KARAMAN’IN TROPİK CENNETİ’NDE NELER OLUYOR?

Tuncay Akkoyun’un Karaman Valiliği’ne atanmasının üzerinden bir ay geçti. Karaman’dan.com’da yayımlanan “Karaman’ın Yeni Valisi” başlıklı yazımda, “Makamlar ömür gibidir, süresini sahipleri bilemez. Ha makam ha ömür” demiştim. Bazı konulara da değinmiş, Vali Tuncay Akkoyun’un sorularıma yanıt verebileceğini düşünmüştüm. Yanılmışım. Keşke yanılan hep ben olsam, yöneticilerimiz hiç yanılmasa. Sorularımı duyan olmamış. Varsın olmasın. Yöneticilerimiz her şeyi bilirler. Bildiklerinden ve bilmediklerinden taviz vermezler. Allah yollarını açık etsin. Türkiye’de meslek sahibi olmak ve tecrübeye dayanarak fikrini söylemek yıllar var ki ayıp sayılan eylemlerdendir. Bunu bile bile düşüncelerimizi paylaşmak, densizliğimizden olmalı. Bu yazının da bir densizlik örneği olarak kayıtlara geçmesini arzu ediyorum.

Karaman’ın en güzel yeri Zeyve Pazarı’dır. Karaman’da vatandaşın büyük bölümü Zeyve’yi görmese de adını bilmese de öyledir. Zeyve bir tropik cennettir. Zeyve Pazarı’nı ilk gören vali, Hakkı Teke oldu. Karaman’da birçok şeyi ilk gören kişi de hep o olmuştur. Zeyve Pazarı’na el atan vali de Hakkı Teke’dir. Hakkı Teke, Nisan 1996’da Karaman Valisi oldu. 30 Eylül 1999 tarihinde ise Merkez Valiliğine atandı. Eğitim, sanayi, çevre ve orman konularında Karaman’a damgasını vuran tek vali, Hakkı Teke’dir. Hakkı Teke’nin Karaman Valiliği’nden ayrılmasının üzerinden 23 yıl geçti. Ama adı ve yaptıkları unutulmadı.

Geçtiğimiz günlerde bir haber gördüm; Zeyve esnafı kepenk kapatmış. Ne derece doğrudur bilmiyorum, bir de basın açıklaması yapmışlar. Açıklamayı, içeriğine ve imlasına müdahale etmeden olduğu gibi alıntılıyorum:

“Tüm yasal statüleri yerinde olan bazı esnaf arkadaşlarımız yanlış ve yasal olmayan muhtarlık ve kaymakamlık uygulamaları ile bugün saat 14.00’de kapanma işlemi uygulanarak faaliyetlerine son verilecektir. Biz diğer esnaf arkadaşlar olarak burada bütün iş faaliyetlerimize bu uygulamalar düzeltilene kadar ara vererek diğer arkadaşlarımıza manevi destek için burada bulunmaktayız. Zeyve pazarımıza gelen ve gelecek olan piknik yapıp alışveriş yapıp stres atmak isteyen halkımızdan özür diliyoruz.

Bilindiği üzere Zeyve pazarımız Karaman Ermenek ilçesinde bulunan doğal bir sit alanıdır. Zeyve pazarımız çevre köy ve ilçelerde yetiştirilen doğal taze ürünlerin günü birlik getirilip satışı yapılan mevcut kasabı, fırını, piknik alanları ile ünlü doğal bir sit alanıdır. Tarihi 700 yılı aşkın bu sit alanında düşük bedellerle kamulaştırmalar yapılarak bu sit alanına zarar verilmek istenmektedir. Kullanım hakkı köylülere ait olan bu sit alanımıza çevreye duyarlı ve doğayı seven tüm kurum kuruluşlardan ve halkımızdan yardımcı olmalarını ve doğal sit alanımızı korumalarını istiyoruz. Tüm kurum ve kuruluşlarımıza ve değerli halkımıza teşekkür ediyoruz."

Şimdi, biraz gerilere gitmek istiyorum. Daha önce yazdığım bir yazıyı yeniden paylaşmak gereği duydum. Hz. Muhammed’e (sav) bir adam, “Cennette deve var mı?” diye sordu. Hz. Muhammed’in yanıtı şöyle oldu: “Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.”

