Karaman’da Mutlaka Görmeniz Gereken On Yer

Dünyada herkesin mutlaka ‘ölmeden önce görmeliyim’ dediği birçok yer vardır. Bu konuda yüzlerce kitap yazılmış, belgesel filmler yapılmıştır.

Dünya seyahati maalesef ülkemiz yurttaşlarının büyük bölümü için artık hayal ötesidir. Günümüz koşullarında memleket içinde yaz tatili için bile bütçe ayıramayan milyonlar vardır. Halkın büyük bölümü uzak diyarların ilginç yerleri bir yana, ülkesinin cennet köşelerine bile gidemeyecek yoksunluğa düştü.

► Fotoğraf; Merdal

Böyle bir ortamda memleketim Karaman’a gitmek isteyenler veya Karaman’da yaşayıp çevresinden habersiz kitle için bir çalışma yapmak istedim. Bu konuda kaynak araştırırken, Vali Tuncay Akkoyun’un Karaman’ın il oluşunun 33. yıl dönümü nedeniyle yayınladığı mesajında, şu ifadeler dikkatimi çekti:

  • “Bizim Yunus’un diyarı, Şeyh Edebâli’nin toprağı, Piri Reis’in memleketi, Hz. Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî'nin muhterem validelerinin makberi, Türk dilinin başkenti Karaman’ın il oluşunun 33. yıl dönümündeyiz.
  • Her taşında kadim medeniyetimizden izler taşıyan; Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı Devleti’ne ev sahipliği yapan, mimari eserleriyle kültürümüzü ve değerlerimizi yansıtan şehrimiz, tabiatıyla da eşsiz bir doğal güzelliğe sahiptir.”

Vali Akkoyun’un bu açıklaması üzerine, ‘Karaman merkezde mutlaka görülmesi gereken on yer” listesi hazırlansa ne iyi olur diye düşündüm. Bu listeyi başkasından beklemek yerine kendim hazırlamaya karar verdim. Gelin şimdi hep birlikte benim seçtiğim bu yerlerin ilk beşine bir göz atalım.

► Fotoğraf: İbrahim Küçük

1- Karadağ

Karadağ, Karaman’ın varlık sebebi, gözcüsü, muhafızı ve güzelliğidir. Karaman Ovası’nın ortasında volkanik bir dağdır. Karaman merkeze 30 kilometre mesafededir. Büyük bölümü meşeliktir. Meraları besiciliğe uygundur. Yıllardır kum ocaklarının tehdidi altındadır.

► Fotoğraf: Mehmet Çetin

Bu yüzden meralarda çölleşme riski söz konusudur. Karadağ, Başdağ, Kızıldağ ve en yüksek noktası olan Mahalaç Tepe olmak üzere 3 yüksek tepeye sahiptir. En yüksek tepesi iki bin 271 metredir. Başdağ’da 150 metre çapında bir krater yer alır. Karadağ’ın içerisinde yer alan pek çok ikincil tepe, dağın farklı zamanlarda birçok defa püskürdüğünü gösteriyor.

► Fotoğraf: Mehmet Çetin

Anadolu’nun ilk yerleşik kavmi kabul edilen Hattiler burada yaşamıştır. Hititler’e ait kalıntılar, tarihi dev sarnıçlar vardır. Yılkı atlarının ve Anadolu yaban koyununun yaşam alanıdır. Su kaynağı kıt, flora yönünden zengindir. Yürüyüş, kamp, dağcılık ve fotoğrafçılık gibi faaliyetler için çok uygundur.

Fotojenik bir dağdır. Fotoğraf çekmeden dönmeyiniz.

► Fotoğraf: Efkan Sinan

(Sönmüş bir volkanik dağ olan Karadağ'ın son patladığı tarih bilinmiyor. Ancak Pliyosen Çağda, yani yaklaşık 5.3 milyon yıl öncesinden 2.5 milyon yıl öncesine dek süren üçüncü jeolojik çağın (tersiyer) son döneminde patladığı düşünülüyor. Volkanik bir hareketliliğin görülmesi ve patlama ihtimali yoktur.)

2-Şehir Mezarlığı ve Ahmet Yesevi Camii

Karaman’da ilk ziyaret yerimdir. Babam Ali Tek ve rahmetli ağabeyim Hüseyin Tek’in mezarları ile benden önce giden onlarca dostumun, arkadaşımın ve yakınımın kabirleri de buradadır. Yıllarca benim üzüntümü ikiye katlayan yer olmuştur.

Gittiğim şehirlerde mezarlıklar dikkatimi çeker. Karaman’da ne vakit mezarlığa gitsem hali içime otururdu. Yağışlı havalarda çamura, kurak günlerde toprağa gömülmeden yürünmezdi. Yeşili yok, otu çok bir bakımsız mekandı. Ot yangını da gördüm, yangın sonrasının is kokusuna batmış mezarlar da… Mezarlık ziyaretlerimde pantolonumun paçalarına pıtrak ve dikenler dolar, ayakkabılarım toz ve çamur içinde kalırdı.

