Karaman'ın 10 Bin Yıllık Tarihinin Çekirdeği

Geçtiğimiz günlerde Karamandan.com'da yayınlanan " Karaman'ın Zaman Tüneli'ni Duydunuz mu?" ve "Canhasan' n İki Fedaisi" başlıklı makaleler, "arkeoloji ve kazılarla ilgili yazılar okunmuyor" yakınmasının ve ön yargısının doğru olmadığını ortaya koydu.

Peş peşe yayınlanan iki makale toplamda 5 binden fazla okur tarafından tıklandı. Olağanüstü bir ilgi diyebilirim. Karaman'ın bir haber sitesinde yer alan arkeolojiye ilişkin bir makalenin bu denli dikkat çekmesi Canhasan kazılarının geleceği için umut ışığı oldu.

Canhasan’a dikkati çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla yazdığım iki makale beklentimizin çok üzerinde merak uyandırdı. Canhasan, Canhasan höyükleri, bölgedeki ilk kazılar, kazılarda emeği geçen bir İngiliz arkeolog ve 52 yıllık aradan sonra yeniden başlatılan çalışmalarla ilgili ön bilgileri sizlerle paylaştık.

KARAMAN'IN DOĞDUĞU TOPRAKLAR

Canhasan Arkeolojik Kazı ve Araştırma Projelerinin Başkanı Doç. Dr. Adnan Baysal, henüz kazı sezonu açılmadan Karaman'a geldi ve ön incelemelerde bulundu. Baysal Hoca'ya, yoğun işleri arasında bir hayli soru yönelttim. Her birini yanıtladı. Soruları ve Adnan Baysal hocanın yanıtlarını tek tek vermek yerine, genel bir değerlendirme yapmayı tercih ettim.

Hocanın bir soruma verdiği şu yanıt, Canhasan kazılarının önemini ve Karaman için ne ifade ettiğini gözler önüne serecek niteliktedir:

"Canhasan bir toprak yığını, höyük, sit alanı değil, Karaman’ın on bin yıllık tarihinin çekirdeğidir. Karaman'ın ulusal ve uluslararası düzeyde sesidir. Sahip çıkalım, koruyalım ve hep birlikte başarıya ulaştıralım."

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Adnan Baysal, Karaman'ın yabancısı değilmiş. Karaman’a ilk gelişi 2002 yılında olmuş. Yani 20 yıl önce Karaman'ın tozunu toprağını yutmuş. Süleymanhacı köyü yakınlarında ve yine Karaman ili sınırları içinde kalan Pınarbaşı yerleşimindeki yaklaşık altı yıl süren kazı çalışmalarına katılmış.

Adnan Hoca'nın Karaman'la ilgili görüşü çok net ve şeffaf: "Karaman büyük potansiyele sahip küçük bir şehir. Hızla gelişiyor, büyüyor. Projemizle bu gelişmeye katkı sağlayacak olmak da heyecan verici."

Canhasan’la ilgili en temel bilgi, çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi adına Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün vermiş olduğu izin ve onaylarla yürütülecek olmasıdır. Bu tür araştırmalar genellikle minimum iki aylık olmak üzere, kazı başkanları akademik programı da yürüttükleri için yaz aylarında gerçekleşir. Bu yıl çalışmalara büyük olasılıkla Temmuz ayının ikinci yarısında başlanacak ve iki ay boyunca devam edilecek.

Bu çalışmaların temel iki amacı oluyor; birincisi bilimsel araştırmalar, ikincisi yerel ve genel kalkınma ile kültürel gelişim. Canhasan’ın Karaman’a dönük yüzü ve Karaman’ın Canhasan’dan beklediği katkı, yerel kalkınma ve kültürel gelişime ivme kazandıracak olmasıdır.

