Karaman Şehri Medreseleri

Abbas Mahalle Medresesi

Adı ve Yeri

Abbas Mahalle Medresesi adından da anlaşılacağı üzere Karaman kent merkezi, Abbas Mahallesi’nde inşa edilmiştir1.

Banisi ve Yapım Tarihi

Abbas Mahalle Medresesi, Lârendeli müderrislerden ve Abbas Mahallesi sakinlerinden Mehmet oğlu Seyit Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Medresenin banisi Seyit Mehmet’in 1804 tarihinde inşa ettirdiği medresede müderris olarak görevlendirildiğine bakılırsa XIX. yüzyılın başlarında yaptırılmıştır.

Mimari Yapısı

Abbas Mahalle Medresesi, yukarıda geçen belgeye göre dokuz adet hücre ile bir dershaneden oluşmaktaydı.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Abbas Mahalle Medresesi’nin vakfiyesi ve vakıfları ile ilgili bir bilgiye henüz ulaşılamamakla birlikte vakfiyesi ile ilgili bazı malumata Lârende Hurufat Defterleri’nde geçen vakıf kayıtlarından ulaşılabilmektedir. Buna göre medresenin banisi müderrisliği önce kendine sonra da çocuklarına şart kılmıştır.

Görevlileri

Medresenin banisi olan Seyit Mehmet, yapılan bir imtihandan sonra Rebiyülevvel 1219/Haziran-Temmuz 1804 tarihinde müderris olarak görevlendirilmiştir2. Seyit Mehmet’in vefatıyla oğlu Seyit Mehmet yine bir imtihanla 1243/1827-1828’de beratla tayin edilmiştir3.

Abdülkadir Ağa/Arapzade Medresesi

Adı ve Yeri

Abdülkadir Ağa Medresesi, Lârende kent merkezinde bulunan Tapucak Mahallesi’nde, Arapzade Camii’nin hemen yanında4 olduğundan Arapzade Medresesi olarak da bilinmekteydi.

Banisi ve Yapım Tarihi

Banisi, Seyit Osman Ağa’nın oğlu Abdülkadir Ağa’dır5. Banisine ait vakfiyenin tescil tarihi 03 Cemaziyelahir 1202/11 Mart 1788 olduğuna göre medrese bu tarihten önce, muhtemelen 1787’de inşa edilmiştir.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüze kadar ayakta kalamayan medresenin fiziki durumuyla ilgili bilgilere vakfiyesinden ulaşmak mümkün olmaktadır. Buna göre medrese, derslerin yapıldığı bir dershane ile dokuz hücreden meydana geliyordu6. O zaman medrese, dershanenin sağında ve solunda dizili odalardan oluşuyordu.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Seyit Osman Ağa oğlu Abdülkadir Ağa’ya ait 03 Cemaziyelahir 1202/11 Mart 1788 tarihli Arapça vakfiye sureti bulunmaktadır. Buna göre medresenin ihtiyaçlarının karşılanması için şu gayrimenkuller vakfedilmiştir:

  • Hacı Celal Mahallesi, Akköprü, Kızılöyük civarında toplam 22 dönüm arsa ile İbrahim Efendizade ve Hacı Bekir tarlası olarak bilinen dokuzar dönüm arsa,
  • Hacı Celal Mahallesi’nde, Dutluoğlu yerinde Yonca Bahçesi ismi ile bilinen yerde toplam beş dönüm bahçe,
  • Batısı Kılbasan köyüne giden yol, güneyi ise Hacı Ahmet mülkü ile sınırlı 16 dönüm tarla.

Vakfedilen arsa ve bahçeler icara verilecek; gelirleri öncelikli olarak medresenin bakım ve onarımı ile görevli maaşlarına sarf edilecektir. Her hücre başına günlük bir akçe burs verilecektir7.

Görevlileri

Yukarıda zikredilen 03 Cemaziyelahir 1202/11 Mart 1788 tarihli vakfiyeye göre müderrisler; kelam, mantık, tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilimleri bilenlerden seçilecek, gerektiği zaman mütevellilik de yapabileceklerdir. Müderris ve mütevelliye günlük 15 akçe verilecektir. Bu çerçevede medreseye atamalar yapılmıştır. 1202/1787-1888 tarihinde Hadim Müftüsü’nün öğrencilerinden Abdüssamet Efendi, günlük 15 akçe ücretle müderris olarak atanmıştır. Abdüssamet Efendi’den sonra “ehl ve müstaʽid” olmaları şartı ile çocukları görev yapabilecektir8.

Medreseye mütevelli ataması da yapılmıştır. Vakfiye şartı gereği Seyit Ali oğlu Arif Seyit Mustafa, 1202/1787-1888 tarihinde mütevelli olarak görevlendirilmiştir9. 29 Rebiyülahir 1207/14 Aralık 1792 tarihinde ise ücretle medresenin banisinin oğlu Abdullah mütevelli olarak atanmıştır10. Abdülkadir Ağa’nın çocuklarına ait mütevellilik beratı Rebiyülahir 1240/Kasım-Aralık 1824’te yenilenmiştir11.

Alacasuluk Medresesi

Adı ve Yeri

Alacasuluk Medresesi, isminden anlaşılacağı üzere Lârende kent merkezi, Alacasuluk Mahallesi’nde inşa edilmiştir12.

Banisi ve Yapım Tarihi

Bir şahıs ismi ile anılmadığına bakılırsa mahalle sakinlerinin yardımları ile yaptırılmış olmalıdır. Vakıf tahrirlerinde geçmeyen medresenin adına Hurufat Defterleri’nde rastlanmaktadır. Yapı, 1122/1711’de tamir ettirildiğine göre bu tarihten önce, muhtemelen XVII. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş olmalıdır.

Mimari Yapısı

Şu anda mevcut olmayan medrese, Korucu Ali Ağa tarafından evahir-i Zilhicce 1122/21-30 Ocak 1711 tarihinde tamir ettirilmiştir. Ayakta kalamadığına bakılırsa geleneksel Karaman medreselerinde görüldüğü üzere sade bir tarzda taş ve kerpiç malzemeden inşa ettirilmiştir.

Görevlileri

Medreseye mütevelli atamaları tespit edilmiştir. Yukarıda geçen belgeye göre mütevelli olarak görev yapan Ahmet, vazifesini aksatınca azledilmiş; yerine Seyit Hızır, 1122/1711’de Lârende Kadısı Seyit Mehmet arzı üzerine mütevellilik görevine beratla atanmıştır. Müderris tayini ile ilgili bir bilgiye ise ulaşılamamıştır.

Alaettin/Hacı Alaettin Buk’a Medresesi

Osmanlılarda eğitim yeri için tekke, zaviyenin yanında bir terim olarak buk’a da kullanılmıştır. Lârende kent merkezindeki Alaettin Medresesi de aslında bir tasavvuf yapısı olan buk’alardan biri idi. Bu nedenle tekke, zaviye ve buk’alar bölümünde incelenmiştir.

Ali Dede Medresesi

Adı ve Yeri

Ali Dede Medresesi, belgelerde sık sık “Ali Dede Mescid-i Şerîfi avlusunda kâ’in” dendiğine bakılırsa Şam Pazarı Mahallesi’ndeki Ali Dede Mescidi’nin avlusu içinde bulunuyordu13.

Banisi ve Yapım Tarihi

İsminden Ali Dede adındaki bir hayırsever tarafından yaptırılmış olduğu anlaşılan medresenin, XVIII. yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilen Ali Dede Mescidi ile aynı dönemde hizmet vermeye başladığı söylenebilir14.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Ali Dede Medresesi günümüzde mevcut olmayıp belgelerde “…avlusunda kâ’in altı adet hücerât” olarak geçtiğine bakılırsa dershane dışında yanyana dizilen altı adet odadan meydana gelmekte idi. Medresenin ayrıca bir mescidi ile avlusunda çeşmeler mevcuttu15. XIX. yüzyılın ortalarında medrese harap bir durumda idi. Bu sebeple Mansur Dede Mahallesi sakinlerinden Demircizade İbrahim oğlu Hacı Mehmet tarafından 07 Muharrem 1244/20 Temmuz 1828’de tamir edilmiş, bundan sonra XX. yüzyılın başlarına kadar tedrisat sürdürülmüştür16. Aşağıda zikredileceği üzere 1907’de tekrar bakımı yapılmıştır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Ali Dede Medresesi’nin banisine ait bir vakfiye bulunmamakla birlikte sonradan 08 Safer 1325/23 Mart 1907 tarihinde Hacı Mehmet oğlu Hacı İbrahim Efendi’nin tescil ettirdiği bir vakfiye bulunmaktadır. Buna göre tamir edilen medreseye, 10 adet “lira-i Osmanî” vakfedilmiştir17.

Görevlileri

Birden çok müderrisin müştereken görev yaptığı medreseye, XVIII. yüzyılın ortalarından XIX. yüzyılın başlarına kadar müderrisler başta olmak üzere çeşitli görevli atamaları yapılmıştır18.

Medrese vakfının işlerini yürütmek üzere ücretsiz mütevelli atamaları gerçekleştirilmiş olup ilk tayin Zilkade 1200/Ağustos-Eylül 1786 tarihlidir19.

Ali Semerkandî Zaviye Medresesi

Tekke, zaviye ve hânkahlar bölümünde zaviye olarak incelenen bu yapı; Osmanlı Dönemi’nde medrese olarak da kullanılmıştır. Lârende’nin Gazaliye Mahallesi’nde, Şeyh Ali Semerkandî tarafından inşa ettirilen zaviyede bahçe içinde bulunan hücre ve dersliklerin, XVII. yüzyılın ikinci yarısında medrese olarak kullanıldığı Evliya Çelebi’nin eserinden öğrenilmektedir. Lârende’yi 1671’de ziyaret eden Evliya Çelebi; “…Şeyh Ali Sultān el-’ulemâ el-mubahhirîn Medresesi ki kırkar ve ellişer tahtânî ve fevkânî hücreleri vardır. Ve her biri bağ u bağçe içinde inşâ olunduğu…”20 bilgisini vermiştir. Müellifin yazdıklarını doğrulayacak bir belgeye şimdilik rastlanmasa da zaviyeye atanan tasavvuf erbabının medresede müderris olarak da görev yaptığı düşünülebilir. Manzumeden geriye, yıkıldıktan sonra yeniden inşa edilen mescit ile hazirenin bir bölümü kalmıştır21.

Arslancızade Hacı Ahmet/Arslancı Medresesi

Adı ve Yeri

Bazı vakıf belgelerinde “Arslancı-zâde Hâcı Ahmed”, bazılarında ise Arslancı Medresesi olarak geçmekte olup22 Lârende şehir merkezinde, bir diğer adı Kale olan Hisar Mahallesi’nde bulunuyordu23.

Banisi ve Yapım Tarihi

Belgelere göre banisi Arslancızade Hacı Ahmet’tir24. Medreseye ait ulaşılabilen en eski atama belgesi, Zilkade 1110/Mayıs 1699 tarihli bir Hurufat kaydıdır25. Buna göre medresenin XVII. yüzyılın ortalarında inşa edildiği söylenebilir. Medresede XX. yüzyılın başlarına kadar eğitime devam edildiği Kadı Sicilleri’ndeki kayıtlardan anlaşılmaktadır26.

Mimari Yapısı

Günümüze kadar ayakta kalamayan medresenin müştemilatında diğer birçok medresede olduğu gibi bir de mescit bulunuyordu27. Bunun dışında bir dershane ile öğrencilerin kalacakları hücreler mevcut idi.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Arslancızade Hacı Ahmet Medresesi’nin vakfiyesine ait bilgilere henüz ulaşılamamakla birlikte giderlerini karşılamak için vakıflar oluşturulmuştur. Bunlardan biri Sakabaşı Mahallesi’nde bulunan Alime Hatun vakfının “mûsakkāfât”ına ait Ağa Değirmeni olarak bilinen değirmenin bir kısım gelirleridir. Vakfın bu değirmenden gelen senelik kazancı on esedî altın olup bunun rayiç bedeli, 21 Zilkade 1313/04 Mayıs 1896 yılında 40 para idi28.

Görevlileri

Arslancızade Hacı Ahmet Medresesi’ ne görevli atamalarının yapıldığı görülmektedir. En eski tarihli atama, Zilkade 1110/Mayıs 1699’da medresenin bitişiğindeki mescide aittir29.

Aslancızade Medresesi’ne incelenen dönemde müderris atamaları da olmuştur. Medresede “vazîfe-i muʽayyene” ile müderris olan Hacı Ömer Efendi, çocuksuz olarak vefat ettiğinden yerine din ve fen ilimlerinin tedrisi için Seyit Hüseyin Efendi, 29 Zilhicce 1182/06 Mayıs 1769 tarihinde beratla tayin edilmiştir30.

Aslancızade Medresesi’ne XIX. yüzyılda müderrislik kadrosunda birden çok görevli bulunuyordu. Seyit Şeyh Süleyman’ın çocuksuz olarak vefatı üzerine Ahmet oğlu Mehmet, 27 Zilhicce 1231/18 Kasım 1816 tarihinde müderrisliğe getirilmiştir31. 15 Şevval 1232/28 Ağustos 1817 tarihinde ise medresenin nısf hisse müderrisliği, yapılan bir imtihanda başarılı olduğu tespit edilen Şeyh Hacı Akif oğlu Mehmet’e devredilmiştir32. Medreseye yapılan müderris ve mütevelli atamaları, XX. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir33.

Çavuşzade Hacı Zeynelabidin Ağa Medresesi

Adı ve Yeri

Zeynel Ağa olarak da bilinen Çavuşzade Hacı Zeynelabidin Ağa Medresesi, Dahhak Mahallesi’nde, bir diğer adı Çavuşzade olan Zeynel Ağa Camii’nin kıble tarafında bulunmaktaydı34.

