Üstümü Ört

Yaşı daha küçüktü…

Yaşının küçük olduğu o zamanlar gündüzler kısaydı, hava soğuktu ve her yer kardı.

Kış mevsiminde çocuklar dışarıya pek çıkamadığından akşam vakti hemen oluyor diye düşünürken, o sene ninesi oruç ibadetine alıştırdığı için gündüzlerin bu yüzden kısa olduğunu düşünmeye başlamıştı evin torunu. Neticede çocuk da bir insandı ve her insan gibi yaşadıklarına bir izah getirmeye çalışıyordu. Gördüğünce, duyduğunca, düşündüğünce, anladığınca, anlamlandırdığınca… Kısacası yaşadığınca…

Sıradanlaşan hayatın içinde kaybolan insanların, mekanikleşen hayatına yeni bir düzen getiren ramazan ayı ihya ediliyordu o kış. O günlerde her an dolu dolu yaşanıyordu, her vaktin kıymeti daha iyi biliniyordu. Gecenin en karanlık ve en soğuk anları yaklaşırken, bir uyandırıcı olarak ramazan davulcusunun tokmağı ve bızbızından çıkan sesle insanlar tek tek uyanıyordu, evlerin lambaları peş peşe yanıyordu. Sahur vakti hanelerde ayağa ilk kalkan kişi olan annelerin, mutfakta hazırladığı erişte için erittiği tereyağının mis gibi kokusu evin diğer üyelerini uyandırmaya yetiyordu. Mutfaktan gelen güzel kokulara rağmen sıcacık yatağını terk edemeyen evin diğer üyelerini, desibeli ramazan davulundan daha düşük olmasına rağmen yankısı uzun süren ses kaldırmaya yetiyordu. Bu ses mutfakta hazırlık yapan annelerin, buzdolabı ile duvar arasına istiflenen sinilerden birini çekerken metallerin birbirine sürtmesi sonucu çıkan, yankısı bitmek bilmez gürültüydü. Gecenin sessizliğinde yapılan sahurda, son yudum su içildikten sonra niyet alınarak, kulaklar sabâ makamında okunacak olan sabah ezanına dikkat kesiliyordu. Bedenlere de musluklardan akan soğuk su ile abdest aldırılıyordu.

Sabah namazını dedesiyle beraber eda eden torunun, sahura kalktığından bölünen uykusuna kaldığı yerden devam etmek için girdiği yatağı soğumuştu. Yün yorganın altında torununun üşüdüğünü gören ninesi kuzinenin altını açmış “Üstünü ört, üstünü ört.” diyordu. Sıcacık olan odanın ve ısınan yatağın içinde, bahçedeki yaprakları dökülmüş ağaçların dalları arasından gelen kursakları boş serçelerin “cik cik” seslerini duyarak, uykusunu almış şekilde gözlerini açan torun, antika radyonun yanına sükûnetle oturmuş ninesini gördü. Sabah namazını kıldığı abdestiyle duran nine, elinde bir Mushaf ile radyo kanalında okunan kıraati takip ederek mukabelede bulunuyordu, her gün okunan bir cüzü gözleriyle takip ederek. Radyoda o günkü programı biten nine, uyanan torununu gördüğünde, onun afacanlığını bildiğinden hep aynı tembihlerde bulunuyordu: “Aman guzummm Guran’ın yirini oynama! Aman yavrımmm radyunun yirini oynama! -Hatim inerken Mushaf’ta son okuduğu sayfanın yerini gösteren miklebi oynama. Radyonun frekans ayarını bozma-.” Arap harflerini bilen ama Arap rakamlarını bilmeyen nine, son okuduğu sayfanın yerini kaybettiğinde zor buluyordu. Kanalların az olduğu o dönemlerde frekans göstergesi oynanan radyoda kaybettiği yayının yerini bulması daha zor oluyordu.

