Sivil Toplum ve Önemi

Kolaycı ve basit bir tanımlama olarak; toplum denilen alanın devlet dışında kalan bölümüne ‘sivil toplum’ adı verilir. Hatta toplum bir pistona benzetilerek; pistonun bir bölümü devlet, diğer bölümü ise sivil toplum olarak isimlendirilir. Örneğe uygun olarak; devlet ileri gittiğinde sivil toplum küçülür, devlet geri çekildiğinde sivil toplum büyür. Bu kolaycı tanımlama, devlet ile sivil toplumu bir karşıtlık olarak ele alma eğilimindedir.

Doğu toplumlarında sivil toplum kavramı devletin yaşam alanlarına aşırı yayılımı nedeniyle ‘devlet sivil toplum’ karşıtlığı olarak tanımlamanın haklı gerekçeleri var. Bu durum da, özellikle Türkiye gibi üstün ve baskın devlet geleneği olan ülkelerde sivil toplum kavramının liberal bir içerik kazanmasına neden oluyor. Devletin küçülmesi, özelleştirme veya özel girişimin kamu girişimi karşısında pozisyon kazanması gibi unsurlar, doğrudan sivil topluma mal ediliyor.

Sivil toplum örgütleri netice itibariyle desteğini halktan almakla beraber, belli çıkar çevrelerinin sivil toplum örgütlerini kişisel veya belli bir gurubun çıkarları doğrultusunda kullandıkları, bu nedenle de başarılı olamadıkları, hatta tepki çektiklerini söylemek sanırım yanlış olmaz. Kendisi veya kendilerine bağlı kişileri nemalandırmak adına, paravan sivil toplum örgütleri kuranları da ülkemizde görmek mümkün

Toplumun temel taşı “insanın” özveri ve katılımcılık kabiliyetinden doğan sivil toplum kuruluşları; özellikle son yıllarda ülkelerin demokrasi ve kalkınmasının lokomotifi haline gelmiş, kabul edilmiştir.

Başta merkezi hükümetler olmak üzere, siyasi partiler, mahalli idareler, odalar, meslek kuruluşları, akademik kurumlar ve çok sayıda kurum ve kuruluşun oluşumu; sivil toplum şeklinde özveri ve katılımcılık duygularının sonucudur.

Kurumların oluşumu kadar da; faaliyet ve etkinlikleri; seçilen ve seçenlerin katılımcılık derecesi ile orantılıdır. Kurumların sağlıklı doğuşu, etkinliklerinin yine seçenlerine paralel bir verimlilikle yürütülebilmesi sunuşu ülkenin demokrasisine kollektif ruh ve girişimcilik kabiliyetine katkısı, “Katılımcılık” Dolayısıyla demokrasi seviyesi yüksek ülkelerde hem ekonomik kalkınma hem de halkın refahına katkısı yüksek olur. Sivil toplum algılanmasının, faaliyet ve etkinliklerinin cezbedici olması; mahalli hatta merkezi idarelerin yükünün azalmasına, birçok detaylar yerine gerçek alanlarda başarı kazanmasına vesile olacaktır.

Merkezi hükümetler; başarılı olmak istiyorsa; toplumun katılımcılık duygusuyla uzlaşmak mecburiyetindedir.

Sivil toplum kuruluşlarının önünün açılması teşviki, özendirilmesi kolektif ruh ve katılımcılığın her alanda yaygınlaştırılması fertlerin birbirine “GÜVEN” beslemesinin, dolayısıyla girişimciliği teşvik edecektir.

FETTAH GÜVENTÜRK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fettah Güventürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Bugün seçim olsa oyunuz kime?
Tüm anketler