Banisi ve Yapım Tarihi

Banisi, İbrikli Mahallesi sakinlerinden Abdurrahman Ağa’nın oğlu Çavuşzade Seyit Hacı Zeynelabidin Ağa’dır. Zeyne’de zaviye ve türbesi bulunan Şeyh Ali Semerkandî’nin torunlarından olan35 ve iyi bir eğitim alan Zeynelabidin Ağa, İstanbul ve taşrada bürokratik görevler üstlenmiştir36.

Medresenin 1186/1772 tarihinde tescil edilen vakfiyesi, yapılış tarihi hakkında bir fikir vermektedir. Buna göre medrese, vakfiyenin tescil tarihinden biraz önce muhtemelen 1771’de inşa edilmiştir.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüzde mevcut olmayan medresenin, bir avlu çevresinde on hücresi ile içinde 79 adet yazma eserden oluşan bir kütüphanesi vardı. Bitişiğinde cami de mevcut idi37. Avlusunda antik sütunlardan yararlanılarak yapılmış bir de şadırvanı bulunmaktaydı38.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Çavuşzade Hacı Zeynelabidin Ağa’nın inşa ettirdiği medrese ve müştemilâtı ile ilgili bir adet vakfiye sureti mevcut olup tescil tarihi evasıt-ı Muharrem 1186/14-25 Nisan 1772’dir. Buna göre medreseye vakfedilen mülkler şunlardır:

  • Vâkıfın, Muslu Ağa Hanı’nın bitişiğinde bina ettirdiği Yeni Han’ın tamamı ile Nuh Paşa Camii civarında bulunan iki katlı Paşa Hanı,
  • Mağriplioğlu Hanı’nda üç, Karakülah Hanı’nda on iki, Pazarbozan Hanı’nda bir odanın tamamı,
  • Demirciler, Debbağlar, Kılıççılar, Attarlar, Berberler, Eskiciler, Semerciler ve Haf­faflar Çarşışı’nda bulunan dükkânlar ile Pazar Meydanı, Unkapanı, Yeni Han, Kârbansaray ve Tuzcular’daki toplam 48 adet dükkân,
  • Şam Pazarı ve Hacı Celâl Mahallesi’ndeki mengenehane hisseleri ile Kurşunlu Mektep ve Yesriye köyü civarındaki diğer mengenehanenin hisseleri,
  • Lârende’ye tabi Çukurbağ ve Gaferiyat kazasına bağlı Pınarbaşı köylerindeki birer adet değirmen ile değişik yerlerde bulunan dört adet değirmenin hisseleri,
  • Mağriplioğlu Hanı’nın yakınında iki adet dolap,
  • Şam Pazarı Mahallesi’nde fevkani ve tahtani odaları, ahırı ile samanlığı bulunan; etrafı duvar ve evlerle çevrili menzilin tamamı,
  • Değişik yerlerdeki toplam beş ambar,
  • Bostancı Camii yakınındaki hamamın bazı hisseleri.

Yukarıdaki vakıf gayrimenkullerinden elde edilecek gelirden medresenin her hücresi için günlük bir dirhem burs tayin edilmiştir39.

Görevliler

Banisi Çavuşzade Hacı Zeynelabidin Ağa, medresenin müderrisliğini çocuklarına şart koşmuş, bunlara yapacakları eğitim hizmetleri karşılığında günlük kırk akçe ücret tayin etmiştir. Müderris, dinî ilimlerin yanında akli ilimleri tedris edebilen biri olacaktır. Vakfın tevliyet ve nezaretini de öncelikle “kayd-ı hayat” şartı ile kendi nefsine, sonra kendi neslinden olan çocuklarının salih olanlarına bırakmıştır. Bu esaslar çerçevesinde müderris ve mütevelli atamaları yapılmış, 1186/1772-1773 yılında Hacı Zeynelabidin Ağa’nın oğlu Seyit Abdurrahman Efendi, beratla müderris ve mütevelli olarak tayin edilmiştir. Seyit Abdurrahman Efendi’nin vefatı sonrasında ise oğlu Seyit Ömer Necip Efendi, 29 Cemaziyelevvel 1199/09 Nisan 1785 tarihinde aynı görevlere getirilmiştir40.

Emir Musa Medresesi

Adı ve Yeri

Emir Musa Medresesi, Evliya Çelebi’nin eserinde; “Musa Bey Medresesi ve Mescidi” olarak geçmektedir41. Medrese, Hisar Mahallesi’ndeki orta kalenin kapılarından Pazar Kapısı’nın güneyinde, Alaettin Türbesi’nin karşısında42; günümüzde Çeltek olarak bilinen mahallenin sınırları içerisindeydi43.

Banisi ve Yapım Tarihi

Emir Musa Medresesi, Karamanoğlu Mahmut Bey’in oğlu Emir Bedrettin Musa tarafından yaptırılmıştır. Banisinin ölüm tarihi (1345) ve türbe bölümündeki mezar taşı kitabeleri göz önüne alınırsa 1345’ten önce yaptırılmıştır44.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Emir Musa Medresesi’nin mescit ve türbe bölümleri de bulunmaktaydı45. F. Sarre’nin 1895’te incelediği medrese bütünüyle kesme taştan idi. Simetrik bir plan dâhilinde toplam sekiz odası bulunuyordu46. Medreseye, doğuda bulunan mescidin minaresinin bitişiğindeki işlemeli taç kapıdan girilmekteydi. Totaysalgır’a göre basık kemerli kapıdan tonoz örtülü giriş eyvanına, oradan da kubbe ile örtülü revaklı orta avluya geçiliyordu47. Girişin karşısında yer alan, çinilerle kaplı ana eyvan; mescit ve dershane olarak kullanılmaktaydı48.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Emir Musa Medresesi’nin vakfiyesinin nerede bulunduğu bilinmemektedir. Bununla birlikte vakfiye ile ilgili bazı bilgilere 27 Ramazan 1187/12 Aralık 1773 tarihli bir hüccet kaydından ulaşılabilmektedir. Bu tarihte vakfın evladiyet ve meşrutiyet üzere mütevellisi olan Hüseyin kızı Şerife Aynî; müderrislerin tedris için aldıkları ücreti yetersiz bulup buna kanaat etmemeleri üzerine, oğlu Osman oğlu Seyit Yahya’yı dava vekili tayin ederek Konya Kadısı’na müracaat etmiştir. Şerife Aynî, elinde Emir Musa Medresesi’nin vakfiye sureti ve bir emrişerif olduğunu söylemiş, buna göre müderrislerin günlük yirmi beşer akçeden fazla alamayacağını ispatlamaya çalışmıştır49. Müderrisler ise eldeki vakfiyenin aslı olmadığını ve delil olarak kullanılamayacağını beyan etmişlerdir. 27 Ramazan 1187/12 Aralık 1773 tarihinde orijinalinin mevcut olup olmadığı tartışılan bu vakfiye50, günümüze kadar ulaşmamış olmalıdır.

Emir Musa’nın medrese için zengin vakıflar oluşturduğu vakıf tahrirlerinden anlaşılmaktadır. Fatih Dönemi’nin 881/1476 tarihli tahririnde medresenin vakıfları şu şekilde yazılmıştır: Lârende’ye bağlı Tavca ve Kaldırca köyünden gelirler; Lârende’de iki taşlı bir değirmen ile şehre yakın farklı bir değirmen; Murat Paşa yeri ve Karabudak mezrası ile şehir yakınında Harbanda Bahçesi olarak bilinen yer; Hızır İlyaslık mevkii, Güvende köyü, Sinle, Yeni Köprü ve Mağara Hamamı civarları ile şehir yakınında bulunan farklı miktardaki bağlar; Göde, Dozat ve Nasıra köyleri ile Alacasuluk Mahallesi, Tayı Buzluğu ve şehrin kıble yönünde yerler; Gazalpa’da bahçe, Lârende’de dükkânlar ve Lal Hamamı’nın gider suyunun aktığı yerin ücreti51.

Emir Musa Medresesi’nin vakıfları daha sonraki tahrirlerde tekrar edilmekle birlikte gelirlerinin 888/148352 ve 937/153053 tahrirlerinde artış gösterdiği görülmektedir. XVI. yüzyıldaki bir kısım vakıfların durumunu kadı sicillerinden de takip etmek mümkün olmaktadır54.

Emir Musa Medresesi’nin vakıfları XVIII. yüzyılda da mevcut olup medresenin ihtiyaçları vakıf gayrimenkulleri ile öşür gelirlerinden karşılanıyordu. Nitekim Karaman Valisi’ne ve Lârende Kadısı’na yazılan evaili-i Rebiyülahir 1198/23 Şubat 1784 tarihli bir hükümde; Kaş nahiyesine tabi 177 nefer reayanın çeşitli öşrü ile yedi ayrı zemin ve Davudlar köyünün öşrü Emir Musa Medresesi’nin gelirleri arasında olduğu zikredilmiştir55.

Emir Musa Medresesi Vakfı’nın XIX. yüzyılın ilk yarısındaki vakıflarına ait bilgilere de ulaşılabilmektedir. Bu dönemde de bir kısım gayrimenkuller, vakıf mütevellileri tarafından şahıslara kiraya verilmek suretiyle medresenin ihtiyaçları karşılanmıştır. Buna göre vakfın 57 dönüm ekilip dikilen tarlası vardı56.

Görevlileri

Medresenin müderrisleri ile ilgili ilk bilgilere vakıf tahrirlerinden ulaşılabilmektedir. Buna göre 881/1476 tarihli tahrirde medresenin beratlı müderrisi Mevlâna Davut57 iken 888/1483’teki müderrisi Mevlâna Behlül idi58. Ele alınan dönemde mütevelli atamaları düzenli olarak devam etmiştir59.

Emir Musa Medresesi’nin müderrisliği yukarıda da geçen belgelere göre vâkıf tarafından Lârende kazasındaki müftülere şart koşulmuştur. Buna rağmen dışarıdan kendi üzerlerine berat çıkartanlar olsa da bunlar görevinden alınmışlardır60.

Emir Musa Medresesi ellili bir medrese idi. Genellikle iki müderris görev yapıyor61 ve 50 akçeyi 25’er akçe olarak paylaşıyorlardı62. Recep 1140/Şubat-Mart 1728 tarihinde medresenin müderrisleri ile vakfın mütevellisi Seyit Ömer arasında ücretle ilgili birtakım hukuki sorunlar yaşanmıştır. Medresenin iki müderrisine 25’er akçe, vakfın mütevellilerine ise gelirlerden belli bir hisse verilmesi kural iken mütevelli Seyit Ömer bu teamüle uymamış, müderrislerin hakkı olan ücretleri alıp kendi özel ihtiyaçları için harcamıştır. Müderrislerin bu durumdan şikâyetçi olması üzerine şahitler dinlenmiş ve müderrislerin haklılığına karar verilmiştir63. Müderrislerin ücret itirazları 27 Ramazan 1187/12 Aralık 1773 tekrar gündeme gelmiş64, bunun üzerine merkezden meselenin soruşturulması için yerel mahkemeye talimat verilmiştir65.

İncelenen dönemde medreseye; muit66, nazır67, mukayyit68, ferraş69, bevvap70 atamaları da yapılmıştır.

Emir Şah Zaviye Medresesi

Adı ve Yeri

Belgelerde “Emir Şah binâsı medrese” ve “Emir Şah Medresesi dimekle maʽrûf zâviye” şeklinde de geçen Emir Şah Zaviye Medresesi, Çeltek Mahallesi’nde idi71. Belgelerdeki bilgilerden hareketle aynı zamanda bir tasavvuf yapısı olarak inşa edilen yapı; incelenen dönemde medrese olarak kullanılması sebebiyle tekke, zaviye ve hânkahlar bölümünde de ele alınmıştır.

Banisi ve Yapım Tarihi

Emir Şah Zaviye Medresesi, başlangıçta Karamanoğullarından Emir Şah tarafından zaviye olarak inşa edilmiştir. Emir Şah, Mirzade Alaettin Halil Bey’in 769/1367 tarihli Maderimevlâna vakfiyesindeki bilgilere göre Karamanoğullarından Emir İshak’ın oğludur (Bk. Ek- X)72. Konyalı, bu zatı isim benzerliğinden dolayı Turgutoğlu Pir Hüseyin Bey’in babası Emir Şah’la73 karıştırmış olmalıdır. Emir Şah, 1367’de hayatta olduğuna göre bu eğitim kurumunun en geç XIV. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği söylenebilir. Zaviyeler bölümünde de zikredildiği üzere Hüseyin oğlu Ali Ağa tarafından XVIII. yüzyıl başlarında zaviye hücrelerine yeni odalar ilave edilerek medrese olarak da kullanılmıştır74.

Zaviyeler aslında birer eğitim kurumudur. Bunun için zaman zaman medrese olarak da kullanıldıklarına daha önce değinilmişti. Zira XVII. yüzyıldan itibaren medreseler ön plana çıkınca tarikatlar da zaviyelerin bünyesinde kurdukları medreselerle etkinliklerini artırmayı düşünmüşlerdir. Emir Şah Zaviyesi bunlardan biridir.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüze ulaşamayan medresenin mimari yapısı hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Belgelerden anlaşıldığına göre zaviyede medrese bölümünden başka bir de mescit bulunuyordu75. Öyle ise Emir Şah Zaviye Medresesi; zaviye, mescit ve medreseden oluşan büyük bir eğitim yapısı idi.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Emir Şah Zaviye Medresesi’nin vakfiyesi hakkında henüz bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bununla birlikte zaviye ile medreseye gelir sağlayan birtakım vakıfların oluşturulduğuna dair belgeler bulunmaktadır. Nitekim Ermenek’e bağlı Resuller köyünde Ergene ismini taşıyan mezranın öşrü bu medresenin vakfı idi76.

