Örgün Eğitim Kurumlarında çalışan öğretim elemanları

Müderris

Arapça “tedrîs” mastarından gelen müderris kelimesi medreselerde ders veren görevliyi ifade etmekte idi[1]. Müderris, medresenin akademik personeli olduğu gibi aynı zamanda idarecisiydi[2].

Müderris olarak görev yapacakların medreselerde okuyup “icâzet” almaları şarttı. Bunlar, daha sonra Anadolu’da hizmet verecekse Anadolu Kazaskeri’ne, Rumeli’de görev alacaksa Rumeli Kazaskeri’ne müracaat ederek “mülâzım” yazılır, böylece bir nevi staj yaparak nöbetini beklerdi. Sırası geldiğinde en alt derecedeki haşiyeitecrid yani yirmili medreselerden birine tayin edilerek müderrisliğe başlar, daha sonra terfi ederek üst dereceli medreselerde görev alırdı[3]. Bu tür müderrislere vakıfların teftiş görevi verildiği de olurdu[4].

Müderris tayinleri; XV. yüzyılın sonlarına kadar kazaskerlerin teklifiyle yapılırken XVI. yüzyıldan itibaren ilk kademe müderrislerin tayini kazaskerlerin, üst düzey müderrislerinki ise şeyhülislamın teklifi ve sadrazamın arzıyla padişah tarafından beratla yapılmıştır[5]. Karaman medreselerine müderris atamaları da bu silsileye uygun olarak yapılmıştır. Seyit Ahmet’in Emir Musa Medresesi’nin müderrisliğine, 09 Şevval 1113/09 Mart 1702’de, Lârende Kadısı Şeyh Ahmet Efendi’nin arzı ve Şeyhülislam Mevlâna Seyit Feyzullah Efendi’nin işareti üzerine atanması bu husustaki birçok örnekten biridir[6].

Bazı medreselerde muhtemelen vakıf gelirleri az olduğu için müderrisler ücret almadan karşılıksız olarak ders veriyorlardı. Mesela Kandilli Medresesi’nin müderrisi bulunmadığından ulemadan Mehmet Efendi, Safer 1138/Ekim-Kasım 1822 tarihinde hasbi müderris olarak atanmıştır[7]. Yine Kara Fakih Mehmet Efendi Medresesi müderrislerinden Seyit Hasan[8], Mustafa oğlu Hüseyin[9] , Seyit Mustafa ve Seyit Mahmut da[10] aynı şekilde hasbi müderrislik yapmışlardır. Bu durum, yukarıda zikredildiği üzere adı geçen medrese vakıflarının zayıf olduğunu, bağlı olduğu medresenin ise alt kademede bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte müderrisler normalde medrese vakıflarından ücretlerini günlük olarak alıyorlardı. Yevmiyeler, görev yapılan medreseye göre değişiklik gösteriyordu. Mesela Abdülkadir Ağa Medresesi’nin müderrisi Abdüssamet Efendi günlük 15 akçe ücretle atanırken[11], Çavuşzade Medresesi’nin müderrisi 40 akçe[12], Emir Musa Medresesi müderrisi ise 50 akçe ücretle görev yapıyordu[13].

Gelirlerini arttırmak için müderrislere ilave görevler verilebilirdi. Buna binaen bazen çalıştığı medrese vakfının nazırlık ve mütevelliliği de müderrisin uhdesinde toplanmıştır. Mesela Çavuşzade Medresesi Müderrisi olan Seyit Abdurrahman Efendi, günlük 40 akçe müderrislikten, ayrıca 50 akçe de mütevellilikten olmak üzere toplam günlük 90 akçe gelir elde ediyordu[14].

