlerdi!

Kaçmadılar!

Binanın yıkılıp yıkılmayacağını bilmiyorlardı! Olay Gaziantep’te yani deprem nedeniyle binlerce insanın hayatını kaybettiği yerde olmuştu. Depremin en korkutucu hâlini, sonuçlarını en yakından görmüşlerdi. Ama kaçmadılar. Bebekleri korumaya çalıştılar. Günlerce kafamın içinde türlü türlü hayallerle dolaştım durdum.

Kâh hemşireler Cumhurbaşkanlığı sarayında askerî bir bandonun önünde taltif ediliyor, kâh vali hemşire kızları görünce Sait Faik’in Kör Mustafa’yı görünce ayağa kalkıp toparlanması gibi ayağa kalkıp önünü ilikliyor ya da hastane başhekimi kızların gösterdiği bu fedakârane davranışı en azından yazılı bir teşekkürle onurlandırıyor… Yok…

Biz burada gıyabi cenaze namazları derdinde sahte kahramanların, ipsiz sapsız karakterlerin peşinde koşarken hemşireler sessizce görevlerini yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.

Depremden günler sonra enkaz altından sağ kurtarılan onlarca başarı hikâyemiz varken bunu sadece depremzedenin enkazdan çıkış anını canlı olarak göstermek ve sonra da unutup gitmek gibi cıvık bir laçkalık affedilemez. Orada hayatlarını tehlikeye atan kahramanlar var! Bu kahramanların bir hikâyesi mutlaka olmalı.

Yeter artık! Yengelerine sarkan, gözlerine kestirdikleri kadınları ya da erkekleri nasıl yaparım da elde ederim diye gece gündüz düşünen ilkesiz hayvanlığın yansıtıldığı ve rol karakter olarak gösterildiği dizi filmlerle kâfi derecede oyalandık.

Bize yenen adam lazım!

Türk, Müslüman’dır. Türk’le, ailesi ile, nüfusu ile hesabı olanla hesabımız hiçbir zaman bitmeyecektir.

Son Söz: Peygamber Efendimiz buyurdular:

Sizden biriniz, karınca ısırmasından ne kadar acı duyarsa, şehit olan kimse de ölümden ancak o kadar acı duyar.” (Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 26/1668; Nesâî, Cihâd, 35; İbn-i Mâce, Cihâd, 16)

Doç Dr. Kemal Göz

YENEN ADAM, ŞEHİT

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Göz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.

01

Tan, - ülke coğrafyasının %70'i deprem riski altında

imar af'ları konusunda bir cümle yok...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Nisan 02:03


Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karamanlılar yeni belediye başkanından hangi alanda çalışma bekliyor?