Kendine tutun ve yaslan

Geçen akşamların birinde işyerinden evime dönerken önümdeki otomobilin arka camındaki yazıya gözüm ilişti. Yazılan yazıyı okuyabilmek için otomobili takip ettim. Otomobile biraz yaklaşınca yazıyı okuyabildim. Otomobilin arkasında şu cümle yazıyordu: “Yaşarken elimizden tutan yok, ölürken salımızdan tutan çok.” Arabaların arkasında yazan yazılar kısa; ama anlamı çok derin. Büyük ve gizemli dünya içinde yaşayan biz insanların çıkmazları, istekleri, gözlemleri, hayalleri, umutları, kayıpları, acıları birkaç kelimeden oluşan cümlelerin içine sıkıştırılmış. Bir zamanlar arabaların arkasında yazan yazıları not ettiğim bir defterim vardı. Nereye koyduğumu unuttum, çoktandır ilişmedi evin hiçbir yerinde.

Bugün gelin, hep beraber bu anlamlı, otomobilin arkasına yazılan güzel söz üzerinde kafa yoralım. Doğruluğunu, eksikliğini, yanlışlığını masaya yatıralım. Bu cümleden hemen hemen birçoğumuz kendi yaşamından izler bulabilir.

Kimimizin güvendiği dağlara kar yağmış,
Kimimizin el uzattıkları vefasız çıkmış,
Kimimizin büyük beklentileri suya düşmüş,
Kimimizin en zor zamanlarında dostları yan çizmiş,
Kimimizin içinde kor ateş gibi yanan hedefleri yerini bulmamış,
Kimimizin insanların neden olduğu sonbahar ve kışı uzun sürmüş, baharı geç gelmiş,
Kimimizin de umutları, hayalleri, atılımları; karamsar, bedbin, garantici en yakınları tarafından engellenmiş.

İki kısa sıralı cümleden oluşan bu tümcenin ilk kısmı, bizim zihin ve gönül dünyamızda hangi pencerelere kapı aralıyor bakalım. Yazıyı yazdıran kişi, büyük bir ihtimalle genç, “yaşarken elimizden tutan yok.” demiş.

Acaba! Yaşarken elimizden tutan başkaları mı?
Yoksa elimizden tutan sadece kendimiz miyiz?
Yoksa bizim elimizden tutan sadece Yaratıcı mı?

Üniversiteden yeni mezun olduğum yılları - işin, eşin, huzurun olmadığı kaygı, üzüntü, stres ve evdekilerin büyük beklentilerinin çok olduğu o günleri-hatırlıyorum. Toplumsal baskının üzerimden buldozer gibi geçtiği ve benim gam ve kedere gark olup geleceğe ve insanlara ümitsiz baktığım o günleri hatırlıyorum. Gençleri anlıyorum, insan bazen hayatının belirli dönemlerinde kendini çaresiz, yalnız, desteksiz hissediyor.

Böyle bir dönemde elimdeki deftere şu beyti yazmıştım:

Çıktığın yolda teksin ve garipsin unutma,
Eş dost, akrabam var diye kendini avutma!

En yakınımız olanlardan yardım ve beklenti noktasında ümidimizi tamamen kesip bizim sesimizi işiten, güç, imkân ve yardım noktasında sınırsız zenginliğe sahip Rabbimize güvendiğimiz zaman özgürleşiyor, gürleşiyor, hayal kırıklığına uğramıyoruz. Birincisi sınırsız güç sahibi Yaratıcımıza güvenmemiz; ikinci olarak da planlı programlı, bilinçli çalışarak gelecekten ümit var olarak kendimize güvenerek bedava verilen zaman, aklın, ruhun, kalbin, gönlün içine her gün az da olsa yararlı bir şeyler koyarak yola koyulmak. Hedeflerimiz her daim canlı tutarak tutku ve aşk ile yolda olmak.

Bu konuyla ilgili yine Namık Kemal:

Sana senden gelir bir işte dâd lâzımsa
Zaferden ümîdin kes gayriden imdâd lâzımsa

(Ancak sana senden gelir bir işte yardım lazımsa. Başkalarının yardımıyla gerçek zafere ulaşamazsın. Bir işte başarılı olmak için başkalarından beklenti içindeysen o işten ümidini kes.)

Aslında insan umduğunu hakkıyla bulamaz. Beklenti içinde olduğumuz insanlar da bizim gibi aciz ve değişkendirler. Hem başkalarından gelen devamsız ve minnetledir. Bazen tavuk verip kaz umabilirler. Aldıklarımızdan dolayı yalancı bir hatır saymak zorunda kalabiliriz. Belki onlar da bizim yaşımızdayken zor bir dönem geçirdiler. Bulundukları konuma nasıl geldiklerini kendilerine sorsan belki bizden daha çaresiz ve yardımsız bir şekilde işe koyulduklarını işiteceksin. Bin bir zorlukla sabırla işe koyulduklarını tekrar tekrar dinleyeceksin.

Cenap Şehabettin: “Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir.”

İnsan anne karnında yalnız, dünyada çokluk içinde yalnız, yaşlanınca çok yalnız, ölürken de yalnızdır. Sadece gerçek ilim sahipleri, çok zengin olanların, makam ve şöhret sahiplerinin çevresi geniştir. O çevrede onlara en fazla kabir kapısına kadar eşlik edebilir. Çoğumuz yalnız bir şekilde hayatın ve içindekilerin zorluklarına karşı tek başına mücadele veririz. Karşılaştığımız her insandan ve başımıza gelen her olaydan bir şeyler öğrenir, daha farkındalı ve güçlü bir şekilde hayata tutunmaya başlarız.

Fuzûlî:

Ne yanar bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
(Bana, ne gönül ateşimden başka kimse yanar ne de sabah rüzgârından başka kimse kapım açar.)

Otomobilin arkasında yazan ikinci cümle ise “ölürken salımızdan tutan çok.” tümcesiydi.

Gerçekten, bu dünyada yaşarken yaşamanın hakkını vermemiş bir insanın cenazesi kalabalık olabilir miydi?

Ses getirerek mi sonsuzluk yolculuğuna uğurlanırdı, yoksa sessizce mi?

Salından tutan insan sayısı gerçekten çok olur muydu?

Yaşamanın hakkını verememiş, hız ve hazzına gem vuramamış, Yaratıcı ve yaratılan ile sağlıklı iletişime geçememiş, kendi bencil dünyasını aşıp insanlığa hizmet edememiş, insanlardan ümidini kesip emeğinin karşılığına ve Yaratıcıya güvenememiş, rızkı tamamen Rabbinden bilememiş, sebepleri ilahlaştıran her bir bireyin ölürken de salından tutan çok az olacaktır.

Araba arkası yazı demişken birkaçını yazmadan geçmeyelim.

Konuma gerek yok menfaati olan bulur.
Anlatılanlar başka yaşananlar başka.
Maziye bakma mevzu derin.
İtibar kaybolmayan servettir.
Azrail bile ayağıma gelecekse sen neyin tribindesin?

Ali ALTAYLI

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Altaylı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Bugün seçim olsa oyunuz kime?
Tüm anketler