ÇOBAN HACELİ’NİN KÖPEKLERİ (1)

Karamanlıya “K” harfiyle başlayan üç kelime söyle demişler, o da cevap vermiş: Goyun, guzu, geçi… Nerelisin diye sormuşlar, “Garamanlıyım” demiş. Ne içersin dediklerinde keyiflenmiş ve sandalyenin arkasına yaslanıp “Kazoz” demiş.

Kokuyor diye koyun etinin, sütünün, yoğurdunun ve peynirinin yanından geçmeyenlerin sayısı artarken, bu ülkede koyunculuk yaparak rızkını temin eden mübarek insanlarımız da var. Koyun sesini kim bilir kaç yıl aradan sonra geçen yıl, yine Ramazan’da yeniden duymuş, bir koşu çocukluğuma gidip gelmiştim. Ayrancı’nın köyündeki bir koyuncuyu bir konu için telefonla aramıştım. Konuştuğum çoban ağıldaydı. Konuşma boyunca, gecenin karanlığında Ankara’daki evimin kitaplığını ağıldan yansıyan koyun ve kuzu melemeleri doldurmuştu. Bu yıl koyun sesi duymadım ama Çoban Haceli ile görüştüm. Çoban Haceli, Haceli Dilaver Kılbasan’da koyunculuk yapan biri. Facebook’ta bir paylaşımı dikkatimi çektiği için telefonla tanıştığım hemşehrim.
Paylaşım şöyleydi:

“Yeni Dünya düzeninde yetişkin, eğitimli koyun köpeğinin ikisini fazlalıktan, tasarruf amaçlı, gıda pahalılığından dolayı Sürgüç köyünden bir arkadaşa bedava hediye ettim.” Çoban Haceli, kendisini “Üreticinin köydeki, dağdaki, sahadaki, ağıldaki, çadırdaki sesi” diye tanıtıyor. Karaman ağzıyla “Yirli ve Milli” üreticilerimizden. Haceli’nin bir üretici olarak, hayvancılık üzerine görüşlerine yer vereceğim. Önce köpeklerini hediye etme nedenini öğrenmeliyim. Sordum, yanıt verdi. Haceli gönlü geniş insan, hayata pozitif bakan bir üretici. Çoban Haceli’ye göre, Türkiye’de nüfusun 6 milyonu köylü ve bunların yarısı hayvancılık yapıyor. Et ihtiyacı önümüzdeki günlerde artacağı için ihracatın kapandığını belirten Çoban Haceli’ye göre, “Uruguay’dan ithal et geliyor denilse de dünyada hiçbir şey öyle ucuz değil.”

Çoban Haceli’nin koyunculuğundan önce çoban köpeklerini anlatmak istiyorum. Koyun sürülerinin köpeksiz olmadığını bilmeyenimiz yoktur. Koyun sürüsü varsa o sürünün olmazsa olmazı köpektir. Öyle ki, o hayvanlara köpek değil, çoban köpeği denilmiştir.

Çoban köpeklerinin çobanlara yük olacağı, fiyat artışlarının çoban köpeklerinin beslenme masraflarını artıracağı, biz şehirlilerin aklına nereden gelsin. Benim gelmemişti.

Çoban köpekleri bütün gün sürünün peşinden ayrılmayan, sürüyü sahiplenen hayvanlardır. Şehir köpeklerinden farklıdırlar. Köpek beslemediğim için şehirde ev ve bahçelerdeki köpeklerin bakım ve beslenme maliyetleri konusunda bilgim yok.

Çoban Haceli’yi arayıp konuşmasam, çoban köpeklerinin ne yiyip içtiklerini de öğrenemeyecektim. Çoban Haceli’ye kulak verelim:

“Geçen aya kadar bayatlamış ve elde kalmış ekmeği tanesini 80 kuruştan alıyordum. Şimdi kuru ve bayat ekmek oldu 1,5 lira. Bir köpek en az 3-4 ekmekle doyar. Köpekleri doyurmakta zorlanıyoruz. Artık köpeklerim için ekmek alamıyorum, yal karıyorum. Yal, arpa unuyla kepeğe su ve tuz ilave edilip karıştırılarak hazırlanır. Bir köpeğin bir aylık yal parası 200 lirayı buluyor.”

Çoban köpeği olarak Kangal kırması beslediğini belirten Haceli Dilaver, 6 yetişkin köpek ve üç eniği olduğunu söyledi. Son yıllarda kurtların sayısının arttığını ve çoban köpeklerine daha çok ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Dilaver, “Masrafları kısmaya çalışıyoruz. Bu yüzden biri 11 aylık olan iki Kangal kırması köpeğimi bahçe sahibi Erdal Biçer’e verdim. Köpeği parayla satmak çobanlık geleneğinde makbul değildir. ‘Köpeğin parasında bereket olmaz’ demişler. Bu yüzden köpeklerimi hediye ettim.”

