Karaman Görülmeye Değer mi? Kim, Niye Gelsin ki?

Karaman’ın en yaşlı iki evinin hüzünlü öykülerini okumak isteyenler buyursun.

Üniversite sınavı için İstanbul’a gittiğimde yaşım on sekizdi ve yaşadığım şehir Karaman’dan ilk kez Konya dışında bir yere çıkıyordum. İlk görmek istediğim kent Ankara’ydı. Öyle yaptım; önce Ankara’ya gittim. O yıllarda adı “Tandoğan Meydanı” olan, 14 Nisan 2015 tarihinde, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yapılan oylama sonucunda “Anadolu Meydanı" olarak değiştirilen kavşağa yürüdüm. Ankara Otogarı oraya yakındı. Meydan, meydana benzemiyordu. Büyük kavşaktı ve kavşağın göbeğinde işeyen çocuk heykelli bir fıskiyeli havuz vardı. (O heykel Ankara’nın en güzel sanatsal mekânı Cer Modern’in girişinde.)

Oradan Maltepe’ye, Kızılay’a kadar yürüdüm. Nerden bilirdim, üniversiteyi o meydanın yakınında okuyacak, iş yerim uzun yıllar Maltepe olacak ve ben iş çıkışlarında Kızılay’a yürüyeceğim. İlk evim bile Ankara’nın ilk gördüğüm meydanına yakındı. Hayat, sürprizleriyle hayattır. Bizi şaşırttığı sürece varlığını fark ettirir.

Yıllar geçti. On sekiz yaşım çok gerilerde kaldı. Türkiye’de ayak basmadığım yer, dünyada görmediğim ülke sayısı azdır. Gezmeyi hep sevdim. Seyahatler için hiçbir fırsatı kaçırmadım. Gezip gördüğüm yerlerde şaşkın şaşkın dolaşmadım. Meraklı yanımın yanı sıra, bakmayı, görmeyi, anlamayı, yazmayı zorunlu tutan bir mesleğin mensubuydum. Gezilerim emekliliğimden sonra da devam etti, eski temposunda olmasa da…

Bunca cümleyi, sözü Karaman’a getirmek için yazdım. Karaman’ı bilmeyen, Karaman’ı görmemiş biri olsam, “Bir gezgin olarak Karaman’a gelir miydim?” Başlıktaki gibi sormak gerekirse, “Karaman görülmeye değer mi? Kim, niye gelsin ki?” sorusunun yanıtını samimiyetle vermek istiyorum.

Karaman Avantajlı Şehir

Evet, Karaman’a gelirdim. Karaman’ı gezerdim. Karaman’ı, gezip gördüğüm yerleri yazardım. Karaman, Anadolu’nun birçok şehrinden daha çekicidir, görülmeye değer yerleri pek çoktur. Kültürel dokusu, tarihi mirası, doğal güzellikleri, ulaşım kolaylığı ve konaklama imkanı birçok şehre göre avantajıdır.

Yaşadığımız yerleri kanıksarız, güzelliklerini görmez oluruz. Karaman, Karaman’da yaşayanların büyük bölümü için gezilecek, görülecek yeri olmayabilir. Karaman’ın yazıya dökülmemiş, fotoğrafları paylaşılmamış onlarca saklı köşesi vardır. Gitmediğimiz, görmediğimiz yerler asla bizim değildir. Buraları yeryüzü cenneti olsa bile anılarımızda ve zihnimizde sığınacakları iğne ucu kadar yer bulamazlar.

“Karaman’da Mutlaka Görülmesi Gereken On Yer” başlıklı yazının ilk bölümünde Karadağ, şehir mezarlığı, Hatuniye, Aktekke ve İmaret’i özetledim. Karadağ’ın doruklarına tırmanıp sonra mezarlıkta toprağın altındakilerle buluşmaya gittik. Gül bahçesine dönmüş mezarlıktan şehrin kalbine yürüdük. Hatuniye’yi, Aktekke’yi ve İmareti gezdik. Listenin ilk beşini tamamladık.

