KARAMANLI BİR YİĞİT

Toplum olarak hepimizi üzen, yıkan, yaralayan, sarsan can ve mal kaybına sebep olan daha önce ülkemizde bu kadar geniş alanda görülmemiş olan bu deprem, şiddetli kış gününde bize toplum olarak bireysel sızılarımızı, çıkmazlarımızı, imtihanlarımızı unutturdu.

Herkes kendi derdini unutup birlik ve beraberlik bayrağı altında toplandı. Gidebilen deprem bölgelerine şahsi arabalarıyla ya da grup olarak akın etti. Gidemeyenler maddi destek ve dualarını gönderdi. Hemen hemen herkes Yaratıcının kendine verdiği imkânları paylaşmak için yarışa girdi. Sosyal medya vasıtasıyla hızlı haberleşme ve destek sağlandı. Milletimizin asil bir millet olduğu bu depremde iyice mühürlenmiş oldu. Dünya bunu duydu, gördü, bildi.

Devamlı müşterilerimden Hakan ALTUN bir hafta önce salı günü öğleyin 13.30’da işyerine geldi. Abi deprem bölgesine ANTAKYA’YA gideceğim acil ayakkabı lazım, dedi. Ayakkabısını buldu, giydi. Bir koli ayakkabıyı da alarak Aktekke Meydanı’na gitti. Dün yanıma geldi, abi emanetlerini ulaştırdım, tek tek kendi ellerimle çocukların ayağına giydirdim, dedi. Teşekkür ettim.

Gördüklerini anlattı. Arabamla battaniye, yiyecek, su, elbise götürdüm. Altı saatte Antakya’ya vardım. Görünce çok etkilendim, adeta şok geçirdim. Türkiye’nin her tarafından insan vardı. 13 yaşında Meryem isimli bir kız çocuğu ve yine aynı yaşlarda Çınar isimli bir erkek çocuğunun çıkarılmasına yardım ettim. Anlatılmaz yaşanır, diyerek sözlerine devam etti. Üşüdüğümü görünce Azerbaycanlı bir asker montunu çıkarıp verdi. Altı gün kaldım, dört gün yemek yemedim. Hiç de açlık hissetmedim. Dönüş on yedi saat sürdü, yollarda tırcılar vardı. Dönüşte acıktığımı hissedince tırcılardan bisküvi istedim. Bisküvi ile açlığımı yatıştırdım. Tekerim patladı, lastikçi bulana kadar yavaş yavaş jantın üstünde gelmek zorunda kaldım.

Yine komşum esnaf Mesut abi hocam bana bir ayakkabı ver, kepçe operatörü lazım olmuş; beni arkadaşlar çağırdılar, deprem bölgesine gideceğim, dedi. İşyerini oğluna bırakıp deprem bölgesine gitti. Bu örnekler gibi kaç tane yiğit, fedakâr, cömert insan bay-bayan Karaman’dan deprem bölgesine gittiler. Sadece Karaman’dan değil ülkemizin ve dünyanın hemen hemen her tarafından insanlar deprem bölgesine ulaştılar. Gidemeyenler ise her türlü desteğini esirgemediler.

Mutlu Yüzler Derneği, Yunus Emre Vakfı vb. vakıf, dernek, sivil toplum kuruluşları, bu zor zamanda Karaman’a gelen depremzedelere yardımcı oldular. Acımızın büyük olduğu bu zor zamanda devletin tüm kurum ve kuruluşlarına- özellikle AFAD ve Kızılay’a -sivil toplum kuruluşlarına, bireysel olarak “ben ne yapabilirim” bu zor zamanda depremzede kardeşlerim için diye kafa yoran, fedakârlıkta bulunan herkese teşekkürü bir borç bilirim.

Adeta toplum olarak bize bu deprem “Beterin beteri var haline şükret dostum.” dedirtti. 6 Şubat’tan önce hepimizin şahsi imtihanları vardı. Bu imtihanlarla günlerimiz gelip geçiyordu. Bu bireysel imtihanların altından nasıl kalkacağımızı, üstesinden nasıl geleceğimizi düşünüyorduk.

