Toroslara Kral Yolu Yaptıran Karamanlı

Su Uçtu Şelalesi’nin Çağdaş Ferhat’ı

Gördüğü bir rüya üzerine kuş uçmaz, kervan geçmez bir dağ başına kral yolu yaptırmaya kalkan bir Karamanlı’nın öyküsünü anlatacağım. Masal değil, abartısız, tamamıyla gerçek bir olay. Günümüzün Ferhat’ı diyebileceğimiz bir büyük işi omuzlayan birinin sevdasını okuyacaksınız.

Herkesin bir Şirin’i olmalı. Şirin’i olmayana yazıklar olsun! Karamanlı Ferhat’ın Şirin’i de bir dünya güzeli. Bir içim sudan fazlası. Onun Şirin’i Nakkaş Ferhat’ın, uğruna dağları deldiği Amasya Sultanı Mehmene Banu’nun kız kardeşi Şirin değil. Karamanlı Ferhat da dağları deliyor ama onun Şirin’i bir şelale… Tam adıyla Su Uçtu Şelalesi.

Hadi canım da diyebilirsiniz, vay canına da! Çevremde derviş meşrepli, Ferhat kalpli, azimli ve fedakar insanlar öyle çok ki…

Onlar, o güzel insan kardeşlerimiz aramızdalar. Gürültücü olmadıkları için görünmüyorlar. ‘Çağdaş insan, bir anda parlayana, yüksek sesle bağırana, övünerek kendi şarkısını söyleyene, palavra üstüne palavra sıkana, boş boş konuşana dikkat kesiliyor.’

Hz. Muhammed (Sav) bir hadisinde, tebessüm etmenin, iyiliği emredip kötülükten sakındırmanın, yolunu kaybeden kimseye yol göstermenin sadaka olduğunu belirterek, “Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır” demiş.

İslam’da eylemler niyetlere göre değer kazanır. Ne için ve ne amaçla yapıldığı esastır. Allah’ın rızasını içermeyen ve Allah için yapılmayan hiçbir işin Allah katında değeri yoktur.

Yunus Emre’nin Dedesine Selam Olsun!

Karaman Valiliği’ne, İl Özel Idaresi’ne Yunus Emre’nin dedesi İsmail Hacı’nın kabrinin de bulunduğu tekkenin birkaç kilometrelik yolunu asfaltlatmak için yazdığım yazı sayısı onu geçmiştir. Üstelik asfaltı yapılacak yol dağ başında değil, düz ovadadır. İsmail Hacı’nın kim olduğunu, tekkesini, tekkesinin yolunu bir daha anlatacak değilim. Yunus Emre’nin adını taşıyan anıt ağaçları da hatırlatacak değilim.

Bu çağrılarımı vali duydu, milletvekilleri duydu, belediye başkanı duydu, siyasi partilerin il yöneticileri duydu. Yunus Emre yılında “Bizim Yunus, Karamanlı Yunus” diye nutuk atıp hamasette zirve yapanların tamamı duydu. Duymasına duydular da kıllarını dahi kıpırdatmadılar. Hele şu günlerde yolun hali nasıldır, düşünmek bile istemiyorum. Burada şahıs arazisi yoktur, şahıslara ait arazi de yoktur. Dolayısıyla benim veya tanıdıklarımın da burada malı mülkü yoktur. Bu son sözüm çamur adamlar içindir. Bölge hazine arazisidir, sit alanıdır. Bu sözüm de çamur adamlar içindir.

İsmail Hacı, yattığı yerden kalksa, türbesinden çıksa, sorumluların kapısına dayansa yolunu yaptırabileceğini zannetmiyorum. Gerçi o mübarekler böyle işlere tenezzül etmezler. Kendileri için istemeyen mert kullardır.

“Allah’ın parmağı yok ki gözüne soksun” diye bir halk deyimi vardır. Bu lafı boşu boşuna söylenmiş yaşlı bedduası mı sandınız! Anladınız…

Ya, ben nasıl geldim İsmail Hacı Tekkesine? Tekkenin delik deşik yoluna? Oysa sizi bir dağ köyüne, çağıldayan, köpük köpük akan bir şelalenin serinliğine götürecektim. O şelaleye kral yolu yaptıran bir gönül adamını, bir hizmet erini anlatacaktım. Dedim ya, Şirin’i olmayan Ferhat’ı neyleyim! Ferhat’ım diyen önce Şirin’i olduğunu kanıtlasın.

Göksu’nun Haylaz Çocuğu

Şelaleyi görmedim. Karaman’da Su Uçtu adıyla bir şelale bulunduğunu bile duymadım. Görenlerin yalancısıyım; Göksu adlı cennet ırmağından bir kol baş kaldırmış, başına buyruk yol tutturmuş. Öyle bir yere geliyormuş ki, başına buyrukluğunun sebebini görüp ona hak veriyormuşsunuz. Kendini bir yardan bırakıveriyormuş. Olimpiyatlarda tramplenden atlayıp, havada estetik hareketler yaptıktan sonra suya dimdik dalan sporcuları gözünüzün önüne getirin. Balıklama atlayış sırasında çeşitli jimnastik ve akrobasi hareketleri de yapılır ya… Göksu’nun bu haşarı çocuğu da yüksekten balıklama atlayış yapanlar gibiymiş. Bu güzelliği izleyen Torosların gözü pek bir avuç yiğidi , şelaleye “Su Uçtu” demişler. Su Uçtu, cennetten bir köşeymiş. Görenlerin rüyasına bile giriyormuş.