Karaman’a Kamil Uğurlu diye bir bilge geldi de şehir mezarlığının bakıma ihtiyacı olduğu fark edildi. Kamil Uğurlu dahasını yaptı. O görgülü insandı, o mimardı, o ölülere de hürmetkar ve hizmetkardı. Mezarlığa bakım yaptırdı, her şey düzene girdi. Kapılar, park yeri, asırlık mezar taşları alanı, Ahmet Yesevi Camii, yeni musalla, çiçekler, selviler, bilgisayarlı sistem, herbir şey Kamil Uğurlu ile mezarlığa kazandırılan işler oldu.

Mezarlığımız eskiden de güzeldi diye itiraz edecek karşıtlara bir sorum olacak: Şehir mezarlığındaki en yaşlı ağaç kaç yıllık? Bin yıllık şehir mezarlığında 100 yaşında tek ağaç gösterebilir misiniz? ‘Şehrin işleri bitti de bir mezarlık eksik kalmıştı’ diyen başkanları işitti bu kulaklar. Kamil Uğurlu Karaman’a gelmemiş olsaydı, Ahmet Yesevi Camisi ile yeni musallayı yaptırmak kimsenin aklına gelmezdi. Mezarlıkların bugünkü haline gelmesi için bin sene daha beklenirdi. İnanmayan, mezardaki bir yakınına sorabilir.

Şehir Mezarlığına Karaman’ın en sessiz köşesi demek isterdim, maalesef değil. Mezarlığa ulaşım bile büyük sorun. Bir Kamil Uğurlu daha gelirse eksikler öyle tamamlanır. Gelir mi dersiniz? Belki 50 sene sonra.

Belediye Başkanı Savaş Kalaycı ve ekibinin hakkını da teslim etmek lazım. 500 adet kara selvi diktirdiler, gariplerin mezarlarını yaptırdılar, çiçekleri çeşitlendirdiler, güllerle şenlendirdiler ve temizliğine özen gösterdiler. Girişe bir eser yaptırıldı ki, mermer adeta nakış nakış işlenmiş. Bir estetik harikası. İsmini bir süre önce duyduğum bir heykeltraş yapmış; Karaman’ın has evlatlarından Mustafa Turan Gökçel. Emeği geçenlere, vesile olanlara binlerce teşekkür.

Ahmet Yesevi Cami bir mimari harikasıdır. Üç bin 800 metrekarelik alanda inşa edildi. Gasilhane, morg, taziye evi, musalla ile bir bütünlük arzeden kompleks bir yapı. 29 Mart 2019 tarihinde açılışı gerçekleştirildi. İç mekanında aynı anda üç bin kişi ibadet edebiliyor. Ahmet Yesevi Cami’yi ibadete açılmadan birkaç ay önce görmüş, Ankara Bilkent’teki İhsan Doğramacı Camisi’ne benzetmiştim.

Ahmet Yesevi Camisi’nin en beğendiğim yanlarından biri, hasta ve yaşlıların da düşünülmüş olması. Bahçesinde oturma alanları unutulmamış. Bir vakit namazı öncesi giderseniz, cemaatle sohbet etme fırsatı bulursunuz. Kadınlar da düşünülmüş. Caminin üst katında kadınlara tahsis edilmiş bölüm var. Ahmet Yesevi Cami, Hamidiye Mahallesi’nin en kıymetli eseri konumundadır. Kırbağı Mahallesi ile Yeni Mahalle’den de çokça cemaate sahip.

3- Aktekke

Aktekke Camii, Karaman merkezde İmaret Mahallesi'ndedir. Yanına Millet Bahçesi yapılmaktadır. Camii; çevresinde hamamı, derviş hücreleri, güney ve batısında haziresi ve içerisindeki türbe ve mezarları ile bir külliye şeklindedir. Halk arasında Aktekke Camisi olarak bilinen camiye, içerisinde Mevlânâ'nın annesi Mümine Hatun'un türbesinin bulunması nedeniyle Mader-i Mevlâna Camisi de denilmektedir. Kalemiye Zâviyesi ve Ağa Tekkesi diye adlandırıldığı da olmuştur. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin annesiyle bazı aile yakınlarının burada gömülmesinden dolayı Mevlevî zâviyeleri arasında çok önemli bir yere sahiptir.

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Karaman’a gelişinden 150 yıl sonra Karamanoğlu Alaaddin Bey tarafından 1370’de yaptırılmıştır. Cami içerisinde sol tarafta ayrılmış olan mekanda Mevlana’nın annesi, ağabeyi ve yakınlarına ait 21 adet taştan yapılmış sandukalı mezar bulunmaktadır. 

