Geleceğin Kalemleri

Şehrimizin bir okulunda, bir öğretmen ve onlarca öğrenci tarafından e-twinning projesi hazırlanmış. Diğer vilayetlerimizden katılan öğrenciler ile kapsamı genişleyen bu projede, gençler sadece okumaya değil aynı zamanda anlamaya ve anlamlandırmaya yönlendirilmiş.

Okuluna giderken her gün yanından geçtiği ömrünün son demlerini yaşayan metruk bir evin, dalları açan çiçeklerle bembeyaz olmuş kayısı ağacının, dünyaya yeni gelmiş kedi yavrusunun farkına varmak ya da her sabah evinin önünü süpüren ninenin temizlik yaptığı hayatın artık temizlenmediğinden, hep aynı saatte ve aynı noktada camiden evine dönerken karşılaşılan dedenin artık görülmediğinden manalar çıkarabilenlerin sayısı; toplumumuzun gerçek okur-yazar oranını gösterir. Seslerin farklı şekillerde temsil edildiği alfabelerin öğretildiği bu zamanda; insan hallerinin, doğadaki değişikliklerin, yoğrulan hamurun, pişen ekmeğin kokusunun ve yağmur yağarken toprağın kokusunun, yaprakların üzerine düşen nisan yağmurunun, yağmurdan sonra gülün üzerinde kalan tertemiz damlaların da okunabileceğini ve bu okumalar sonucu bunların yazılabileceğini göstermeye çalışan hocalarımız var.

Konuğumuz; bu çabayı gösteren, gençlere ufuk açmaya çalışan, emanetlerimize nitelikli eserleri tavsiye eden Abdullah Tayyar Anadolu Lisesi İngilizce Öğretmenlerinden Esra SEZGİN’dir.

-Merhaba Esra Hocam… Bize projenizden bahseder misiniz?

Merhabalar… Projemiz, öğrencilerimizin kitap okuma fikriyle ve bize “Hangi kitapları okuyabiliriz? Tavsiye ettiğiniz kitaplar var mı?” diye danışmasıyla başladı. Bu süreçte öğrencilerimizin fikirlerini besleyecek, onlara farklı bakış açıları kazandıracak eserleri tavsiye ettik.

-Neden böyle bir proje düşündünüz? Bu projedeki amacınız nedir?

Klasik eserlere aşina olan öğrencilerimiz, kitap okumayı derslerinin dışına da çıkararak “Birlikte bir okuma projesi yapabilir miyiz?” dediler. “Aynı eserleri okuyarak düşüncelerimizi birbirimizle paylaşalım” fikriyle geldiler. Dolayısıyla bu projeyi öğrencilerimiz istedi biz de onlara rehberlik ederek bu çalışmayı e-twinning projesi haline getirdik. Amacımız öğrencilerimizin güncel yazarları ve farklı edebi türleri tanımasını sağlamaktır.

-Bu projeye ortak olan okullar ve o okullardaki hocalarımız kimlerdir?

Okulumuzun başlatmış olduğu projeye Balıkesir’den Altı Eylül Kurtdereli MTAL, Sivas’tan Ulaş Çok Programlı Anadolu Lisesi ve Afyonkarahisar’dan Sandıklı Türk Telekom Fen Lisesi dahil oldular. Bu projede yer alan öğretmenlerimiz ise; Balıkesir’den Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Emine İPEK ve Coğrafya Öğretmeni Ebru ÖZDEN, Sivas’tan İngilizce Öğretmeni Ayşegül HARDAL ve Afyonkarahisar’dan Almanca Öğretmeni Feray NACAK’tır.
Meslektaşlarımıza ve öğrencilerimize emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

-Projede okunacak eserleri neden seçtiniz ve bu eserler nelerdir?

Öncelikle kitap seçiminde öğrencilerimin ve diğer okullardaki öğretmen ve öğrencilerimizin katkısı oldu. Dönemimize ait yazarların kitabını okumamız öğrencilerimizle yazarların muhabbet etmesine imkân sağlayacağı için okuma listemizi ona göre belirlemeye çalıştık. Projede okuduğumuz kitaplar şunlardır: Rahmetli Ali Fuat BAŞGİL Hocanın “Gençlerle Baş Başa” adlı eseri, Ömer SEVİNÇGÜL’ün “Hayat Sevince Güzel” adlı eseri, Kemal SAYAR’ın “Beni Sessiz de Sevebilir misin?” adlı eseri ve Balıkesirli yazar Gülnur GÜNDOĞAN’ın “Annemden Sonra” adlı eseridir.

-Okuduğunuz bazı eserlerin yazarlarıyla öğrencilerinizle beraber zoom üzerinde muhabbet ettiniz. Öğrencilerimizin okuduğu eserlerin yazarlarıyla tanışmasının faydaları nelerdir?

