Mecmûatü’l-Fevâid Selanik Nüshası

2022 ramazan bayramı sonrası beş - on mayıs arasında Antalya’ya bir gezimiz oldu.

Gezimizin asıl amacı 1475 yılında Gargaradan yani şahsi doğum yerimiz olan Ermenek Güneyyurt beldesinden Selanik’e tehcir edilen ve 550 yıl sonra 1923 senesinde Lozan antlaşması sonrası uygulanan mübadele gereği Antalya’ya yerleştirilen Gargaralıların torunlarıyla tanışmak ve sohbet etmekti.

Kısacası anlayacağınız, İstanbul fethedildikten sonra elde edilen Avrupa topraklarına Türklerin yerleştirilmesi gerekiyordu. Bu bağlamda mücadeleci ve fetih ruhlu Karamanoğlu topraklarından da Avrupa’ya tehcir ve iskânlar oldu. Bunlar arasında Ermenek Gargara köyünden de kırk elli hane göç ettirildi.

İşte bu gargara benim köyümdür, buradan gidenler Selanik Kesendire’ye geldiklerinde kendilerine gösterilen alana Gargara adını vererek geldikleri köyün adını yaşattılar. Bu Selanik Gargara köyü mübadelede yani Türkiye’deki Rumların Yunanistan’a, Yunanistan’daki Türklerin de Türkiye’ye tehcir ettirilmeleri sırasında Antalya Değirmen önü köyüne yerleştiriliyorlar.

Değirmen önü şu anda Murat Paşa ilçesinin merkezi olup Kaleiçi’nin hemen dibidir. Yüz yıl önce Antalya, sadece kale etrafında yoğunlaşan küçük bir yerleşim yeridir. Selanik göçmenleriyle burası bugün devasa bir Antalya kentinin temelini oluşturulmuştur.

Selanik’teki Gargaralılar dilden dile kendilerinin Konya’dan (O zamanlar Konya Karaman eyalet merkezidir) geldiklerini ve geldikleri köyün adının da Gargara olduğunu anlatıyorlar.

Antalya’ya yerleşen Selanik Gargara köyü eşrafından Hasan oğlu Emin Efendi torunlarından Emin Necdet Bağrıyanık adlı değerli kuzenim, asıl temel Gargara köyünü araştırırken şahsımın Gargara ile alakalı yayınlarını görür ve benim telefonumu bularak temasa geçer.

Antalya Değirmen önü mevkiine Selanik Gargara, Avanlı ve Baraklı köyleri halkları 1924 yılında mübadele yasasıyla iskân edilir.

Değirmen önüne yerleşen bu ata yadigârı kuzenlerimizle buluşmak üzere Emin Necdet beyin daveti üzerine geldiğimiz Antalya’da ağlatan mülakatlar yaptık. “Gargara / Kırgızistan – Türkiye - Yunanistan” adlı tarihi gerçeklere ve arşiv kayıtlarına dayanan hikâye – roman tarzı eserimiz için bilgi ve belgeler topladık.

Emin Necdet beyle ve Osman Soydal hocamla ev ev dolaşarak en yaşlılarla görüştük.

Burada Gargaralılardan bir hemşerimizin evindeki, Selanikten dedesinin getirdiği kitapları incelerken aralarında oldukça hacimli bir eser dikkatimi çekti. Kapağını açtığımda Arapça Mecmûatü’l-Fevaid adını görünce adeta dünyam farklı bir dünyaya dönüştü. Onlara hiçbir şey açıklamadan büyük bir sevinç ve mutlulukla kitabı incelemeye başladım. Eser Paris nüshasıyla aynıydı.

Mecmûatü’l-Fevâid Selanik Nüshası

550 Sene Öncesinden Gelen Dev Eser

“ … 32 sene önce!