Celalettin Ölmez’i tanır mısınız? Ben Ölmez ailesinin çoğunu tanırım. Hepsi de Karaman’ın güzel insanlarından. Rahmetli Matbaacı Hüseyin arkadaşımdı. Necati Güngör Hocamın eşi Saime ablayı, liseden arkadaşım Nilay’ı sevgiyle, hürmetle, saygıyla anarım. Celalettin, Karaman’da beyaz eşyacı… Onu gıyaben tanırım.

Sizlere sırasıyla üç güzel insanı anlatacağım. Üçü de farklı yerlerde, birbirinden habersizler. Ne yakınlıkları var, ne tanışıklıkları. Onlar ‘İyilik Ordusunun Neferleri.’ Biri 80 yaşını aşmış, bir diğeri 40, ötekisi 60. Ben ortancadan başlayacağım anlatmaya…

“Ya Allah, Bismillah!” diyerek başlamışlar işe; tarihler geçen yılın bu vakitleriymiş. Bu yıl kolları çok erken sıvamışlar. Ne mi yapıyorlar? Su Uçtu Şelalesi, Karaman’ın Çukur Köyüne 700 metre uzaklıktaymış. Ama kayalar şelalenin döküldüğü yere geçit vermeyecek denli yamanmış. İşte Ferhat’lık burada devreye girmiş.

Celalettin Ölmez, geçen yıl bir şelale timi oluşturmuş. Osman Ekinci, Mustafa Demir, İlyas Demir, Akınlı Mücahit Ceylan, İsmail Kahraman, Enes ve Hüseyin Sıcakyüz, kolları sıvamış, yürüyüş yolu ve suyun döküldüğü noktaya havuz yapmışlar.

Celalettin Ölmez, kafaya takmış bir kez, Çukur köyüyle şelale arasındaki yolu doğal taşlarla güzelleştirip bir ‘Kral Yolu’ yapmayı. Başarmış da… Çok az kalmış. Kral Yolu’nu zakkumlarla ve Mut'tan getirilen incirlerle donatmış. İncirlerin temininde Mut Orman İşletme Müdürlüğü mühendislerinden Faruk Cüce ve Mustafa Aydoğmuş yardımcı olmuş. Bugün yarın açılış yapmaya hazırlanıyorlar.

Daha daha neler yapmışlar neler! Çağdaş Ferhat öyle ince düşünmüş ki, Kral Yolu’na koruma panelleri yaptırmış. Bir tür güvenlik önlemi alınmış. Celalettin Ölmez, Musa Eroğlu ustayı anımsamış olmalı ki bu iş bitince sosyal medyada “Yolun Sonun Gözüktü” müjdesini paylaşmış. Sağlam İş’ten Mehmet Bozkır'a ve Şaban Sarı ustaya teşekkür etmeyi unutmamış.

Yolda dinlenmek ve mola vermek isteyenleri de unutmamışlar. Balkonlar, teraslar ve cepler oluşturmuşlar. Ahmet Usta yol genişletme işini yapmış. Buraları ve şelaleye hibe edilen bankları,masaları zımparalayarak doğal yeşil renge boyamışlar. Betondan dere taşı uygulaması yapmışlar. Torosların ayak basacak yeri olmayan kayaların geçit vermediği bir alanı, Harikalar Ülkesi’nin sevimli, şirin bir köşesine çevirmeyi başarmışlar.

Su Uçtu Şelalesi’nin son taş ustası, Çukurlu Osman Ekinci ‘den ve Bayırlı Pepe Ali Gök'ten el alarak hizmete başlayan Ahmet Demir olmuş. Ahmet Demir, Çukur’da uzun saç modasının da temsilcisiymiş.

En büyük sorun, böyle bir yerde, dağın başında çalışacak adam bulamamakmış. İşler bu yüzden uzamış. (Lütfen yanlış anlaşılmasın. İş çok, çalışacak adam yok azizim diyenlerle ilgimiz yoktur) Özel teşekkürü hak eden kişi, Ahmet Şimşek olmuş; “Babam Ali Şimşek’in ruhuna varsın” diye dua ederek işe başlamış ve işi yine aynı duayla bitirmiş.

Teşekkürü hak edenlerin listesine marangoz Mehmet Doğan, taş duvar ustası Osman Ekinci İlyas, Mehmet, Mustafa ve Ahmet Demir, Hüseyin Güler, Yaşar Akgün ile Bozkurt Ramazan Taş'ı da ilave edelim. Celalettin Ölmez ve Kral Yolu timi, Bostanözü köyünde iftar bile açmışlar.