Bu projede toplamda dört kitap okuyup, iki yazarımızla görüşme imkânı bulduk. Görüşme imkânı bulduğumuz yazarlar Ömer SEVİNÇGÜL ve Gülnur GÜNDOĞAN’dır. Bu görüşmeler sonrasında çocuklarda şunu gördük. Normalde bir salonda bir yazarla karşılaşabilirsin veya bir televizyonda bir youtube kanalında bir yazarı dinleyebilirsin ama biz yazarla sohbet ettik. Dinlemenin ötesinde biz sorularımızı sorduk ya da yazarların yaptığı yoruma ilave yorumlar yaptık. Bu çok kıymetliydi. Böylece öğrencilerimiz hem kendilerini çok değerli hissettiler hem de kitapta okuyup da cevap bulamadıkları soruları sordular. Maksadımız sadece yazara soru sormak da değildi. Yazarlık konusunda da “Bu işe kaç yaşında başlanır? Yazar olmak için hangi yeteneklerim olmalı?” gibi sorular da sorduk. Zaten Ömer SEVİNÇGÜL bu konuda kendini çok iyi geliştirmiş bir yazar. Gençlerle iletişimi çok güzel, çocukların dilinden anlayabiliyor. Hem çocuklar yazarla sohbet ederken yeni kelimelere vakıf oluyorlar hem de iletişim adabını öğreniyorlar. Bence yazardan en çok edindikleri görgü kuralı dinlemesini öğrenmeleridir. Yazarımız bütün öğrencileri sözünü bitirene kadar dinleyip kendisi de usulünce konuştu. Burada öğrencilerimiz de edep, erkân ve üslup konusunda örnek görmüş oldular.

-Gençlerle sadece okuma yapmamışınız! Gençler aynı zamanda her gün gördüğü ama farkına varamadığı çevresindeki güzelliklerin fotoğrafını çekip okuduğu eserlerden aldığı iktibaslarla caps’ler hazırlamışlar. Hayatın her anını birbiriyle bağlantılı şekilde yaşamak gençleri nasıl etkiliyor?

Okumak deyince amacımız sadece kitap okumak değil. Maksadımız bütün kâinatı, insanı, nesneyi, hayvanı, bitkileri yani etrafımızda gördüğümüz her şeyi okunacak bir kitap gibi görmek. Okumak, üzerine düşünülmesi gereken, vakit ayrılması gereken bir çabadır. Bu yüzden bir kediyi görüp de geçmek bizim öğrencilerimizden istediğimiz şey değil. Öğrencilerimizden fark etmelerini istedik. Dünyayı fark etsinler, kâinatı fark etsinler, gördüklerinin fotoğrafını çeksinler, anlamlandırsınlar. Çektikleri fotoğraflara baktıkları zaman onlara o anı hatırlatacak bir de söz eklesinler istedik. Fotoğraf, bir alıntı, yapabilirlerse kendilerinden bir yorum… Belki oradan çıkan emekle, zihni ve kalbi üretimle küçük bir hikâye yazmayı başarabilirler.

-Nitelikli okuma nasıl olur?

Bu konuda da daha önce görüştüğümüz yazarlardan aldığımız fikirlerle hep şunu anlıyoruz: Okumak dediğimiz olay satırların altı çizile çizile olur. Öğrencilerimizin çoğu “Hocam ben kitaplara kıyamam, asla üzerini çizemem” dediler. Bu sefer de öğrencilerime şunu söyledim: İnsan her dönemde değişiyor ve gelişiyor. 18 yaşında okuduğu bir kitapla 25 yaşında okuduğu bir kitap, 30 yaşında okuduğu bir kitap bambaşka olacak ve bu kitaplar çocukların kütüphanesinde kalacak. O yüzden satırların altını çize çize okumalı, bir iz bırakmalı. 18 yaşından bir iz. Geriye dönüp baktığında belki de şunu diyecek: Ben neden burayı çizdim. O zamanlar hangi duyguları yaşıyordum. Nelerden etkileniyordum. Şu anda bende hangi değişimler olmuş. Bunu fark edebilecek. O yüzden okumanın usulünde hep şunu söyledik: Dikkatinizi çeken noktaların altını çizin, sonra bunları fikir olarak aramızda tartışalım. Bu şekilde okuma, analiz etme, değerlendirme yapılarak okumalarımız nitelikli hale gelir.

-Okumak, anlamak ve anlamlandırmak dedik. Bu çabanın gençlerimize ne faydası oldu?