Lârende’de incelenen dönemde ulema çocuklarının atamayla ilgili öncelikleri devam etse de bunlarda “beşik ulemâsı” olarak adlandırılan küçük yaşta mansıplar verilmesi hadisesine rastlanmamıştır. Müderris vefat ettiğinde oğlu medreseye devam edip henüz yerine geçecek yaş ve ehliyette değilse asıl hak sahibi kabul edilen oğlu yetişinceye kadar yerine ehliyetli bir müderris “nâib” olarak tayin edilirdi[15]. Bu usule aykırı hareket edenlere fırsat verilmezdi. Lârende’de Kırcalı Mustafa Efendi Medresesi Müderrisi Seyit Nuh Efendi görevini; sekiz yaşındaki oğlu Seyit Mustafa’ya berat çıkarttırarak devretmek isteyince Karaman’dan bir gurup insan bu durumu Divanıhümayun’a bildirerek[16] konunun mahkemeye intikalini sağlamış, sonuçta Seyit Nuh Efendi’nin talebi kabul edilmeyerek 09 Safer 1231/10 Ocak 1816 tarihli bir fermanla dışarıdan Seyit Ahmet, ehliyetli bir müderris olarak görevlendirilmiştir[17]. Böyle durumlarda müderrisin oğlunun kendisine uygun bir medreseden eğitim ve icazet aldıktan sonra merkezin izni ile göreve başlama hakkı vardı. Nitekim ulemadan Hüseyin Efendi’nin genç yaştaki oğlu Mahmut Efendi, 16 Cemaziyelahir 1206/Ocak-Şubat 1792 tarihinde “aklî ve naklî”  ilimleri öğrenmek için uygun bir medreseye tahsile gitmiş; eğitimini tamamladıktan sonra Lârende’de vefat eden babasının yerine müderris olarak göreve başlamıştır[18].

Yukarıdaki örnekler çerçevesinde Karaman şehri medreselerinde eğitimin incelenen dönemde belli bir düzeyde tutulmaya çalışıldığı, bozulmanın daha geç dönemlere tekabül ettiği söylenebilir. Belgelerdeki bilgiler XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Karaman medreselerinde kalitenin belli bir seviyede tutulması için önlemler alındığını göstermektedir. Mesela Abdülkadir Ağa Medresesi’nde görev alacak müderrislerde “ehl ve müstaʽid” olma şartı aranmakta[19], Arslancızade Medresesi Müderrisi’nden “ʼulûm-u dîniye” yanında “funûn-ı medeniye” de okutması istenmekte[20], bazı müderris adayları arasında başarılı ve tecrübeli olan adayları seçmek için komisyonlar huzurunda imtihanlar yapılmaktaydı[21].

Eğitim düzeyini düşürmemek adına yapılan dikkat çekici uygulamalardan biri de belli başlı medreselerde müderrislik görevinin sadece müftülere verilmesi idi. Nitekim Emir Musa Medresesi’nin müderrisliği ile tevliyeti sadece Karaman’da müftü olan kişilere tahsis edilmişti[22]. Bu uygulamanın söz konusu medresenin Lârende dışından gelenler tarafından da tercih edilmesinde önemli bir rol oynadığı söylenebilir.

Müderrisler, Lârende’de incelenen dönemde yeni medreselerin inşasında da aktif olarak rol oynamışlardır. Karaman’da günümüze ulaşan medreselerden birçoğu ilgili bölümde değinildiği üzere, XV. yüzyıl ortalarından önce Karamanoğulları hanedanına mensup kişilerce yaptırılmıştır. Lârende’de Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen medreselerin büyük bir bölümü ise alışılmışın dışında hükümdar ailesi veya üst düzey devlet erkânı tarafından değil, eğitim öğretim işleri ile bizzat iştigal eden müderrisler tarafından yaptırılmış ve bunların ihtiyaçları için vakıflar yine müderrisler tarafından kurulmuştur. Karaman şehir merkezinde bulunan Hacı Süleyman Efendi, Kara Fakih Mehmet Efendi, Kırcalı Mustafa Efendi, Seyit Abdullah, Seyit Ahmet Kadı Bey, Seyit İbrahim Efendi, Seyit Mehmet Efendi ve Seyit Mehmet-Seyit Abdülkerim Efendi medreseleri ile Abbas Mahalle Medresesi’nin inşası müderrisler tarafından gerçekleştirilmiş, bunlara vakıflar oluşturulmuştur. Kadro bekleyen müderrislerin kendilerine ve çocuklarına iş imkânı hazırlamak istemeleri de yeni medrese inşasında etkili olmuştur. Nitekim bazı müderrisler yaptırdıkları medreselerde kendileri müderris olarak görev almış, onlardan sonra çocukları da yeterli bir eğitim aldıkları takdirde bu medreselerde vazife yapmışlardır[23].