Görevlileri

Emir Şah Zaviye Medresesi’ne incelenen dönem içinde eğitim kadrosuna atamalar ya­pılmıştır. Bunlardan müderris olarak görev yapan Hüseyin Maden Efendi vefat edince yerine, 10 Muharrem 1145/03 Temmuz 1732 tarihinde Abdurrahman Efendi tayin edilmiştir77.

Emir Şah Zaviye Medresesi vakfına mütevelli atamaları da yapılmış; mütevellisi olmadığı gerekçesi ile Seyit Abdurrahman, Rebiyülevvel 1202/Aralık 1787-Ocak 1788 tarihinde mütevelliliğe tayin edilmiştir78.

Hacı Ahmet/Yeni Medrese

Adı ve Yeri

Hacı Ahmet Medresesi, belgelerde “Yeni Medrese dimekle maʽrûf Hâcı Ahmed binâsı medrese” olarak geçtiğine bakılırsa bir diğer ismi Yeni Medrese idi. Zaviye Mahallesi’nde inşa edilmiştir.

Banisi ve Yapım Tarihi

Erken dönem Osmanlı vakıf tahrirlerinde adı geçmeyen medreseye ait tespit edilebilen en eski kayıt, 1127/1715 tarihli bir Hurufat Defteri’nde yer almaktadır. Buna göre medresenin bu tarihten önce, en geç XVII. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği tahmin edilebilir79.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Hacı Ahmet Medresesi’nin vakfiyesine ait bir bilgiye henüz ulaşılamamıştır. Vakfına yapılan müderris atamaları, ihtiyaçlarının karşılanması için kurulmuş vakıflarının olabileceğine işaret etmekle birlikte bunlar hakkında bir kayda henüz rastlanmamıştır.

Görevlileri

Hacı Ahmet Medresesi’ne müderris ve mütevelli atamaları yapılmıştır. Müderris Mehmet Efendi, Karaman’dan ayrılıp “Konya’da mutavattın olmağla” görevini bırakmış, yerine Yusuf Efendi, Recep 1128/Haziran-Temmuz 1716 tarihinde atanmıştır. Diğer bir kayıt, mütevelli ataması ile ilgili olup günlük yarım akçe ücretle görev yapan Hacı Mehmet vefat etmiş, bunun üzerine oğlu İbrahim, babasının görevini devralmıştır80.

Hacı İshak/İshakiye Medresesi

Adı ve Yeri

Diğer bir ismi İshakiyye olan Hacı İshak Medresesi, Ali Şahne Mahallesi’nde, Hatuniye Medresesi’nin yakınında idi81. Yerinde bugün Kale İlkokulu bulunmaktadır82.

Banisi ve Yapım Tarihi

Hacı İshak Medresesi, Sefer oğlu Hacı İshak tarafından inşa edilmiştir. Medresenin banisine ait 29 Şevval 1146/4 Nisan 1734 tarihli zeyl vakfiyesine göre83 yetersiz olduğu görülen vakıfları artırılmış; bu sebeple ek bir vakfiye düzenlenmiştir. Öyle ise medrese vakfiyenin tescil tarihinden önce, muhtemelen XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilmiş olmalıdır.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Basit taş malzemeden ve toprak damlı olarak inşa edilen Hacı İshak Medresesi günümüze kadar ulaşamamıştır. Medrese yapısı içinde mescit ile bitişiğinde bir sarnıç yer almaktaydı. 1341/1922-1923 yılında medrese “hâlî ve mensî” yani boş ve terk edilmiş idi84. Konyalı; medresenin Cumhuriyet Dönemi’nde yıkılıp arsa hâline getirildikten sonra bir kısmına değirmen bir kısmına da konut yapıldığını, sarnıcının ise 1967’den önce ayakta olduğunu yazmıştır85. Günümüzde sarnıçtan da eser kalmamıştır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Hacı İshak Medresesi’nin aslında biri zeyl olmak üzere iki adet vakfiyesi bulunuyordu. Bunlardan sadece ek vakfiyeye ulaşılabilmiştir. 29 Şevval 1146/4 Nisan 1734 yılında Ali Şahne Mahallesi sakinlerinden Sefer oğlu Hacı İshak adına tescil edilen bu vakfiyede medresenin yer aldığı manzumeye bir kısım gayrimenkuller ilave edilmiştir86. Buna göre; Karaman şehir merkezinde dört dönüm bahçe ile altı adet boyalık, Pazarbozan Hanı’nın içinde yer alan bir “bâb tahtânî” oda medreseye vakfedilmiştir87.

Hacı İshak Medresesi Vakfı’na ait bazı gayrimenkullerin 1260/1844-1845 yılındaki durumu Temettüat kayıtlarından anlaşılmaktadır. Buna göre medresenin vakfına ait 2.5 dönüm bahçe bulunuyordu88.

Görevlileri

İshakiye Medresesi’ne eğitim-öğretim işlerinden sorumlu olan müderrislerin atamalarına inşa tarihinden hemen sonra başlamış, tayinler incelenen dönemin sonuna kadar devam etmiştir. Tespit edilen en erken atama 29 Cemaziyelahir 1154/11 Eylül 1741’de Seyit Şeyh Molla Efendi ibtida-i hariç müderrisliğine getirilmesidir89.

Müderrisler, Muharrem 1198/Kasım-Aralık 1783 tarihinden sonra nazır olarak da görev almışlardır90. Hacı İshak Medresesi’ne XIX. yüzyılda da müderris ve nazır atamaları yapılmaya devam edilmiştir91.

Yukarıda zikredilen vakfiyeye göre vakfın tevliyeti hayatta olduğu sürece vâkıfın kendisinde olacak, vefatından sonra ise çocukları mütevelliliği devam ettirecekti. Bu çerçevede medresenin de yer aldığı müştemilata, düzenli olarak mütevelli atamaları yapılmıştır92.

Medresedeki mescitte müderrisler imamlık da yapmış olmalıdır. Günlük altı akçe ücretle imam olan Seyit Mehmet Sait vefat edince yerine Seyit Mehmet, 29 Zilkade 1193/08 Aralık 1779 tarihinde atanmıştır93.

Medrese öğrencilerinden olan Mehmet Efendi oğlu Seyit İbrahim’in 08 Şevval 1166/08 Ağustos 1753 tarihli terekesinden çıkan kitaplar, Hacı İshak Medresesi’nin eğitim programı hakkında önemli bilgiler vermekte olup medreselere giriş kısmında bunlar hakkında bilgi verilmiştir.

Aynı tarihli terekeden medrese talebesinin kitaplarının dışında vârislerine kalan her türlü mal ve eşyanın dökümüne ulaşılabilmektedir94. Bu sayede talebenin gündelik hayatı, yaşam tarzı ve maddi dünyası tasavvur edilebilmektedir.

Hacı Süleyman Efendi Medresesi

Adı ve Yeri

Hacı Süleyman Efendi Medresesi; XVIII. yüzyılda tutulan Lârende Hurufat Defterleri’ndeki bazı kayıtlarda Say Mahallesi’nde95, bazı kayıtlarda ise yakınındaki Gazi Dükkânı Mahallesi’nde gösterilmiştir96.

Banisi ve Yapım Tarihi

Belgelerde “el-Hâcc Süleyman Efendi binâ eylediği medrese”97 olarak geçtiğine bakılırsa banisi, Lârende’nin müderrislerinden Hacı Süleyman Efendi’dir. Medreseye ait ulaşılabilen en eski kayıtta bu eğitim kurumlarında görev yapan müderris Hacı Süleyman’ın beratı, Rebiyülahir 1163/Mart-Nisan 1750 tarihinde yenilenmiştir98. Onun görev yaptığı süre de hesaba katılırsa medrese, en geç XVIII. yüzyılın ikinci çeyreğinde inşa edilmiştir.

Mimari Yapısı

Hacı Süleyman Efendi Medresesi ayakta kalamamıştır. Uzun soluklu faaliyet gösteremediğine bakılırsa basit mimari tekniklerle toprak ve taş malzemeden yaptırılmış olmalıdır. Diğer klasik Lârende medreselerinde görüldüğü üzere bir avlu etrafında yer alan dershane ile öğrenci hücrelerinden oluştuğu düşünülebilir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Hacı Süleyman Efendi Medresesi’nin vakfiyesi ve gelir kaynaklarını oluşturan vakıfları hakkında henüz bir belgeye ulaşılamamıştır. Medresenin vakıflarına mütevelli tayinlerinin bulunmaması, vakıflarının olmadığına işaret kabul edilebilir.

Görevlileri

Hacı Süleyman Efendi Medresesi’ne görevli atamaları yapılmış olup bunların başında eğitim kadrosuna yapılan müderris atamaları gelmektedir. Günlük yarım akçe ücret ile müderris olan Hacı Süleyman’ın beratı Rebiyülahir 1163/Mart-Nisan 1750 tarihinde yenilenmiştir99. Bu zatın görev süresinin ne zaman bittiği bilinmemektedir. Daha sonra medresenin müderrislerinden olan Seyit Abdurrahman oğlu Seyit Ömer görevinden feragat edince yerine, yapılan bir imtihanla Seyit Hacı Halil oğlu Seyit İzzettin, 14 Recep 1196/25 Haziran 1782 tarihinde atanmıştır100.

Hacı Süleyman Efendi Medresesi’nin müderris kadrosunda birden fazla müderris görev yapıyordu. Mesela “sülüs hisse” ile müderrisi olan Seyit Mehmet oğlu Seyit Abdullah çocuksuz olarak vefat edince diğer müderris Hacı Yahya oğlu Seyit Abdullah, Rebiyülevvel 1199/Ocak-Şubat 1785 yılında beratla tayin edilmiştir101. Medresenin üçte bir hisse ile görev yapan müderrislerinden Seyit Mustafa oğlu Seyit İbrahim çocuksuz olarak vefat edince boşalan kadro için imtihan yapılmış; başarılı olan Mustafa oğlu Mehmet, 02 Şevval 1225/31 Ekim 1810 tarihinde görevlendirilmiştir102. Birden fazla müderrisin sülüs hisse ile görev yapma geleneği incelenen dönem boyunca devam etmiştir103.

Hatuniye/Hatun/Sultan Hatun/Melek Hatun Medresesi

Adı ve Yeri

Hatuniye Medresesi; Melek Hatun, Hatun, Sultan Hatun gibi değişik isimlerle de anıl­makta olup belgelerde Ali Şahne Mahallesi’nde gösterilmektedir104. Bazı belgelerde Maderi­mevlâna Türbesi’nin de olduğu mahallede yer alması sebebiyle Valide Mahallesi şeklinde de kaydedilmiştir105. Günümüzde ayakta bulunan medrese İmaret Mahal­lesi’ndedir106.

Banisi ve Yapım Tarihi

Hatuniye Medresesi’nin banisi, Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigâr’ın (1364-1389) kızı, Karamanoğlu Alaettin Ali Bey’in eşi Melek Hatun’dur107. Nefise Hatun ve Sultan Hatun gibi isimlerle de anılmıştır. Medrese Karamanoğlu Alaettin Ali Bey zamanında, eşi tarafından 783/1381-1382 tarihinde Mimar Hoca Ahmet oğlu Numan’a yaptırılmıştır108. Medrese müderrislerinin aldığı maaşa göre yirmili medrese statüsünde idi109.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Avlu çevresinde sıralanan öğrenci hücreleri, dershaneler, mescit ve türbe ile bitişiğindeki bağdan meydana gelen Hatuniye Medresesi, bütünüyle kesme taştan yapılmış ve simetrik olarak planlanmıştır. Avlunun sağında ve solunda toplam sekiz adet kubbeli medrese odası yer almaktadır110. Mescit olarak kullanılan ana eyvanın sağındaki oda kışlık dershane, solundaki ise medreseyi yaptıran Melek Hatun’un türbesidir. Buralara ince işçilikle tezyin edilmiş kapılardan girilmektedir. Her iki mekânın üzeri de kubbe ile örtülmüştür. Zeminden bir miktar yükseltilmiş olan eyvanın önü revaklıdır. Avlunun ortasında dikdörtgen biçiminde küçük bir havuz mevcuttur. Medresenin dikkat çeken yerlerinden biri de taç kapısı olup altı mermer malzemeden, üst tarafı ise kalker taştan yapılmıştır. Taç kapı, eyvan kemerleri ve kubbeli odaların girişleri süslemeli olup buradaki zengin geometrik tezyinat, yazı ve bitkisel dekor olarak kendini göstermektedir. Bunların dışında herhangi bir bezeme bulunmamaktadır111.

Hatuniye Medresesi’nin müştemilatında birçok medresede olduğu gibi mescit ve türbenin dışında bir de hazire mevcuttu. Yapının kıble yönünde bulunan söz konusu mekân günümüze kadar ulaşamamıştır112.

Hatuniye Medresesi’nin 1341/1922 yılında sıbyan mektebi olarak hizmet verdiğine bakılırsa113 1913’ten sonra sıbyan mektebine çevrilmiş olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Melek Hatun’un evasıt-ı Rebiyülevvel 787/22 Nisan- 01 Mayıs 1385 tarihli vakfiyesi ile bunun zeylleri bulunmaktadır. Melek Hatun vakfiyesinde medreseye vakfedilen gayrimenkuller aşağıdaki gibi kaydedilmiştir114: Medresenin yanında bulunan üzüm bağı, Lârende’de bir değirmen, bir şırlağanhane, şireçhane, bir bezirhane, Lârende’nin değişik mahallelerde tarla, bağ ve dükkânlar, Sinle, Güderegömü, Davut ve Yenice köylerine yakın yerlerde bulunan arsalar.

Hatuniye Medresesi’nde, burada okuyan talebelere ve gelen misafirlere yemek çıkartılıyordu. Vakfiyeye göre mütevelli; kandil ve bayram günlerinde zaferan, tahin, bal ve şıradan helva yaptıracak ve medrese talebeleri ile misafirlere ikram edecektir.