Türkiye cennet”, “Türkiye’nin her yanında cennet köşeleri var”, “Cennette yaşıyoruz”, “Bizim ülkemiz cennet gibi” sözlerini ve benzer cümleleri kullanmamış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var mıdır? Kanımca yoktur.

Edirne’de Tunca ve Meriç’in yan yana aktığı bölgenin yakınlarında bir bahçede oturuyoruz. Nane, lavanta, fesleğenler boy vermiş, meyvelerin ağırlığını ağaçların incecik dalları zor taşıyor. Üzüm salkımları öbek öbek. Domates, biber, salatalık kokusu yoğun. Meriç’ten 7-8 kiloluk levrek yakalamışlar, közde pişiyor. Ördek sürüleri, akıntısı azalmış ırmakta av peşinde. Her yerden kuş sesleri geliyor. Sohbet konusu, ‘Türkiye gibi güzel ülke yok.’ Trakya’da yaşayanların büyük bölümü muhacir; Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelenler çoğunlukta. Bunlar sık sık akrabalarını görmeye Yunanistan’a ve Bulgaristan’a gidip gelirler. Yani sınır dışına çıkmış insanlardır. Sohbet edenlerden biri, ‘Dünyada Türkiye’den güzel ülke yoktur’ dedi. Benim dışımda herkes, önceden tanıdıkları için bu arkadaşa, ‘Sen Edirne’den dışarıya çıkmadın ki’ diyerek, tepki gösterdiler. O kişi, kendinden emin şu yanıtı verdi:

Doğru. Hiçbir yeri görmedim. Edirne’den dışarıya da çıkmadım. Ama oturduğumuz bu bahçe ve çevresi bile dünyanın en güzel yeri. Buradan daha güzel yer olabileceğini düşünemiyorum.”

Burada doğsaydım’, ‘Burada yaşamak vardı’ dediğim doğa harikası yerler gördüm. Dünyanın çok güzel yerleri var. Ülkemiz diğer ülkelere göre daha şanslı. Nicelik ve nitelik olarak çok güzel yerlere sahibiz. Bu cennet köşelerden biri de Toroslar’ın ortasında Karaman il sınırları içinde yer alan Zeyve Pazarı’dır.

Ermenekli için Karaman hiç uzak olmamıştır ama Karamanlı’ya Ermenek hep uzak gözükmüştür. Zeyve, Ermenek’e 26 kilometre uzaklıkta, İkizçınar ve Yayla Pazarı köylerinin ortasından geçen çayın çıktığı yerdir. Göksu’nun kolu olan Zeyne çayının kaynağı buradadır.

Zeyve, bir vadinin çok büyük olmayan koyağında, asırlık çınarlarla kaplı, her yanından soğuk suların aktığı, kuş seslerinin kesilmediği bir doğa harikasıdır. Gerçek sayısını bilemediğim ama yazılı kaynaklarda 300 adet olarak belirtilen çınar ağaçlarının dalları adeta gökyüzünde birbirleriyle buluşmuş, Zeyve adlı alanın üzerinde bir dev şemsiye gibi biçim almıştır. Bu yüzden Zeyve’de yapraklardan süzülen ışık dışında güneşin etkisini görmek mümkün değildir. Buradaki çınarların yaşı 600’ü aşkın olanlar, anıt ağaç olarak tescillenmiştir. Anıt ağaçların sayısını da tespit edemedim ama sayabildiklerim 20’den fazla oldu. Aynı alanda 20’den fazla anıt ağaca sahip bir başka yer olduğunu da sanmıyorum. (Zeyve’de kaç anıt ağaç var? Bunun cevabını verebilecek bir yetkili yok mu?)

Zeyve’de bir çınar ağacının kovuğunu bir demircinin yıllarca dükkan olarak kullandığını anlattılar. 1960’larda ve sonraki yıllardaki sel yüzünden bu dev çınarla bazı çınarların gövdesi toprak altında kalmış. Hala çok büyük çınar ağaçlarını görebilirsiniz. Sular her yerden adeta fışkırıyor. Yüzlerce minik şelale yosunlaşmış kayalardan ve setlerden akıp dereye ulaşmaya çalışırken Göksu nağmeleri söylüyor. Bitki örtüsündeki zenginlik, Toroslar’a özgü esinti, ağaçların, çiçeklerin ve toprağın dokununca damla damla dökülen nemi tropik bölgeleri çağrıştırıyor. Sadece ağaçlarda gökkuşağı renkli papağanlar yok. Tropik bölgelerin vahşi hayvanları da sanki başka yerlere göç etmiş. Zeyve, bakirliğini kaybetmiş bir muson ikliminden Anadolu coğrafyasına miras kalmış gibi.