Herkesin en çok merak ettiği konulardan biri “Bu kazılarda kimler çalışır?” sorusudur. “Yıllardır bir hayalin peşinde define bulacaklarına inanarak, tilki gibi deşmedik yer bırakmayan kaçak kazıcılar çalışıyordur” çümlesini aklınıza bile getirmeyin. Onlar genelde flmlerde olur. Yan rollerde görev alan ve filme heyecan katan kaçak hazine avcılarını bilimsel kazılarda göremeyiz. Onlara bu işte ekmek yok.

Kazılarda çalışanlar geniş bir yelpazeden seçilir. İşçi statüsünde olmadan öğrenciler, akademik anlamda alanında yetişmiş akademisyenlere kadar uzanan bir dizi katkı veren bireyi kazı alanında görmek mümkündür. Çoklu ve ortak disiplinlerin bir araya gelerek gerçekleştirilen bir iştir arkeolojik kazı çalışmaları. Mimardan haritacıya, illustratörden antropoloğa, zooarkeoloğa ve botanikçiye kadar uzanan farklı alandan çalışanlar yer alır. Bunlar, projenin çalışma programı doğrultusunda ve araştırmanın yönü ve boyutuna göre belirlenir.

Sözün kısası, arkeolojik kazıların sadece toprak kazılıp atıldığı yerler olmadığını, aksine eğitimin, kültürel gelişimin ve etkileşimin yerel ile ulusalın, uluslararasının buluştuğu kültür noktaları olduğunu söylemek gerekir. Kazı çalışmalarında küçük bir ekip denildiğinde dahi sezon içinde 15-20 kişiyi bulan bir sayıdan söz edilmektedir.

Kazı Başkanı Doç. Dr. Adnan Baysal, geçen sezon Karaman Valiliğinin büyük desteği ile konaklama sorununun geçici olarak çözüldüğünü söyledi. Çalışmalar boyunca kullanabilecekleri “kalıcı bir kazı evi” olarak tanımlanabilecek, geniş laboratuvarlara, depolara, yatakhane, mutfak, hijyen sorunlarına cevap verebilecek bir mekanın ideal olduğunu ifade eden Baysal, “Çatalhöyük projesi ve benzeri projeler örnek gösterilebilir. Bu sezon yine Karaman Valiliğimizin bu konuda, imkanları dahilinde en büyük desteği çalışma süremizce vereceğinden eminiz, ve kendilerine şimdiden çok teşekkür ediyoruz” dedi.

Kazı alanında yemek konusunun her zaman sorun olduğuna dikkati çeken Baysal, “Normal koşullarda dahi, bunun için pratik bir çözüm üretmeye çalışacağız. Tuvalet konusu da, aynı şekilde. Üç farklı höyük üzerinde çalışmalarımız devam ediyor ve bunlar arasında neredeyse 1 kilometrelik bir mesafe bulunmakta. Çözümleri sadece bizler için değil ziyaretçilerimizi de düşünerek planlayacağız” diye konuştu.

Doç. Dr. Adnan Baysal, bu sezon minimum 60 gün çalışılacağını belirterek, şu bilgileri aktardı:

“Bütçemiz bu yıl için belirlenmedi. Bütçe Kültür ve Turizm Bakanlığının ve Ankara Üniversitesinin belirleyeceği miktarlar kadar olacaktır.
Bir kazı çalışmasında kullanılan aletler içinde el arabası, kazma, kürek, elekten tutun da bilgisayarlara, milimetrik çizim yapabileceğiniz kırtasiyeden dişçi aletlerine, diş fırçalarından, boya fırçalarından plastik kovalara, oradan ekmek kasası olarak bilinen plastik kasalara naylon torbalara, etiketlere malalardan çelik halatlara, cetvelden testereye oradan nivo veya teodolit olarak bilinen harita ve kadastrocuların kullandığı ölçüm aletlerine kadar, ki bunlar çok önemlidir, değişir.
Bu çalışmalardan beklentimiz, başta belirttiğimiz amaçlara yani bilimsel ve yerel, genel kalkınma ve gelişmeye katkı açısından maksimum düzeye ulaşmak ve bunun sürdürülebilirliğini de sağlamak, özellikle turizm açısından çok önemli bir potansiyel ve cazibe alanı, değerlendirmek ve değerlendirilmesine katkı vermek istiyoruz. Karaman bunu hak ediyor.”

