Kur’an-ı Kerim Yakan Deyyusa Dair

Bismillahirrahmanirrahim

Biraz gecikmiş bir yazı!

Ne zaman bir manyak yalnızlıktan sıkılıp da dikkat çekmeye çalışsa Kur’an-ı Kerim’e saldırıyor.

Onlarla hesap ayrıca görülür.

Ben de dilim döndüğünce bu konuyla ilgili edebiyat bağlamında derdimi anlatayım.

Babamın Masası

Babam çekirdekten yetişme marangoz. Her Kayserili gibi önce bir meslek öğrenip onu icra etmiş sonra da ticarete atılmış.

Mesleğini yapmayalı yirmi yılı geçmiş ama bir gün eline aldığı şarjlı bir matkap ve testere marifetiyle bahçesindeki asmalar için bakanın şaşırıp kalacağı asmalıklar yaptı. Sonra da nereden kafasına esti bilmiyorum bir masa yapmaya koyuldu.

Biz evdekiler önce kayıtsız bir tavırla uzaktan çalışmaları izledik. Masa yavaş yavaş görünmeye başlayınca da toplanıp toplanıp fikirler vererek ustanın başını ağrıttık.

Uzun bir uğraştan sonra masa bitti.

Ben elimde çay bahçeye doğru inerken önce arkası dönük babamı gördüm. İki elini beline koymuş bittiğine kanaat getirdiği masaya bakıyordu.

Hiç ses etmedim. Masa ustasını izliyorum. Bir iki adım atıyor, bakıyor bakıyor… Yerini değiştirip başka bir açıdan yeniden bakmaya başlıyor…

En sonunda kendi kendine “İşte bu!” dedi.

-‘‘Vay! Nihayet bitti mi? Çok güzel olmuş!’’ diye balıklama masayla ustanın arasına girip hızlıca yürüyerek çay bardağını üzerine bıraktığım masayı incelemeye başladım.

Allah’ım Allah’ım kıyamet kopuyordu neredeyse! Ben nasıl o çay bardağını masanın üzerine koyarmışım. Zaten elimin de eğimi yokmuş, ya çay dökülürse ne yapmalıymış…

Şaşırdım kaldım!

Yıllar sonra yaptığım okumalar bana şunu öğretti: Sanatçı ile sanat (üretilen) arasındaki ilişki insanoğlunun hayattaki yerini duygusal tatmin olarak da belirliyor.

Babam sonraki bir ay boyunca masa nasıl olmuş, diye herkese sordu! Biraz ilgilenen olursa hangi ağacı masanın neresinde kullandığını, neden kullandığını tafsilatıyla anlatıyor, masayı önemsemeyen yarım ağız güzel olmuş diyenlerin arkasından atıyordu.

Hiç hazzetmediği bir komşu sırf masadaki ustalığı tam isabet anladığı için onu övmeye, adamın aslında çok iyi birisi olduğunu bile söylemeye başlamıştı.

Babam komşuyu överken annemin elindeki çatalı pat diye yere düşürdüğünü hatırlıyorum.

Demek ki sanatçı ortaya koyduğu sanattaki ustalığı görenleri seviyordu!

Yine masa ustasının tabiriyle söyleyeceğim:

“Ustanın sanatındaki inceliği göremeyenler ve üzerine gelişi güzel çay bardağı koyanlar adam değildi!”

Annem de oğlunu koruyor; “Ee, niye yapıldı o zaman bu masa?” diyor.

Bir mavi yakalıyı (işçi) aldığı azıcık maaşa rağmen ayakta tutan ürettiği malla arasındaki sanatçı-sanat ilişkisiydi.

Beğeni ölçüleri damıtılmış entelektüel bir ruh benim gibi gafillerin göremediği sanat eserlerini görebiliyor ve sanatçıya mutlak bir saygı duruşunda bulunuyorlardı. Bunu büyük yazarlarda mesela Tolstoy’da veya Dostoyevski’de bir km uzaktan bile seçmek mümkündü!

Sanatçı ve ortaya koyduğu sanat arasındaki ilişki beni yıllarca düşündürdü durdu!

Verdiğim karar şu oldu!

Entelektüel bir ruhta şunların olduğunu tespit ettim. (Yalnız okumuş yazmış, üniversite bitirmiş, doktora tezi savunmuş olmak entelektüel olunduğu anlamına gelmez!)

Ertelemiyorlardı!

Ertelememek demek kendi üzerlerinde iradelerine tam ya da tama yakın bir hâkimiyetleri olduğu anlamına geliyordu. (Dersi sonra çalışırım diye boşlamak, işleri sonraya bırakmak, çöpü sonra atarım diye biriktirmek vs.)

Yaptıkları işte mutlak bir içtenlik vardı!

Yani laf olsun diye iş yapmıyorlardı.

Dünyada yapılması en zor işlerden birisi olan “Düşünmek” eylemini zaman zaman yapabiliyorlardı.