Gençlerimiz okumayı az buçuk biliyorlar ama sadece klasik eserler okuyorlar. Herkesin bildiği klasik eserleri çok güzel okuyor gençler, özet de yapabiliyor hatta özetleri direkt internet sitesinden alabiliyorlar. Lakin çocuklarımız gerçekten okumuyor! Hikâyenin dışına çıktığında onlara söylenen bir sözü anlamlandıramıyor, anlayamıyor. Mesela “Senin geleceğin için aldığın şu karar çok önemli” cümlesini zihninde analiz edemiyor. Duyduğunu anlayamıyor. Bizim maksadımız biraz da çocukların anlayabilme kabiliyetlerini geliştirmektir. Oradaki gencin okuduğu metnin veya dinlediği kelamların ne olduğunu anlayabilmesi önemli. Bu da biraz kelime dağarcığının genişliğiyle alakalı. Gençlerin kelime dağarcığını geliştirmesini istedik, ardından insanların maksadı ne? O cümleleri söylüyor ama ne demek istiyor? İnsanların niyetlerini anlayabilmesini istedik. Burada kişisel gelişim anlamında Kemal SAYAR’ı okumamızın en büyük sebebi de buydu.

-Gençlerimizin çabasını velilerimiz görebildi mi? Velilerimizin tavrı ne oldu?

Bu süreçte velilerimizi de bilgilendirdik, öğrencilerimizle şu kitapları okuyacağız dedik. Velilerin ilk tepkileri: “Hocam ne kadar tutacak?” oldu. Hani kitapların fiyatı ne, bize maliyeti ne olacak gibi sorular. Biz de maliyetli bir iş olmadığını, emek gerektiren bir iş olduğunu söyledik. Daha sonra proje bitince görüştüğüm bir veliden şöyle bir dönüş aldım: “Hocam, oğlumun kitap okuması benim çok hoşuma gitti. Evde keyifli bir şekilde kitap okuyor. Kendisi istediği için kitap okuyor” dedi. Bir insanın kendi isteğiyle vakit ayırıp kitap okuması muhteşem bir şey. Bunu ödevden çıkarıp, zorunluluktan çıkarıp, başka birisinin baskısından çıkarıp, öğrencilerimizin özgürce kitap okumayı seçmesi ve sevmesi mükemmel bir edinimdir.

-Planladığınız kitapları okuduktan sonra hazırlamış olduğunuz caps’ler ile e-kitap hazırladığınızı duyduk. Neden e-kitap?

Biz dijital bir çağda yaşıyoruz. Öğrencilerimiz kütüphanelerden ziyade daha çok sosyal medyalarda geziyorlar, internet kullanıyorlar. O yüzden istedik ki bu kitap öğrencilerimize sosyal mecralardan ulaşsın. Hem de tasarım yapması kolay oluyordu. Kendi çektiğimiz fotoğrafları oraya yükleyerek, iktibasları kaynak göstererek oraya yazıp e-kitap olarak yayımlamak hem pratik oldu, hem maliyet yönünden uygun oldu, hem de öğrencilerimizin bilişim becerilerini geliştirebilecek, çağa ayak uydurabilecek yeteneklerini geliştiren bir çalışma oldu.

-Okuyucularımız bu e-kitap’a nasıl ulaşabilir?

Biz kitabı storyjumper programı ile hazırladık. E-Kitaba bu sayfadan https://www.storyjumper.com/book/read/133247832 bakabilirler. Aynı zamanda instagramda “geleceğin.kalemleri” isimli bir sayfamız var. Maksadımız, okuduğumuz eserlerden bize iz kalan bilgileri fotoğraflarla birleştirip bizde uyandırdığı hissiyatı paylaşmaktır.

-İlk ve orta dereceli okulların her kademesinde görev yapan birisi olarak; ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan öğrencilere ve velilerine neler söylemek istersiniz?

Bu üç basamaktaki öğrencilerin ilgileri gibi ihtiyaçları da farklıdır. İlkokuldaki bir öğrenci okumayı keyif almak için ister. Gülmek için, komik olduğu için sever ya da yepyeni bir bilgi istediği için, merak duyduğu için ister. Ortaokuldaki öğrencilerinse merak seviyesi artar, macera ister, kendi deneyemediği şeyleri yani fantastik dediğimiz türleri o yüzden çok okurlar. Kendi deneyimleyemediği şeyleri, olağandışı şeyleri orada görmek isterler. Ne kadar cesaret ediyorlar, ne kadar cesurlar, tarihteki insanlar savaşlarda ne kadar başarılı olmuşlar gibi yazılarla heyecan duymak isterler. Lise öğrencilerimiz ise kendilerini kanıtlamak için kitap okumayı tercih ediyor. Okuyan bir nesil olmak ya da sosyolojik açıdan toplumu tanımak, psikolojik açıdan kendini tanımak, bunların bilgisine daha çok vakıf olmak için kitap okumayı tercih ediyorlar. Eğitim sisteminin üç kademesinde de görev yapmış olmam, öğrencilerin ihtiyaçlarını tespit etme ve velilerimizle bu tespitleri paylaşmaya çalışmak geleceğimiz için bireysel bir çabadır.
İlkokulda sunduğumuz bir kalıpta kalamazsınız. Öğrencilerinizi, evlatlarınızı takip etmek zorundayız, zorundasınız. Onların okuduğu kitapları, çocuk kitapları diye küçümsemeyip sizler de okumalısınız. Çocuk kitaplar bu işin başlangıcıdır. Evlatlarımıza bir kütüphane muhakkak sunmalıyız. Onları besleyen kitaplar her zaman yanlarında bulunmalı.