Fazlullah oğlu Veysel Efendi 1440’lı yıllarda Ermenek Tol Medersede astronomi ve tıp bilimleri ana bölüm dalı başkanı büyük hekim Beşir Çelebi’yle olan talebe hoca münasebetini ve onun İstanbul’a nasıl alındığını halka ince ince anlattı:

“Ben o zamanlar otuz yaşlarındaydım, Beşir Çelebi 65 yaşlarındaydı.

Gargara’dan birkaç talebesi vardı, birisi de bendim.

Mecmuatü’l-Fevaid adlı takriben 600 sayfalık büyük tıp kitabını yazıyordu. İbn-i Sina’nın el-Kanun fi’t-tıbbından da alıntılar yapıyor, İbn-i Sina bugün yaşasaydı Ermenek dağlarındaki otlardan çok terkipler çıkarırdı, derdi.

Ayrıca Beşir Çelebi, başta Kalinos ve Hipokrat olmak üzere antik çağ doktorlarından da önemli görüşleri kitabına koydu. İslam Medeniyetine büyük hizmet etmiş Zehravi, Cami, Minhaç sahibi, İbn-i Baytar, İbn-i Müellif ve Razi gibi birçok Müslüman hekimden de tıbbi reçetelerinde alıntılarda bulundu.

Benimle çok alakadar oluyordu, ben ona Gargara’nın ve İzvid-i Ulvi’nin kuzeylerinde yer alan bozkırları kendi isteği üzerine defalarca gezdirdim.

Beşir Çelebi Gargaranın Üssüz yaylasının da isim babasıdır, aslında o, ıssız, demişti ama halk bunu Üssüze çevirdi. Üssüzü çok severdi, Üzssüze çıktığımızda, Ayıbeleni, Sorkun, Balkusan ve Tekeçatı yaylalarını beraber dolaşırdık.

Buralardaki nebatatın bolluğundan ve şifa kaynağı olduğundan hayran kalırdı. Bütün nebatlardan numuneler alıp çeşitli hastalıklara deneyler yaptı.

Üssüz yöresi yaylalarında orman olmaması ve sadece ıtırlı bitkilerle mücehhez olması nedeniyle birçok hastalığa şifa olan terkip ve macunlarda, haplarda ve merhemlerde Üssüz nebatatı kullanmıştır.

Beşir Çelebi Mecmuatü’l-Fevaid / yararlı tıbbi terkipler adlı eserinde yer alan birçok ilacın Üssüz yöresi otlarından yapıldığını belirtmek için “Şih-i Ermen / Ermenek acı yavşanı, Kil-i Ermen / Ermenek kili, Börk-i Ermen / Ermenek börkü yani kuru patlıcanı gibi tabirler kullanmıştır.

Özellikle Üssüz yaylasında yetişen ve bir Sa’ter / kekik türü olan Güvey otuna sık sık yer vermiştir.

Üssüz seyahatimizde yatılı da giderdik bazen, akşamleyin Karamanoğlu Türbesi civarında konuşlanan yaylacı Gargaralılarda ve Yörüklerde misafir olurduk.

Yörüklerle de hep tıbbi ilaç ve şifalar üzerine konuşur onların ürettikleri katran, bise ve ziftin nelere yararlı olduğunu onlardan dinlerdi. Bu hususta adı geçen eserinde birçok terkibe ve merheme yer vermiştir.

Mecmuatü’l-Fevaid adlı hekimimizin bu eseri sanıldığı gibi sadece otlardan değil maden, hayvan ve otlar olmak üzere üç büyük alandan şifalı ilaçlar üretme yollarını yazmıştır.

Hangi maden hangi hastalığa şifadır, hangi hayvanın - evcil olsun yabani olsun- hangi organı hangi derde devadır belirtmiştir. Nebatat ise eserde ansiklopedik olarak en büyük yeri tutmaktadır.

