YAŞARKEN ÖLEN, ÖLDÜĞÜNDE BİLE YAŞAYAN İNSANLAR

Bazı insanlar öldükten sonra bile topluma hizmet ederken bazı insanlar ise yaşarken öldüklerinin bile farkında değiller. Peki, yaşarken bir insan nasıl % 50 ölür? Kabre konulmadan bir insan nasıl %50 ölmüş sayılır? Yeryüzünde dolaşan, nefes alıp veren bir insan gerçekten ölü sayılabilir mi? Sizce dünya nüfusunun yüzde kaçı yaşarken öldüğünün bile farkında değil?

Ortalama insan ömrü 70-80 yıl arasıdır. Çocukluk yıllarımızı çıktıktan sonra sorumluluk şuuruyla hareket ettiğimiz ortalama 45-50 yılımız kalıyor Rabbimiz nasip ederse. 45-50 yıl süresince kime, neye hizmet ettiğimiz bizim canlılık kalitemizi, devamlılık süremizi, sonsuzluk hayatımızı belirliyor. Kimileri bu yıllar arasına koskocaman bir hiç bırakırken kimileri bu yıllar arasına anlamlı yaşanmış koskocaman bir dünya bırakıyor.

Bir gün hepimiz hayat ağacından yere düşecek olan meyveleriz. Kimimiz ağaçtaki bir meyve gibi ham, çürük, kurtlu olarak toprağa karışacak. Kimimiz olgun bir şekilde toprağa karışacak. Meyveler gibi olgun bir şekilde toprağa karışan insan, öldüğünde bile yaşamaya devam eden insandır. Ham, çürük, kurtlu bir şekilde hayatına devam eden insan yaşarken ölen, ancak bunun farkına bir türlü varamayan insandır. Bütün insanların amacı güzel, anlamlı bir şekilde yaşanmış bir hayatla toprağa düşmek olmalıdır.

Gelin beraber bu yazımızda yaşarken ölen, öldüğünde bile yaşayan insanların farklı yanlarına değinelim:

Yaşarken öldüğünden bile habersiz insan, hazzını aklının ve kalbinin önüne geçirmiş, kumandayı ona vermiş, onu vezir etmiş insandır. Öldüğünde bile yaşayan insan, haz duygusunu gemlemek için kendisiyle mücadeleye girişmiş kalbini, ruhunu aklını özgürleştirmiş insandır.

Yaşarken bile öldüğünden habersiz insan, iman bağıyla Rabbine, sevgi bağıyla insanlara ve diğer canlılara bağlanamayan insandır. Öldüğünde bile yaşayan insan, güçlü bir imanla Rabbine bağlanmış ve bunun gereklerini yaşantısında göstermiş insandır. Diğer insanlara ve canlılara doğru akmasını bilen, onların içine karışan dışta soğuk, donuk kalmayan insandır.

Yaşarken öldüğünden bile habersiz insan, başkalarının gözyaşından habersiz, sadece kendisini ve çıkarlarını düşünen şefkat ve merhametten uzak taş kalpli insandır. Öldüğünde bile yaşayan insan, toplumdaki yanlışlara karşı duyarlı, başkalarının dertleriyle dertlenebilen merhametli yumuşak kalpli insandır.

YAŞARKEN ÖLEN, ÖLDÜĞÜNDE BİLE YAŞAYAN İNSANLAR

Yaşarken öldüğünden habersiz insan, sahte güneş ve hazinelerin peşinde gösteriş ve mal mülk biriktirme aşkıyla bir ömrü heba eden insandır. Öldüğünde bile yaşayan insan ise önce Kur’an’ın güneşi ve Rahman’ın hazinesinden ilim öğrenen, onu önceleyen, yaşayan, öğrendiklerini öğretme gayreti içinde olan insandır.

Yaşarken öldüğünden habersiz insan, şikâyeti dilini dolayan, karamsar, geçmiş ve gelecekte yaşayarak bugünü ucuzca harcayan insandır. Öldüğünde bile yaşayan insan ise şükreden bir gönlü besleyerek şükrü çoğaltarak şükran duygusuyla özünü gürleştiren, bugünü yaşayan, Yaratıcının rahmetinden, geleceği güzelleştirme gücünden ümidini kesmeyen insandır.