Zeyve Anadolu’nun binlerce saklı güzelliğinden biri. Ne yazılı anlatımı ne görsel çekimlerinin izlenmesi Zeyve’yi tanımanıza yeterli değildir. Görülünce hüküm verilecek, onca zahmete değdi, denilerek huzur duyulacak bir servettir.

İnsan eli, değdiği yeri bozmak zorunda mıdır? Ülkemde ulaşımı çok güç olan yerler dahil, vatandaşa hizmet için ne yapılmışsa o güzelliği lekelenmiş olarak gördüm.

Zeyve’ye son gittiğimde, girişine çirkinlik örneği PVC bir kulübe kondurulmuş. Yazının başındaki hadisi hatırladım. ‘Acaba cennet köşklerinin doğramaları PVC’den mi olacak?’ Günümüz inşaatçıları, Hz. Muhammed döneminde yaşamış olsalardı, bu soruyu sormaktan çekinmezlerdi. Toroslar’da, doğanın kucağında, yüzlerce seyirlik ağacın yükseldiği bir yerde, ahşap ve taş dışında her yapay ürünün sırıtacağını, cennet görüntüsünü çirkinleştireceğini akıl edemeyenlere ne demeli, bilemedim.

Zeyve’ye geçen yıl, tam mevsiminde yani Ağustos’ta gitmiştim. Her yer toz içindeydi. Suyun kaynağında toz çıkarma hünerine Zeyve’de tanık olmuştum. KOP tarafından aktarılan ödenekle Karaman Valiliği İl Özel İdaresi tarafından yaptırılacak olan Zeyve Pazar yeri rekreasyon ve çevre düzenleme projesi maalesef üç yıldır bitmemiş.

Antik dünyanın büyük bilim adamı Arşimet, M.Ö. 200’lü yıllarda “Bana bir dayanak noktası verin dünyayı yerinden oynatayım” demiş. Günümüzde ise para göz müteahhit ve liyakatsiz sorumlular “Bize bir doğa harikası verin, orayı tahrip edelim” noktasına gelmiş.

İnşaat, rant ve moloz. Bu üç yaratık voltran oluşturup kentleri, ormanları, kıyıları, tarım arazilerini, ırmakları, gölleri ele geçirmiş. İstedikleri gibi at koşturuyorlar. Tepkilere ve eleştirilere kulak verilmiyor.

İnşaat kelimesi, Arapça inşa sözcüğünden gelir. Yaratma, kurma, yapılandırma anlamındadır. Uygarlık eserleri ve kentleşme inşa ile mümkün olmuştur. İnşa insanoğlunun doğaya hakimiyetinin de tezahürüdür. Özünde olumluluk içeren inşa, maalesef doğa tahribatına, haksız kazanca veya ranta kapı açtığı için rahatsızlık kaynağına dönüşmüştür. Herhangi bir canlıya zarar vermediği, doğanın dengesini bozmadığı sürece inşa faaliyetlerinden şikâyet söz konusu değildir.

Türkiye’de doğal güzelliklere sahip ve ticari kimliğe sahip nereye gitmişsem maalesef tahribata tanık oldum. Konaklama yerleri, işletme binaları, halkın kullanımına açılan alanlar için inşaatlar yapılmış. Çoğu yapılar, ortamla uyuşmayan tarzda olmuş. Kalıntılar, her türlü atık malzeme bölgeden uzaklaştırılmamış. İhalelerin sürelerinde bitirilmemesi de bir başka sorun olmuş. Örneklerini Ankara’nın merkezinde de görürsünüz, Karaman’da da görürsünüz. Karaman’ın her yanı moloz yığını, kim, ne zaman kaldıracak? Kıyıların otel ve yazlıklar için yağmalanması, sulak alanların toprak kazanımı için kurutulması, ağaçların maden ocakları uğruna kesilmesi, tarım alanlarının yerleşime açılması günümüzün en büyük sorunlarındandır.

