İnsanın Bağları

Anlamadan anlama varmanın yolunu bulma uyanıklılığından kaynaklanan bir anlam kayması evreninde yaşıyoruz. Önce kendimizden başlamak gerekirken; bidayette, en uzak taraftan yola koyuluyoruz. Sonra da anlamsızlıklarla dolu anlamalardan anlamlar çıkarıp hükme varıyoruz, ahkam kesiyoruz. Peki neden böyle yapıyoruz?

İnsan önce kendisiyle sonra Yaratıcısıyla sonra diğer insanlarla ve akabinde de eşya ile bağlantısını doğru kurmalıdır. Zira bu bağlantıların doğru olmasıyla ancak anlamın doğruluğuna ulaşılabilir. İnsanın kendi ile bağlantısı şehadet cümlesinde de kendisini gösterir. Her bir Müslüman şehadet getirirken önce “Eşhedü” der; yani “Ben şahitlik ederim”. Bu alelâde bir söz değildir. Nitekim din gibi insanın hayatında en önemli konumu işgal eden bir olgunun kabulü için insanın önce benliğinin farkında olması gerekmektedir. Bundan dolayıdır ki delinin, çocuğun ya da ne dediğinin idrakinde olmayan bir gayri müslimin, şehadeti doğru telaffuz etmesinin kıymet-i hakikiyesi yoktur. Sözün değeri ancak sözün idrakine vakıf olmaktan neşet eder ki bu da ancak sözün sahibinin benliğinin idrakinde olmasıyla hasıl olur. Bu tespiti göz önüne aldığımızda çağımızdaki insanların aslında neyi savunduklarının, neye değer verdiklerinin ya da ne için yaşadıklarının farkında olmadıklarına; duygusal hararete sebep birkaç olay karşısında anlamından bîhaber naralar attıklarına şahit oluruz. “Yaşasın .....” “Kahrolsun .....” Neyi yaşattık ne kahrettik henüz bilmeden yaşatırız ve kahr u perişan ederiz kahredilmemesi gerekeni çoğu zaman. Ah keşke İsmet Özel’in dediği gibi kahrolsa, kahrolmamış kahrolması gereken kahrolasıca şeyler ama biz kahrolması gerekenleri yüceltip kahrolmaması gerekenleri kahrettiğimiz; sonra da kahrolmayanların bizi günden güne kahr u perişan ettiklerinden de habersiz yaşayışımız sebebiyle kendi kahrımızında müsebbibi oluyoruz. Bu durum maalesef ki zihinleri iğdiş edilmiş, dilleri silindirle ezilmiş, ruhlarının asilliğine halel getirilmiş genç kuşağın hayatında daha belirgin. Herhangi bir şehrin herhangi bir kitapçısında herhangi bir gencin “Devrim” temalı bir kitap almak istediğine ve bu kitabında “........” yazara ait olduğunu gördüğünde gence neden o kitabı aldığını sormak ve akabinde “Çünkü bunun yazarı büyük bir devrimci idi” cevabına almak ama devamında sorulan “Peki neden devrim ve nedir devrim?” soruları karşısında sessizliğe gömülmüş bir insan ile karşılaşmak günümüzde sıradanlaştıysa bizim yapmamız gereken çok iş, katetmemiz gereken çok yol var demektir. Bu sadece bir örnek. Bunu hayatın her alanına yaymak mümkün. Adam neyi yazdığını bilmeden yazıyor, kadın neyi savunduğunun farkına varmadan savunuyor, kim neyi kutsuyor neye kusuyor hiç kimse farkına dahi varmıyor. Ama her yapılan işte “Benim düşüncem”, “Benim görüşüm”, “Benim değerim”, “Ben, ben, ben.......” denilerek kendisini şahit tutma cürretkarlığından da kaçınılmıyor. Hayatımızdaki diğer tüm yamuklukların baş müsebbibi aslında budur: İnsanın kendi ile bağlantısından kopuşu. Acizane tavsiyem, ne için yaşadığını, neyi savunduğunu, neyi söylediğini iyi tart ve ona göre söyle. Zira “....doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.” (İsra, 36)