4- Hatuniye Medresesi

► Fotoğraf: Doseman

Karaman il merkezinde yer alan Hatuniye Medresesi, Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigar'ın kızı, Karamanoğlu Alaaddin Bey'in karısı Nefise Sultan tarafından 1382 yılında yaptırılmıştır. Medrese açık avlulu, tek eyvanlıdır. Medresenin avlusu revaklarla çevrili olup doğu ve batı cephelerinde öğrenci hücreleri yer alır. Millet Bahçesi içerisinde kalmıştır. Taş işçiliği yönünden dikkat çekicidir. Hatuniye Medresesi, bir vakitler lokanta ve kıraathane olarak da kullanılmıştır.

5- İmaret Camii:

İbrâhim Bey Zâviyesi ve İbrâhim Bey Medresesi olarak da bilinir. İmaret olarak adlandırılan yapı Karamanoğlu II. İbrâhim Bey tarafından 1432’de yaptırılmıştır. Vakfiyesinde, bir tarafında cemaatle namaz kılmak için bir mescid, diğer tarafında zenginlere, fakirlere, bütün yolcu ve misafirlere yemek pişirilip yedirmek için bir mutfak, Kur’ân-ı Kerîm okutulması ve hâfız yetiştirilmesi için de bir dârülkurrâ inşa edildiği belirtilmektedir. Günümüzde bu yapı topluluğundan imaretin batı cephesinin güney köşesine bitişik bir türbe ve kuzey cephesi karşısında bir çeşme kalmıştır.


► Fotoğraf: Sinan Doğan

Eyvanın 1907 yılında söktürülen orijinal çini mihrabı İstanbul Çinili Köşk’te teşhirdedir.
Kesme taştan inşa edilmiş olan ve dikdörtgen kaide üzerinde yükselen silindirik gövdeli minare mukarnaslı bir şerefeye sahiptir. Yapının ceviz ağacından yapılmış kapı ve pencere kanatları İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ndedir.

İçte mekânın güneybatısına yerleştirilmiş olan üç sanduka bulunmaktadır. Alçı ile kaplanmış olan sandukalarda yazı, geometrik ve bitkisel süslemeler görülür. Vaktiyle altın yaldızla süslü olan sandukalardan ortadaki İbrâhim Bey’e, diğer ikisi oğulları Kasım ve Alâeddin beylere aittir.

Karamanoğlu İbrâhim Bey İmareti ve Kümbeti, yapı topluluğunun işlevi hakkında bilgi veren vakfiyesinin yanı sıra çift katlı planı, taş süslemeleri, renkli sır tekniğindeki çini mihrabı, Selçuklu geleneğini sürdüren ahşap kapısı ve figürlü bezemelere sahip ahşap pencere kanadıyla Ortaçağ Türk mimarisi örnekleri arasında özel bir yere sahiptir.
(Devam Edecek)

Not: Hasan Büyükköse’nin “Yerle Gök Arasında Çok Hikâye Var” adlı kitabının “Çağ Yalnızlığı Örnekleri IV - Üsttekilerden Biri” başlıklı denemesinde bir mezarlık tasviri var ki, bana Karaman mezarlığını anımsattı:

“Şehir belediyesi son bir yılda mezarlıkta hakikaten güzel çalışmış, faaliyet hala da devam ediyor. Mezarlığın her yerine arabayla ulaşma imkânı verecek genişlikte, parke döşeli yollar açılmış. Aynı taşlardan mahalle kaldırımlarına da döşenmiş; ancak buradaki kadar muntazam değil. Bu da insanı, ebedi istirahatgâha yaşanan mekanlardan daha mı çok değer veriliyor acaba diye düşündürüyor. Belki de bu mekânlara duyulan saygının etkisi var bunda. İnsanlar, uhreviyetinden dolayı acaba bu yolları her gün kullandıkları kaldırımlardan daha mı dikkatli kullanıyorlar? Yoksa belediye, insanımızın kutsala duyduğu saygıdan nemalanmak mı istiyor?

Dili kullanışına, Türkçeye hakimiyetine, öykülerindeki kurguya, anlatımına hayran kaldığım Hasan Büyükköse’nin ilk kitabı “Yerle Gök Arasında Çok Hikâye Var”da mezarlık üzerine önermelerden bazıları şöyle:

  • -İnsan gömüleceği şehri hak etmeliymiş abla.
    -İnsan gömüleceği şehrin taşına toprağına, suyuna bulutuna…borçluymuş meğer.
    -Ademoğlu mezar taşına yazılacakları ölmeden hazırlamalıymış meğer.

Görülmesi gereken diğer 5 yer yazının devamında gelecek...

AHMET TEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?