Kimimiz hayat pahalılığının altında eziliyordu.

Kimimizin iç huzuru, ev huzuru yoktu.

Kimimize sağlık sorunları bir türlü göz açtırmıyordu.

Kimimizin ev sahibiyle işyeri sahibiyle sorunları vardı.

Kimimiz yıllardır çocuk sahibi olamamış, kimimiz ise çocuklarıyla anlaşamıyordu.

Kimimiz bir türlü istediği işi bulamıyordu. Çalıştığı işten bir türlü memnun olamıyordu.

Kimimiz elindeki bin bir türlü nimeti görmezden geliyor, aç gözlülük ve şikâyetle gününe gün ekliyordu.

Kimimiz evinin bir türlü ısınmadığından, eski olduğundan yeni eve geçemediklerinden hayıflanıp duruyordu.

Kimimiz evde pişen yemeği beğenmiyor, hanımına sorun çıkarıyor, ağza alınmadık laflar söylüyordu.

Kimimiz markalı kıyafetleri, ayakkabıları olmadığı için üzülüyordu.

Kimimiz sıcak yuvasının, eşinin, çocuklarının kıymetini hakkıyla anlayamıyordu.

Kimimizin ailevi sorunları tavan yapmıştı.

Kimimizin akrabalarından ve komşularından memnun değildi.

Kimimiz bayat ekmeklerle arası hiç iyi değildi. Sofrada bayat ekmek dururken tazeyi yiyordu. Bayat ekmek ise küfleniyordu. Bayat ekmeği betonlar arasında bulamayanları gözlerimizle gördük.

Kimimiz en değerli hayat, dirilik, canlılık nimetinin farkında bile değildi. Depremde vefat eden kardeşlerimiz bizi derin tefekküre yöneltti.

6 Şubat 04.17’den sonra küçük imtihanlarımızı unutup aslında bu imtihanların ne kadar da küçük olduğunu gördük. Sızlandığımız bazen beni mi buldu diyerek büyüttüğümüz şahsi imtihanlarımızın önemsiz olduğunu hatırladık. “Cihan dolusu bela başında varken ne bağırırsın küçük bir beladan? Gel, tevekkül kıl.” gerçeğini bir kez daha hatırladık. Depremden önce başımıza gelen küçük bir belayı, zorluğu, abartıyor zihnimizde büyüttükçe büyütüyorduk. Hem kendimize hem sevdiklerimize dünyayı dar ediyorduk.

Hz. Mevla’nın şu sözü bizim şükrümüzü arttırıyor, şikâyetimizi azaltıyor: “İmtihan içinde imtihan vardır. Derlen toplan da ufak bir imtihana satma kendini.”

Deprem, yangın, salgın hastalıklar, savaş gibi toplumsal imtihanların yanında şahsi imtihanlarımızın aslında ne denli küçük, önemsiz olduğunu anladık. Aslında ne de çok şeye sahip olduğumuzu anladık. Yanımızda bulunan eşimizin, çocuklarımızın, annemizin, babamızın, komşularımızın ve tüm insanların değerini anladık. Sinek ısırması gibi çok küçük imtihanların büyük imtihanlar karşısında sıfırlandığını gördük.

Can ve cananın, malın mülkün bir anda elimizden gidebileceğini güçlüyken güçsüz duruma düşebileceğimizi gördük.

6 Şubat depremi bize çok şey söylüyor. Mülkün sahibi olan Yaratıcımız milletimize yardım etsin. İdarecilerimize güç versin. Vefat edenlere rahmetiyle muamele etsin. Hastalarımıza acil şifalar nasip etsin. Sağ kurtulan kardeşlerimize, bacılarımıza, çocuklarımıza da hayırlı bir gelecek nasip etsin. Toplu imtihanlardan milletimizi muhafaza etsin.

ALİ ALTAYLI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Altaylı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Karamanlılar yeni belediye başkanından hangi alanda çalışma bekliyor?