Tarihi eserleri, kazı alanlarını, eski medeniyetllerin geride bıraktıklarını, müzeleri gezmeyi hep sevdim. Türkiye’de önemli alanların tamamını gezdim. Göbeklitepe henüz medyada yer almadan kazı çalışmalarını izledim. Haleplibahçe Mozaikleri’nin çıkarıldıkları döneme tanıklık ettim. Zeugma antik kentinden eserlerin taşınmasını gördüm. Ürdün’deki Petra antik kenti ve Suriye’deki Palmira antik kentlerini gördüm ve günlerce etkilerinde kaldım. Moğolistan’da dinozor alanları, Çin’de uçsuz bucaksız surlar, toprak altından çıkarılıp gizemini koruyan askerler, atları, savaş arabaları ile beni dehşete düşüren Terra Cotto Ordusu, Kahire, piramitler, firavun mumyaları, Atina’daki partenon, İtalya’da Roma’nıın geride bıraktıkları, Kudüs ve her bir taşı, eseri, İspanya’daki muhteşem İslam mirası Kurtuba ve ille de Kabe…

Buraları gezerken, “Duhan Suresi”ni hatırlamadığım an yoktur. “Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar. Nice ekinler, nice konaklar! Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. Gök ve yer onların ardından ağlamadı, onlara mühlet de vermedik.” (25-29. Ayetler)

Hayatın nabzının atmadığı yerlerde dolaşmaktan yorulmadın mı? Nesinden haz alıyorsun buraların?” sorusuna öyle çok muhatap oldum ki, Adnan hocama bu kez ben sordum:

--Bir kazı alanını gezmek görmek gerekir mi? Neden? Kazıları görmek bize ne kazandıracak?

Hocamın yanıtıını aynen veriyorum: “Bir kazı alanı sizin geçmişe yolculuğunuzun kapısıdır. Geçmişte yaşamış insanların bulunduğu mekanları, kullandıkları alanı görmek anlamak için, bir arkeoloji projesinin neye benzediğini görmek için, arkeologların nasıl çalıştığını görmek için, müzelerimizde sergilenen eserlerin arkasında binlerce yüzlerce yıl önce yaşamış olan insanlardan kalan buluntuların müzelerimize ulaşıncaya kadar ne kadar uzun ve yorucu çalışmaların yapıldığını anlamak için ama her şeyden önemlisi, kültür varlıklarımızın değerini ve önemini anlamak, sahip çıkmak ve bu bilince, anlayışa sahip bir nesil yetiştirmek için gezmek görmek gerekir.”

Her büyük kazının ardında bir sponsor desteği vardır. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Daha yakınlarda izlediğim ”The Dig” filmi, İngiltere’de bir küçük kasabada bir zengin kadının desteği ile çıkarılan Anglosakson gemi mezarı kazısının öyküsünü işlemiş. Arkeolojinin ne olduğunu merak edenlere çok fazla ip uçları sunan bir film. İzlemenizi öneririm. Film, John Preston”un Türkçeye “Kazı” adıyla çevrilen romanından uyarlanmış. Gerçek bir olay, öyle incelikli işlenmiş ki, okuru sıkmayan bir kitap.

Adnan Baysal hocama kazılara destek verilmesi konusunu da sordum. Şu yanıtı verdi:

“Kazılara destek, sponsorluk şeklindedir. Çok genel ve basit anlamı ile şunu söylemek gerekir; işleyişi sağlamak ve kolaylaştıracak her türlü yardım ve destek diyebiliriz. Bakanlığımızda bu konudaki kültürel alandaki destek ve faaliyetlerin teşvik edilmesi konusunda çok itina göstermektedir.”