Fatih Dönemi’nin 881/1476 tarihli tahririnde, vakfiyede zikredilen vakıf gayrimenkulleri ayrıntılı olarak kaydedilmiş115, bunlara daha sonra yeni vakıflar ilave edilmiştir. Nitekim II. Bayezit Dönemi’nde yapılan 888/1483 tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahrir Defteri’nde, önceki tahrirde geçmeyen Kale içindeki Hatun Hamamı ile Fisendon köyünde bir başka değirmen medresenin vakıfları arasında zikredilmiştir116. Kanuni Dönemi’nde yapılan 937/1530117 ve III. Murat Dönemi’nin 992/1584 tarihli tahririnde ise önceki vakıflar tekrar edilmiştir118.

Hatuniye Medresesi Vakfı’na ait bir kısım bilgilere Lârende Kadı Sicilleri’nden de ulaşılabilmektedir. Şaban 939/18-26 Mart 1533 tarihli bir kayıtta Subaşı Değirmeni’nin119, 28 Cemaziyelevvel 1000/12 Mart 1592 tarihli diğer bir kayıtta Çeltek Değirmeni’nin120, evail-i Şevval 1057/30 Ekim-8 Kasım 1647 tarihinde ise vakfa ait üç dönüm tarlanın adı geçmektedir121.

Melek Hatun Vakfı’nın mütevellisi Ali oğlu Seyit Hacı Mustafa ile Lârende Mutasarrıfı arasındaki ihtilafın konu edildiği belgelerden, medresenin evail-i Ramazan 1228/Ağustos-Eylül 1813 tarihindeki bazı vakıf gayrimenkullerinin durumu şöyledir: Kale içindeki Hatun Hamamı, Kaş nahiyesine tabi Güderegömü köyünde Burçak yeri ismi ile bilinen zemin, Alacasuluk’ta bağ ve zemin, Vadikoyunda değirmen, Subaşı’nda değirmen, Zirmağrası mevkiindeki zemin, Halil Değirmeni olarak bilinen değirmen ile Kıran köyündeki değirmenin bazı hisseleri122.

Hatuniye Medresesi Vakfı’nın 1260/1844-1845 yılında farklı yerlerde bulunan toplam 50 dönüm tarlası bulunuyor123, bu mülkler mütevelli tarafından belli bir süreliğine icara verilerek gelir elde ediliyordu.

Görevlileri

Hatuniye Medresesi’nde eğitim-öğretim Hanefi Mezhebi’nin kurallarına göre yapılıyordu. Yukarıda zikredilen evasıt-ı Rebiyülevvel 787/22 Nisan-01 Mayıs 1385 tarihli vakfiyeye göre müderrisler, Hanefi Mezhebi ulemasından; fıkıh, usül, hadis, tefsir ilimlerine vâkıf biri olacak, eğer Hanefi Mezhebi’nden bir müderris bulunamazsa Hanefi Mezhebi’nin erkânına vakıf olan Şafii Mezhebi’nden bir müderris görevlendirilebilecekti.

Osmanlı Dönemi’nde vakfiyedeki mezhep kuralı devam ettirilmiş, bu esaslar çerçevesinde medresenin eğitim kadrosuna atamalar yapılmış olmalıdır. Fatih Dönemi’nde Mevlâna Şemsettin ile Mevlâna Burhanettin müderrislik görevini ifa ediyorlardı124. II. Bayezit Dönemi’ndeki müderris Mevlâna Tacettin125, III. Murat’ın saltanatı sırasında ise medresenin müderrisi Şemsettin Kasım, muidi ise Bedrettin Yakup idi126.

Hatuniye Medresesi’nin yukarıda zikredilen vakfiyesine göre vâkıf sağlığında kendisi mütevelli olacak, vefatından sonra görevi evladına kalacaktır. Eğer vâkıfın nesli kesilirse Lârende Kadısı mütevelli olacaktır. Bununla birlikte Karamanoğulları Dönemi’nde mütevelli atamalarının yapıldığına dair bilgi şimdilik tespit edilememiştir. Osmanlı belgelerinde mütevelli atamaları XVI. yüzyıl başlarında127 tespit edilebilmekte, söz konusu tayinler XX. yüzyıl başlarına kadar devam etmektedir128.

Hocazade Seyit Hacı Mehmet Efendi Medresesi

Adı ve Yeri

Hocazade Seyit Mehmet Efendi Medresesi, Karaman kent merkezinde129 inşa edilmiş olup bulunduğu mahalle henüz tespit edilememiştir.

Banisi ve Yapım Tarihi

Hocazade Seyit Mehmet Efendi Medresesi’nin banisi Abbas Mahallesi sakinlerinden Hocazade Hacı Mehmet Efendi olup isminin atama kayıtlarında Lârende Naibi olarak130 geçtiğine bakılırsa Lârende Naibi Hocazade Hacı Mehmet Efendi medresenin banisi olmalıdır. Söz konusu medreseyi 1225/1810’da inşa ettirmiştir.

Mimari Yapısı

Hocazade Seyit Mehmet Efendi Medresesi, sadece bir odadan oluşan küçük bir medrese olarak inşa edilmiştir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Hocazade Seyit Mehmet Efendi Medresesi’nin vakfiyesi hakkında henüz bir bilgiye ulaşılamamakla birlikte vakıfları mevcuttu. Vâkıf, Şaban 1225/Eylül 1810 tarihinde Sakabaşı Mahallesi’nde bulunan bir bab menzili 400 akçeye satın almış, medreseye vakfetmiştir131.

Görevlileri

Hocazade Seyit Mehmet Efendi yukarıda zikredilen Kadı Sicili’ne göre gayrimenkulün gelirleriyle müderrislere günlük beş akçe ödenmesini şart koşmuştur.

Mütevellilik vâkıfın soyundan gelenlere aitti. 19 Rebiyülahir 1278/24 Ekim 1861 tarihli belgeye göre medrese vakfına yapılan müdahale vâkıfın kızı ve vakfın mütevellisi olan Şerife Hatun tarafından şikâyet edilince Lârende Kadısı müdahaleyi usulsüz bulmuştur.

Kandilli Medresesi

İnşa edildiği mahalle hakkında bilgi bulunmayan Kandilli Medresesi’nin ilk dönem Osmanlı vakıf tahrirlerinde ismi geçmemekte; adına, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki Hurufat Defterleri’nde rastlanmaktadır. Safer 1138/Ekim-Kasım 1822 tarihli kayda göre medresede müderris olmadığından ulemadan Mehmet Efendi, ücretsiz olarak görev yapmak koşulu ile Kandilli Medresesi’ne müderris olarak atanmıştır132. 1822’de yapılan bir atama, medresenin bu tarihten önce muhtemelen XVIII. yüzyılın sonlarında mevcut olduğunu göstermektedir. Şu anda ayakta olmadığına bakılırsa XIX. yüzyıl ortalarında yıkıldığı söylenebilir.

Kara Fakih Mehmet Efendi Medresesi

Adı ve Yeri

Kara Fakih Mehmet Efendi olarak isimlendirilen medrese, Lârende şehir merkezindeki büyük mahallelerden biri olan Çeltek Mahallesi’nde inşa edilmiştir133.

Banisi ve Yapım Tarihi

Belgelere göre Lârendeli bir müderris olan Kara Fakih Mehmet Efendi tarafından yaptırılmıştır134. Banisinin Şaban 1136/Nisan-Mayıs 1724 tarihinden biraz önce vefat ettiğine bakılırsa135 en geç 1724’ten birkaç sene önce yaptırıldığı söylenebilir.

Mimari Yapısı

Günümüzde mevcut olmayan medreseye 1827 yılına kadar müderris ataması yapıldığına ve bundan sonra yıkıldığına göre muhtemelen kerpiç ve taş malzemeden geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Kara Fakih Mehmet Efendi Medresesi’nin vakfiyesi ve vakıfları ile ilgili şimdilik herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Müderrislerin ücretsiz olarak görev yaptıkları tespit edilmiştir. Bu durumda medresenin vakıflarının yeterli olmadığı veya vakıflarının bulunmadığı düşünülebilir.

Görevlileri

Kara Fakih Mehmet Efendi Medresesi’nin eğitim kadrosuna daha ilk yıllardan itibaren yapılan müderris atamaları tespit edilmiş olup bunlar “hasbi” yani ücretsiz olarak görev yapıyorlardı. Yukarıda geçen belgeye göre müderrisliğini kendi üzerine berat ettirmek için İstanbul’a gittiği sırada vefat eden Mehmet Efendi’nin yerine ulemadan Seyit Hasan, evasıt-ı Şaban 1136/05-14 Mayıs 1724 tarihinde müderris olarak beratla atanmıştır. Evasıt-ı Rebiyülevvel 1184/05-14 Temmuz 1770 tarihinde medresede “bilâ-ücret” görev yapan müderrislerden Mustafa oğlu Hüseyin’in beratı yenilenmiştir136. Mustafa oğlu Hüseyin’in vefatı üzerine kendi oğulları olan Seyit Mustafa ve Seyit Mahmut’a vazife verilmesi gerekirken Mustafa’nın, İstanbul’da; Mahmut’un ise Hadim Müftüsü’nün yanında “tahsîl-i ʼulûm-u şetta” ile yani Karaman şehri dışında farklı ilim dallarında eğitim görmesini fırsat bilen Seyit Hasan, usulsüz bir yolla kendi adına berat çıkartmıştır137. Durumun anlaşılması ile Seyit Hasan görevden alınarak yerine Seyit Mustafa ve Seyit Mahmut, 16 Cemaziyelahir 1206/Ocak-Şubat 1792 tarihinde görevlendirilmişlerdir138. Atamalar 20 Rebiyülahir 1243/10 Kasım 1827’ye kadar düzenli olarak devam etmiştir139.

Kırcalı Mustafa Efendi Medresesi

Adı ve Yeri

Kırcalı Mustafa Efendi Medresesi, Şam Pazarı Mahallesi’nde bulunan Debbağ­hane’nin yakınlarında inşa edilmiş olup140 yanında bir de Nakşibendi Zaviyesi bulunu­yordu141.

Banisi ve Yapım Tarihi

Kırcalı Mustafa Efendi Medresesi’nin banisi, Karamanlı müderrislerden Kırcalı Mustafa Efendi idi142. Bu zat yaptırdığı medresenin müderrisliğini kendisi yapmış, Zilhicce 1214/Mayıs 1800 yılında vefat etmiştir. Buna göre medrese onun ölüm tarihinden önce muhtemelen XVIII. yüzyılın son çeyreğinde inşa edilmiştir143.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüze kadar gelemeyen medresenin mimari yapısı hakkında belgelerden yola çıkarak bazı bilgiler edinmek mümkün olmaktadır. Buna göre medresenin “derûnunda” Hüseyin oğlu Hacı Hüseyin tarafından bir mescit yaptırılmıştır144. Öyle ise medresenin talebe hücreleri ile dershanesi dışında bir de mescidi bulunmakta idi.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Kırcalı Mustafa Efendi Medresesi’nin banisine ait veya sonradan başkaları tarafından düzenlenen herhangi bir vakfiyeye ve medreseye gelir getirecek vakıflarına dair bir bilgiye henüz ulaşılamamıştır.

Görevlileri

Kırcalı Mustafa Efendi Medresesi’ne inşa tarihinden hemen sonra eğitim işlerinden sorumlu müderrisin atandığı belgelerden anlaşılmaktadır. Medresenin banisi ve ilk müderrisi Kırcalı Mustafa Efendi’nin vefatı ile yerine ulemadan Dersiam Seyit Nuh Efendi, 17 Zilhicce 1214/12 Mayıs 1800 tarihinde müderris olarak atanmıştır145.

Seyit Nuh Efendi, bir süre sonra Hac vazifesini yapmak için yolculuğa çıkmış, uzun bir müddet Lârende’den ayrı kalmıştır. Bu arada Seyit Ahmet isimli bir kişi Nuh Efendi’nin Adana’da çiftçilikle meşgul olduğunu, yerine de bir vekil bırakmadığını ve medresenin eğitim-öğretim işlerinin aksadığını şahitler huzurunda beyan ederek kendisinin buraya atanmasını talep etmiş, bunun üzerine yapılan sınavda başarılı olan Seyit Ahmet Efendi, Şeyhülislam Mevlâna Ömer Efendi’nin işareti ile 09 Safer 1217/11 Haziran 1802 tarihinde görevlendirilmiştir. Fakat Seyit Nuh Efendi’nin Hacca gittiğinin ve müderrislikte hakkı olduğunun anlaşılmasıyla Lârende eşrafından Ali oğlu Mustafa, Ebubekir oğlu Mehmet, Yahya oğlu Mustafa’nın şahitliği, Naip Mehmet Sait Efendi’nin arzı, Anadolu Kazaskeri Mehmet Salih Efendi’nin ilamı ve Şeyhülislam Dürrizade Seyit Abdullah Efendi’nin işareti ile Seyit Nuh Efendi, Zilkade 1229/Ekim-Kasım 1814 tarihinde görevine iade edilmiştir146.

Medresenin müderrisliği ile ilgili sorunlar bundan sonra da devam etmiştir. Seyit Nuh Efendi, sekiz yaşındaki oğlu Seyit Mustafa’ya berat çıkarttırmak isteyince konu merkeze intikal etmiş147, sekiz yaşındaki çocuğun müderris olarak atanmasının önüne geçilmiş, Seyit Ahmet isminde başka bir müderris, 09 Safer 1231/10 Ocak 1816 tarihli bir fermanla tayin edilmesiyle konu kapanmıştır148. Medreseye tayinler incelenen dönem devam edilmiştir149.