Beşir Çelebiye, o zamanlar elimde olan ve Arapça olarak şifa kaynaklarını tasnif edip tıbbi ölçü ve tartıları anlatan on sayfalık bir risaleyi de teklifim üzerine kitaba eklediler. Bu risale şu girişle Arapça aslı gibi yazıldı:

“Bil ki bu satırlar, şu anda da mevcutları bulunan, yaşamakta olan abdaldan Resul oğlu Ali oğlu Ömer oğlu Yusuf oğlu Ömer oğlu Melik Eşref telifinden çıkarılmıştır.”

Ayrıca hekimimiz Beşir Çelebi şifalı bitkilerin, hayvanların ve madenlerin tamamını alfabetik olarak yazarak kitaptan istifadeyi kolaylaştırmıştır.

Mecmuatü’l-fevaid’in son yüz sayfasında Hacı Zelnel Attar namıyla bilinen Ensari Hüseyin oğlu Ali’nin “Türk, Arap, Acem, Süryani ve Yunan kaynaklarında deva – ilaç adları” isimli kitabı yer almaktadır.

Hekimimiz Mecmuatü’l-Fevaid’i tamamlayıp Karamanoğlu İbrahim Beye sunuma hazırladıklarında kitabın başına kendisi için ne yazılması hususunu bizzat bana sordular. Ben kendisi için şu şekilde yazmasını tavsiye ettim:

“Hekimlerin başı, önden gidenlerin lideri, eşyanın gerçeklerini bilen, doktorların en üstünü, Mevlana Beşir Çelebi hazretlerine ki kendi eleştirel yeteneklerinden ve temiz, bağlı yüreğinden bu kitap ortaya çıkmıştır.”

Beşir Çelebi Mecmuatü’l-Fevaid’i tamamlayınca baş tarafında İbrahim Beyimize sunum olarak şunları yazdı:

“Bu kitabın kaleme alınmasına yol açan ve önder olan sebep: Acemlerin Sultanı, milletlerin hâkimi, kalem ve kılıç sahibi, Acem ve Arapların iyiliklerinin kefili, Suskunlar Yurdunun mülkünün varisi, güvenlik sancağını yükselten, dünyanın en adaletli sultanı, Konya vilayetinin önderi, parlak ve aydınlık İslam Dininin Allah’ın inayetiyle yardımcısı, Mehmet Han oğlu Karamanlı Sultan İbrahim - Allah saltanatını sürekli, delilini parlak, yardımcılarını güçlü, iktidarını uzun kılsın- Bey hazretlerinin yüce emri ve değerli yazısı olmuştur.”

Bu ithafla bu dev eserin kaleme alınması Karamanoğlu Beyi II. İbrahim Bey (1423-1464) tarafından istendiği açıkça belirtilmektedir.

Hekimimiz Mecmuatü’l-Fevaid’i istinsah için bana da görev verdiler. Bana Mısıra gönderilecek olan nüshaları istinsah vazifesini tevdi etmişlerdi. Geceleri sabahlara kadar çalışıyor Mısıra gönderilecek üç nüshayı bitirmeye çalışıyordum.

Sonunda dört nüsha hazırladım, üç nüsha Mısıra gönderildi, bir nüshası bende kaldı.” (Gargara / Kırgızistan – Türkiye – Yunanistan adlı eserden)

İşte Fazlullah oğlu Veysel Efendinin 550 sene önce Gargara’dan (Güneyyurt Ermenek Karaman) Selanik’e yanında götürdüğü dev eser “Emin” ellerden bugüne gelebilmiştir.

Ve bu eser Haziran 2022 itibarıyla önümüz geldikten sonra hızla başladığımız bir çalışmayla titizlikle çevirisi Ekim 2023 itibarıyla tamamdır.

Uzman bir ekiple başkanlığım altında tashihi sürmektedir.

Eserin aslı, asıl sahibine yani “Emin” ellere tevdi edilmiştir.

Mükremin Kızılca / 21 Ekim 2023 / Güneyyurt - Ermenek - Karaman

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mükremin Kızılca - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karamanlılar yeni belediye başkanından hangi alanda çalışma bekliyor?
Tüm anketler