Karaman’ın Tropik Cenneti başlıklı yazıda anlattığım Zeyve Pazarı’na dönersek, önce proje neleri kapsıyor, buna bakalım.

Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın resmî internet sitesinden edindiğim bilgilere göre, Zeyve Pazarı Projesi konaklamaya elverişli kültürel evleri, restoranları, kır kahvelerini, ürün satış ve sergi alanlarını, piknik ve araç park yerlerini, alan peyzajını, elektrik, içme, sulama ve yağmur suyunu ve kanalizasyon gibi altyapı çalışmalarını kapsıyor. Bu haliyle bölgenin, dolayısıyla Karaman’ın çok önemli bir kazanım sağlayacağı anlaşılıyor.

Proje için 7 Ağustos 2015 tarihinde Ermenek Kaymakamlığı Toplantı Salonu’nda ihaleye çıkılıyor. Açık ihale usulü ile 1. Etap Rekreasyon Projesi bir müteahhit firmaya veriliyor. İhaleye göre firma, sözleşme imzalandıktan sonra bir yıl (365 gün) içinde işi teslim etmek zorunda. Yıl 2019 ve iş teslim edilmiş değil.

Yarım işler Karaman’ın kaderi mi? Çevre yolu, şehir içindeki çok önemli yatırımlar böyle değil mi? 40 yılda bir üst geçiti yaptıramayan Karaman’ın talihsizliği mi, beceriksizliği mi, işini takip edecek insanı olmaması mı, seçtiği siyasetçilerin yetersizliği mi, her ne ise cevabını sizler verin.

İyi bir eğitime, TİKA’da koordinatörlük gibi başarılı bir geçmişe sahip olan KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, görevini vekaleten sürdürdüğü dönemde, şu açıklamayı yapmış:

Yörük ve Türkmen kültürünün halen yaşatıldığı nadir alanlardan biri olan Zeyve Pazarı’nda yerel turizmin canlandırılması için yürütülen proje kapsamında doğal ve kültürel denge gözetilerek, rekreasyon çalışmaları yapılmaktadır. Bu çerçevede Zeyve Rekreasyon Alanı’ndan Ermenek Baraj Gölü ile de etkileşim içerisinde olacak şekilde çevre düzenlemesi gerçekleştirilmektedir. Rekreasyon alanı ve peyzaj düzenlemesi içeren proje başkanlığımızca (KOP İdaresi kastediliyor) aktarılan ödenek ile Karaman Valiliği İl Özel İdaresi tarafından yürütülmektedir.”

Yine Sayın Bostancı, ‘2016 yılında ilk çalışmaları başlayacak rekreasyon projesi için 4 milyon lira ödenek ayrıldığını’ açıklamıştır. Bostancı’nın açıklamasına göre, ‘yöre halkı özellikle yaz aylarında bahçesinde, tarlasında yetiştirdiği sebze ve meyveleri, el emeği, göz nuru yöresel ürünlerini kurdukları bu pazarda yerli ve yabancı turistlere sunuyor ve yıllarca süregelen bu kültürü devam ettiriyorlar.’

Proje her yerde ‘Yörük ve Türkmen Kültürü’nün yaşatılmasına yönelik olarak belirtilmiş. Burada nasıl bir kültür olduğunu anlamış değilim. Ticari faaliyet evrensel bir iş ve binlerce yıldır sürmekte. Üstelik faaliyet gösteren bakkallarda satılan peynirler, yoğurtlar ambalajlı, fabrikasyon ve tatsız tuzsuz cinsindendi. Takas yöntemi olsa, kültürel ifadesini kullanmakta sakınca yoktu. Yoğurtsuz, peynirsiz Yörük ve Türkmen kültürü mü olur? Ermenek ve Kazancı belediyeleri Zeyve’de bir yer açıp, doğrudan üreticiden aldığı yöresel ürünleri satışa sunabilir. Açıkta satılan ve sağlıklı olup olmadığı belirsiz ürünler bölge halkına ve turistlere fayda getirmez. Ankara - Adana Karayolu güzergahında satılan düşük kalite kuruyemişler gibi bir satış yöntemi tüketiciyi aldatmaktır. Su değirmeni yaptırılıp, özel unlar ve bulgur çeşitleri üretimi yapılabilir. Zeyve markalı, su değirmeninden çıkan ürünler piyasada rağbet görebilir. Koyun, keçi peyniri çeşitleri satılabilir.