Maderimevlâna Medresesi

Mevlevihane’nin mimari yapısı, onarımları, vakıfları-vakfiyeleri ve görevlileri birinci bölümde Maderimevlâna/Aktekke/Valide Sultan Camii/Kalemiye Zaviye Camii başlığı al­tında detaylı olarak incelenmiştir. Karaman Mevlevihanesi’nin medrese olarak kullanıldığını Evliya Çelebi; “…Hazret-i Mevlânâ Vâlidesi’nin medresesi gayet ma’mûr ve evkâfı ve talebeleri çokdur. Ve bu medresenin misli yokdur. Meğer Sivas’da Kızıl Medrese ola… ” şeklinde yazmıştır150.

İncelenen dönemde medresenin faal olduğu ve esaslı bir onarımdan geçtiği, 13 Rebiyülevvel 1181/07 Ağustos 1767 tarihli bir ferman suretinden anlaşılmaktadır151.

Molla Fenari/Külahçızade Hacı Ahmet ve Hacı Abdullah Medresesi

Adı ve Yeri

Osmanlı Dönemi ulemasından Şeyhülislam Molla Fenari’nin (ö. 834/1431) ismini taşıyan medrese, mescit ve hamamla birlikte aynı isimle anılan mahallede inşa edilmiştir152. Bu medreseyi daha sonradan Külahçızade Hacı Ahmet ve Hacı Abdullah tamir ettirdiği için belgelerde; “Külahçı-zâde’nin ta’mir eylediği medrese153 veya “Külahçızade binâsı medrese” olarak da geçmektedir154.

Banisi ve Yapım Tarihi

Lârende’de 10 yıl kadar kalan155 Molla Fenari’nin adı ile anılan mimari eserlerin, Karamanoğlu Mehmet Bey veya onu seven varlıklı kimseler tarafından Molla Fenari adına XV. yüzyılın ilk çeyreğinde yaptırılmış olabileceği düşünülebilir.

Mimari Yapısı-Müştemilatı ve Onarımları

Günümüze kadar gelemeyen Molla Fenari/Külahçızade Hacı Ahmet ve Hacı Abdullah Medresesi hakkındaki bir kısım bilgilere belgelerden ulaşmak mümkün olmaktadır. Buna göre bünyesinde bir mescit156, bir hamam ve Müftü Abdurrahman Efendi tarafından yaptırılmış bir çeşme bulunuyordu157. Bu durumda medrese; bir avlunun çevresinde öğrenci odaları, dershane, mescit, hamam ve çeşmeden meydana geliyordu. 1161/1748 tarihli Lârende Hurufat Defteri’nde Külahçızade Hacı Ahmet ve Hacı Abdullah’ın medreseyi “müceddeden” yaptırdığı kayıtlıdır158. Buna göre medresenin 1740’larda tamir edildiği söylenebilir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Molla Fenari/Külahçızade Hacı Ahmet ve Hacı Abdullah Medresesi’nin; gelirleri medrese ve eklentilerinin masraflarında harcanmak üzere vakfedilen taşınmaz mülkleri bulunmaktaydı. Seyit Mustafa adında bir hayırsever evail-i Muharrem 949/17-25 Nisan 1542 tarihli bir vakıf kaydına göre Fenari Mahallesi’ndeki iki evi ile bir bab dükkânını buraya vakfetmiştir159.

Lârende Müftüsü Abdurrahman Efendi, Fenari Medresesi’nin içinde bulunan çeşmenin de dâhil olduğu, Karaman şehrinin değişik yerlerde bulunan toplam altı adet çeşme için 1810’dan önce 200 kuruş vakfetmiştir160.

Molla Fenari/Külahçızade Hacı Ahmet ve Hacı Abdullah Medresesi’nin vakıflarının XIX. yüzyılın ilk yarısındaki durumu Temettüat kayıtlarından anlaşılmaktadır. 1260/1844-1845’te Molla Fenari Vakfı’nın 10 dönümlük tarlası ile Vakfın Cedit boyalık olarak tabir edilen yerdeki 1.5 dönüm boyalığı kirada idi161.

Görevlileri

Molla Fenari/Külahçızade Hacı Ahmet ve Hacı Abdullah Medresesi’ne incelenen dönem boyunca imtihan yapılarak aynı anda birden fazla müderris atamaları yapılmıştır162.

Molla Fenari Medresesi’nin vakıflarına mütevelliler de atanmıştır. Yukarıda bazı gayrimenkullerini vakfettiğine işaret edilen Seyit Mustafa, vakfın mütevelliliğini evladiyet ve meşrutiyet üzere kendi nesline şart koşmuştur. Vâkıf Seyit Mustafa’nın çocukları Seyit Mehmet ve Şerife Hatice isimli kardeşler çocuksuz olarak vefat edince “evlâd-ı vâkıfın nesli münkārîz” olmuş, yani nesli kesilmiştir. Bunun üzerine Hacı Hüseyin oğlu Seyit İshak 10 Muharrem 1213/24 Haziran 1798 tarihinde mütevelli olarak görevlendirilmiştir163.

Rahime Hatun Hânkah Medresesi

Adı ve Yeri

Tekke ve zaviyeler bölümünde hânkah-zaviye olarak incelenen Rahime Hatun Hânkahı Osmanlı Dönemi belgelerinde “Rahime Hatun Hânkahı dimekle maʽrûf medrese” olarak da geçmektedir164. Bu sebeple aynı yapının medreseye ait hususiyetleri bu bölümde incelenecektir. Daha XVI. yüzyılın başlarında medrese olarak kullanılmaya başlayan bu tasavvuf yapısının, XVII. yüzyıldan itibaren medrese özelliği ön plana çıkmış görünmektedir.

Karamanoğlu II. İbrahim Bey’in 835/1432 tarihli vakfiyesinde, imaretin hudutları sayılırken Rahime Hatun Hânkahı’na da değinilmiş, imaretin güney yönünde olduğu belirtilmiştir165. Ayrıca 881/1476 tarihli tahrirde Emir Musa Medresesi ile bitişik olduğu kaydedilmiştir166. Bu durumda adı geçen medrese, İmaret Mahallesi’nde idi.

Banisi ve Yapım Tarihi

Sonradan medrese olarak kullanılan, temelde hânkah olan bina, Karamanoğulları hanedanına mensup olan Rahime Hatun tarafından yaptırılmıştır167. Karamanoğlu İbrahim Bey’in 1432 tarihli vakfiyesinde adı geçtiğine göre yapının en geç XV. yüzyılın başlarında inşa edildiği ileri sürülebilir.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Diğer hanedan mensuplarının inşa ettirdiği yapılarda olduğu gibi bu hânkah da kesme taşla yaptırılmış olmalıdır. XVII. yüzyıl sonlarında onarılan yapı168, bitişiğindeki Emir Musa Medresesi 1927’de yıkılırken ortadan kaldırılmış, yerine evler yaptırılmıştır169.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Rahime Hatun’un adına bu kurumun tesis edilmiş bir vakfı bulunuyordu. Ancak 881/1476 tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahriri’nde vakfiyesinin kayıp olduğu kaydedilmiş, vakıfları şöyle tespit edilmiştir: Bir elma bahçesi, Yeniköprü civarında bir yer, Sinle köyü civarı ile Tuzataltı ve Köşkbağı denilen yerde arsalar, iki taşlı değirmen. 888/1483170 ve XVI. yüzyıldaki tahrirlerde171, 1476’daki tahrirdeki vakıflar hemen hemen aynı şekilde tekrarlanmıştır.

Görevlileri

Rahime Hatun Medresesi’ne eğitim işlerinden sorumlu olan müderrisler görevlendirilmiştir. XVI. yüzyıl başlarında müderrisi Mevlâna Numan idi172. İncelenen dönemde de müderris atamalarına dair belgeler bulunmaktadır173.Medrese vakfına mütevelli atamaları da tespit edilmiştir174.

Rakrak Medresesi

Adı ve Yeri

Rakrak Medresesi Lârende kent merkezinde175 bulunmakla birlikte mahallesi hakkında belgelerde herhangi bir kayda rastlanmamıştır.

Banisi ve Yapım Tarihi

Rakrak Medresesi’nin banisi tespit edilememiştir. 1155/1742-1743 tarihinde yapılan müderris atamasına bakılırsa bu tarihten önce muhtemelen XVIII. yüzyılın ilk yarısında yaptırılmıştır.

Mimari Yapısı

Rakrak Medresesi, ayakta kalmadığına bakılırsa yörenin medrese mimarisine uygun olarak kerpiç ve taş malzemeden geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Vakfiyesi henüz tespit edilememekle birlikte vakıflarının olduğu yukarıda zikredilen belgeden anlaşılmaktadır. Medrese’nin müderrisi ve mütevellisi olan Seyit Mehmet Efendi, evail-i Rebiyülevvel 1155/06-15 Mayıs 1742’de Divanıhümayun’a sunduğu bir arzla Celali taifesinin ve Levendat istilasının medrese vakıflarına verdiği zararlardan şikâyetçi olmuş, vakfa ait tarım arazilerinden gelen mahsulün düşmesi sonucu ihtiyaçların karşılanamadığını belirterek yardım talep etmiştir. Öyle ise medreseye gelir getiren birtakım tarım arazisi medresenin vakfı idi.

Görevlileri

Rakrak Medresesi’nin müderrisi Müftüzade Seyit Mehmet Efendi, aynı zamanda vakfın mütevelliliğini de yürütüyor, Lârende damga ve ihtisab mukataası malından günlük altı akçe ücret alıyordu176.

Rüknettin Zaviye Medresesi

Tekke, Zaviye ve Hânkahlar bölümünde zaviye olarak ele alınan bu yapının; XVI. yüzyıl vakıf tahrirlerinde adı, Rüknettin Zaviye Medresesi olarak geçmektedir. Ancak XVIII. yüzyılda buraya yapılan müderris atamalarına bakılırsa zaviye, Lârende’deki diğer bazı tasavvuf kurumları gibi incelenen dönemde medrese olarak da kullanılmıştır. Nitekim 04 Recep 1188/10 Eylül 1774’te Abdurrahman Efendi’nin müderris olarak atanması buna işaret etmektedir177.

Rüknettin Zaviye Medresesi’ne nazır ve mütevelli atamaları da yapılmıştır. Şeyh Abdurrahman vefat edince oğlu İbrahim ile yeğeni Şeyh Seyit Mustafa, 10 Rebiyülevvel 1204/28 Kasım 1789 tarihinde nazır olarak atanmışlardır178. Medresenin yarı hisse mütevellisi olan Seyit Şeyh Mustafa, çocuksuz olarak vefat edince yerine İsmail oğlu Ahmet, 02 Muharrem 1225/07 Şubat 1810’da tayin edilmiştir179.

Seyit Abdullah Efendi Medresesi

Adı ve Yeri

Seyit Abdullah Efendi Medresesi; Çeltek Mahallesi’nde, Alaca Mescit Camii’ne sınırları olan bir buçuk dönümlük bir arazi üzerine inşa edilmiştir180.

Banisi ve Yapım Tarihi

Banisi, Lârendeli müderrislerden Abdurrahman oğlu Seyit Abdullah Efendi’dir. Kendi adıyla anılan medreseyi 1198/1783-1784 yılında, mülkü olan boş bir arazi üzerine yaptırmıştır181.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Medrese ile ilgili ulaşılabilen son belgenin tarihi 1227/1812’dir. Muhtemelen bu tarihten sonra yıkılan yapı hakkında, bir kısım bilgilere ulaşmak mümkün olmaktadır. Buna göre medrese, sekiz adet hücre ve bir dershaneden oluşuyordu182. Bitişiğindeki Alaca Mescit Camii, medresenin ibadethanesi olarak kullanılmış olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Seyit Abdullah Efendi Medresesi’nin vakfiyesine şimdilik ulaşılamamakla birlikte daha önce mevcut bir vakfiyesinin olduğu arşiv vakıf kayıtlarından anlaşılmaktadır. Medresenin ihtiyaçlarını karşılayacak vakıf gayrimenkulleri mevcut olup bu, Alaca Mescit yakınlarındaki üç buçuk dönüm bahçe idi183.

Görevlileri

Seyit Abdullah Efendi Medresesi’nin müessisi ve aynı zamanda müderrisi olan Seyit Abdullah Efendi’nin belgelere yansıyan vakfiye şartlarına göre müderrislik ile tevliyet hayatta olduğu müddetçe kendisinde olacak, daha sonra erkek çocuklarından layık olanlar bu görevleri devam ettirecekti184. Buna göre medresede müderrislik ve tevliyet görevleri Şevval 1198/Ağustos 1784 tarihinde medresenin banisi olan Seyit Abdullah Efendi’ye verilmiştir185. Abdullah Efendi’nin vefatı sonrasında “erşed evlâdı” olan Abdurrahman Efendi, bu görevleri üstlenmiştir. Atamalar ele alınan dönem boyunca devam etmiştir186.

Seyit Ahmet Kadı Bey Medresesi

Adı ve Yeri

Seyit Ahmet Kadı Bey Medresesi ile ilgili bilgilere belgelerden ulaşılabilmektedir. Buna göre bu eğitim kurumu, Koçakdede Mahallesi’nde bulunuyordu187.

Banisi ve Yapım Tarihi

Medresenin banisi Lârendeli müderrislerden, daha önce kadılık da yapmış olan Mendesenlizade Seyit Ahmet Kadı Bey’dir. Vakfiyesinden anlaşıldığına göre medresesini 21 Zilkade 1241/27 Haziran 1826’daki tescil tarihinden kısa bir süre önce muhtemelen 1825’te yaptırmıştır188.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüzde mevcut olmayan medresenin mimari yapısı hakkında vakfiyesi ile belgelerden bilgi edinilebilmektedir. Buna göre Seyit Ahmet Kadı Bey medresesini mülk arsası üzerine inşa ettirmiş olup medrese; yedi adet hücre, bir dershane ile mescitten oluşuyordu189. Öyle ise hücreler, bir avlu çevresinde dizilmişti.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Medreseyle ilgili Seyit Ahmet Kadı Bey’e ait 21 Zilkade 1241/27 Haziran 1826 tarihli bir vakfiye bulunmaktadır. Vakfiyeye göre “Develik” olarak bilinen yer, vakfın gayrimenkulü hâline getirilmiştir190.