-Son sorumuz branşınızla ilgili klasik bir soru olsun. Neden İngilizce öğrenemiyoruz?

Biz bunu okulda arkadaşlarımızla konuşurken neden bu çocuklar Türkçe anlayıp Türkçe yorum yapamıyor diyoruz. Anadilinde okudukları bir kitap için “Hocam ben bu kitabı anlayamıyorum, kelimeleri çok ağır” diyorlar ki bu çağda yazılmış bir kitaptan bahsediyorum. Okuduğunu anlayamayan, fiil, özne nedir bilmeyen, iki cümle kuramayan, instagram kalıplarıyla yaşayan, ana diline hâkim olamayan bir gence İngilizce öğretebilmemiz zaten mümkün görünmüyor. Öncelikle gençler öğrenmeye hevesli olacak, ikincisi bir dil edinimi hiç kimsenin zorlamasıyla başka birisinin beynine girmez. Öğretmen dil eğitiminin yüzde yirmilik kısmındadır. Kaynak gösterir, nereden faydalanacağını söyler ve pratik imkânı sunar. Bu kadar… Geri kalan yüzde seksenlik kısım öğrencide biter. Çilesini çekeceksin ki nimete kavuşacaksın. Emek vermeden kimse başarı beklemesin.

-Cevaplarınız için teşekkür ederiz.

Bizi konuk ettiğiniz için biz teşekkür ederiz.

Kitaplar da insan gibidir… İyisi var, güzeli var, faydalısı var…

İnsan gibi olan kitaplar faydalı ise aynı zamanda iyi bir arkadaştır da…

“Bu devirde bilhassa gençlerde, şu üç konuda büyük yetersizlik görülüyor: Dikkat, merak, hafıza” dedi, Üstad Mehmed Şevket EYGİ ve şöyle devam etti sözüne: “Gençlerini iyi yetiştiremeyen bir ülke bahtına ağlasın”.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şadan Sezgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman'da suyu, yolu ve yayla havası olan arazi satılık

Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, yolu ve suyu olan 15 bin metrekare arazi sahibinden satılık.  Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, Pınarbaşı köyüne 5...

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar Karaman Aktekke Meydanında satılık iki dükkan. Karaman merkez Aktekke Cami karşısı, 1. İstasyon ve İsmet Paşa cad...

Torna ve kaynak personeli aranıyor

Karaman Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Toprakçılar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmak üzere torna ve kaynakçı personel aranıyor....

0338 224 12 63

Grafik Tasarımcı aranıyor

Meslek lisesi grafik tasarım, grafik tasarım ön lisans veya lisans bölümlerinden mezun, - Tercihen 2 yıl tecrübeli, - Portfolio Sunabilecek, - Adobe...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ A.Ş

Satılık Villa Arsası

Karaman Elmaşehir Mahallesi Çarşamba Pazarı ve Lütfi Elvan Kongre Merkezi yakınında bulunan villa arazisi satılıktır. 1250 m2 olan arazinin altyapı s...

0531 849 20 52 İBRAHİM KARAMAN

Flemenkçe öğretmeni aranıyor

Karaman'da faaliyet gösteren bir yabancı dil eğitim kurumunca istihdam edilmek üzere Flemenkçe öğretmeni aranıyor. 

+90 554 753 82 87

Üniversite karşısında satılık arsa ve spor tesisi

Karaman'ın yatırıma en uygun bölgelerinden birisi olan üniversite bölgesindeki arsa, spor tesisi ve halı saha satılıktır. Toplam tapu alanının 48 bin...

0 546 662 03 05

Sahibinden Satılık Bahçe!

Boyalı Köyü Koroşözü mevkisi bulunan 9 dönüm ceviz behçesi ile 6 dönüm tarlamız satılıktır. İçerisinde 370 adet chandler ve fernor ceviz ile 30 adet...

0 505 691 80 19

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?