Zeyve’nin mevcut halini anlatmaya yüreğim elvermiyor. İşyerlerinin çirkin görüntüsü, alabalık çiftliğinin plansız ve düzensiz yapısı, su kaynaklarının kirliliğe açık oluşu, hizmet kalitesinin düşüklüğü ilk gözlemlerim. ‘Kullanabileceğiniz temiz tuvalet yok’ desem, gerisini de sizin hayal dünyanıza bıraksam...

Karaman’ın Tropik Cenneti’nin rekreasyon ve peyzajının bir an önce bitirilmesini istemek bizim hakkımız. Takibini yapmak ve ihalenin sonucunu bizlerle paylaşmak İl Özel İdaresi’nden sorumlu kişilerin yükümlülüğüdür.

Zeyve, girişindeki PVC kulübenin tezatlığına, yöresel ürün bulamayacağınız dükkanlara, hijyen olmamasına, tozuna, dumanına rağmen görülmesi gereken bir doğa harikasıdır. Zeyve buram buram yaş ağaç kokar, her yerden tazelik ve dirilik fışkırır. Çınarların tepelerinden düşen damlacıkların pıt pıt sesleri, kuş cıvıltılarına karışır. Işığa yönelmiş, dik, eğik veya yanlamasına yükselmiş yüzlerce çınarın yaprakları yeşilin her tonunu görmenize imkân verir. Ayaklarınızın altında, kalın milli topraktaki ot tabakasının kokusu içinizi ferahlatır. Ağaçların ve taşların yarıklarından, çürümüş kütüklerin içinden, iz oluşmuş topraktan su sızıntılarını izlemek için bile Zeyve’ye gidilir. Alabalık mı, saç kavurma mı yoksa başka şey mi yersiniz, sizin damak tadınıza ve hizmet aldığınız yerin becerisine kalmış.

Zeyve Pazarı’nı anlatan bir yazıda, özellikle Barçın yörüklerinin ve çevredeki yaylalardan çok sayıda kişinin Zeyve’ye Cumartesi’den gelip, Pazar akşamına kadar burada kaldıklarını, içki masalarında yiyip, rakı içtiklerini, müzik dinlediklerini, çok kavgalar edildiğini, develerle, atlarla, katırlarla, eşeklerle getirilen buğdayların su değirmenlerinde öğütüldüğünü, berber, terzi, demirci, kalaycı gibi dönemin mesleklerinden kişilerin işlerinin çok yoğun olduğunu okudum. Deve, at, katır, eşek artık yok. (Her yer araç, park yeri yetersiz) Önlerinde buğday çuvalları yığılı su değirmenleri de yok. İçki içiliyor mu bilmiyorum, görmedim. Göksu’nun kaynağının başında güzel bir çay içemeden, yöreye ait bir ürün alamadan ayrıldım. Tek tesellim, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte anıt ağaçlara sarılmak ve fotoğraflarını çekmiş olmamdı.

  • 1- Karaman Belediyesi hafta sonları Ermenek ve çevresi ile Zeyve’ye otobüs seferleri koyabilir. Bu konuda Ermenek Belediyesi ile iş birliği yapılabilir.
  • 2- Karaman Kültür ve Turizm Müdürlüğü resmî internet sitesini gözden geçirmeli. Sitede ‘Gezilecek Yerler’ başlığı altında verilen bilgiler ve yazı içerikleri çok yetersiz. Zeyve Pazarı yazısını okursanız, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Rekreasyon: Recreation’dan türetilmiş bir kelimedir. Yeniden yaratmak, yenilenmek anlamındadır. Yeşil alan, park, bahçe, dinlenme ve yürüme yeri gibi ‘arzulanan, bireyin hoş vakit geçirmesi için düzenlenen mekanlar’ için kullanılan ve son yıllarda en sık duyduğumuz kelimedir.