Görevlileri

Yukarıda zikredilen vakfiye şartlarına göre; tedris, tevliyet ve imamet görevleri öncelikle müderris Seyit Ahmet Kadı Bey’in kendisinde olacak, ondan sonra ise liyakatli evladına intikal edecektir. Vakfiyenin tescil tarihinden hemen sonra görevli atamaları yapılmıştır. Nitekim Seyit Ahmet Kadı Bey, mütevelli ve imam olarak 22 Zilhicce 1241/28 Temmuz 1826 tarihinde tayin edilmiş191, Cemaziyelevvel 1242/Aralık 1826 tarihinde ise aynı şahsa müderrislik beratı verilmiştir192.

Seyit Hacı Yahya Medresesi

Adı ve Yeri

Seyit Hacı Yahya Medresesi; Külhan Mahallesi’nde, aynı mahalledeki “Câmi’-i Cedîd”/Yeni Cami’nin hemen yanında193 olup bazı kayıtlarda yakınlarındaki Mansur Dede Mahallesi’nde gösterilmektedir194.

Banisi ve Yapım Tarihi

Seyit Hacı Yahya Medresesi’nin banisi, Hacı Abdizade Seyit Hacı Yahya Efendi’dir. Medreseye ait Şaban 1134/1722 tarihli en eski atama kayıtlarından XVIII. yüzyıl başlarında inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüzde mevcut olmayan Seyit Hacı Yahya Medresesi’nin bitişiğindeki Yeni Cami’nin bu medresenin mabedi olduğu söylenebilir. Muhtemelen caminin bitişiğinde yer alan birçok hücre ve dershaneden meydana geliyordu. Uzun süre ayakta kalamadığından hareketle Karaman şehrindeki birçok medresede görüldüğü gibi taş ve kerpiç malzemeden geleneksel yöntemlerle inşa edildiği söylenebilir. Vakıf gayrimenkulü oldukça sınırlı idi. Bunun için bakım ve onarımı yapılamadığından 1818’den sonra yıkılmış olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Seyit Hacı Yahya Medresesi’nin vakfiyesi ile ilgili bilgilere şimdilik ulaşılamamıştır. Bunun yanında medreseye gelir getiren vakıfları olduğu 1844-1845 tarihli Temettüat kayıtlarından anlaşılmaktadır. Buna göre vakfın üç dönüm tarlası bulunuyordu195. Müderrislerin ücretsiz olarak görev yaptığına bakılırsa vakıf gelirleri yeterli bir eğitim kurumu değildi.

Görevlileri

Seyit Hacı Yahya Medresesi’ne görevli atamaları yapılmıştır. Bunların başında eğitim-öğretim işlerinden sorumlu müderrisler gelmektedir196. Tespit edilebilen ilk atama, Şaban 1134/Mayıs-Haziran 1722 tarihli olup bu tayinle “hasbî” olarak görev yapan Müderris Ali’nin vefatı sonrası yerine Musa Efendi getirilmiştir197.

Seyit Hacı Yahya Medresesi vakıflarına mütevelli tayini de yapılmıştır. Rebiyülevvel 1187/Mayıs-Haziran 1773 tarihinde Molla Hüseyin oğlu Seyit Mehmet, mütevelli olarak atanmıştır198. Bu zatın görev süresinin ne zaman bittiği bilinmemektedir. Daha sonra evasıt-ı Rebiyülevvel 1196/1781-1782/24 Şubat-05 Mart 1782 tarihinde vakfın işlerini takip etmek üzere mütevelliye ihtiyaç olduğundan Seyit Hacı Mustafa, beratla görevlendirilmiştir199.

Seyit İbrahim Efendi/Şaban Çavuş Camii Medresesi

Adı ve Yeri

İsmi belgelerde “Seyyid İbrahim Efendi” olarak geçen medrese200, Dahhak Mahallesi’ndeki Şaban Çavuş Camii’nin avlusunda bulunduğundan201 buraya Şaban Çavuş Camii Medresesi de deniyordu202.

Banisi ve Yapım Tarihi

Seyit İbrahim Efendi Medresesi’nin müessisi Lârendeli müderrislerden Seyit İbrahim Efendi idi. Tespit edilebilen ilk müderrisinin, aynı zamanda medresenin banisi Seyit İbrahim Efendi olduğu203 göz önüne alınırsa Zilkade 1179/Nisan-Mayıs 1766’dan kısa bir süre önce yaptırılmış olmalıdır.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüze ulaşmayan Seyit İbrahim Efendi Medresesi, Lârende’deki birçok medrese yapılarında görüldüğü gibi merkezî bir avluda sıralanan dershane ve öğrenci hücrelerinden müteşekkil olmalıdır. Bu eğitim kurumunun mabedi, aynı avlunun içindeki Şaban Çavuş Camii idi. Medreseye 1797’den sonra müderris atamalarıyla ilgili herhangi bir kayıt tespit edilememiştir. Bu durumda medresenin XIX. yüzyıl başlarında kullanılamayacak durumda olduğu söylenebilir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Seyit İbrahim Efendi Medresesi’nin düzenlenmiş bir vakfiyesinin bulunduğuna dair şimdilik bir bilgiye ulaşılamamıştır Bununla birlikte Şaban 1179/Ocak-Şubat 1766 tarihli bir belgeden vakıflarının olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre Hüseyin isimli bir şahıs vefat edince vârisleri olan zevcesi Rahime ve kızı Hatice, Şabaniye Camii yakınlarındaki bağhanenin sülüs hissesini medresenin ihtiyaçlarını karşılamak üzere vakfetmiştir204.

Zaman içinde Seyit İbrahim Efendi Medresesi’ne gelir getiren başka vakıflar da bağlanmıştır. Şam Pazarı Mahallesi sakinlerinden Hacı Mehmet oğullarından Tartanzade Seyit Hacı Mehmet ve Seyit İnayet adlı iki kardeş, 15 Zilhicce 1214/10 Mayıs 1800 tarihinde Kadı Dükkânı Mahallesi’ndeki sofa, mutfak ve bir miktar avludan müteşekkil evlerini, medrese müderrislerinin ikametleri için vakfetmişlerdir205.

Medrese vakfına ait bir de dükkân mevcuttu. Burası, 1260/1844-1845 yılında Abbas Mahallesi sakinlerinden Hacı Mahmut Efendi oğlu Hacı Mehmet’in tasarrufunda idi206.

Görevlileri

Seyit İbrahim Efendi Medresesi’nin Şaban 1179/Ocak-Şubat 1766 tarihli belgeye göre ilk müderrisi, aynı zamanda banisi olan İbrahim Efendi’dir207. Medresenin 22 Zilkade 1192/12 Aralık 1778 tarihinde müderrisi olmadığı gerekçesi ile Seyit Mustafa, beratla tayin edildiğine göre İbrahim Efendi kısa bir süre müderrislik yapmıştır208. Müderris Seyit Mustafa’nın çocuksuz olarak vefatı sonrasında Abdullah Efendi, 22 Safer 1210/07 Eylül 1795 tarihinde görevlendirilmiştir209. Bu zatın müderrisliğinin neden sona erdiğine dair herhangi bir kayıt mevcut değildir. Bununla birlikte medresenin müderrisliği ile ilgili diğer bir kayıtta Seyit Veli müderrislikten feragat etmiş, yerine Mehmet oğlu Seyit Halil, gurre-i Cemaziyelahir 1212/21 Kasım 1797 tarihinde atanmıştır210.

Seyit Mehmet-Seyit Abdülkerim Efendi/Keşlizade Medresesi

Adı ve Yeri

Koçakdede Mahallesi’ndeki Seyit Mehmet ve Seyit Abdülkerim Efendi Medresesi211, Seyit Mehmet Efendi’nin Keşlizade olarak bilinen lakabından dolayısı Keşli veya Keşlizade olarak da isimlendirilmiştir212.

Banisi ve Yapım Tarihi

Seyit Mehmet ve Seyit Abdülkerim Efendi Medresesi’nin banisi Lârendeli müderrislerden Seyit Mehmet ve Seyit Abdülkerim’dir. Zilhicce 1222/Ocak-Şubat 1808 tarihli vakfiyesi213 dikkate alınırsa tescil tarihinden önce, muhtemelen 1807’de inşa edildiği düşünülebilir.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüzde mevcut olmayan medresenin yapısı ile ilgili belgelerden yola çıkarak bazı bilgilere ulaşılabilmektedir. Buna göre medresenin içinde dershaneler, hücreler, mescit ve çeşmeler bulunuyordu214. Konyalı; Karaman şehrinin en büyük medreselerinden biri olduğunu söylemekte, hücre sayısının 40-50’ye çıktığına vurgu yapmaktadır. Medreselerin kapatılmasına dair 03 Mart 1924’te çıkarılan kanun sonrasında tamamen yıkılarak şahıslara satılmış, yerine evler yapılmıştır215.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Seyit Mehmet ve Seyit Abdülkerim Efendi/Keşlizade Medresesi ile ilgili şimdilik iki adet vakfiye tespit edilmiştir. Bunlardan biri, medresenin banisi olan müderrisler Seyit Mehmet ve Seyit Abdülkerim efendilere ait evail-i Zilhicce 1222/Ocak-Şubat 1808 tarihli Arapça vakfiye suretidir. Buna göre kurumun banisi olan müderrisler Koçakdede Mahallesi’ndeki kendi mülk arsaları üzerine, aklî ve naklî ilimlerin tahsili için medrese ve mescit yaptırmış, bazı gayrimenkullerini de bu kurumun ihtiyaçlarının karşılanması için vakfetmişlerdir216.

Medrese ile ilgili diğer bir vakfiye, Hacı Hüseyin oğlu Seyit Mahmut’a ait 04 Cemaziyelahir 1234/31 Mart 1819 tarihli olup Seyit Mahmut; medrese içindeki çeşmeler ile Lârende’nin farklı yerlerinde bulunan diğer bir çeşme ve harap bir şadırvan için nukut vakfı kurmuştur. Vâkıf Seyit Mahmut, zikredilen çeşme ile şadırvan için 2.500 kuruş akçe vakfetmiştir217.

Görevlileri

Seyit Mehmet ve Seyit Abdülkerim Efendi/Keşlizade Medresesi’nin evail-i Zilhicce 1222/Ocak-Şubat 1808 tarihli vakfiyesinde belirtildiğine göre imamet ve tevliyet aynı zamanda müderris olan vâkıfların üzerinde olacak; daha sonra liyakatli salih evladı, bu mümkün olmazsa söz konusu görevler için Lârende Kadısı’nın marifeti ile ulemadan hak edenler atanacaklardır218.

Yukarıda zikredilen vakfiye şartlarına göre medresenin banileri Seyit Mehmet ve Seyit Abdülkerim Efendiler; 23 Zilkade 1223/10 Ocak 1809’da müderris, medresedeki mescidin imamı ve mütevellisi olarak beratla atanmışlardır219. Banilerden Seyit Mehmet’in vefatı üzerine Seyit Mehmet’in oğlu Seyit Mustafa, 28 Rebiyülahir 1231/28 Mart 1816 tarihinde babasının yerine müderris, imam ve mütevelli olarak görevlendirilmiştir220. Medresenin diğer banisi Seyit Abdülkerim’in de vefatı üzerine oğlu Seyit Ali, yapılan bir imtihan sonrası başarılı olunca 07 Rebiyülahir 1232/24 Şubat 1817 tarihinde babasının yerine müderris, imam ve mütevelliliğe atanmıştır221. Seyit Ali’nin vefatı sonrasında oğlu Halil Halife, babasının nısf hisse cihetlerine Şevval 1243/Nisan-Mayıs 1828 tarihinde tayin edilmiştir222.

Yukarıda zikredilen banilerden Müderris Seyit Mehmet’in oğullarından; müderrislik, imamet ve tevliyet görevlerini yarım hisse olarak yerine getiren Seyit Mustafa’nın çocuksuz vefatı sonrasında imtihan yapılmış, başarılı olduğu görülen Halil oğlu Seyit Mehmet, 17 Rebiyülevvel 1244/17 Eylül 1827’de beratla atanmıştır223.

Seyit Mehmet Efendi Medresesi

Adı ve Yeri

Seyit Mehmet Efendi Medresesi; Karaman şehir merkezi, Külhan Mahallesi’nde, Bostancı Camii’nin hemen yanında inşa edilmiştir.

Banisi ve Yapım Tarihi

Seyit Mehmet Efendi Medresesi, Abdullah Efendizade lakabı ile bilinen Lârendeli müderrislerden Seyit Mehmet Efendi tarafından kendisine ait boş arsa üzerinde 1219/1804-1805’te yaptırılmıştır. O halde Bostancı Camii, medresenin ibadethanesi idi.

Mimari Yapısı

Seyit Mehmet Efendi Medresesi ayakta kalamamıştır. Günümüze ulaşamadığına bakılırsa geleneksel yöntemlerle küçük bir medrese olarak inşa edilmiştir.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Seyit Mehmet Efendi Medresesi’nin vakfiyesi henüz tespit edilememiştir. Bununla birlikte detayları şimdilik bilinemeyen vakıflarının mevcut olduğu, yapılan mütevelli atamalarından anlaşılmaktadır.