Muit

Muit, Arapça “i‛âde” kökünden gelen bir kelime olup müderrisin verdiği dersi tekrar eden, müderris yardımcısı pozisyonundaki görevliye verilen isimdir. Bunlar, sadece ders tekrarı ve müzakeresi ile değil talebenin gözetimi ile de ilgileniyorlardı[24]. Muitliğe danişmentler arasından en kabiliyetlisi seçilirdi. Osmanlı ilmiye teşkilatında muit, müderris adayı demekti. Bir müderrisin yanında yetişen muit, tahsilini tamamladıktan sonra bir medreseye atanırdı[25]. Zaman zaman bu göreve yeni mezun olmuş medrese öğrencisi veya kendisine müstakil bir medrese verilememiş bir hoca da tayin edilmiştir[26].

Lârende/Karaman’da tamamında olmasa bile büyük medreselere muit ataması yapıldığı görülmektedir. Bunlardan birisi Hatuniye Medresesi olup 787/1385 tarihli vakfiyesine göre müderris haricinde ders müzakere ve takririnden sorumlu bir muit görev yapacaktır[27]. Bu kuralın daha sonra da uygulandığı görülmektedir. Nitekim 992/1584’teki vakıf tahririnde; vakfiyesinin görüldüğü, müderrisinin Şemsettin Kasım, muidinin ise Bedrettin Yakup olduğu kaydedilmiştir[28].

Karaman’daki Emir Musa Medresesi’nde de bir muidin görev yaptığı atama kayıtlarından anlaşılmaktadır. Buna göre Mustafa, 1109/1697-1698 tarihinde beratla bu medresede muitlik görevine başlamıştır[29]. Bu medresede müderris gibi muidinin de Hanefi Mezhebi’nden olması şartı vardı. 1191/1777-1778 yılında Lârende Kadısı’na gönderilen bir hükümde, muidin Hanefi Mezhebi’nden olmak kaydı ile yevmî dört akçe ücret alacağı yazılmıştır[30].

Kurra/Şeyhülkurra

Kur’an tilavet eden manasına gelen ve Arapça “kārî” kelimesinin çoğulu olan “kurrâ”, Kur’an’ın tamamını ezberledikten sonra kıraat ilmini yani Kur’an’ı yedi farklı kıraatle okumayı öğrenmiş olanlara verilen isimdi. Hafızlara kıraat ilmini öğretmek için açılan darülkurranın başında bulunan hocaya ise “şeyhü’l-kurrâ’” denmekteydi[31].

Lârende’deki Karamanoğlu İbrahim Bey İmareti’nin vakfiyesine göre bünyesinde bulunan darülkurrada bir şeyhülkurra bulunuyordu[32]. Kurra hafızlar darülkurraların dışında diğer eğitim kurumlarında da görev almışlardır. Mesela Kurra Hafız Mehmet Halife, Şevval 1228/Eylül-Ekim 1813 tarihinde Lârende Naibi Seyit Hasan Efendi’nin arzı üzerine Hacı Ali Mektebi’nde sıbyan ve mütevelli olarak beratla görevlendirilmiştir[33]. Ayrıca kurralar cami ve medreselerde de görevlendiriliyorlardı. Boyalıkadı Pir Ahmet Efendi Camii’nde Kur’an tahsili gören talebeler için bir kurraya ihtiyaç duyulduğundan günlük yarım akçe ücretle Hafız Abdurrahman, Recep 1197/Haziran 1783 tarihinde beratla kurralığa tayin edilmiştir[34].

Muallim/Muallimisıbyan/Mektep Hocası

Belgelerde “mu‛allim-i sıbyân”[35], “tâ‛lîm-i sıbyân”[36], “mekteb hocası”[37] gibi isimlerle geçen muallimler; “mahalle mektebi”, “sıbyân mektebi”[38], “muallimhâne”[39] veya “mektebhâne”[40] denen ilkokul düzeyindeki eğitim kurumlarında belli bir müfredat dâhilinde çocukları eğiten görevlilerdi[41].