Yeniden günümüze dönersek; Zeyve’nin girişindeki PVC kulübe sökülmüş. Başka değişiklik olmamış. Yukarıdaki yazıyı yazdığımda Karaman Valisi Fahri Meral’di. Yerine Mehmet Alpaslan Işık geldi. Zeyve’yi görüp görmediğini bilmiyorum. Ama Zeyve’ye hizmet için çabası olmadığını biliyorum. Şimdi yeni vali iş başında. Bir önceki vali pandemi döneminde gelmişti ve pandemi yasaklarının kalkmasından hemen sonra gitmişti. “Pandemide ne yapabilirdi?” diye övenleri bile duydum. Pandemi koşullarının sadece Karaman’a özgü olduğunu sanma safdilliği veya uyanıklığı mı? Covit 19 Türkiye’nin değil, dünyanın sorunuydu. Pandemi sadece Karaman’da değildi. Dünyanın derdiydi. Bunu özellikle hatırlatmak isterim.

Zeyve esnafı boykotton vaz geçmiş. Demek ki sorunlar çözülmüş. Ne olup bittiğini bileniniz, işin detayını duyanınız var mı? Zeyve Karaman’ın tropik cenneti. Dünden bugüne ne değişti? Vali Tuncay Akkoyun, basın müdürünü görevden almış. Valiliğin web sitesinde, bazı değişiklikler yapılmış. İnşallah iyiye alamettir. Karaman Coğrafya/Doğa başlıklı bölüme Zeyve görselleri ile Zeyve hakkında bilgi konulmuş. Fotoğraflar da metin de çok yetersiz. Zeyve’yi betimlemekten uzak.

Zeyve’de son durum ne? Zeyve, gerçekten Karaman’ın tropik cenneti mi? Projeler bitti mi? Yerel ürünler satılıyor mu? Özürlünün, yaşlının, çocuğun kullanabileceği nitelikte tuvaletler var mı? Esnaf, bir cennette yaşadığının farkında mı? Cennete uygun hizmet veriliyor mu? Yanıt verileceğini bilsem soruları çoğaltabilirim. Şimdilik bu kadarı yeter.

Karaman’da sel mi olmuş! başlıklı yazımın üzerinden bir hafta geçti. Felaketin boyutları büyüdü, can kayıpları oldu. Biz resmi açıklama beklerken, İl Özel İdaresi, CHP İl Başkanı Mustafa Cem Kağnıcı’yı susturmaya çalıştı. Karaman her konuda şeffaflık bekliyor, açıklama bekliyor. Biz yaparız, istediğimizi, istediğimiz gibi yaparız anlayışı doğru da değildir, gerçekçi de. İdarenin muhatabı şehrin valisidir. Bir yanıt verilecekse o yanıtın validen gelmesi beklenir. Karaman’ı sel alırken ben Zeyve’yi yazıyorum. Ne acayip iş değil mi?

Karadağ’ı, Avgan’ı, Yeşildere’yi unutmadım. Sırada onlar var. Yunus Emre’nin anıt ağaçları var. Yeşilderelilerin bile görmediği anıt ağaçlar, TEMA’nın haberinin olmadığı anıt ağaçlar, valiliğin umursamadığı anıt ağaçlar. Biz bir ağaca sahip çıkamamışsak, selle nasıl başa çıkacağız? Yağış olmazsa kuraklık, yağış olursa sel felaketi! Bu nasıl bir ikilem?

Türkiye’nin acil çözüm bekleyen sorunu zihniyet. Bugünün ifadesiyle anlayış, Zihniyet dönüşümü gerçekleşmedikçe değişim beklemek ham hayal. Sağ olsunlar, sosyal medyacılar, facebookçular ham hayali de yok ettiler. Onlar üç kelimelik cümlelerle Türkiye’yi kurtarma peşindeler. Maalesef Zeyve’yi üç kelime ile özetleyemedim. Sosyal medyacılardan özür dilerim. Konunun muhatapları bakalım yazıyı sonuna kadar okuyabilecekler mi? Okuyup anlayacaklar mı? Anlayıp gereğini yapacaklar mı? Zaman, bir nehir gibi, önümüzden akıp geçer. Bu soruların yanıtlarını bir gün birileri mutlaka verecektir. Bizim kuşak görmese de…

AHMET TEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Şehir Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?