  • “Git, gör İmaret'i aman!
    Kimler geçmiş zaman zaman
    Velhâsıl şu Karaman
    Yazıla yazıla bitmez...”

Bekir Sıtkı Erdoğan’ın Karaman şiirinin son kıtasına uyup, yazıya İmaret’le nokta koymuştuk.

Şairin söylediği gibi, “Karaman yazıla yazıla bitmez.” Görülecek birçok yer var ama yazıya başlamadan önce sınır koyduk; on lokasyon belirledik. Şimdi Karaman’ın mutlaka görülmesi gereken beş yerini daha gezeceğiz. Şehir merkezinden uzaklaşmadan iki güzel eve konuk olalım.

İstanbul’un İzleri Bu Konakta

İlk durağımız Topucak Mahallesi’nde Tartan Konağı. Konak, Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün resmî sitesine göre 1810, aile bireylerinden Remzi Tartan’a göre 1841 yılnda yapılmış. Buna göre, Tartan Konağı 212 veya 181 yaşındadır. İster 212, ister 181 yaşında olsun, inşa edildiği tarihteki özelliklerini koruyarak Karaman’ın ayakta kalan ve ziyarete açılan en eski konağıdır. Tartan Konağı’nın ilk özelliği, İstanbul’dan esintiler taşımasıdır.

Konak, Tartan Ailesi’nin büyük büyük dedeleri Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılır. Tartanzade Hacı Ahmet Efendi, Osmanlı’nın son dönemine eserleriyle damga vuran Balyan kardeşlerle görüşür. Balyan Kardeşler Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı, Valide Sultan Sarayı, Aynalıkavak Kasrı, Malta Köşkü, Selimiye Kışlası, Davutpaşa Kışlası, Beyoğlu Kışlası, Darphane-i Amire, Beşiktaş Akaretler, Galatasaray Lisesi, İTÜ Taşkışla binası, Nusretiye Camii, Kağıthane Camii, Valide Sultan Camii, Zeytinburnu Barut Fabrikası’nın da aralarında bulunduğu yüzlerce eseri İstanbul’a kazandırmışlardır.

Hacı Ahmet Efendi, işleri başlarından aşkın, dünyanın en ünlü mimarlarıyla boy ölçüşen Balyan kardeşleri Karaman’a getirememiştir. Zaten böyle bir niyeti de yoktur. Ahmet Efendi’nin ahir ömrünü huzur duyacağı, güzel bir evde geçirmekten başka amacı da yoktur. O, kendisi ve ailesi için Karaman’ın en güzel evini yaptırmanın düşünü kurmaktadır.

Hacı Ahmet Efendi, Balyan kardeşlerin ekibinden tecrübeli dört inşaat ustası ve iki kalem işi ustasını İstanbul’dan Karaman’a getirtir. Bu ustalar sarayların, köşklerin yapımında emek vermişlerdir. Ustalar iki yıl süren yoğun çalışmadan sonra bugün Tartan Konağı olarak adlandırılan iki katlı, sekiz odalı, iki kilerli yapıyı tamamlarlar.

  • Fotoğraf: 2012 yıllık Tartan Konağı'nın son sahibi Ahmet Tartan

Şimdi böyle iki cümleyi yazıp geçmek kolaydır. Ama 18. yüzyılın koşullarında, İstanbul’dan rica minnet getirilen hünerli ustaların Karaman’da konaklaması, yeme, içme başta olmak üzere her türlü ihtiyaçlarının karşılanması, ücretlerinin ödenmesi o kadar kolay olmasa gerek. Konağın yapımında kullanılan malzemeler de dikkate alınacak olursa, yüklüce servet harcanmıştır.

Konakta kalem işi süslemeler dikkat çekicidir.
Konağın birinci kat sofasının sekizgen tavanına Sultanahmet Cami, Çırağan Sarayı, Beyazıt Yangın Kulesi, II. Mahmut Türbesi, çarklı vapur ve yelkenli gemi resimleri işlenmiştir. Karaman’a payitahtın serinliğini ve izlerini taşıyan ilk konak, Tartan Konağı’dır.