Gündüzleri kısa olan kış mevsiminde öğle, ikindi ve akşam ezanları adeta peş peşe okunuyordu. Oruca alıştırılmaya çalışılan niyetli çocuk için ninesiyle beraber öğle vaktine kadar geçmeyen zaman, öğleden sonraki vakit dedesiyle birlikte su gibi akıyordu.

Camide cemaatle birlikte kılınan öğle namazından sonra dedesinin götürdüğü kadim bir dostunun dükkânında üç-beş eski kafadar toplanmış ikindi vaktine kadar muhabbet ediyorlardı. Dedesinin de aralarında bulunduğu ihtiyarların muhabbetini dinleyen, o sohbetten yeni yeni kelimelerle birlikte konuşmanın adabını öğrenen, mazide yaşanan zorlukları birinci ağızdan duyan, yokluğun, fakirliğin, imkânsızlığın ne olduğunu anlayan, büyüklerinin yanında oturma-kalkma kültürünü geliştiren ve baba dostu, dede dostu gibi değerlerin önemini kavrayan çocuğun bugün niyetli olduğunu öğrenen ihtiyar esnaf, kasadan aldığı kâğıt parayı elemanına uzattı ve “Bakkaldan en iyisinden bir çikolata al gel.” dedi. Birkaç dakika sonra eleman, bakkaldan elinde tablet şeklindeki çikolatayla geldi. Elemanın getirdiği çikolatayı alan dede dostu ihtiyar esnaf bu lezzeti niyetli çocuğa “Al, bu senin iftarlığın.” diye uzattığında, öğleden sonra dedeyle beraber hızlı şekilde geçen zaman tekrar yavaşlamıştı. Dakikaları saat gibi hissedercesine…

Zamanın kuşaklar arasına duvar örmesine mani olan bu sohbetler; lisanın nesiller arasında gelişmesine, kültürün genç dimağlara aşılanmasına, hatır gönül işlerinin ehemmiyetinin yeni nesillere kavratılmasına vesile oluyordu. Zamanla toplum yenileniyordu ama nesiller arasındaki sohbet geleneği sayesinde yenilmiyordu, yeni gibi görünen her türlü bayağılığa.

İkindi vaktine kadar süren ihtiyarların bu muhabbeti okunan ezanla son bulmuş ve çarşı camiinde kılınan vakit namazından sonra “Vaktimiz daraldı.” denilip vedalaşarak herkes evlerinin yolunu tutmuştu. Torunuyla beraber eve dönerken dede, iftar sofrası için mis gibi pide kokularının geldiği kara fırının –yakıtı odun olan ve zamanla etrafı is olan nam-ı diğer gara fırın- çalışanlarına selam vererek içeri girdi. Üzerine yumurta sürülmüş, susamın yağlı, çörekotunun acı kokusu sinmiş taptaze pideler tezgâha serilmiş ve üstüne örtü örtülmüştü. Örtü ki, isin ve unun renginden bir nebze pay alarak, görüldüğünde altında taptaze pideler olduğu hissini veren ismi olmayan farklı bir renge bürünmüştü. Bu örtü kaldırıldığında yavaş yavaş soğuyan pidelerin hapsolan kokusu serbest kalıp etrafa yayılmaya başladığında tüm kokuyu içine çeken torun, dedesine sordu: “Dede, pidenin kokusunu içime çekersem orucum bozulmaz değil mi?” Dede: “Orucun bozulmaz ama nefsimize karşı direncimiz azalır. Ayrıca bizi güçsüz kılar, dünyaya ve dünyalığa meyletmek.” dedi.

Ve zaman geçti…

Geçmek bilmeyen günlerle birlikte yıllar rüzgâr gibi geçti. Sadece zaman değil insanlar da geldi ve geçti. Dedeler öldü, nineler öldü ve torunlar büyüdü. Her sene ramazan ayı yaşanıyor ama imsakiyeler değişti, aylar değişti, yıllar değişti, nesiller değişti. Hatta asırlar değişti.