Muallim olmak için en az ilk düzeydeki bir medreseden mezun olmak gerekir, bunların “istikāmet üzere” olması istenirdi[42]. Kadının arzı padişahın beratı ile görev alan[43] muallimlerin belirlenmiş bir görev süresi yoktu. İşin kendi isteğiyle bırakılması veya vefat gibi durumlarda yerine başka biri atanırdı[44]. Karaman sıbyan mekteplerinde muallimler, mütevelli veya nazır olarak da görev yapmışlardır[45].

Lârende’de bulunan muallimlerin birçoğu görevlerini ücretsiz olarak yürütüyorlardı. Mesela Nakip/Nakip Çelebi Mescidi yanında bulunan; Nakip[46], Ibrıklı[47], Gözlüoğlu[48] ve Hacı Ali mekteplerinin muallimisıbyanları hasbi, yani ücretsiz olarak görev yapıyorlardı[49]. Vakıfları olmayan veya yetersiz olan bazı mekteplerde ise muallimin ücreti başta olmak üzere ısınma onarım gibi genel giderleri mahalle sakinleri tarafından karşılanmış olmalıdır. Vakıfları yeterli olan mekteplerde ise muallime ücret veriliyordu. Örneğin Cambazzade/Kurşunlu Mektebi’nin muallimisıbyanı olan Şeyh Mehmet günlük üç akçe ücret almaktaydı[50].

Mektepler genellikle mabedin hemen yanında veya bizzat içinde bulunur, burada görev alan muallimler, mescit/caminin imamı ve mütevellisi olarak da görev alırlardı[51].

KAYNAKÇA

[1] Bilge, aynı eser, s. 17.
[2] Arabacı, aynı eser, s. 30.
[3] Uzunçarşılı, aynı eser, s. 56-57; Baltacı, aynı eser, s. 26, 34.
[4] BOA, Mühimme Defteri, no. 55, s. 151.
[5] Mehmet İpşirli, “Müderris (Osmanlılar’da)”, DİA, XXXI, İstanbul 2006, s. 468.
[6] BOA, İE. EV, Dosya no. 45, Gömlek no. 5136.
[7] VAD, no. 1091, s. 150.
[8] VAD, no. 1146, s. 6.
[9] VAD, no. 1155, s. 3.
[10] VAD, no. 558, s. 168.
[11] BOA, C. MF, Dosya no. 121, Gömlek no. 6044.
[12] BOA, C. MF, Dosya no. 148, Gömlek no. 7396.
[13] VAD, no. 776, s. 154; BOA, İE. EV, Dosya no. 45, Gömlek no. 5136. Ayasofya ve Sahnıseman Medreseleri­nin müderrisleri günlük 60 akçe ücret alıyorlardı. BOA, Mühimme Defteri, no. 4, s. 118.
[14] BOA, C. MF, Dosya no. 148, Gömlek no. 7396.
[15] VAD, no. 569, s. 11.
[16] BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 28, s. 82.
[17] VAD, no. 569, s. 11.
[18] VAD, no. 558, s. 171.
[19] VAD, no. 578, s. 215.
[20] BOA, C. MF, Dosya no. 97, Gömlek no. 4847.
[21] VAD, no. 561, s. 3.
[22] BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 14, s. 42. Müderris atamalarındaki bozulmalar XIX. yüzyılda da düzeltil­meye çalışılmıştır. Bunun için maarif nazırları ve şeyhülislamlar tarafından ıslah amaçlı hazırlanan Tevcih-i Cihâd Nizamnâmeleri ile eğitimini tamamlamamış çocuk yaşta olanların müderris olarak atanmaları engellen­miştir. Bk. Düstur, II, İstanbul 1289, s. 177-179; Düstur, III. İstanbul 1293, s. 500-504; Düstur, Tertib-i Sâni, V. (22 Temmuz 1329/1913), İstanbul 1332, s. 608-617.
[23] VAD, no. 561, s. 12.
[24] Sâmî Es-Sakkār, “Muîd”, DİA, XXXI, İstanbul 2006, s. 86–87.
[25] BOA, Mühimme Defteri, no. 25, s. 245. Ayrıca bk. Baltacı, aynı eser, s. 33; Mevlüt Eser, Ermenek Kazası ve Köyleri Vakıf Eserleri, Konya 2012, s. 59.
[26] Bilge, aynı eser, İstanbul 1984, s. 35.
[27] Yusuf Ağa Yazma Eserler Kütüphanesi, vakfiye no. 10391.
[28] TKGM. TADB. TTD, no. 564, s. 27.
[29] VAD, no. 1140, s. 320.
[30] BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 14, s. 23.
[31] Yusuf Küçükdağ, Konya Şehri, s. 406.
[32] VAD, no. 2113, s. 336.
[33] VAD, no. 569, s. 8.
[34] VAD, no. 1147, s. 97.
[35] VAD, no. 1147, s. 97.
[36] KARŞS, no. 289, s. 71.
[37] KARŞS, no. 305, s. 41.
[38] BOA, C. MF, Dosya no. 148, Gömlek no. 7382.
[39] VAD, no. 560, s. 145.
[40] VAD, no. 605, s. 162; no. 1155, s. 3.
[41] Baltacı, aynı eser, s. 19; Osman Ergin, Türkiye Maarif Tarihi, I-II, İstanbul 1977, s. 82-83.
[42] KARŞS, no. 305, s. 41.
[43] KARŞS, no. 305, s. 266; no. 289, s. 71.
[44] KARŞS, no. 295, s. 127.
[45] VAD, no. 562, s. 11.
[46] VAD, no. 558, s. 170.
[47] VAD, no. 1154, s. 9.
[48] VAD, no. 1155, s. 3.
[49] VAD, no. 1131, s. 50.
[50] BOA, C. MF. Dosya no. 79, Gömlek no. 3936.
[51] VAD, no. 563, s. 6.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Hakkı Akman - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


