Kont Drakula ve Patavatsızlık

Türlü, sevdiğim yemekler arasında yer almaz. Tabağımdaki bir yiyeceğin yanına bir başka yiyeceği koymayı da sevmem. Yalınlık şiarımdır. Yazılarımda da bu alışkanlığımın izleri vardır. Ne anlatacaksam, sadece o konuyu yazarım. Okuyucuyu bunaltmak istemem. Sevmediğim bir şeyi başkasına ikram etmem.

Bu yazı biraz türlü misâli olacak. Şimdiden affınızı dilerim. Hotel Transilvanya’nın Kont Drakula’sı ile Elmalılı Ümmî Sinan’ı, özlü sözlerle patavatsızlığı bir köşe yazısında buluşturdum. Türlü sevmeyenler masadan kalkabilir.

Hotel Transilvenya

Benim kitaplara ihanetimin sebebi sinemadır. Beyazperdenin sihirli atmosferi, bu dünyadaki gerçek aşkım olan kitaplarla arama giren aşüftedir. Öyle kılıklara girer ki, her seferinde beni büyülü fenerler altında rüya alemlerine uçurur. Beyazperdenin güzelleri arasında seçim yapmam da mümkün değildir. Her dilberde gönlümden bir parça kalır. Büyük Rus sinemacı Andrey Tarkovski’nin filmleri kadar animasyonlar da benim sinema dilberlerinden kurulu haremimin gözdeleridir.

“Hotel Transylvania” adlı animasyonu birkaç kez izledim. Eğer bu filmden haberiniz yoksa size sadece üzülebilirim. Siz tv allamelerinin açık oturumlarını, gündüz kuşaklarının içeriksiz programlarını veya kimin eli kimin cebinde olduğu belirsiz dizileri izlemeye devam edebilirsiniz.

Hotel Transilvanya, Kont Drakula'nın sahibi olduğu, yüzlerce canavar türünün aileleriyle insanların dünyasından uzak bir şekilde rahatça yaşadıkları süper ötesi bir mekandır. Kont Drakula ‘Karanlıklar Prensi’dir. Bunun yanında bir babadır. Mavis’in aşırı korumacı babasıdır. Mavis gençtir, meraklıdır, maceraperesttir, heyecan peşinde koşmak, dünyayı tanımak istemektedir. Yani her genç gibidir.

Kont Drakula, kızının bir gün Hotel Transilvanya’yı terk edip gideceğinden korkmaktadır. Bu yüzden Mavis’e kötülüklerle dolu uydurma hikâyeler anlatmaktadır. Kont Drakula, hem kızını koruyabilmek hem de içlerinde Frankeştayn ve gelini, Mumya Adam, Görünmez Adam'ın da bulunduğu bir grup canavar için güven ve huzur yuvası olarak Hotel Transilvanya'yı açmıştır. Kont Drakula'nın yaşamı, gerçek dünyadan bir genç adamın otele gelmesi ve kızı Mavis'e ilgi göstermesiyle altüst olur.

Yukarıda anlattığım bölüm, Hotel Transyylvania filminin ilkinden kısacık özettir. Filmler için spoiler vermek haramdır. Bu kadarı bile çok olmuştur.

Ümmî Sinan

Ümmî Sinan, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Aziz Mahmut Hüdayi gibi mesajlarını şiirleri ile veren ve Niyazi Mısrî’nin hocası olan mutasavvıf şairimizdir. Antalya’nın Elmalı ilçesinde doğmuştur. 17. yüzyılda yaşamıştır. Şiirleri Yunus Emre’nin takipçisi olduğunu gösterir. Ümmî Sinan’ın bir dörtlüğü şöyledir:

“Bir pınarın başına
Bir testiyi koysalar
Kırk yıl anda durursa
Kendi dolası değil.”

Bu şiir, hiç ilgisi yok ama Hz. Mevlana’nın, " Deniz ne kadar büyük olursa olsun, ondan testin kadar su alabilirsin” sözünü hatırlattı. Pınar’ın başında boş testi olmakla, küçük bir testiye denizi sığdırmaya çalışmanın hikmetini sufilere sormak gerekir.

Hz. Mevlana’dan söz etmişken, şu veciz ifadesini isteyen kulağına küpe yapsın:
“Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.”

Türkçeye nereden geçtiği bilinmeyen bir söz vardır: Patavatsız. TDK Türkçe Sözlük’te patavatsız kelimesinin karşısında şöyle yazılıdır: Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen (kimse).

Kubbealtı Lugatı’nda ise isim ve sıfat olarak kullanıldığı ifade edilen patavatsız kelimesi “Sözünün uygun düşüp düşmeyeceğini, nereye varacağını düşünmeden konuşan, önünü sonunu düşünmeden aklına estiği gibi söz söyleyen veya davranan (kimse)” diye tanımlanmıştır.

Duman Yerine Köz, Laf Yerine Söz

Yazıyı madem türlü diye sunacağız, biraz daha çeşitlendirelim derim.

-Ayarı (ölçüsü) bozuk olanın, mi‘yârına (tartısına) güven olmaz.
-Dumana değil köze, lafa değil söze bak!

Bu dünyada her şeyin ruhu olduğuna inanan güzel insanlar vardır. Onlara göre, eşyanın da ruhu vardır. Onlar, “Ruh okşanmaktan hoşlanır. Kaba insanın kabalığı, eşyayı kullanırken ortaya çıkar.” demişler. Sufilere özenerek, “makamların da ruhu vardır” diyebilir miyiz?

Nöroloji biliminin alanında olabilir, benim bilmediğim konulardandır. Beyin ile dil arasında bağlantı olduğunu okumuştum. Her iki organdan birinde rahatsızlık varsa veya bu iki organ arasındaki bağlantıda kopukluk olursa kısa devre yaşanırmış. Kısa devre sigorta attırır, zarar verir.

Kûhistan Sultanı İskender bin Kâbus’un, oğlu Gilan Şah için yazdığı Kâbusnâme adlı eserde şu nasihat yer alır:

“Kendini sıkıntıya sokacak sözü söyleme. Bu durumda susmak daha iyidir. Güzel söz söyleyen güzel cevap işitir. İstediğini söyleyen istemediğini işitir. (Kötü söz insanı dinden, tatlı dil yılanı ininden çıkarır) derler.

En küçük oğlumun isim babası Şirazlı “Sadi” ile türlümüzü tamamlayalım:

“Câhil için en iyi hâreket, sükûttur; fakat zâten bunu bilebilseydi, câhil olmazdı.”

Ahmet Tek 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Bugün seçim olsa oyunuz kime?