Değişimin olduğu bu dünyada; yaşanan her anda insanların seçtiği yöne göre bir nasibi vardır, yaşananlardan bir hissesi vardır. Hepimiz seçtiğimiz yoldaki değerlerin hissedarlarıyız, hepimiz mutluluğu hüzünle karışık dünyanın yolcularıyız.

Miladi takvime göre her sene bir önceki yıldan on gün evvel şehrimize gelen, hanelerimize misafir olan, sofralarımıza bereket getiren ramazan ayına tekrar kavuştuk. Sabah vakti radyonun başında Kur’an-ı Kerim’i hatmeden ninemin, öğle namazından sonra bana vaktin her lahzasını eğiterek geçirmeye çalışan dedemin olmadığı bu zamanda onlardan kalan bir hatıradır; üzerine yumurta sürülmüş, yağlı susamın ve acı çörekotunun rayihası sinmiş pidenin burnuma gelen kokusu.

Hepimiz seçtiğimiz yola göre yaşanmış anların da bir hissedarıyız…

Mağarada ilk vahyi alan Efendimiz (sav) eve gelip zevcesi Hatice Annemize “Üstümü ört, üstümü ört.” demesinden bize düşen pay da biraz üşümektir.

Sahur yaptıktan sonra soğumuş yatağa giren çocukların titremesi de bu anın bir hissesidir, mazisini hatırlayan insanların iftar vaktine doğru üzerine gelen bir anlık üşüme hali de bu hissenin bir payıdır.

Kurulan iftar sofrasının başında akşam ezanını beklerken sürahiden bardaklara ağır ağır dökülen meşrubatlar bizleri ne kadar cezbetse de, dumanı üstünde pide ne kadar güzel koksa da, iftarda ilk lokmamız olan sirke kokusunun sindiği marul salatasının üzerine konulan zeytinin dudaklarda bıraktığı tuzlu tat suya hasretimizi ne kadar artırsa da; tek isteğimiz şudur bu mübarek vakitte: “Üstümü ört...”

2

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şadan Sezgin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman'da suyu, yolu ve yayla havası olan arazi satılık

Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, yolu ve suyu olan 15 bin metrekare arazi sahibinden satılık.  Karaman'a 25 kilometre uzaklıkta, Pınarbaşı köyüne 5...

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar

Karaman Merkezde Satılık Dükkanlar Karaman Aktekke Meydanında satılık iki dükkan. Karaman merkez Aktekke Cami karşısı, 1. İstasyon ve İsmet Paşa cad...

Torna ve kaynak personeli aranıyor

Karaman Organize Sanayi Bölgesi firmalarından Toprakçılar Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmak üzere torna ve kaynakçı personel aranıyor....

0338 224 12 63

Grafik Tasarımcı aranıyor

Meslek lisesi grafik tasarım, grafik tasarım ön lisans veya lisans bölümlerinden mezun, - Tercihen 2 yıl tecrübeli, - Portfolio Sunabilecek, - Adobe...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ A.Ş

Satılık Villa Arsası

Karaman Elmaşehir Mahallesi Çarşamba Pazarı ve Lütfi Elvan Kongre Merkezi yakınında bulunan villa arazisi satılıktır. 1250 m2 olan arazinin altyapı s...

0531 849 20 52 İBRAHİM KARAMAN

Flemenkçe öğretmeni aranıyor

Karaman'da faaliyet gösteren bir yabancı dil eğitim kurumunca istihdam edilmek üzere Flemenkçe öğretmeni aranıyor. 

+90 554 753 82 87

Üniversite karşısında satılık arsa ve spor tesisi

Karaman'ın yatırıma en uygun bölgelerinden birisi olan üniversite bölgesindeki arsa, spor tesisi ve halı saha satılıktır. Toplam tapu alanının 48 bin...

0 546 662 03 05

Sahibinden Satılık Bahçe!

Boyalı Köyü Koroşözü mevkisi bulunan 9 dönüm ceviz behçesi ile 6 dönüm tarlamız satılıktır. İçerisinde 370 adet chandler ve fernor ceviz ile 30 adet...

0 505 691 80 19

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?