İkinci bağlantı noktamız insanın Allah ile bağlantısı ki kişi kendinin kim olduğunu bilmeden Rabbini bilmesi mümkün değildir. “Kendini bilen Rabbini bilir” kelamından maksatta budur. Müslümanlığı zahmetsiz bulan, İslamın beşiğinde doğan bir bireyin Allah ile bağlantısının sıkıntılı olması ve hatta Allah ile bağlantısının olmaması bu dünyada rezil olmasına ahirette de bedbaht bir yurt edinmesine sebeptir ki bugünün insanın bu vasıflardan uzak olmadığına üzülerek şahit olmaktayız. Günümüzde koca koca kitaplar okuyup, sayısız fakülteler bitirenlerin; her alanda ahkam kesip sokaklarda, stadyumlarda “Ya Allah Bismillah Allahuekber” naralarıyla çakma mücahidlik taslayanların; “Allah, vatan, sakarya” babayiğitliği ile İslamın en büyük savunucusu olduğunu iddia edenlerin, pratikte gusül abdestinden bîhaber olmaları, 5 vakit namaz kılmak için rüku ve secdeye varmamış bir yaşam sürmeleri oldukça sık rastlanan bir vakıa olmuştur. Zira günümüzde bilen çoğalsa da bilinç ihmal edilmiş; bilinçli bir Allah bağlantısı yerine sırf kabuktan müteşekkil bir bilgi tabakası kalmıştır ki bu da kaba softa ham yobaz Müslümanlığının doğumuna sebep olmuştur. O halde kişinin kendi ile bağlantısını düzelttikten sonra Allah ile bağını tamir etmesi için öncelikli işi bilinçlenmek, bilinci kuşanmak, var olan bilgiyi bununla yoğurmak olacaktır.

Üçüncü bağlantı noktamız insanın diğer insanlarla bağıdır. İnsan sosyal bir varlık olması hasebiyle diğer insanlarla ilişki içinde bir yaşam sürmektedir. Bu da devamlı insanın farklı düşünce dünyasına sahip insanlarla karşılaşma ihtimalini ortaya çıkarır ki asıl sıkıntı da zaten buradan kaynaklanmaktadır. Zira insanın kendisi gibi düşünen bir insan ile sıkıntısı olmayabiliyor ancak farklı düşünceyi haiz bir insanı bazen tek kaşık suda boğmaktan da kendini almakta zorlanıyor. İşte burada insanın karşı tarafında insan olduğu gerçeğini göz önünde bulundurması, hatanın da insana mahsus olduğu idrakine vakıf olması ve kendisinin de belki muhatabının gözünde bir kaşık suda boğulması gereken kimse olabileceğini düşünmesi gerekir. Bu konuda Hz. Peygamber’in Süheyl b. Amr’a karşı tavrı oldukça önemlidir. Hatibu’l Kureyş olan Süheyl b. Amr güçlü hatipliği ile tanınmış ve Mekke’nin fethine kadar da Allah Resulüne düşmanlıktan geri durmamış ve bu yolda müşrikleri tahrik etme babında hatipliğini de cömertçe kullanmış bir şahıstır. O, Bedir savaşında esir alındığında Hz. Ömer, Allah Resulünden onun ön dişlerini sökmek için izin almak istemiş ve böylece bir daha müslümanlar aleyhinde konuşamayacağını belirtmiştir. Ancak Hz. Peygamber buna izin vermemiş ve işkence etmek üzere gönderilmediğini beyan etmiştir. Yıllar sonra Hz. Ebubekir’in halifeliği zamanında Allah Resulünün haklılığı gün yüzüne çıkmış ve Hz. Ebubekir’in hilafetini kabul etmeyenlerin ayaklandığı bir anda Süheyl, Mekkelilere karşı Kabe’nin avlusunda Mekkelileri isyan etme düşüncesinden uzaklaştıracak tarihi hutbesini irad etmiştir. İşte insanın insan ile ilişkisi bu düzlemde olmalı. Küfürde azgınlığa kaçmadıkça insanı, insan kabul etmek insan ile insanın bağını korumak için gerekli bir adımdır.