Görevlileri

Seyit Mehmet Efendi, medresenin müderrislik ve mütevelliliğini kendi evladına şart koşmuştur. Medresenin inşası tamamlandıktan sonra Seyit Mehmet Efendi’nin sulbi oğulları Seyit Yahya ve Seyit Mehmet Durmuş için imtihan yapılmış, liyakatli oldukları tespit edildikten sonra 29 Şaban 1219/03 Aralık 1804 tarihinde aynı görevlere tayin edilmişlerdir224. Seyit Mehmet Durmuş’un çocuksuz olarak vefat etmesinden sonra kardeşi Seyit Yahya’ya hisse devri yapılmış, beratı 22 Safer 1242/25 Eylül 1826’da yenilenmiştir225.

Zincirli/Eskici Medresesi

Adı ve Yeri

Zincirli Medresesi’nin diğer adı Eskici olup Karaman Eyaleti vakıf tahrirlerinde “Eskici nâm-ı diğer Zencirlü Medrese” olarak geçmektedir226. Karaman’ın eski mahallelerinden biri olan Sinle Mahallesi’nde bulunuyordu227.

Banisi ve Yapım Tarihi

Zincirli Medresesi’nin banisi, Hüsamettin Hasan oğlu Emir Muhsin Hayrettin’dir. 992/1584 tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahriri’nde, banisi Emir Muhsin Hayrettin’e ait Safer 652/Mart-Nisan 1254 tarihli bir vakfiyenin olduğu kayıtlıdır228. Buna göre medrese, Emir Muhsin Hayrettin tarafından Türkiye Selçukluları Dönemi’nde yaptırılmıştır. Karamanoğullarından Osmanlılara geçtiğinde harap vaziyette idi229. Bununla birlikte medreseye XVI. yüzyılın ilk yarısına kadar çeşitli atamalar tespit edilmiştir. XVII. yüzyılda ismi geçmediğine göre bu yüzyılın başlarında tamamen ortadan kalkmış olmalıdır.

Mimari Yapısı ve Müştemilatı

Günümüzde mevcut olmayan Zincirli Medresesi; XIII. yüzyıl Türkiye Selçuklu mimarisine uygun olarak kesme taştan, merkezî avlu etrafında yer alan hücreler, derslikler ve mescit olarak kullanılan mekânlardan meydana gelen bir plana sahip olmalıdır.

Vakfiyesi ve Vakıfları

Vakıf kayıtlarından, Safer 652/Mart-Nisan 1254 tarihli şu anda nerede bulunduğu bilinmeyen bir vakfiyesinin olduğu anlaşılmaktadır. Vakıf tahrirlerine göre medresenin vakıf gayrimenkulleri bulunmakta idi. Buna göre: Hacı Ömer Değirmeni, Giyrent köyünde bir dönüm bağ, Harbanda Bağı ve Porsuk Mahallesi yakınlarında birer dönüm arsa, Mağara yanında ve Hacı Beğler Mahallesi’nde birer dönüm yer medresenin vakfı idi230. 888/1483231, 937/1530232 ve 992/1584233 tarihli tahrirlerde vakıflar tekrar edilmiştir.

XVI. yüzyıl başlarında hazırlanan Karaman Eyaleti Vakıf Tahriri’nde medresenin Kürd köyündeki Hacı Bağı olarak bilinen iki dönümlük yer ile Çavundur ve Salur sınırında bulunan ve diğer ismi Yalnuzca olan Bilici mezrasının öşrü de vakıf gayrimenkulleri arasında sayılmaktadır234. Bu durum, medreseye sonradan yeni vakıf gayrimenkulleri ilave edildiğine işaret etmektedir.

Görevlileri

Zincirli Medresesi’ne XV. yüzyılın son çeyreğinde müderris ve mütevelli atamaları tespit edilmiştir. 888/1483 tarihinde medresenin mütevellisi olan Mevlâna Muhyittin, Karamanoğlu İbrahim Bey’in beratıyla görev yapıyordu235. XVI. yüzyılın başlarında medresenin mütevellisi Sinan Çelebi Halife236, evahir-i Rebiyülahir 940/20-29 Ekim 1533 tarihinde ise Yakup Çelebi mütevelli idi237. Zincirli Medresesi’ne müderris ataması da yapılmıştır. 17 Rebiyülevvel 940/06 Ekim 1533 tarihinde Mevlâna Hamit Halife müderris olarak görev yapıyordu238.

KAYNAKÇA;

1 VAD, no. 561, s. 5.

2 VAD, no. 561, s. 5.

3 VAD, no. 563, s. 9.

4 BOA, AE. SSLM. III, Dosya no. 428, Gömlek no. 24480; BOA, C. MF, Dosya no. 121, Gömlek no. 6044.

5 BOA, AE. SSLM. III, Dosya no. 428, Gömlek no. 24480.

6 VAD, no. 578, s. 215.

7 Aynı belge.

8 BOA, C. MF, Dosya no. 121, Gömlek no. 6044.

9 VAD, no. 578, s. 215.

10 BOA, C. MF, Dosya no. 55, Gömlek no. 2721.

11 BOA, AE, SSLM. III, Dosya no. 428, Gömlek no. 24480.

12 VAD, no. 1131, s. 103.

13 VAD, no. 563, s. 5; no. 569, s. 11.

14 VAD, no. 1131, s. 53.

15 VAD, no. 1155, s. 3.

16 VAD, no. 2180, s. 12.

17 Vakfiyeye göre “…Nukud-u mezkûrenin senevî hâsıl olan galle ve nemasının nısfı medrese-i mezkûrede müderrîs olan zâta vazîfe olmak üzere tahsîs” edilmiştir. “nısf-ı diğeri dahî yed-i mütevellîde hıfz olunup iktizâ ettikçe Medrese-i mezkûrenin taʽmîr ve termîmine sarf…” olunacaktır. Vakfın tevliyeti “vâkıf hayatta oldukça kendi nefsine bâʽde vafâtihi evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedine şart ve taʽyîn” olunmuştur. VAD, no. 596, s. 175.

18 VAD, no. 561, s. 3, 13; no. 563, s. 5; no. 569, s. 11; no. 1126, s. 123; no. 1147, s. 97; no. 1146, s. 6; no. 1154, s. 9.

19 VAD, no. 1155, s. 3.

20 Seyahatnâme, IX, s. 159.

21 Tapuda 28-24 F pafta, 776 (3923) ada, 13 parselde bulunan cami ve hazire, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 07.04.1993 tarih ve 1611 nolu kararı ile I. grup tarihî eser olarak tescil edilmiştir. Bk. Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Dosya no. 70-00-124; Karaman Belediyesi, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, “Şeyh Ali Sultan Haziresi ve Mescidi”, Klasör no. 12.

22 VAD, no. 1148, s. 19.

23 VAD, no. 1131, s. 113.

24 VAD, no. 1140, s. 319; BOA, C. MF, Dosya no. 97, Gömlek no. 4847; C. MF, Dosya no. 95, Gömlek no. 4737.

25 VAD, no. 1154, s. 9.

26 KARŞS, no. 317, s. 87.

27 VAD, no. 1140, s. 319.

28 KARŞS, no. 317, s. 89.

29 VAD, no. 1140, s. 319.

30 BOA, C. MF, Dosya no. 97, Gömlek no. 4847.

31 BOA, C. MF, Dosya no. 3, Gömlek no. 109.

32 BOA, C. MF, Dosya no. 95, Gömlek no. 4737.

33 BOA, C. MF, Dosya no. 254, Gömlek no. 8; EV. BRT, Dosya 254, Dosya no. 8; KARŞS, no. 317, s. 99; VAD, no. 562, s. 9; no. 569, s. 3, 6; no. 1103, s. 110-111; no. 1131, s. 53, 56, 113; no. 1148, s. 2, 19; no. 1150, s. 11; no. 1154, s. 9.

34 KARŞS, no. 322, s. 43.

35 KARŞS, no. 289, s. 83; VAD, no. 484, s. 458. Semerkandî ailesinin seyitlik şeceresini gösteren “siyâdet-nâme” için bk. Konyalı, Karaman Tarihi, s. 357.

36 Merkezde Dergâhımualla Kapçıbaşılığı’na kadar yükselmiş, İçel sancağında mütesellim olarak görev yapmış­tır. Merkezden gelen emirler doğrultusunda Gülnar ve Karataş kazalarının avarız ve nüzul vergisi gelirlerinin bir kısmını, 24 Rebiyülahir 1219/2 Ağustos 1804 tarihinde Maderimevlâna ve Hacı Bektaş Veli Camii’nin bakım ve onarımına tahsis etmiştir. (BOA, C. ML, Dosya no. 54, Gömlek no. 2510; C. EV, Dosya no. 633, Gömlek no. 31910). Vâkıfın eşi Fatma Hanım da bir hayırsever olup O da Lârende İbrikli Mahallesi’nden arazi satın alarak hayır kurumlarına vakfetmiştir. BOA, C. EV, Dosya no. 46, Gömlek no. 2255.

37 VAD, no. 484, s. 458.

38 Konyalı, Karaman Tarihi, s. 182.

39 VAD, no. 484, s. 458.

40 BOA, C. MF, Dosya no. 148, Gömlek no. 7396.

41 Seyahatnâme, IX, s. 159, 313.

42 Sapancalı, Ahval-i İctimaiyye, s. 41.

43 Tapuda 192 pafta, 1085 (767) ada, 11 (6) parselde bulunan kalıntılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 24.05.1991 tarih ve 1036 nolu kararı ile birinci grup tarihî eser olarak tescil edilmiştir. Bk. Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Dosya no. 70-00-124; Karaman Belediyesi, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, “Emir Musa Medresesi ve Mescidi Dosyası”, Klasör no. 12.

44 Konyalı, Karaman Tarihi, s. 459-460; Nermin Şaman Doğan, “Kültürel Etkileşim Üzerine: Karamanoğulları-Memluklu Sanatı” Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, XXIII/1 (2006), s. 135.

45 Seyahatneme, IX, s. 159, 313.

46 Aynı yer.

47 Totaysalgır, aynı eser, s. 10; Sapancalı, 1341/1922 tarihinde medresenin harabiyetinden dolayı eğitim-öğre­tim yapılmadığını yazmıştır (Ahval-i İctimaiyye, s. 43). Medrese 1912 yılında harap bir halde idi. (Edhem, “Karamanoğulları Hakkında Vesâiki Mahkûke”, TOEM, II/11 (1327), s. 705). Medreseler kapatılınca daha sahipsiz kalmış, 1927 yılında ortadan kaldırılarak taşları Gazi Mustafa Kemal Atatürk İlkokulu’nun inşasında kullanılmıştır. Konyalı, medresenin taç kapısı ve kitabelerinin Almanlara 1.500 liraya satıldığını, bu eserlerin numaralanarak sandıklara yerleştirildiğini ve Almanya’ya gönderildiğini görgü şahitlerini delil göstererek yazmıştır (Karaman Tarihi, s. 459-460). Uzluk’da aynı durumu tekrar etmekte ve medresenin taşları için yıktırıldığını yazmaktadır. Bk. Fatih Devri Ka­raman Vakıfları, s. 25, numaralandırılmamış dipnot.

48 Temizsoy-Uysal, aynı eser, s. 79.

49 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 14, s. 42.

50 VAD, no. 776, s. 154.

51 Fatih Devri Karaman Vakıfları, s. 25-26.

52 Murad Çelebi Defteri, s. 119.

53 Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 118.

54 KARŞS, no. 324, s. 417-418.

55 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 18, s. 154; no. 20, s. 146.

56 Karaman Temettüat Defteri, s. 430, 454, 473, 486, 493.

57 Fatih Devri Karaman Vakıfları, s. 25-26.

58 Murad Çelebi Defteri, s. 119.

59 BOA, SABH. I, Dosya no. 45, Gömlek no. 5136; BOA, C. MF, Dosya no. 45, Gömlek no. 2213; BOA, C. MF, Dosya no. 119, Gömlek no. 5930; KARŞS, no. 281, s. 52, no. 305, s. 277; VAD, no. 1131, s. 51.

60 BOA, İE, EV, Gömlek no. 5136.

61 KARŞS; no. 285, s. 233; , no. 290, s. 149

62 VAD, no. 776, s. 154; BOA, İE. EV, Dosya no. 45, Gömlek no. 5136; Baltacı, aynı eser, s. 190.

63 KARŞS, no. 281, s. 13.

64 BOA, C. MF, Dosya no. 114, Gömlek no. 5691; VAD, no. 776, s. 154.

65 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 14, s. 42.

66 1191/1777-1778 tarihinde günlük dört akçe ücretle görev yapıyordu. BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 14, s. 42.

67 VAD, no. 1140, s. 319.

68 VAD, no. 1140, s. 653.

69 VAD, no. 1131, s. 52; no. 1140, s. 320.

70 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 14, s. 42.

71 BOA, C. MF, Dosya no. 112, Gömlek no. 5580.

72 Yusuf Ağa Yazma Eserler Kütüphanesi, vakfiye no. 10389; VAD, no. 579, s. 360.

73 Konyalı, Karaman Tarihi, 541; aynı yazar, Konya Tarihi, s. 776.

74 BOA, C. MF, Dosya no. 112, Gömlek no. 5580.

75 VAD, no. 1150, s. 1.

76 KARŞS, no. 290, s. 158; VAD, no. 1119, s. 189; no. 1131, s. 54, 113; no. 1139, s. 155; no. 1147, s. 97; no. 1154, s. 9; no. 1155, s. 3.