Yaşarken öldüğünden habersiz insan, yaptıklarının bir gün elbet kendisinde, çocuklarında, yakınlarında görüleceğini düşünmeyen yaptığının yanına kâr kalacağını düşünen insandır. Ektiğine, dilinden çıkana, eylemlerine, niyetine dikkat etmeyen insandır. Öldüğünde bile yaşayan insan ise ne ekersen onu biçersin, şuuruna sahip geleceği güzel ve anlamlı yaşayışıyla güzelleştiren, hiçbir canlıya baş ağrısı olmayan, gönül sızısı vermeyen insandır.

Yaşarken öldüğünden habersiz insan, kendisini vazgeçilmez sanan, kibir bataklığında sahte güneşlerden ilgi ve övgü devşiren, başarı ve gücü sadece kendisine yakıştıran başkalarına tepeden bakan Yaratıcıyla büyüklükte yarışa cüret eden insandır. Öldüğünde bile yaşayan insan ise acz ve fakrını, sınırlarını ve sonluluğunu bilen, büyüklüğü sadece âlemlerin Rabbine veren insandır.

Yaşarken öldüğünden habersiz insan, çalışarak üreterek kendine eğitim olarak yatırım yaparak kendisini, çevresini, ülkesini güzelleştirme gayreti içinde bulunmaz. Beklenti ve tembellik döşeğinin konforundan çıkmak için bir çaba göstermez. Öldüğünde bile yaşayan insan, kula minnet etmez; beklenti içine girmez. Namerde değil, merde bile muhtaç olmamak için çalışma ve üretimin içerisinde bulunur. Öğrenme yolculuğunu canlı tutar, oldum, tamam demeden, çokbilmişlik tuzağına düşmeden son nefesine kadar çevresine ışık olur.

Yaşarken öldüğünden habersiz insan, bedava her gün verilen zamanın cebine dünya ve sonsuzluk hayatı için bir şey koymayı düşünmez. Zamanı ucuzca ve boş işlerde harcar. Güneşte eriyen buz misali geçen zamanların, ömür sermayesini erittiğinin bir türlü farkına varamaz. Öldüğünde yaşayan bir insan ise zamanı en kıymetli hazinesi bilir; ekranlar karşısında, boş işler ve gayesiz insanlar için sayılı hazinesini tüketmez. Daha kıymetli emanet olan zaman hazinesini, en kıymetli şeyler için harcar.

Yaşarken öldüğünden habersiz insan cimri ve korkaktır. Yaratıcının kendisine verdiği imkânları sıkar da sıkar. Yaratıcıya değil, elindekilere güvenir. Ne kendi yer ne de bir Allah’ın kuluna ulaştırır. Korkaktır, atılım yapmaz; hakkını hakkıyla savunamaz. Öldüğünde yaşayan insan ise cömert, ahlaklı ve cesurdur. Hakiki mülk sahibinin ve mülkünde devamlı olanın Yaratıcı olduğunu bilir. Verdiklerinden gönül hoşluğuyla verir; bilir ki, en az verdiğinin iki katı kendisine dönüş yapacak. Cesur ve ahlaklıdır, atılım yapar; Hakkı tutar kaldırır, haksızlık etmez, hakkı için mücadele eder.

Yaşarken öldüğünden habersiz insan, tefekkür ve tevekkül yolculuğunu kendi özünde başlatmaz. Zihnini, özünü, niyetini güzelleştirmek için çaba harcamaz. Kendisiyle değil, başkalarıyla uğraşır. Onların günahlarını görmek ve tartmak için bir gayretin içine girer. Kadere teslim, taksimata razı olmaz. Kıskançlık hastalığıyla kendini ve başkalarını zehirler. Öldüğünde yaşayan insan ise önce kendi zihnini, özünü ve çevresini güzelleştirmeye çalışır. Başkalarının hatasına odaklanmak yerine kendi hatasına yoğunlaşır. Taksime ve kadere razı olur; kıskançlık ve isyan hastalığına düşmez, farklı arayışlara kapı aralamaz.

ALİ ALTAYLI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Altaylı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karamanlılar yeni belediye başkanından hangi alanda çalışma bekliyor?