Bir Acı Kahve İçemedi

Ne hazindir ki, Tartanzade Hacı Ahmet Efendi’ye konakta yaşamak nasip olmaz. Sedire bağdaş kurup bir acı kahve bile içemez. Kırmahalle’de oturan ve halkın Araplar olarak adlandırdığı geniş sülalenin atalarından olan bir Sudanlı hizmetçi Hacı Ahmet Efendi’yi sırtına bindirip inşaat süresince ve iş bitiminde konağı gezdirmiştir. Hacı Ahmet Efendi, bu Sudanlı’yı hacdan dönüşünde beraberinde Karaman’a getirmiştir. Ev yapıldığı sırada yaşlı ve hasta olan Hacı Ahmet Efendi, ustalar işi bitirip gittikten birkaç gün sonra vefat eder.

Konak, Tartan Ailesi tarafında 1977’ye kadar kullanılır. Bu tarihten itibaren kaderine terk edilir. Aile, konağın yıkılmasını istemez, korunması için karar alır ve bu yüzden hisseleri paylaşmazlar. Aile üyelerinin arzusu, konağın restore edilip müzeye dönüştürülmesidir.

Remzi Tartan-Metin Sözen İş Birliği

Bu işi 17 çocuklu Hacı Sami Tartan’ın 16. çocuğu olan Remzi Tartan üstlenir. Konağın yıkılıp gitmesini önleyen kişi de Remzi Tartan olmuştur. Remzi Tartan, konağın kurtarılması ve Karaman’a kazandırılması için çalmadık kapı bırakmaz, yıllarca koşturur. ÇEKÜL Başkanı, Türkiye’de kültürel mirasın korunmasının öncülerinden mimar Metin Sözen de destek verenlerdendir. Geç olmuş, güç olmuş ama sonuç alınmıştır. Kamulaştırılan konak restore edilerek, 2007 yılında hizmete açılır.

Tartan Konağı’nın öyküsü, Orhan Pamuk’un Sessiz Ev romanından daha etkileyici, daha derindir. Okurlara ulaşmak için yazarını beklemektedir. Belki birileri yazmıştır veya yazmaya devam ediyordur. Tartan Konağı’nın romanı Karaman’ın yakın tarihinin de aynası olacaktır.


Hürrem Hanım, Zarif Hanım

Tartan Konağı ile yarışacak güzellikte bir başka ev de Hürrem Dayı Evi’dir. Karaman’ın yıkılmadan ayakta kalmayı başarmış, en yaşlı evidir. 300 yaşında olduğu iddia edilmektedir. Bir sahibesi vardı ki, Karaman’ın en zarif, en hassas kadınıydı. Kimseleri incitmedi. Kalbi kırıldıysa da kimselere hissettirmedi.

Onun hayat hikâyesi çok hüzünlü. Şatafatlı bir evden huzurevine uzanan 91 yıllık hayat yolculuğu. Hürrem Dayı, Karaman’ın ağzı dualı kadınlarındandı. Hayat öyküsünü kısmet olursa ayrıca yazacağım. O, doğup büyüdüğü evini Karaman’a miras bıraktı.

Hürrem Dayı Evi, Koçakdede Mahallesi’ndedir. Geleneksel Türk evi mimarisinin Karaman’daki en güzel örneklerindendir. Ev ismini son sahibi olan Hürrem Hanım’dan almıştır. Hürrem Hanım evini Karaman Belediyesi’ne bağışlayıp huzur evine yerleşmiştir. Ev ahşap ve kalemişi süslemeleriyle öne çıkmaktadır.

Karaman’da görülmeye değer bir mekanı sadece mekan olarak görmezsiniz. O mekanın öyküsü mekandan daha çarpıcıdır. Dili olsa da konuşsa dediğimiz bu olsa gerek. Yerimiz kalmadı. Sonra devam edeceğiz inşallah.

AHMET TEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?