77 BOA, C. MF, Dosya no. 112, Gömlek no. 5580.

78 VAD, no. 1155, s. 3.

79 VAD, no. 1131, s. 31.

80 VAD, no. 1131, s. 32.

81 BOA, C. MF, Dosya no. 24, Gömlek no. 1407; Dosya no. 131, Gömlek no. 6503.

82 D. Ali Gülcan, Karamanlı Halk Ozanlarından Gufrani ve Kenzi, Karaman 1991, s. 7.

83 VAD, no. 735, s. 170.

84 Sapancalı, Ahval-i İctimaiyye, s. 86.

85 Karaman Tarihi, s. 302.

86“… akaratın gallesi vezâyifine vefâ etmemekle sonradan vakfına zamm eylediği def‛a-i sânide vech-i meşrûh üzre kayd ettirdiği vakfiyesidir.” VAD, no. 735, s. 170.

87 VAD, no. 735, s. 170.

88 Karaman Temettüat Defteri, s. 297.

89 BOA, C. MF, Dosya no. 57, Gömlek no. 2828.

90 VAD, no. 1147, s. 104; BOA, C. MF, Dosya no. 126, Gömlek no. 6278; C. MF, Dosya no. 131, Gömlek no. 6503.

91 KARŞS, no. 291, s. 41; VAD, no. 560, s. 148; no. 562, s. 10.

92 VAD, no. 735, s. 170; VAD, no. 558, s. 167-172; no. 561, s. 5; no. 562, s. 5; no. 569, s. 19; no. 1154, s. 9.

93 BOA, C. MF, Dosya no. 156, Gömlek no. 7784.

94 KARŞS, no. 286, s. 10. Buna göre talebenin özel eşyaların dökümü şunlardır: Kullanılmış ve yeni birer adet peştamal, birer adet eski pabuç, kürk, yeni yorgan, yeni pabuç, eski gömlek, eski yeşil biniş, eski iç çamaşırı, kapaklı tencere, yeşil kuşak, tava, eski bez cübbe, eski zıbın, tespih, küçük leğen, eski yeşil kuşak ile ikişer adet eski minder, kahve ibriği, eski kavuk sarık, köhne sarık, kullanılmış heybe, eski bohça ve 25,5 kuruş akçe.

95 VAD, no. 563, s. 5; no. 569, s. 19.

96 VAD, no. 569, s. 2, 8, 11, 20.

97 KARŞS, no. 295, s. 111.

98 VAD, no. 1139, s. 155.

99 Aynı belge.

100 VAD, no. 569, s. 2.

101 VAD, no. 569, s. 3.

102 Aynı belge.

103 KARŞS, no. 295, s. 111; no. 285, s. 65; no. 297, s. 7; no. 335, s. 45; VAD, no. 1155, s. 3; no. 1147, s. 3; no. 559, s. 3; no. 563, s. 2, 5; no. 569, s. 3, 8, 11, 15, 16, 17, 19, 20.

104 KARŞS, no. 310, s. 16.

105 VAD, no. 1131, s. 53.

106 Tapuda 28-24 D pafta, 745 ada, 16 (10) parselde bulunan medrese, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 07.04.1993 tarih ve 1611 nolu kararı ile I. grup tarihî eser olarak tescil edilmiştir. Bk. Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Dosya no. 70-00-124; Karaman Belediyesi, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, “Hatuniye Medresesi/Nefise Sultan Dosyası”, Klasör no. 13.

107 Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 43; BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 27, s. 82.

108 Halil Edhem, “Karamanoğulları Hakkında Vesâiki Mahkûke”, TOEM, II/11 (1327) , s. 710-711.

109 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 27, s. 82.

110 Totaysalgır, aynı eser, s. 33.

111 Dülgerler, aynı eser, s. 113.

112 Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Dosya no. 70-00-124.

113 Sapancalı, Ahval-i İctimaiyye, s. 86.

114 Yusuf Ağa Yazma Eserler Kütüphanesi, vakfiye no. 10391. Ayrıca bk. Konyalı, Karaman Tarihi, s. 466-467.

115 Fatih Devri Karaman Vakıfları, s. 26.

116 888/1483 Tarihli Karaman Vakıf Tahriri, s. 78-79.

117 Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 43.

118 TKGM. TADB. TTD, no. 564, s. 27.

119 KARŞS, no. 324, s. 412.

120 KARŞS, no. 297, s. 22.

121 KARŞS, no. 280, s. 37.

122 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 27, s. 82.

123 Karaman Temettüat Defteri, s. 399, 437, 438, 444, 455, 481, 486, 492, 519, 524.

124 Fatih Devri Karaman Vakıfları, s. 26.

125 888/1483 Tarihli Karaman Vakıf Tahriri, s. 78-79.

126 TKGM. TADB. TTD, no. 564, s. 27.

127 KARŞS, no. 324, s. 412, Şaban 939/18-26 Mart 1533.

128 BOA, EV. d, Defter no. 38414; AE. SMST. III, Dosya no. 46, Gömlek no. 3338; İE. EV, Dosya no. 10, Gömlek no. 1226; KARŞS, no. 280, s. 37; no. 292, s. 53; no. 296, s. 96; no. 310, s. 16; no. 322, s. 87; VAD, no. 1131, s. 50; no. 2180, s. 281.

129 KARŞS, no. 293, s. 127.

130 VAD, no. 561, s. 7, 8, 9, 10, 11.

131 KARŞS, no. 293, s. 127.

132 VAD, no. 1091, s. 150.

133 VAD, no. 560, s. 150.

134 VAD, no. 1146, s. 6.

135 Aynı belge.

136 VAD, no. 1155, s. 3.

137 VAD, no. 1147, s. 97.

138 VAD, no. 558, s. 171.

139 VAD, no. 560, s. 150; no. 563, s. 5.

140 VAD, no. 563, s. 4.

141 VAD, no. 563, s. 2; no. 560, s. 11, 145.

142 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 28, s. 82.

143 VAD, no. 562, s. 10.

144 VAD, no. 560, s. 154, 150. 24 Şevval 1223/13 Aralık 1808 tarihli bir belgede ise ittisalinde olarak kaydedilmiş­tir. VAD, no. 563, s. 7.

145 VAD, no. 562, s. 10.

146 VAD, no. 569, s. 9.

147 BOA, Karaman Ahkâm Defteri, no. 28, s. 82.

148 VAD, no. 569, s. 11.

149 BOA, C. MF. Dosya no. 66, Gömlek no. 3299; VAD, no. 563, s. 5.

150 Seyahatnâme, IX, s. 158.

151 BOA, C. EV, Dosya no. 630, Gömlek no. 31794.

152 VAD, no. 563, s. 2; no. 2180, s. 177.

153 VAD, no. 2180, s. 6; no. 1155, s. 3; no. 262, s. 7.

154 VAD, no. 569, s. 17.

155 Gelibolulu Mustafa Âlî, Kitâbü’t-Târih-i Künhü’l-Ahbâr, I, (haz. A. Uğur, M. Çuhadar, İ. H. Çuhadar, A. Gül), Kayseri 1997, s. 184-185; Aydın, aynı madde.

156 BOA, C. MF, Dosya no. 79, Gömlek no. 3925.

157 VAD, no. 558, s. 167; no. 560, s. 147, 154; no. 561, s. 4.

158 VAD, no. 1155, s. 3.

159 Totaysalgır, aynı eser, s. 66. İlgili vakıf kaydına diğer belgelerden de ulaşılabilmektedir. BOA, C. MF, Dosya no. 79, Gömlek no. 3925.

160 VAD, no. 560, s. 150; no. 561, s. 4.

161 Karaman Temettüat Defteri, s. 289, 460.

162 KARŞS, no. 293, s. 435; no. 297, s. 227; VAD, no. 560, s. 145; no. 563, s. 2,7; no. 1126, s. 121; no. 1154, s. 11; no. 1155, s. 3; no. 2180, s. 177.

163 VAD, no. 562, s. 7; no. 2176, s. 520.

164 VAD, no. 1140, s. 320.

165 VAD, no. 2113, s. 336.

166 Fatih Devri Karaman Vakıfları, s. 27.

167 Karaman Tarihi, s. 544.

168 BOA, İE. TCT, Dosya no. 9, Gömlek no. 1035; İE. TCT, Dosya no. 21, Gömlek no. 2249.

169 Konyalı, aynı yer.

170 888/1483 Tarihli Karaman Vakıf Tahriri, s. 82.

171 Karaman Vilâyeti Vakıfları, s. 148; Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 119.

172 Karaman Vilâyeti Vakıfları, s. 148.

173 BOA, İE. TCT, Dosya no. 9, Gömlek no. 1035; İE. TCT, Dosya no. 21, Gömlek no. 2249.

174 VAD, no. 1131, s. 51; no. 1140, s. 320.

175 BOA, AE. SMST. III, Dosya no. 46, Gömlek no. 3338.

176 Aynı zamanda Fasih Camii’nin cuma vaizi idi. Babası Mehmet Efendi’nin vefatı üzerine Safer 1157/Mart-Nisan 1744 senesinde aynı görev beratla kendisine verilmiştir. BOA, AE. SMHD. I, Dosya no. 225, Gömlek no. 17906.

177 KARŞS, no. 290, s. 45.

178 VAD, no. 558, s. 166.

179 VAD, no. 560, s. 147.

180 VAD, no. 569, s. 3.

181 VAD, no. 562, s. 5.

182 VAD, no. 569, s. 3.

183 VAD, no. 1147, s. 3.

184 VAD, no. 562, s. 5.

185 VAD, no. 1147, s. 97.

186 VAD, no. 562, s. 5; no. 569, s. 3; no. 1147, s. 3.

187 VAD, no. 580, s. 330.

188 KARŞS, no. 296, s. 38.

189 VAD, no. 559, s. 5.

190 VAD, no. 580, s. 330.

191 KARŞS, no. 296, s. 38.

192 Aynı belge.

193 KARŞS, no. 290, s. 158; no. 295, s. 67.

194 VAD, no. 1147, s. 97.

195 Karaman Temettüat Defteri, s. 492.

196 KARŞS, no. 290, s. 158; no. 295, s. 67; VAD, no. 569, s. 14; no. 1150, s. 1.

197 VAD, no. 1131, s. 113.

198 VAD, no. 1150, s. 1.

199 VAD, no. 1147, s. 97, 101.

200 VAD, no. 2180, s. 257.

201 KARŞS, no. 289, s. 40.

202 KARŞS, no. 297, s. 193.

203 KARŞS, no. 289, s. 41.

204 KARŞS, no. 289, s. 40-41.

205 KARŞS, no. 297, s. 193.

206 Karaman Temettüat Defteri, s. 351.

207 KARŞS, no. 289, s. 40.

208 KARŞS, no. 305, s. 242; VAD, no. 1147, s. 97.

209 VAD, no. 561, s. 15; no. 562, s. 4.

210 KARŞS, no. 296, s. 142; VAD, no. 562, s. 6.

211 VAD, no. 561, s. 26.

212 KARŞS, no. 285, s. 197.

213 Aynı belge.

214 VAD, no. 569, s. 12; 580, s. 165.

215 Konyalı, Karaman Tarihi, s. 482.

216 KARŞS, no. 285, s. 197.

217 VAD, no. 580, s. 165.

218 KARŞS, no. 285, s. 197.

219 KARŞS, no. 285, s. 197-198.

220 VAD, no. 569, s. 12.

221 VAD, no. 569, s. 17.

222 VAD, no. 563, s. 5.

223 KARŞS, no. 292, s. 116; VAD, no. 563, s. 5.

224 VAD, no. 561, s. 12.

225 VAD, no. 563, s. 7.

226 Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 118.

227 Konyalı, Karaman Tarihi, s. 460.

228 TKGM. TADB. TTD, no. 584, s. 35.

229 Fatih Devri Karaman Vakıfları, s. 26.

230 Aynı yer.

231 888/1483 Tarihli Karaman Vakıf Tahriri, s. 80.

232 Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman, s. 118.

233 TKGM. TADB. TTD, no. 584, s. 35.

234 Karaman Vilâyeti Vakıfları, s. 170.

235 888/1483 Tarihli Karaman Vakıf Tahriri, s. 79-80.

236 Karaman Vilâyeti Vakıfları, s. 170.

237 KARŞS, no. 324, s. 425.

238 KARŞS, no. 324, s. 424.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Hakkı Akman - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman'da suyu, yolu ve yayla havası olan arazi satılık

Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, yolu ve suyu olan 15 bin metrekare arazi sahibinden satılık.  Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, Pınarbaşı köyüne 5...

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar Karaman Aktekke Meydanında satılık iki dükkan. Karaman merkez Aktekke Cami karşısı, 1. İstasyon ve İsmet Paşa cad...

Torna ve kaynak personeli aranıyor

Karaman Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Toprakçılar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmak üzere torna ve kaynakçı personel aranıyor....

0338 224 12 63

Grafik Tasarımcı aranıyor

Meslek lisesi grafik tasarım, grafik tasarım ön lisans veya lisans bölümlerinden mezun, - Tercihen 2 yıl tecrübeli, - Portfolio Sunabilecek, - Adobe...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ A.Ş

Satılık Villa Arsası

Karaman Elmaşehir Mahallesi Çarşamba Pazarı ve Lütfi Elvan Kongre Merkezi yakınında bulunan villa arazisi satılıktır. 1250 m2 olan arazinin altyapı s...

0531 849 20 52 İBRAHİM KARAMAN

Flemenkçe öğretmeni aranıyor

Karaman'da faaliyet gösteren bir yabancı dil eğitim kurumunca istihdam edilmek üzere Flemenkçe öğretmeni aranıyor. 

+90 554 753 82 87

Üniversite karşısında satılık arsa ve spor tesisi

Karaman'ın yatırıma en uygun bölgelerinden birisi olan üniversite bölgesindeki arsa, spor tesisi ve halı saha satılıktır. Toplam tapu alanının 48 bin...

0 546 662 03 05

Sahibinden Satılık Bahçe!

Boyalı Köyü Koroşözü mevkisi bulunan 9 dönüm ceviz behçesi ile 6 dönüm tarlamız satılıktır. İçerisinde 370 adet chandler ve fernor ceviz ile 30 adet...

0 505 691 80 19

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?