KARAMAN'DA 2 ADET TOKİ KONUTU SATILIKTIR

KARAMAN 4.TOKİ'DE İKİ ADET KONUT SATILIKTIR  Borcu yok 2+1 zemin kat 100 metrekare 565 bin TL İRTİBAT: +90 532 367 29 19

Honda Civic 2018 1.5 vtec rs

Honda Civic 2018 1.5 vtec rs 62 bin kilometrede sahibinden satılıktır.  2018 MODEL 1.5 VTEC RS  62 BİN KİLOMETREDE SERVİS BAKIMLI  TAKASA AÇIKTI...

Toprakçılar Makina'ya Torna ve Kaynak personeli alınacak

Toprakçılar Makina çalışmak Torna ve Kaynak personeli arıyor. Başvurular bizzat Toprakçılar Makina'ya yapılacak. Başvuru yapılacak yer bilgileri ve i...

Kılbasan'da 6 tarla ihale ile satılacak

Karaman merkeze bağlı Kılbasan Köyünde 6 adet tarla ihale ile satışa çıkarıldı. İşte fiyatlar...  Karaman merkeze bağlı Kılbasan Köyünde 1. sınıf 6 a...

Karaman'da suyu, yolu ve yayla havası olan arazi satılık

Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, yolu ve suyu olan 15 bin metrekare arazi sahibinden satılık.  Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, Pınarbaşı köyüne 5...

Torna ve kaynak personeli aranıyor

Karaman Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Toprakçılar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmak üzere torna ve kaynakçı personel aranıyor....

0338 224 12 63

Satılık Villa Arsası

Karaman Elmaşehir Mahallesi Çarşamba Pazarı ve Lütfi Elvan Kongre Merkezi yakınında bulunan villa arazisi satılıktır. 1250 m2 olan arazinin altyapı s...

0531 849 20 52 İBRAHİM KARAMAN

Üniversite karşısında satılık arsa ve spor tesisi

Karaman'ın yatırıma en uygun bölgelerinden birisi olan üniversite bölgesindeki arsa, spor tesisi ve halı saha satılıktır. Toplam tapu alanının 48 bin...

0 546 662 03 05

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?