Şelaleden gelen suyun üstüne bir güzel geçit yapmışlar. Çok güzel bir köprü ortaya çıkmış. Köprüyü, köprüye döşenen taban tahtalarını boyamışlar. Ardıç ağacı kerestelerini sıhhiye Mustafa Demir bağışlamış. Unutulan isim varsa kusur bendedir. Celalettin Ölmez, emeği geçen herkese teşekkür etmiştir. O Karaman’da teşekkür etmeyi bilen birkaç kişiden biridir.

Celalettin Ölmez’in bu güzel işe gördüğü bir rüya üzerine başladığını yazdım. Ama gördüğü rüyayı anlatmadım. “Gördüğü rüya neydi? Olayın can alıcı noktası rüya değil mi? diye sorabilirsiniz.

Rüya sahibi rüyasını anlatmak istemedi. Ben de ısrarcı olmadım. Anlatılacak rüya var, sır gibi saklanacak rüya var. Celalettin Ölmez’in tılsımlı rüyası, iki yıldır sürdürdüğü zorlu işe yönelten rüyası da kendisinde kalsın. Biz sonuca bakalım.

Rüya öyle etkili olmuş ki, fotoğraflarda gördüğünüz bu güzellikleri meydana çıkarmış. Başınıza silah dayasalar yapamayacağınız bir işe, rahmani olduğu su götürmez bir rüya vesile olmuş.

Önemli Not: Bu çalışmanın her aşaması sosyal medyadan paylaşılmış. Binlerce kişiden beğeni almış. Yorum yazanlar olmuş. Sadece iki kişi “Biz de yardım edelim” demiş. Biri, Karaman’ın en zengin insanı. Bir patron. Uzun yıllardır İstanbul’da yaşıyor. Karaman ve Yunus sevdası yazıla yazıla bitmez. “Benim de katkım olsun” demiş. Israrcı olmuş. Celalettin Bey teşekkür etmiş.

Arayanların ikincisi Karaman’ın gönlü en zengin insanıymış. Gönlü zengin insan sosyal medyadan seslenmiş, samimiyetiyle. Şunları yazmış: “Üstadım, hayırlı akşamlar. Yanlış anlaşılmasın diye buraya yazayım istedim. Yahu ben bu kaba işleri çok yaptım. Telaşe bitince bir anlamı olmaz. Ben bir gün çalışayım istiyorum. Orada her gün ustalar var mı? Hem benim şekerime iyi gelir terlemek. Hayırlı akşamlar diliyorum. (Mustafa Uysal)

Hangi Mustafa Uysal derseniz üzülürüm. Emekli imam, Karaman’ın fenomen yazarı, Karasakal Hoca’nın varisi, benim sınıf arkadaşım Mustafa Uysal. Karaman’ın iki zengin insanı da benim gönül dostlarım.

Çukur Köyü Karaman’ın güney-batısında yer alıyormuş. Karaman merkeze 40 kilometre uzaklıktaymış. Güneyinde Yukarı Akın ve İhsaniye, kuzeyinde Narlıdere ve Çatak Köyü, batısında Bayır ve Akçaalan, doğusunda Bostanözü ve Bucakkışla köyleri varmış. Bu köylerin çoğunu gördüm ama Çukur’u görmedim. Göksu vadisinin sağ eteğinde ve Bucakkışla’nın karşı yamacında, çukur bir yerde kurulduğu için görmeden geçmiş olmalıyım.

Su Uçtu Şelalesi Çukur Köyü’nün sınırları içerisindeymiş. İnternette şelaleye ait bilgiyi zor buldum. Şunlar yazılıydı: “Köy merkezine 2 kilometre uzaklıktaki şelaleye araçla gidilemezken, yaya olarak dahi gitmek hayli zor. Dar bir vadinin içinde yaklaşık 15 metre yükseklikten akan şelaleyi, köy halkından başka fazla kimse tanımıyor.”

Artık bundan sonra Su Uçtu Şelalesi’ni tanımayan kalmaz. Kral Yolu yapılmış, seyir terasları, banklar kondurulmuş, güvenlik önlemleri alınmış, geniş bir havuz oluşturulmuş. Karaman’a bir mesire yeri kazandırılmış. İnşallah pikniğe geldik diyerek, arkalarında pisliğini bırakıp gidenler yüzünden iki günde çöplüğe dönmez.

Açılış, incir döneminde. Temmuz ortası olarak planlanmış. Katılanlara incir ikram edilecek. Ben çok merak ediyorum, Karamanlı Ferhat’ın yaptırdığı Kral Yolu’na bir tabela konulacak mı, o tabela da bir isim yer alacak mı? Kral Yolu’nun açılışına ilk davet edilen kişiyim diye övünebilirim. O tarihlerde Trakya’dayım. Gelebilir miyim? Bilmiyorum. Gönlüm orada olacak. Nasipte varsa hem suyunu içer hem incirinin tadına bakarız.

Celalettin Ölmez, Karamanlı Ferhat, Çağdaş Ferhat, öyle güzel bir iş yaptın ki sana sonsuz teşekkürler. Karaman’ın Şirin’ini artık herkes görebilecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?