Tabletlere telefonlara dalıp vakti harcadıkça geviş getiren danalar gibi boş boş bakmaya başlamıyorlardı.

Postmodernizmin bütün aygıtlarının insanı bu özelliklerden uzak tutmak için tasarlandığını düşünmeye başladım.

Artık işçi ürettiğini yekpare olarak göremiyor! Mobilya fabrikasında çalışan X kişisi vidasını sıktığı yatak odası takımının bitmiş hâlini seyredemiyor. Geriye çekilip bunu ben yaptım diyemiyor, sanatsal hazzı tadamadığı için kendi varlığının öneminin farkına varamıyor! Hep mutsuz!

Instagram ya da Tiktok bağımlısı bebe dünyadaki varlığını konumlandıramıyor! Mesela Ay’a, Güneş’e saniyede kanatlarını altmış defa çarpan sineğe bakıp onlardaki sanatı göremiyor. Sanatı göremeyince aklıyla sanatçıya gidemiyor!

Mesela Ramazan’da oruç tutmamak her insanın yapabileceği türden bir gafillik. Ancak bunu açıktan herkese göstermek irade ve entelektüellik bağı açısından fecaat bir durum.

Hele hele bunu çağdaşlık olarak pazarlamak affedilemez bir hata!

Rahmetli Hocam Salican Cigitov Sovyet döneminde yetişmiş bir ati idi. Yıllarca kafa yordu durdu! Edebiyat teorisi derslerinde zaman zaman dersten kopup bu konuları sesli düşünmeye başladı. Entelektüellik ve irade arasındaki bağa geldi.

Sonra hâlini soranlara Allah’a şükür demeye başladı.

Etrafınızda düşünmeyi bilen adamlara bakın mutlaka bu sonuca ulaştıklarını göreceksiniz!

Okurlarımı insan ve hayvan arasındaki farkın ne olduğu konusunda derin bir düşünme mesaisine davet ediyorum.

Şimdi bunu bir örnekle renklendirelim.

Bir adam paha biçilemeyen bir rönesans tablosuna çürümüş yumurta atsa (Bunu yapamaz da farz edelim.) herifi parça pinçik ederler!

Kur’an-ı Kerim’e karşı yapılan saygısızlıkların içtenlikle bir tepki görmemesinin nedeni nedir?

Bir siyasi parti mitinginde bile bir milyon adamın toplandığı Türkiye’mizde sanatçının ortaya koyduğu en önemli sanat ürününe yapılan saygısızlığa karşı kayıtsızlığın sebebi nedir? Bunu sizin takdirlerinize bırakıyorum!

Son Söz: "Evet, bu böyledir. Kim Allah’a ait nişânelere saygılı davranırsa, bu kalplerin takvâlı olmasındandır." (Hac, 22/32)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Göz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.

05

Türkyılmaz - Eğer İslam alemi Kur'an'daki İslamı hakkı ile yasamış olsaydı, kimseler kutsal kitabımıza zulmetmeye cesaret edemezdi. Müslümanlar tıpkı sizin babanizın henuz boya ve vernik gormemiş masasına çay bardağı biraktığıniz gibi İslamı keyiflerince kullanip ciddiye almadıkları için elin ne idiğü belirsizleri de Kur'an ve İslamı ciddiye almadılar.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Temmuz 16:32
03

Metin Bilgin - Kemal bey yazılarınızı zevkle okuyrum farklı bir tarzınız var teşekkürler. akademik zam iyiydi camia okusun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 23:21
02

Sb - Anılarla realitenin buluşması, sanatın sanatçının samimi bir dille ele alınışı yine keyifle okuduğumuz satırlar kaleme alınmış. Bizlerle eserini paylaşan değerli yazarımıza teşekkürler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 20:37
01

Sk - İnsan bir şeyi inanarak yapınca ona verdiği kıymet de aynı oranda oluyor. Sanatçının eserine olan saygısı bu inanca dayanıyor. Eser bittikten sonra ona verilen değer aslında sanatçının kendine ve inancına olan saygısını temsil ediyor.

Bizim kalbimizdeki Allah sevgisini, birbirimize olan bağlılığımızı elimizden boşuna almaya çalışmıyorlar. Her dakika yeni bir şeyle ortaya çıkıp Müslüman âleminin imanını test ediyorlar.

En büyük sanatçı Allah'tır. O büyük sanatçının kelamı olan Kur'an-ı Kerim'e yapılan saygısızlığa ses çıkarmamak Allah'a yapılan en büyük saygısızlıktır. Allah'ım bizi bu saygısızlık karşısında dimdik duranlardan eylesin. Âmin.

Hocam Allah kaleminizin gücünü artırsın, azaltmasın. Kaleminize sağlık, yine çok önemli noktalara değinmişsiniz. Gelecek yazılarınızı merakla bekliyoruz.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 17:50


Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karamanlılar yeni belediye başkanından hangi alanda çalışma bekliyor?