Yapılacak desteklerin, çalışmaların türlerini ve kapsamını genişleteceğini, hızlandırıcağını vurgulayan Adnan Baysal, şöyle devam etti:

“Destekler, kısa sürede hedefe ulaşmamızı sağlayacaktır. Desteği verenler için de kültürel ve ekonomik anlamda gelişen ve kalkınan bir Karaman’ın inşaasına projemiz üzerinden bir tuğla daha koymak gibidir. Sponsorlar bu alandaki çalışmalarımızı ve projeleri gerçekleştirmek üzere ana sponsorlar ve yan sponsorlar olarak bir kaç kategoride çok değişik kanallardan, protokoller çerçevesinde çalışamaları yürütmek üzere malzemeden, kullanılacak aletlere bir çatının tamirinden grafik dizayna veya bu tür giderlerin karşılanması yolunda destek sağlayabiliriler. En küçük destek dahi büyük bir adıma katkı sağlayacaktır.

En çok merak ettiğim konulardan biri, Canhasan kazı alanında ve çevrede nasıl bir düzenleme planlanıyor, Kalehöyük benzeri bir yer olma ihtimali olacak mı?” sorusuydu. Adnan Baysal hocam öyle güzel bir fotoğraf önüme koydu ki, seyrine doyulmaz. Ama bu bölümü bir sonraki Canhasan yazımda değerlendirmek istiyorum.

Kazı alanında 1960’lı yıllarda yapılan kazıların yürütüldüğü bir kerpiç ev varmış. Görenler hatırlayacaktır. Bu ev, hem bir tarih olmakta hem de Türkiye arkeolojisinin gelişimine tanık olmuş. Otantik bir yapıymış. Denizli’den çalışmak üzere Canhasan’a gelen işçilere yaptırılmış. Adnan Hoca, bu yapının bakım ve onarımlarını yaparak bir ziyaretçi karşılama merkezi haline dönüştürmek isteoitlediri söyledi. Daha çok şeyler söyledi. Okuyunca eminim ki, sizler de “Vay canına, inşallah kısa sürede gerçekleşir” diyeceksiniz.

Adnan Baysal, Canhasan’ın tanıtımı konusunda “iletişim, haber, bilgilendirme ve sosyal medya üzerinden yapılacak çalışmalar elbette etkili ama profesyonelce hazırlanan tanıtım, özellikle farklı dillerde de olması son derece etkili olacaktır” görüşünü dile getirdi.

Bu yaz için ön çalışmaları yapmayı amaçladıklarını bildiren Baysal, “Canhasan’ı şehirle buluşturmak istiyoruz.” dedi. Baysal hocanın Canhasan höyüklerinin yakınındaki yerleşim yeri olan ve bugün artık Alaçatı olarak bilinen köy ve köylülerle ilgili düşünceleri ise şöyle:

“İlk görüşmelerimizde bir çoğunun çocukluğunda oynadıkları alanlar veya dedelerinin babalarının bu kazılarda görev aldıklarından söz ettiler. Arkeolojik kazıların ne olduğu konusunda bilgi sahibiler. Özellikle başta muhtarımız olmak üzere destek veriyorlar.”

Doç. Dr. Adnan Baysal’ın şu sözlerine sahip çıkmak Karaman’ın görevi olmalıdır. Neden mi? Canhasan, Karaman’ın doğduğu yer. Canhasan, Karaman’ın 10 bin yıllık tarihinin çekirdeği. Karaman, Canhasan’da tohum olarak yeşermiş, yıllarca medeniyetlerin beşiği olmuş. Canhasan, Karaman’ın belleği, doğduğu, büyüdüğü yer. Geniş bozkırların bakir toprağı. Belki bir gün animasyon olarak bir Karaman belgeseli seyrederiz.

Canhasan’a şimdilik bu cümlelerle veda edelim:

Canhasan bir toprak yığını, höyük, sit alanı değil, Karaman’ın on bin yıllık tarihinin çekirdeğidir. Karaman’ın ulusal ve uluslararası düzeyde sesidir. Sahip çıkalım, koruyalım ve hep birlikte başarıya ulaştıralım.”

AHMET TEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?