Son adım insanın insan dışındaki her şeyle ilişkisi. Eşya kavramı ile ifade edeceğimiz bu durum cansız varlıkları da kapsamaktadır. Bizim, Uhud dağı ile konuşan, devesi Kusva ile dertleşen, minberiyle hasbihal eden bir Peygamberin ümmeti olmamız hasebiyle eşya karşısında da sorumluluğumuz vardır. Günümüzde bu konuda birçok örnek mümkün olsa da biz yazıyı uzatmamak adına tek bir örnekle yetineceğiz. En çok göze batan ve artık normalleşen durum da şudur: İnsanın bir şeker kabuğunu, bir kola şişesini ve en önemlisi de bir sigara izmaritini pervasızca sokağa atması en hafif deyimle ahlaki zafiyet ve insanın eşya ile olan bağının intiharıdır. Bu konuda çevrenin ve doğanın da hakkı olduğunu belirtmek ve yapmış olduğumuz eylemlerin bir zulüm mesabesinde değerlendirileceğini ve ahirette de mazlumun daima zalimden hakkını alacağını belirtmek sanırım meramımızı açıklamak için kâfidir.

Anlamadan anlama varmanın yolunu bulma uyanıklılığından kaynaklanan bir anlam kayması evreninde yaşıyoruz. Önce kendimizden başlamak gerekirken bidayette en uzak taraftan yola koyuluyoruz. Sonra da anlamsızlıklarla dolu anlamalardan anlamlar çıkarıp hükme varıyoruz, ahkam kesiyoruz. Peki neden böyle yapıyoruz? Bu soruyu şimdi daha ciddi bir şekilde bir kez daha sormak ve kendimizden başlayarak makul ve anlamlı bir cevap bulmak zorundayız.

FATİH GİLİK
19 MAYIS 2022/ 18 ŞEVVAL 1443

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Gilik - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman'da suyu, yolu ve yayla havası olan arazi satılık

Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, yolu ve suyu olan 15 bin metrekare arazi sahibinden satılık.  Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, Pınarbaşı köyüne 5...

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar Karaman Aktekke Meydanında satılık iki dükkan. Karaman merkez Aktekke Cami karşısı, 1. İstasyon ve İsmet Paşa cad...

Torna ve kaynak personeli aranıyor

Karaman Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Toprakçılar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmak üzere torna ve kaynakçı personel aranıyor....

0338 224 12 63

Grafik Tasarımcı aranıyor

Meslek lisesi grafik tasarım, grafik tasarım ön lisans veya lisans bölümlerinden mezun, - Tercihen 2 yıl tecrübeli, - Portfolio Sunabilecek, - Adobe...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ A.Ş

Satılık Villa Arsası

Karaman Elmaşehir Mahallesi Çarşamba Pazarı ve Lütfi Elvan Kongre Merkezi yakınında bulunan villa arazisi satılıktır. 1250 m2 olan arazinin altyapı s...

0531 849 20 52 İBRAHİM KARAMAN

Flemenkçe öğretmeni aranıyor

Karaman'da faaliyet gösteren bir yabancı dil eğitim kurumunca istihdam edilmek üzere Flemenkçe öğretmeni aranıyor. 

+90 554 753 82 87

Üniversite karşısında satılık arsa ve spor tesisi

Karaman'ın yatırıma en uygun bölgelerinden birisi olan üniversite bölgesindeki arsa, spor tesisi ve halı saha satılıktır. Toplam tapu alanının 48 bin...

0 546 662 03 05

Sahibinden Satılık Bahçe!

Boyalı Köyü Koroşözü mevkisi bulunan 9 dönüm ceviz behçesi ile 6 dönüm tarlamız satılıktır. İçerisinde 370 adet chandler ve fernor ceviz ile 30 adet...

0 505 691 80 19

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?