Türkiye’de et fiyatlarının yüksekliği konuşulurken, bir çobanın ağzından hayvancılığın hiç akla gelmeyen bir yönünü duydum. Köpek doyurmak bile güçleşmiş. Çoban Haceli, sorunlarını dile getirmesini bilen ama karamsar olmayan, öneri sunan biri. Haceli Dilaver’in şu cümlelerinde gerçek payı yok mu?

“Köyde çalışırsan ekmek var. Koyun güderken oruç tutarsan iftar sofrası da var. Cenab-ı Allah sizlere ve olmayanlara daha geniş ve güzel sofralar versin inşallah. Bu garip çobana da afiyet olsun. Eğer çalışıp da aç kalan varsa harcamasını gelir seviyesine göre dengelemelidir.
Bugün karşıma merada köylülerimizin yeni tutmuş olduğu bir Suriyeli çoban denk geldi. ‘Suri, aylık 5 bin mi?’ dedim. Türkçe bilmiyorum dercesine işaretle ifade etti. ‘Ağaları tercümanla mı bağlantı kuruyor ki bu çobanla?’ dedim. Kendi kendime, ‘Usul, yavaş, ağır ağır güt kendi koyununu. Dil bilmeyen, Türkçe bilmeyen insanlarla falan uğraşma. Kendi işini kendin gör’ dedim. Gidişat iyi değil, ‘Sen ağa, ben ağa, bu inekleri kim sağa’ sözü aklıma düşüverdi. ‘Suriyelilerin ve Afganların ne işi var?’ diyenlere, ‘Gel, koyunu sen güt’ desen gütmezler. ‘Tarlada çalış!’ ‘Çalışmam.’ Bedava ekmek fare kapanında olur. Hazıra Aksaray’ın Hasan Dağı da dayanmaz. Onun için ömrüm ve imkânım elverdikçe, yüce Allah izin verdiği müddetçe yirli ve milli üretime devam inşaallah.”

Çoban Haceli girdi maliyetlerindeki artışlar yüzünden köpeklerinden ikisini gözden çıkarmak zorunda kalmış. Yani köpeklerinin sayısını azaltmış. Çoban Haceli’den duyduğum güzel haber ise “kurtların sayısı arttı” sözü oldu. Doğayı korur, ona ve onun üzerindeki kıpırdayan her canlıya, hayvana, ağaca, suya ve toprağa zarar vermezsek, ilahi güç, onulmaz denilen yaraları gideriyor. Milli Parklar Şube Müdürlüğü yaban hayatının istatistiklerini tutuyor bildiğim kadarıyla. Diğer yaban hayvanları sayısında da artış olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü hem halk bilinçleniyor hem kaçak avla ciddi mücadele ediliyor.

Karaman, hayvancılık ve özellikle koyunculuk yapan sayılı illerden. Ne yazık ki, Karaman’da medya hayvancılık üzerine haber ne köşe yazılarına hiç yer vermiyor. Beş yıldır Karaman’da bazı yayın organlarını takip ediyorum, bu süre içinde üreticilerle yapılmış tek röportaj görmedim. Oysa bu bir vebaldir, sorumluluk ve yükümlülüktür. Dünyanın gündeminde gıda krizi var. Et ve tahıl öncelikli. Karaman’ın gündeminde ne var? Bu yıl yağışlar yüz güldürdü. Dağlarda diz boyu ot beklenirken don vurmuş. Karadağ’ın otları yanmış. Yemin bir çuvalı 300 liraya çıkmış. Haber nerde, makale nerde? Şehrin dertlerini, sorunlarını kim yazıp çizecek? Karaman’ın onlarca köyü var, bir tek köy haberi yok. Bölükyazı TOKİ projesini örnek göstermeye kalkmayın. O da ayrı bir hikaye. Konuyu üç yıl önce yazdım. Makalenin başlığı “Sahipsiz Karaman”dı. TOKİ işi ciddiye alınca bir anda işi sahiplenenler peydah oldu.

Hayvancılığın sorunları, girdi maliyetlerinin yüksekliği ve çözüm önerileri konusunda Çoban Haceli’nin görüşlerini gelecek yazıda paylaşacağım. Bu konu üzerine bir süre devam edeceğiz inşallah.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tek - Mesaj Gönder --- Okunma



Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi

Anket Fiyatlar neden sürekli yükseliyor?